Photoshop Magazin
 


Her Derde Deva Photoshop

01 April 2009 | Sayı: Apr 2009
 
1 2 3 4 5
 

Merhaba sevgili Photoshop severler. Bu ilk yazımda sizlere CS4 sürümündeki yeniliklerden bahsedeceğim. Hey hey bir dakika! Durun yahu, şaka yaptım. Ben öyle şeylerden bahsetmeyeceğim. Gülerken düşündüren, ağlarken sevindiren, meteliksizken cüzdan bulduran konularda muhabbet edeceğiz. Sakin olun, okey? Beni tanıyanlarınız bu girişi yemedi tabi. Tanımayanlar için de gugıl ile küçük bir aramayı ev ödevi olarak veriyorum.

Photoshop Magazin dergisine yazmam mevzu bahis olduğunda aklıma ilk gelen konu Photoshop araçlarının birbirleriyle olan münasebetlerini magazinel bir dille irdelemek, yani biraz dedikodu yapmaktı. Hatta araçların fonksiyonları üzerinden şiir yazmayı bile düşünmüştüm. İşte “Stampayla klonlanmış duygular, History Brush Tool ile hatıralar, katmanlar arası hiyerarşiden toplumsal statüye yapılan yergiler” ile uzun uzun sayfalar dolduracaktım.

;Baktım bu da yavan kalacak, en iyisi Photoshop’un günlük hayatta karşımıza çıkan sorunlara nasıl derman olacağını anlatayım dedim. Bunu sadece yazmakla da yetinmedim, TRT 2’de yayınlanan ve sizin de yakından bildiğiniz Bilişim Rüzgarı programına kısa bölümler halinde verdim. Bizim Hüseyin Usta da bazı bölümlerde oyunculuğunu esirgemedi sağolsun. Cumartesi günleri saat 16:00’da izleyebilirsiniz. Photoshop ile dertlere deva bulmaya geçmeden evvel şöhret camiasında sıkça telaffuz edilen “Photoshop’lu Olmak” kavramına biraz değinmek istiyorum. Malumunuz, bu deyimi kendi güzelliğine güvenen ve rakibinin güzelliğinin sahte olduğunu vurgulamak isteyen hanımkızlarımız çokça kullanıyor. Yükledikleri anlam itibariyle de Photoshop’lu olmanın ayıplı mal gibi görülmesi gerektiğini hissettiriyorlar.

Her hafta “Ayol fotoşoplu o be”, “Bende gram fotoşop yok, doğal halim bu benim” diyen en az 5 ünlü sayabileceğinizden eminim. Tabi hepsinin cins-i latif olduğunu belirtmeye gerek bile yok. Bu konudan bahsedildiğinde, kimsenin aklına erkek taifesinin geldiğini sanmıyorum.



Neyse, güzellerimiz fotoşoplu olmanın ayıp olduğundan, kendi fotoğrafları üzerinde rötuş yaptırmaya hiç ihtiyaç duymadıklarından bahsederken, her hafta dip boyasını ihmal etmedikleri sarı saçlarını savurup, rimelli gözlerini kırpmayı ihmal etmezler. Yüzlerinde hiç yoksa “hafif makyaj”
adlı light badana, çukur ve tepeleri eşitleyen fondöten, az biraz canlılık katan allık, bakışa kuvvet katan sürme ve ona eşlik eden far, mavi lens, sünger destekli sütyen, topuklu ayakkabı eksik değildir. Sen fotoşopu canlı canlı uygulamışsın ablam, dijitaline ne gerek var? Kendin gerçek değilken fotoğrafına rötuş yapılmış yapılmamış ne farkeder?

