Photoshop Magazin
 


Galatasaray’ın İletişimi; Evrensel

01 January 2011 | Sayı: Jan 2011
 
1 2 3 4 5
 

Futbolu bir iletişim kanalı olarak kullanmanın çok sayıda yolu var ve insanlar bu imkanları giderek artan şekilde kullanmak istiyorlar.

Dünyanın her yanındaki insan toplulukları üzerinde muazzam etkiye sahip tek bir spor vardır: Futbol, insan davranışlarını fazlasıyla etkileyen bu spor dalındaki karşılaşmalar bu etkiyi, farklı duygu yüklerini bir araya getirerek sağlar. Futbol kimilerinin hayatının anlamını teşkil ederken, bazen de en korkunç suçları işlemek için bir neden haline gelir veya bir başkası için ise yalnızca rahatlatıcı mükemmel bir sığınaktır.



Futbol nispeten yeni ve modern bir spor dalıdır; ancak ilk uygarlıklara kadar uzanan öğeleriyle yaygın kültür içine tamamıyla yerleşik durumdadır. Günümüz futbol stadyumları, oyuncuların seyircilerle etkileşim kurduğu yerler olan antik tiyatrolarla karşılaştırılabilir. Bununla beraber, futbol oyunları insanı duygusallığa sokan mistik dini ritüellerin yerini almış durumdadır ve bu ayinler düzenli olarak tekrarlanmaktadır. Ayrıca seyirciler, artık savaş alanları yerine birbirleriyle mücadele eden takımları desteklemek için stadyumlara gidiyorlar. Kitle iletişim araçları sayesinde futbolun vermek istediği mesajlar, çağımızda, yaşayan milyonlarca insana ulaşabiliyor.

Futbol fenomeninin kilit noktası, muhtelif değerleri iletebiliyor oluşu. Bu nedenle, bu spor hem reklam sektörü için hem de ideolojik grupların vizyonlarını daha popülerleştirebilmeleri için güçlü bir alan. Bu oyunun bir diğer avantajı, izleyiciler tarafından kolaylıkla tüketiliyor olması. Futbolu bir iletişim kanalı olarak kullanmanın çok sayıda yolu var ve insanlar bu imkanları giderek artan şekilde kullanmak istiyorlar.





Öte yandan, çatışmacı teoriler sürekli sorgulandığı ve yerine başka teoriler geliştirildiğinden beri futbol hakkındaki genel kanı değişmiş görünüyor. Futbolun, süren anlaşmazlıkların doğurduğu gerginliklerin sahasından başka bir şey olmadığını söylemek haksızlık olur. Zira bu spor, sıklıkla barışçı değerleri yaymak içinde kullanılıyor. Aynı 2010 Dünya Kupası’na gitmeye hak kazanmak için Eylül 2008’de oynanan Ermenistan-Türkiye maçında olduğu gibi.



Erivan’daki karşılaşma, diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasını sağlayarak iki ülke arasındaki diyaloğu güçlendirmek için önemli bir adım oldu. Bu hamle, FIFA tarafından Ermeni ve Türk milli futbol federasyonlarına Fair Play ödülü verilerek takdir edildi.



Bir başka husus ise, bugün artık kimsenin Avrupa’daki pek çok belediye futbol kulübünün yardım için para toplamasını olağandışı karşılamaması. Doğruyu söylemek gerekirse, bazı insanlar bunların halkla ilişkiler çalışmaları olduğunu düşünüyor. Buna rağmen en üst klasmandaki birçok futbol kulübünün olumlu davranışlar için ikna edici propaganda taşıyıcıları olmaları da ayrı bir konu. İyi ve güzel değerleri destekleme yönündeki olağandışı kampanyaları yıllardır yürüten FC Barcelona bu konuda örnek teşkil ediyor. Bu bağlamda, “Katalonya’nın  Gururu” sportif yaşantılara ve ırkçılık, fakirlik ve hastalıklara karşı yürütülen çok sayıda girişime destek veriyor. Dünya çapındaki en dikkat çekici ve benzersiz hareketlerinden biri, Barcelona’lı oyuncuların formalarına ücretsiz UNICEF logosu yerleştirilmesiydi. Kulübün sloganı olan “Mes que un club” (Bir Kulüpten Fazlası) dünyanın her yanındaki insanlar için bunun önemini ortaya koyuyor. Futbolu, farklı içeriklerin herkesin anlayacağı bir dilde iletişimini sağlayabilmeye muktedir bir çeşit evrensel dile benzetebiliriz. Bazen bu oyun, tam anlamıyla konuşma dili haline gelir; örneğin bir turist ziyaret ettiği ülkenin dilini bilmiyorsa yerli halkla sohbet başlatabilmek için yerel futbol oyuncularının ya da takımlarının isimlerini telaffuz etmeye başlar. Hatta hediyelik eşya için pazarlık yapma gibi bazı durumlarda, bu çeşit bir davranış fiyat düşürmek için zekice bir strateji olabilir.

