Photoshop Magazin
 


Rize’de Lazboard Snowboard Yarışları

01 July 2009 | Sayı: Jul 2009
 
1 2 3 4 5
 

Ülkemizde Lazboard diye adlandırılan, yerel halkın karda kullandığı yeni bir tür kar aracı demek lazım. Spor diyemiyorum çünkü asıl amacı bu olarak başlamamış. Halkın çok yoğun karda tepelerden inmenin en hızlı yolu olarak geliştirdiği bir yöntem. Lazboard’un yörede bilinen adının “üzme” tahtası olması çok eskilere dayanmakta. Eski dilde “kaymak, kayış” anlamına gelen üzme fiilinden türetilen üzme tahtası yani şimdiki adıyla “lazboard”, çam ağacından yapılmaktadır. İlk başlarda sadece oturarak ve tutunarak uygulanan bu yöntem yıllar boyunca birtakım modifikasyonlar geçirerek bugünkü haline ulaşmış. Şu anda, bir tahta parçasına çakılan iki çıta ile ayakların kayması önlenirken uç tarafa takılan bir ip ile ön taraf kontrol edilmeye başlamış. Tabii elde tutulan ve dümen gibi işlev gören ama daha çok yere değerek dengeyi kurmayı sağlayan değnek aparatını da unutmamak lazım. Sonuç oldukça şaşırtıcı, çok ciddi bir sürata ve kontrole sahip lazboard gören herkesi oldukça şaşırtıyor. 



Kayma süresince gayet kontrollü ve hızlı olan lazboard sadece duruş anında ayaklar takılı olmadığı için problem yaratabiliyor. Hatta ön tarafın iple çekilerek havaya kaldırılması lazboard’a diğer kayak ekipmanlarında olmayan bir avantajı sağlıyor. Özellikle çok bol ve yumuşak karda bunun önemi ortaya çıkıyor. Tabii bu olayın keşfedilmesi de ilginç aslında. Benim bildiğim kadarı ile dünyaca ünlü snowboard sporcularından biri, bir gün Rize Anzer yaylaları civarına helikopter ile drop in (helikopter ile zirveye bırakılarak aşağı doğru serbest iniş) yapmaya gelmiş ve yukarıdan kayan insanları görmüş. Olay araştırılmış ve de yöre halkının yaklaşık 150-200 yıldır bu yöntemi kullandığı anlaşılmış. Bunun üzerine snowboard ve lazboard yarışı yapılsa nasıl olur fikrinden yola çıkarak eğlenceli bir organizasyon yapılmaya karar verilmiş. Sponsor firma hemen bir yarış ekibi ve organizasyon takımı kurarak bölgeye gitme kararı almış. Bunun üzerine ben de ekibe fotoğrafçı olarak katıldım ve oldukça zorlu ve eğlenceli bir macereya katıldım. Bu tarz bir çekime giderken hazırlık çok önemli. İlk olarak şubat ayında Rize’nin ne kadar soğuk ve karlı olduğunu düşünerek işe başladım.


Soğuk ve nem hem benim için hem de ekipmanlarım için bir problem yaratabilirdi. Bana bir kayak beldesine gitmediğimiz, resmen dağa gittiğimiz söylendi. Kayak beldelerindeki gibi kaymak için özel pistler, bizi yukarı çıkaracak liftler, sonrasında sıcak şarap ya da sucuk ekmek falan yok ona göre! uyarısını ciddiye aldım ve çantamı ona göre hazırladım. İlk önce karda çok yürüyeceğimi düşünerek ekipmanımı hafif tutmaya karar verdim. O yüzden bu tarz çekimlere her zaman 3 body ile gitmeme rağmen bu sefer tek body almaya karar verdim. Lenslerimi de aynı sebepten dolayı dikkatli seçtim. 300mm lensimi yanımda götürmeyi çok istesem de çok ağır olduğunu düşündüğüm için üzülerek yanıma almadım. Bu tarz koşullar için Lowerpro markası çok başarılı sırt çantaları üretmekte. Çantanızın hem belden hem göğüs kafesi üzerinden bağlanabilmesi size yürürken büyük rahatlık sağlayacaktır. Suya karşı dayanıklı olması da karın üzerine koyduğunuz zaman aklınızı meşgul etmeyecektir.

Çantanın içine dönecek olursak, Nikon D300 body, Nikon AF-S 80-200mm f:2.8 lens, Nikon AF-S 12-24mm f:4 lens, Nikon AF-S 28-70mm f:2.8 lens, Nikon 1.4 TCII-E converter, Nikon SB 800 flash ve bol miktarda pil. Pil konusu bu şartlarda oldukça önemli. Soğuk hava pillerinizi çabuk tüket  menize neden oluyor. O yüzden yedek pilleriniz çantanız yerine montunuzun cebinde vücudunuza yakın taşıyarak sıcak tutarsanız çok daha verimli sonuçlar alabilirsiniz.

