Photoshop Magazin
 


Türkiye’nin İlk “Tasarım Yürüyüşü” Etkinliği Gerçekleşti !

01 July 2010 | Sayı: Jul 2010
 
1 2 3 4 5
 

 


Yürüyüş sözcüğü, ülkemizdeki siyasi hareketlilik düşünüldüğünde, tek başına bile tüyler ürpertici anlamları olabilecek nitelikte! Peki o halde neden ‘yürüyüş’?
Tasarım üzerine yapılan etkinliklerin pek çoğu konuşmacı ve dinleyicilerin karşılıklı oturduğu pasif etkinlikler. Bu tür etkinliklerin yanında fiziksel olarak harekete, yer değiştirmeye dayalı, aktif bir etkinlik yapmak, mevcut etkinlik havuzumuza bir de yürüyüş kavramını katmak istedik. 


Dünyada “Design Walk (Tasarım Yürüyüşü)”, birkaç güne yayılan ve kentin tasarım ile ilgili birkaç bölgesi, semti ya da merkezi arasında köprü kurmayı amaçlayan etkinliklerin ortak adı. Yunanlı tasarımcı dostlarımız ise Design Walk’u bir marka olarak konumlandırmış. “Design Walk” her yıl farklı bir kent ya da kent parçasında yapılabilir. Farklı şehirlerden gelen katılımcılar ya da aynı şehirde olup da bu bölge, semt ya da merkezlere ulaşmaya vakit ya da olanak bulamayan kişiler için düşünülmüş bir etkinlik formatı. “Tasarım Yürüyüşü” fikrini hayata geçirirken bu formatı temel alarak ülkemiz için yeniden yorumladık. 


Ayrıca yürüyüş sözcüğünün ülkemizdeki metaforları düşünüldüğünde bir tür çok anlamlılık oluşmakta. Türkiye; ‘yollar yürümekle aşınmaz’ gibi politik metaforların, ‘yürü be kim tutar seni’ gibi günlük hayat gazlamalarının, ‘akçe akıl, don yürüyüş öğretir’ gibi komik atasözlerinin, ‘akıl yürütmek’, ‘gemisini yürütmek’, ‘hükum yürütmek’ gibi mecazi tamlamaların ülkesi. Öğretmenlerimize göre ‘ayağı yürüten baştır’, anne babalarımıza göre ‘akılsız başın cezasını ayaklar çeker’. Türkiyelilerin hayatında yürümek önemlidir. Bizde ‘it ürüse de kervanlar yürür’. Biz ‘akıl yürütür’, ‘üstüne yürür’, ‘izinden yürür’, ‘gemimizi yürütürüz’. Bilmediğimiz konularda ‘hüküm yürütür’, bildiğimiz konularda ‘alır yürürüz’. Eh, bu ülkede yürüyerek yapılacak bu aktif etkinliğe ‘yürüyüş’ denmez de ne denir?
Diğer yandan, yürüyüş için gerekli her türlü ön çalışma yapıldı. İstanbul Emniyet’ine bilgi verildi. Yiyecek, içecek, muhabbet bölgeleri, çay-simit ve kuru-pilav durakları önceden ayarlandı. Her anı keyifli anılarla dolu, heyecanlı ve dinamik bir etkinlik olduğunu söyleyebiliriz.

 


“Yürüyüş” sözcüğü, ülkemizde farklı anlamları çağrıştırabildiği için, beraberinde farklı soruları da getirebiliyor! Bu anlamda Tasarım Yürüyüşü’nü neden Tasa Platform düzenliyor?
Tasa, temel amacı grafik tasarımın toplumsal değerini artırmak olan bir tasarım(cı) grubu. ‘Tasanın tasası’ başlıklı çıkış metninde görevini “grafik tasarımın toplumsal itibarını artırmak” olarak tanımlıyor.

