Photoshop Magazin
 


Natale Sklobovskaya - ABD

01 September 2010 | Sayı: Sep 2010
 
1 2 3 4 5
 

Adım Natalie Sklobovskaya, 21 yaşındayım. Amerika’ya 8 yaşındayken, yani 1997’de ailemle Rusya’dan geldim. 4 yaşından beri çiziyorum (çoğunlukla siyah beyaz, kağıt üzerine kalemle) ve 11 yaşına kadar bilgisayar kullanmadım. İlk olarak 11 yaşında Photoshop ve dijital tabletim oldu.

 

O zamanlar, çizim yaparken ve piano çalarken, web tasarımı ve programlamasını öğrenmeye başladım. Bütün bunlar beni amerika Louis, Missouri deki bilgisayar bilimleri ve iletişim tasarım okuduğum Washington Universitesine götürdü. Mezun olduktan sonra bir yere yerleşmeden önce kesinlikle dünyayı görmeyi umuyorum.

Bugüne kadar en çok ilgimi çeken teknik sanırım içerisinde metin, grafik, animasyon gibi pek çok unsuru barındıran “digital mixed media.”.. Birkaç yılımı özellikle vektör
çalışmalarına odaklanarak harcadım. Vektörlerin sunabildiği saf-dijital teknikleri fark ettim. Sonunda biraz geleneksel dokunuşlar veren bu çalışma yöntemiyle çalışmak istedim. Örneğinçalışmalarımın genel karakteristiği, kağıda çizdiğim bir şeyi tarayıp (el çizimiçalışmaları, hatta vektörleri) Photoshopta
renklendirmek.

 

Çalışmalarım genellikle line tool ya da karalamayla başlar. Karalamaları ise genellikle tükenmez ya da kurşun kalemle yaparım. İşe direk girişmek yerine önce karalamaya
yapmaya inanırım. Daha sonra dikkatimi Photoshop’a yönlendirirm genellikle birçok çeşit fırça, geleneksel şekilde taranmış(scan) dokular(texture), renkler ve ihtiyacım olan vektörler için pen tool kullanırım. Birçoğu gibi tasarım ve illüstrasyon bloglarını araştırmayı seviyorum. Bilgisayarımdaki “ilham” klasöründe gözümü ve kalbimi çalan
çalışmaları saklıyorum. Genellikle çalıştığım şey üzerinde doğrudan ilintili olmayabiliyor ama onlarla ilgili unsurlar bana ilham veriyor. Benim için diğer bir güçlü ilham verici şey ise gerçek hayat! Fark ettim ki eğer dikkat edersen etrafında çok çeşit anekdot ve zorlayıcı şeyler var. Hemen atlayıp “bunu çizmeliyim!” dedirtmese bile başka hiçbir şeyin veremeyeceği ilhamı size verebilir. (tabi ki başka şeylerden de besleniyorum, , donmuş taqitos ve Snapple lara karşı garip bir ilgim var. Özellikle geceleri çalışırken.)
En iyi gece çalışırım, sakin, sessiz ve zaman derdinin olmadığı bir yerde. Ek olarak, müzik her zaman olmalı. Dinlediğim müziğin türü çalıştığım şey üzerinde yapıcı ya da yıkıcı olabiliyor. O yüzden işe başlamadan önce güzel bir playlist hazırlamalıyım! (gariptir ki, eğer çalıştığım şeyle dinlediğim müziğin tonu uyuşmazsa, çalışmaya harcadığım
saat gereksiz bir şekilde saatlerce uzuyor. Psikolojik uyumsuzluk, kim bilir!) Tarzım için, düşünmeyi öğrendiğim yol diyebilirim. Her zaman biraz garip
puslu bir kelime; tarz. İşlerini yaparken kişisel modellerin ve yolların sonuçlarını tarif etmekte kullanılan bir yol. Tabi ki, her sanatçı ne kadar tecrübesiz olursa olsun, bir tarzı vardır. Daha önceki aşamalarda, sanatçı kendileri ve daha çok pratik yaptıkça onları ne etkileyeceğini bilmezken, stilleri belirgin ya da gelişmiş değildir. Yaptığı iş artistin ilham olarak kullandığı şeye çok benzer . Hatta çoğu kişi bu noktada artistin kişisel bir tarzı “yok” der. Yapılan desen ve uygulama pratikleri sonu- cu, sanatçı bence ilham duygusu kazanır. Orada burada bir şeyler yapmanın pratik yollarını bulur ve çalışmaları belli bir karak- ter taşımaya başlar ve ona “dokunur.” Sanatçı çalışmaya ve keşfetmeye devam ederse, o stil kendini daha daha bilgilendirdikçe potansiyel olarak zaman zaman değişebilir. Kişisel olarak işe yeni başlayan bir sanatçı
bir şeye odaklanmalıdır ama kendi tarzında.