Her türlü kozmetik destekli olmasına rağmen kendini dogal güzel olarak hissetmelerinin yegane sebebi, makyajın ve aksesuarların artık kanıksanma derecesinde hayatımıza yerleşmiş olmasıdır. O yüzden kendilerinin fotoşoplu olmadığını söylerken düştükleri çelişkinin farkında bile değiller. Mesela saç boyatmak nedir allahaşkına? Ayda iki kez saç rengini ve modelini değiştiren kızlar biliyorum. Lisedeyken bayağı kara saçlı, kestane kafalı kızların hepsi ne hikmetse mezuniyetten sonraki ilk yaz sarışın oluveriyor. İddia ediyorum, bir çok erkek karısının gerçek saç rengini bilmiyor. “İyi günde, kötü günde” deyip bir ömür beraberliğe imza atan kadının ayda bir tipinin değişmesi bir tek bana mı anormal geliyor?
Yahu ben müşterimin karısına yazılıyordum az kalsın. Adamın odasına girdiğimde içerde dergi karıştıran bir kadın gördüm. Tabi serde ayılık olmadığından ancak göz ucuyla bir iki kez baktım o kadar. Kadının odadan çıktığı bir anda “kim bu yavru Hilmi bey? Aramızı yapar mısın?” dememe ramak kalmıştı yemin ediyorum. Allahtan küçük kızları odaya girip “baba, annem şöyle diyor” dedi de duruma uyandım. Allah korumuş. Gerçi zampara kocalar için eşlerinin tipten tipe girmelerinde büyük fayda var. Sizin de gözünüz oynaşta ise, eşinizi teşvik edip bir an önce olabilecek tüm çeşitliliği denemelerini sağlamalısınız. Bakın nasıl işe yarar:

- Seni sarışın bir kadınla görmüşler Hilmi!
- Senin sarışın olduğun sıralarda biri görmüştür hayatım. O kadar güzel ve havalı olmuştun ki tanıyamamıştır. Şimdi daha güzelsin tabi ki.
- Hihihihi!

Tabi bana denk gelse:
- Geçen hafta arabanda kıvırcık, sarışın, bir seksen bir zenci kadın görmüşler Ahmet!
- Sen sandım, kaldırımdan aldım onu ben.
- Dalga mı geçiyorsun? Bu tanımın benimle ne alakası var?
- Valla evlilik cüzdanındaki kadınla senin aranda da bi alaka yok ama benim sesim çıkıyor mu?

Hele o topuklu ayakkabılara nasıl kılım anlatamam. Alenen erkek milletini kandırma aracı mübarek. Sorsan hiiiç boy kompleksi yoktur, kendini iyi hissettiği için giyiyordur. Lan yürüyemiyorsun onu giyince, ayakların hep yara oluyor. Nerene iyi hissettiriyor? Niye kendine eziyet ediyorsun? Yok, kadın dediğin topuklu giyer. Nedenmiş? Daha uzun görünebilmek ve yürürken doğal olarak kırıtabilmek için tabii ki. Bu kırıtma dişiliğin altını çizer, dikkati çeker ve ister istemez kadını bir ilgi objesine çevirir. Ama genelde boy kompleksinden giyilir. Boy ne kadar kısaysa topuk o kadar uzundur. Aralarındaki ters orantı bazen o kadar sınırdışı oluyor ki bakıyorsunuz kadın topuklu ayakkabı giymemiş, ayakkabıya adeta binmiş.
Alenen kandırma ve göz boyama yapıyorsun işte. Bir de utanmadan kalkmış başka kadınları fotoşoplu olmakla suçluyorsun. Kendin olmuşsun fotoşop. Nasıl bu makyajı, topuklu ayakkabıyı insanlık olarak kanıksadıysak ve artık normal karşıladığımız için gözümüze batmıyorsa, yakın zamanda Photoshop’u da kanıksayacağız. Gerçi artık tüm fotoğrafçılar, tendeki kusurları temizleyip biraz da blur ile bebek cildine çevirmeden teslim etmiyor fotoğrafları. Şayet fotoğrafçıları “aman gözünü seveyim, vize için bunlar, sakın rötuşlama” diye uyarmazsak hep fotoşoplu geliyorsa fotoğraflar, aslında kanıksamışız demektir.

Bu sayı fotoşoplamak üzerinden girdik herhangi bir derdimize devaya fırsat bulamadık. Kozmetik alemine karşı dolmuşum biraz, tutamadım kendimi. Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere, şimdilik hoşçakalın (TRT çekimlerinden dilime yapıştı bu kapanış, idare edin. Bir ara hatırlatın da çekim maceralarımı yazayım).

 

April 2009

 


Magazin Photoshop