 


Tasa, grafik tasarımcıların bir meslektaş inisiyatifi. Diğer tasarım disiplinleriyle ve mesleki ya da toplumsal inisiyatiflerle birlikte var olmayı ve işbirlikleri geliştirmeyi önemsiyor. Bu yüzden geliştirdiği ilk projesini Tasa üyelerinin de üyesi ya da yöneticisi olduğu, kendi alanındaki en geniş ve tek meslek örgütü olan GMK’nın da desteğini alarak yapması önem taşıyor. GMK bir meslek örgütü ve ku- caklayıcı bir üst kurum. Temel ilkelerine ters düşmediği sürece bu ve benzeri etkinlikleri desteklemesi, renkliliğin, çok sesliliğin, çeşitliliğin, farklılıklarımızla bir arada var olabil- menin yolunu açması açısından çok önemli. Tasa, tasarımın tüm topluma nüfuz edecek şekilde yaygınlaşabilmesinin yollarından birinin farklıkları ve çeşitliliği artıracak proje ve etkinlikleri çoğaltmaktan geçtiğini düşünüyor. Bu amaçla projeler üretmeyi temel işlev- lerinden biri olarak görüyor. Tasarım Yürüyüşü işte böyle bir proje. İşe böyle bir yürüyüş projesi ile başlamak yola yeni çıkmış çiçeği burnunda bir kollektife de yakışıyor.

Tasa kimlerden oluşuyor?

Tasa’yı “çizer-yazar” Aydan Çelik; Deney İletişim Tasarımı’nın kurucusu Murat Celep; görsel iletişim tasarımcısı, editör ve öğretim görevlisi Ömer Durmaz; iletişimci, tasarımcı ve öğretim görevlisi Rauf Kösemen ile görsel iletişim tasarımcısı Volkan Ekşi kurdu. Ama Tasa, her projesinde farklı disiplinlerden pek çok tasarım dostundan destek ve güç alır.

Yürüyüşte özellikle tasarım stüdyolarına konuk oluyorsunuz. Bu ziyaretlerin özel bir anlamı olmalı?
Reklam ajanslarında çalışan grafik tasarımcıların yanında kendi atölyesini / stüdyosunu / dükkânını açan tasarımcıların çabasını takdir etmek, tasarım sektörünün geliş- mesi için gerekli olan tasarım stüdyolarının varlığına işaret etmek için tasarımcılarımızın mekânlarını ziyaret etmeyi uygun gördük. Tasarımcıların üretim alanlarının çeşitliliğinin artmasının sektörün gelişimine katkı sağlaya- cağının altını çizmek, ‘bu yolda’ birlikte yürümek istedik.

Bu ilk yürüyüşün güzergâhı Tarihi yarımadayı kapsıyor. Neden ilk önce Karaköy, Sirkeci, Cağaloğlu, Sultanahmet, neden Babıali?
Yürüyüşün başlangıç noktası grafik tasarı- mın Türkiye’de bugün geldiği son noktanın sergilendiği 29. GMK-Grafik Ürünler Sergisi; bitiş noktası ise Türkiye’de grafik tasarımın miladı kabul edilen İhap Hulusi’nin işlerinin sergilendiği İhap Hulusi Görey Galerisi. Ara konaklarda Sait Maden, İlhan Bilge ve hat üstadı Emin Barın var. Babıali güzergâhı, gazeteciliğin, matbaacılığın ve dolayısıyla grafik tasarımın Türkiye’de can bulduğu ve uzun yıllar kalbinin attığı bölge. Türkiye’de grafik tasarıma zemin hazırlayan pek çok faaliyet burada ve çevresinde gerçekleşmiş. Her ne kadar bugün turistik varoluşuyla farklı bir cazibe merkezi olsa da, burası mesleğimizin köklerine bir selam yollamak için iyi bir güzergâh. İlk tasarım yürüyüşümüz için de mesleğimizin kökleri- nin gömülü olduğu bu coğrafya çok uygun doğrusu.

Tasarım Yürüyüşü etkinliğine katılım 30 kişi ile sınırlıydı. Neden böyle bir sınırlamaya gereksinim duydunuz?
Daha çok tasarım dostuyla bir arada olmak istememize rağmen, ziyaret edilecek uğrak yerleri az sayıda insan alabil- diği için katılımcı sayısını sınırlan- dırmak gerekiyordu. Bireysel ça- lışan tasarımcıların stüdyolarının büyüklükleri düşünüldüğünde 30 kişi dahi fazla olabiliyor. Bazı stüdyolar ancak 7–8 kişilik gruplarla ziyaret edilebiliyor. Bu nedenle 7–8 kişilik grup- lara bölünerek konuk ol- mak gerekiyor. Bu durum gezi süresini uzatıp bek- leyenleri yoracağından katılımcı sayısı sınırlandı- rılmak zorundaydı. Bu etkinliğin sağlayacağı deneyimle di- ğer yürüyüşlerde daha fazla kişinin katılımını sağlayacak rotalar oluşturulabilir.

