Photoshop Magazin
 


Fotoğrafçı ve Portre'nin Anlık Buluşması

01 August 2008 | Sayı: Aug 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

Her ne kadar bu sıcak yaz günlerinde iş yoğunluğundan dolayı tatile gidemesek de Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Akçiçek ve Reklam Müdürümüz Derya Ergüç'le davetlerden davetlere, basın
toplantılarından defilelere her yerde Photoshop Magazini tanıtmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Conrad Otelindeki basın toplantısında HPnin üst düzey yöneticileri ile tanıştık. Daha önce
adını çok duyduğum fotoğrafçı Serkan Taycan’la da aynı toplantıda tanışma fırsatına sahip oldum. Analist ve Medya İlişkileri sorumlusu Almanya’dan Anja Steinmann organizatörlüğündeki basın
toplantısında HP Satış yöneticisi Selçuk Öznal, İngiltere’den Rothery Harris, Hollanda’dan Karen Van Varmerdam gün boyu bizi HP’nin son ürünleri ve teknolojik gelişmeleri hakkında bilgilendirdiler.
HP’nin storage ve server teknolojisi konferansından sonra Derya Ergüç, Güney Afrikalı Gazeteciler Jon Tullett ve Ryan Noik’e PM röportajı verirken ben de Serkan Taycan’la röportajımı yaptım.
Özellikle belgesel tarzı fotoğraflarına hayran kaldığım Serkan 1978 Gaziantep doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu. Üniversite’nin fotoğrafçılık derneği kurucularından olan Serkan, özellikle sanatsal çalışmalarıyla fotoğrafçılığa gönül vermiş. Serkan Taycan’ın fotoğrafları New Yorker, Stern, Wall Street Journal, Le Figaro, Cosmopolitan gibi dünyanın en önde gelen gazetelerinde
yayımlandı. Uzun yıllar belgesel çalışmalar hazırlamakla birlikte St. Petersburg, Malmö, Berlin gibi şehirlerde sergilere katıldı.

hspace=0

Fotoğrafa nasıl başladınız?
Fotoğrafa bir tesadüf eseri başladım aslında. Üniversitede okumaya başladığım
yıllarda okulun fotoğraf hocasıyla tanıştım. Karanlık odada uzun vakitler geçirdikçe fotoğrafı daha yakından
tanımaya başladım. İşin basit bir görsel disiplinden öte bir şey olduğunu hissettim. Fotoğrafın, hayatı ve dünyayı anlamada önemli bir gücü, kendine ait büyük bir geleneği olduğunu fark ettim.Bunlar fotoğrafı ilk olarak hayat tarzım ardından da mesleğim olarak benimsememe yol açtı.

Üniversite yılları ve daha sonrasındaki kişisel projelerinize kadar olan süreçte neler değişti?
Bu süreçte çeşitli atölyelere katılarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Böylece farklı fotoğraf anlayışına sahip fotoğrafçılardan beslenebildim. Bu arada bir süre İsveç'te belgesel fotoğraf konusunda eğitim aldım. Bunların paralelinde fotoğrafı evrensel boyutta irdeledikçe, daha önce yapılmış çalışmaları, yapanların hayat hikayelerini, dünyaya ve hayata karşı tavırlarını inceledikçe fotoğraf benim hayatımda daha ciddi bir yer
kaplamaya başladı. İlk uzun soluklu çalışmalarımı üniversite son dönemlerinde yaptım. Bitmekte olan okul hayatımı, yaşadıklarımı içeriden dolaysız bir gözle aktarabilmek için kendi hayatımı arkadaşlarımı fotoğrafladım. Genç, Ben” isimli bu seri Geniş Açı Fotoğraf Sanatı dergisinin düzenlediği “Genç Soluklar II” seçkisinde yer aldı. Bu benim için iyi bir motivasyon ve deneyim oldu.

hspace=0

Tekrarı Yok!
Bu sürede birçok dergi ve gazetede profesyonel olarak yaptığınız çalışmalarla yer aldınız. Bunlardan da bahseder misiniz?
Uzun zaman yerli ve yabancı gazete ve dergilerin kültür sanat sayfaları için editoryal çekimler yaptım. Halen
Gamma ve WPN (World Picture News) için çekimler yapmaya devam ediyorum. Buralarda benden daha
çok portre çekmem isteniyor. İlk başlarda biraz zorlansam kendimi uzak hissetsem de bir süre sonra portre çekmeye alıştım ve aksine çok sevmeye başladım.

hspace=0

Bu süreçte fotoğraflarınızda ne gibi değişimler gözlemlediniz?
İlk yıllarda ürettiğim işlerde belgesel bakış açısına daha yakın duruyordum. Müdahaleci değil gözlemci olmaya çalışıyordum. Ama bir süre sonra orada fotoğrafçı olarak makinemle bulunmanın bile zaten bir müdahale olduğuna karar verdim. Daha öznel bir dile doğru yöneldim. Lightroom ve Photoshop