Bu arada sık sık yürüyeceğiniz ve terleyeceğiniz için kıyafetleriniz ve botlarınızın goretex olmasında fayda var. Unutmadan eklemem gerekir ki dağcıların kullandıkları “tozluk” bu gibi ortamlarda çok önem taşır. Dizlerinizden botunuzun ucuna kadar bacağınıza geçen bir korumadır. Hem sıcak tutar hem de ıslanmanızı önler. Eldiven konusuda çok önemli aslında, hem sıcak tutmalı hem de ellerinizi rahat kullanabilmelisiniz. Bu tarz özel dikilmiş eldivenler mevcut. Eldivenlerin sadece parmak kısmı açılarak elinizden çıkarmadan kullanabiliyorsunuz. Böylece makinanıza daha rahat hakim oluyorsunuz.

Eğer bunu bulamazsanız ince polar eldivenler de elinizden çıkarmadan işinizi görecektir. Güneş gözlüğünü de sakın unutmayın. Kış ortasına ne işe yarar demeden önce güneş ve kar ortamını bir düşünün. Zirvede güneşli bir günde gözleriniz yaşarmadan hiçbir yere bakamıyorsunuz. Hemen bu konudan devam ederek size pozlama zorluklarını anlatayım.

Güneş kar ikilisi bir araya geldiği zaman size fotoğraf çekerken ciddi anlamda zorluk yaratıyor. Hele ki öğlen saatlerinde işiniz çok zor. Karın üzerinden yansıyan ışık pozlama değerlerinini şaşırtıyor. Bu durumda makinanızın otomatik ayarlarına güvenmemenizi
tavsiye ederim. Çünkü ortalama değerler aradığı için o ortamda fotoğraflarınızın çoğu az pozlanmış çıkacaktır. Bu durumda manuel ayarlar en doğru sonuca ulaşmanızı sağlar.

Ancak bu durumda da bir zorluk var. Ortam çok ışıklı olduğu için makinanızdaki LCD ekranı asla tam göremiyorsunuz. Fotoğraf nasıl oldu emin olmak çok zor. Yöntemlerden biri makinanızı ve kafanızı montunuzun içine sokarak bakmaya çalışmak. Becerebilirseniz tabii. Kısacası kapalı bir ortamda LCD yi görmeniz lazım yoksa sizi çok yanıltacaktır. İşte burada histogram okuma bilgisi önem kazanıyor. Histogram size fotoğraf hakkındaki ışık ayarlarını bir tablo halinde sunacaktır. Birçok fotoğrafçı bu özelliği kullanmıyor ama bu durumlarda çok işinize yarayacaktır. Histogram durumu çekilen şartlara göre değişkenlik gösterir ama aynı ortamda doğru çekilen bir fotoğraf size kılavuz olacaktır. Bir diğer zorluk ise pozisyon almak. Derin karın içinde sırtınızda 15 kg ile yürümek gerçekten oldukça yorucu olabiliyor.


Bu yüzden öyle bir açı bulmalısınız ki birkaç farklı kare yakalamanıza izin vermeli. Işığı doğru yerden almalı ve de fazla hareket
etmemelisiniz. Çünkü elinizde fotoğraf makinası varken yürümek istemezsiniz. Bu gibi durumlarda telsiz kullanımı da çok yararlı.
Kesinlikle unutulmaması gereken bir cihaz. Sporcular ve ekip ile temas halinde olmanız çok önemli. Onlara nasıl açılar istediğinizi
açıklamalı ve ona uygun lensi kullanmalısınız. Ya da karın içine saplandığınız zaman “kurtarın beni” demeniz için iyi bir yol. Geceleri de unutmamak lazım tabii, eksi derecelerde uyumanız gerekebilir, ona uygun uyku tulumu da bulundurmak lazım. Bu benim unuttuğum en önemli şeydi..Bere ile uyumak ilginç bir deneyim oldu !


Yarış ve inişler sırasında yaşananlar da oldukça eğlenceli idi. Birçoğumuz lazboard sporcularının bu kadar iyi kayabildiğini tahmin
etmiyorduk açıkcası. Hatta ilk iniş denemesinde indikleri yerin ucuna tutuna tutuna geldiğimi itiraf etmeliyim. Snowboard sporcularının da birbirlerine soran bakışlar ile baktığını da eklemeden geçemiyeceğim.Dimdik bir yamaçtan aşağı dümdüz inmelerini izlemek gerçekten heyecan verici bir deneyimdi. Yarışın ise kıran kırana geçtiğini söylememe gerek yok. Rize de tekrar böyle bir çekim yapmayı dört gözle bekliyorum. Umarım sizde beğenirsiniz, gelecek ay görüşmek üzere.

 

July 2009

 


An Derinliği