Yürüyüşe katılmak için bir ücret ödeniyor. Neden katılım bedeline ihtiyaç duydunuz?
Tasarım yürüyüşü adı üzerinde bir tasarım organizasyonu. Bu organizasyonda kullanılacak göstergeler, üzerinde düşünülmüş ve ‘tasarlanmış’ olmalıydı. Bu amaçla eksenini Ömer Durmaz’ın tasarladığı afişin oluşturdu- ğu bir kimliklendirme çalışması yapıldı. Bu kimliklendirme doğrultusunda yürüyüşün göstergelerini (işaretlerini) taşıyan bayrak, tişört, şapka, çanta, defter, rozet vb. ürünlerin çoğaltılması bir ‘maliyet’ oluşturdu.

Ayrıca neredeyse bir güne yayılacak olan bu yürüyüşün keyifli, kaliteli, zihnimizi gereksiz ayrıntılarla meşgul etmeyen, dinlendirici bir etkinlik olması önemliydi! Katılımcıların hafta sonlarından ayırdıkları günün güzel bir hafta sonu tatili olarak da hatırlanmasını sağlamak için detayları organizasyonu yapanların düşünmesi gerekli ve önemliydi! Bu amaçla yürüyüşçülerin yiyecek, içecek vb. temel ihtiyaçlarının zorlanmadan, keyifle ve hızla giderilebilmesi de önemliydi!

Tüm bunlar bir maliyet oluşturdu ve bazı basılı işler için bulunabilen küçük katkılar dışında sponsorluk bulmak da mümkün olmadı. Bu yüzden maliyeti karşılamak için basın mensupları hariç tüm katılımcılardan bir ‘katılım payı’ alınmasına karar verildi ve katılım payı belirlenirken kâr amacı güdülmedi. Üstelik Tasa üyeleri de yürüyüşe katılmak için katılım payı ödediler. Mali açıdan yasadışı bir duruma düşülmemesi için, ödenen bedel karşılığında fatura düzenlemesi de sağlandı.

 


Tasa Platform mantifestosunda ve Tasarım Yürüyüşü’nün metninde “Tasarım Dostu” ifadesine yer verilmiş. Neyi ifade etmek istediğinizi biraz açar mısınız?
Bize göre "tasarım dostu"nun iki karşılığı var: Birincisi; mesleğine ve meslektaşlarına saygı ve sevgi duyan, tasarım sektörünün gelişimine baş koymuş, bu uğurda görev almaya, iş yapmaya hazır, meslektaşlık ruhu gelişmiş, üretken ve işbirliğine yatkın tasarımcılar demek. 


‘Sadece tasarımdan anlayan tasarımcı, hiçbir şey bilmiyordur’ diye bir söz var. Geleneksel anlamda ve çoğu zaman tasarımın kendi içeriği yoktur. Haber olmadan gazete, fotoğraf olmadan albüm, çağrı olmadan afiş olmuyor. Tasarım içine aldıklarıyla, tasarladıklarıyla şekilleniyor. Bu anlamda tasarımı besleyecek, tasarımcıyı anlayacak, tasarıma ufuk açan içerikler üretecek, ancak meslekten olmayan kişilere ihtiyaç var. Irma Boom, Hollandalı tasarımcıların performanslarının yüksek oluşunu, bu ülkedeki alıcıların tasarımı algılamadaki düzeylerinin yüksek olmasına bağlıyor. Mesleki amaçlarımıza ulaşmada sadece tasarımcılarla beraber mücadele etmenin ne kadar tüketici olacağını çoktan anlamış bir kuşağız. Bu yüzden tasarıma ve tasarımcıya saygı gösterenlerle dost olmak istiyor, onları da ‘tasarım dostu’ olarak görüyoruz. 


Photoshop Magazin ekibi olarak söyleşi için teşekkür eder, Tasa’ya yeni projelerinde başarılır dileriz. Son değerlendirmenizi de alabilir miyiz?
Hem mesleki bilincin artması için, hem de tasarımın mali olduğu kadar sosyal değer de oluşturduğunun algılanabilmesi için yürünecek daha çok yolumuz var! Tasarım yürüyüşleriyle bu yolu kısaltmak, mümkünse de kestirmeden gitmek istiyoruz. Yürüyüşlerimize tüm tasarımcıları bekliyoruz.

 

July 2010

 


Radar