Photoshop kullanıyor musunuz?
Evet tabii ki. Fotoğrafçı olup da Photoshop kullanmamak mümkün mü? Zamanımın çekim kadar belki de daha fazla kısmı bilgisayar başında fotoğraflarla uğraşmakla geçiyor. Bu süreçte Lightroom'da Photoshop kadar kullandığım bir yazılım.

hspace=0

Dijital Teknolojiler ve Üretim
Gelişen dijital teknolojiler fotoğrafın sanatsal kullanımını nasıl etkiledi sizce?
Gelişen dijital teknolojiler sayesinde sadece fotoğrafta değil bütün sanatlarda sınırsız yaratıcılık alanı oluştu. Eskiden akla gelmeyecek şeyler, konular fotoğrafçının ilgi alanına girdi. Yakın zamanda İstanbul Modernde sergisini gördüğümüz Andreas Gursky bunun en iyi örneği aslında. Dijital teknoloji olmasaydı onun yaptığı büyük ebatlı çalışmalar hayal bile edilemezdi. Fotoğraf makinelerinin ucuzlaması, cep telefonuna girmesi,
tekniğin kolaylaşması, dijital teknoloji, görüntü üretimini fotoğrafçının elinden alıp herkesin yapabileceği bir şeye dönüştürdü. Bu gelişme her ne kadar profesyonel fotoğrafçılar hoşlanmasa da olumlu bir durum. Geçmişte yazının yaşadığı hikayenin aynısı aslında. Ama diğer yandan insanlık bir nevi görüntü bombardımanı altında şimdi. Yaşadığımız hemen her dakika farkına varmasak da televizyonlar, reklamlar,
gazeteler… Önümüze bu görüntüleri yığıyor. Bunun insanlığın toplum psikolojisi için iyi olmadığını düşünüyorum.

hspace=0

Ülkede Fotoğraf Ortamı
Türkiye’de fotoğrafın algılanış biçimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok fazla oturmamış bir fotoğraf ortamı var açıkcası. Maalesef bir geleneğimiz yok. Hala kavramlar yerli yerine oturmuş değil. Son yıllarda internet sayesinde bilgi dağarcığı gelişse de üretilen işlere pek yansımadı bu. Hayatını fotoğraf yaparak sürdürenler olarak ortamı iki farklı yerden bakarak değerlendirebiliriz aslında. Birincisiticari olarak; biraz önce bahsettiğim dijital teknolojideki ilerlemeler sayesinde ticari fotoğrafın durumu
bulanıklaştı.Teknolojinin verdiği kolaylıktan dolayı bir noktaya kadar olan işleri fotoğrafta biraz anlayan herkes yapabilir duruma geldi. Bir fotoğrafçı enflasyonu doğdu. Amatör-profesyonel ayrımı çok belirsizleşti. İkincisi ise sanatsal gelişmeler oluyor. Gençler arasında ilginç işler yapan, kendi projeleri ile uğraşan
küçük bir kesim var. Ama oturmamış sistem nedeniyle onların solukları da pek dayanmıyor maalesef. Sanatsal üretimi destekleyecek kurumlar, burslar yok. En büyük problemlerden birisi de mecra sıkıntısı. Yeni fotoğrafçıları görünür kılacak galerilere, yayıncılara ihtiyaç var. Fotoğraf hala galerilerde yeterince yer alamıyor, meta olarak bir değer kazanmıyor. Ticari olarak da zemini oluşmadığı için hiç kimse taşın atına elini sokmak istemiyor. çağdaşlığını yitirmiş, heyecan vermeyen bir sürü iş hala ortamda dolanıp duruyor.

hspace=0

Fotoğraflarını beğendiğiniz veya sizi etkileyen fotoğrafçılar, çalışmalar nelerdir?
Bahsettiğim gibi başlarda Magnum ajansı ekolü gibi sosyal yönü ağır basan belgesel çalışmaları takip ediyordum. Daha sonra Nan Goldin, Anders Petersen, Araki gibi özel hayata ait çok cesur ama birbirinden oldukça farklı bakış açılarından etkilendim. Yakın tarihte ise ilgim daha çok Stephen Shore,
William Egglestone, Alec Soth gibi çalışmalarında farklı format ve renk skalaları kullanan fotoğrafçılara yoğunlaştı. Uzun Soluklu Projeler Son olarak ileriye dönük projelerinizden bahseder misiniz? Uzun vadede daha çok kendi projelerime yoğunlaşmak istiyorum. Uzun soluklu projelerin sonucunda oluşan kitap ve sergiler her zaman daha kalıcıymış gibi geliyor. Şu anda uğraştığım projelerden birisi memleket kavramını, doğup büyüdüğüm coğrafyanın benim için ne ifade ettiğini, oraya aitlik duygumu irdeleyen bir çalışma. Bir yıl kadar daha sürecek bu çalışmayı bir sergi ve kitapla sonlandırmak istiyorum.

 

August 2008

 


Sektörel Photoshop