Çoğu kez futbol olayları, o ülke hakkında bilinen tek şey olur. Örneğin, Trinidad ve Tobago milli takımı, Almanya’daki 2006 Dünya Kupası’nda oynamaya hak kazanınca, dünyada çok sayıda insan bu küçük ülkenin varlığını ancak o zaman fark etti. Takımın Hollandalı teknik direktörü Leo Beenhakker’in ve futbolcularının çeşitli onursal ikramiyelerle ödüllendirilmelerinin de nedeni herhalde buydu.

Geçmişe, futbol kulüplerinin imajları; takımların tarihleri, camiasının geleneği ve sahalarda yaşadıkları olaylar temel alınarak yaratılırdı. Şimdilerdeyse ekonomik kurallara göre düzenlenen dünyada, futbol kulüplerinin markalarını ticari amaçlarla yaratma eğilimi var.

Futbol, en azından 90 dakikalık oyun boyunca farklı bütün gruplarla ve çeşitli toplumlarla her kesimin kaynaşması, iletişim kurması için bir fırsat yaratır. Futbol müsabakasının ruhu, insan topluluklarına bütünleşmeleri için imkan sunmaktadır. Şüphesiz, Georg Simmel’in de dediği gibi hiçbir şey bir düşmanın varlığı kadar bir zümreyi daha muhkem ve birbirine bağlı kılamaz. Ayrıca takımların sembolleri, renkleri, oyuncuları, tanrı rolündeki teknik direktörleri ve çoğalan futbol mitleri bütünleşme sürecine hız kazandırır ve taraftar kimliklerini kuvvetlendirir.

Nihayetinde futbol, belli bir grup insanın, paylaştıkları değerleri ifade edebilmeleri için ilgi çekici bir zemin sunar. Farklı değer ve kimliklerin karşılaştığı stadyumda yüksek gerilimlerin oluşması muhtemeldir. Buna rağmen futbol etkinlikleri, sosyal olarak güvenli bir alan inşa eder ve bazen tarafları birbirine yaklaştırır bile, özellikle ulusal tarafları. Bu muğlaklığa bakmaz isek, futbol, aslında dünyanın her yerindeki büyük izleyici kitlelerini heyecanlandıran olağanüstü bir şov bahşeder bizlere. Zaten futbolu icat edenler tam da bunu amaçlamamışlar mıydı? Barış ve sevginin olduğu evrensel iletişimi her zaman desteklemeye devam edeceğiz.

Galatasaray Spor Kulübü Öğretmenler Günü Etkinlikleri Kapsamında, İlköğretim Öğrencilerine 280.000 defter armağan etti.  Galatasaray Spor Kulübü ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile yürütülecek “Defterler de Bizden” kampanyasının basın toplantısı Başkan Adnan Polat, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, profesyonel futbol takımı oyuncularımızdan Emre Çolak, Mehmet Batdal, Cumhur Yılmaztürk ve ilköğretim okulu öğrencileri katıldı.

Başkan Adnan Polat basın toplantısında şunları söyledi: "2011 yılı Galatasaray Spor Kulübü'nün dev potansiyelinin hem sportif hem de kurumsal anlamda kendini göstereceği bir yıl olacak. Faaliyete geçireceğimiz birçok projede özellikle önem verdiğimiz konuların içinde eğitim ve gençler yer alacak. 1928 yılında Atatürk, Öğretmenler Günü olarak 24 Kasım'ı öğretmenlere armağan etmiştir. Biz de bu çerçevede 24 Kasım Haftası'nda Lisansiyemiz Rotamat Basım Yayın Ltd. Şti. ile ürettiğimiz 280.000 adet özel okul defterini bu yıl öğrenime başlayan 220.000 ilköğretim birinci sınıf öğrencilerine ve dezavantajlı bölge okulu öğrencilerine Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde dağıtmaya başlıyoruz, ayrıca bir çok armağanlarla da kampanya desteklenecek."



Öte yandan, Galatasaray Spor Kulübü’nden “280.000 Okul Defteri” projesi kapsamında Ankara Metin Oktay İlköğretim Okulu ve Diyarbakır Özhan Canaydın Merkez Taban Köyü İlköğretim Okulu'nda kırtasiye dağıtımları yapıldı.  Galatasaray Spor Kulübü, sosyal sorumluk kapsamında çeşitli organizasyonlarla faaliyetlerini sürdürmektedir.  

"İki Kıta İki Yaka" Fotoğraf Sergisi Açılışı Yapıldı Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin eserlerinden oluşan “İki Kıta İki Yaka” fotoğraf sergisinin açılışını yaptı. Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki açılışa Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Galatasaray Üniversitesi Rektörü Ethem Tolga da katıldı.

Başkan Adnan Polat, yaptığı açıklamada Galatasaray'ın yalnızca futbol takımından ibaret olmadığını ve açılışını gerçekleştirdikleri fotoğraf sergisinin bu gerçeğin kanıtlarından biri olduğunu vurgulayarak, "Galatasaray'ı anlamak, Galatasaray'ın büyüklüğünü anlamak adına bu tür aktiviteleri yoğunlaştırmamız gerekiyor. Fotoğrafları da inceleme fırsatım oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederim" diye konuştu.

Başkan Adnan Polat, açılış için kesilen kurdelenin ardından Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri ve davetliler ile birlikte sergiyi gezerek fotoğrafları yakından inceledi.

 

January 2011

 


Periskop Bakışı