 

Stil, teknik ve yetenekten çok farklıdır. Çünkü teknik tekrarlama ile öğrenilir ve edinilir. Stil ise kendinizi yapabildiğiniz kadar keşif ve deneme yapmayla ve doğal olarak neye meyilli olduğunu görerek yapılabilir. Yaratıcılık ne kadar çok özgürlük tarafından beslen- dirildirse işiniz o kadar çok gelişir bence. . Türkiye’deki tüm yeni başlayan illüstratörlere şiddetle tavsiyem pratiğe odaklanmaları, becerilerini geliştirmeleri ve ilhamın ve bilginin sonsuz evrenini özümsemeleridir. Bence iyi bir illüstratör olmak için yazılı olmayan bazı şartlar var. Bunu yapmanın tek yolu çizmeyi, denemeyi ve yetişmeyi hiçbir zaman bırakmamak. Hele gençseniz bunun içine atlamak için daha iyi bir zamanınız yok! Ben internet sayesinde dünyanın diğer ülkelerinden sanatçıları takip ediyorum. Birkaç uluslararası portfolyo sitesini keşfettikten hemen sonra sık bir şekilde diğer ülkelerdeki sanatçıların çalışmaları incelemeye başladım. İlk zamanlar hiç görmediğim ya da alı- şık olmadığım tarzlar ve kültürler fazlasıyla ilgimi çekiyordu. Daha sonra bizleri çizmeye zorlayan şeylerin köklerinin ve hikayelerinin ne kadarda benzer olduğunu anladım. Devianart gibi internet sitelerinden geliş- mete olan ve ustalaşmış birkaç illüstratörü takip etmekteyim ve sık sık sohbet edip bir şeyler öğrenebileceğim bir illüstratör birini bulurum. Örneğin Tomer Hanuka, Charlene
Chua ve son zamanlarda Enki Bilal benim çizimleri üzerinde çalıştığım ve devamlı kontakt halinde bulunduğum birkaç ünlü isimden bazıları. Ayrıca yaşamış tüm Walt
Disney animatör ve çizerlerini araştırma gibi bir huyum var. J.C. Leyendecker gibi...

 

Tekrar kişisel işlerime dönersek, çizim ve illüstrasyonun dışında, web siteleri geliştirme ve dizaynının içindeyim arasıra da orda burda daha büyük web arayüz projlelerinde görev alıyorum. Sanırım illüstrasyon,dizayn ve programlama da büyük bir şirket olan Golden Middle Project için çalışmayı isterim. Freelence ya da kişisel projeler dışında bağımlı çalıştığım bir işim olması beni mutludan öte yapar. Şimdiye kadar çalıştığım iş ve projeler web tasarımı ve gelişimi, illüstrasyon gibi hobilerimle paralel olan çalışmalardı. Şuan çalıştığım iş, ağırlıklı olarak web tasarımın bir parçası olmasına rağmen illüstrasyon çalışmalarımla kişisel projeler ve nadir de olsa serbest işlerde bulunuyorum.

Şimdiye kadar hiçbir grup çalışmasında yer almadım ama gelecek yıllarda grup yaratıcılığı için mümkün olabilen projelerde yer almayı çok isterim(kim istemez ki!)
Şimdilik bu rüyalarımın ufak bir parçası. Kendi adıma şimdiye kadar bir sergim olmadı ve şu ana kadar hep Behance Network gibi yaratıcı web galerilerinde rol aldım ama gelecekte (çoğu amacımın olduğu gibi bu da olacak gibi görünüyor) bunun gerçekleşmesini umuyorum. Şuan için zamanımın büyük bölümünü web tasarımı ve programlama için geçiyor. Kişisel projeler ( web bağlantılı ya da sanatsal) için çok vakit harcıyorum. Bu benim hayatımın bir parçası ve koşu için dışarı çıkmak gibi keyif verici ve rahatlatıcı. (en azından böyle düşünmeye çalışıyorum) Bunların yanısıra yazmayı da seviyorum.

 

Müzik bestelemeyi, piyano çalmayı ve son zamanlarda yeni hobim olan ata binmeyi çok seviyorum. (Ata binmekte pek başarılı olmasam da...) Ayrıca yabancı dillerle
de çok ilgiliyim. İngilizce ve Rusçaya ek olarak yeni bir kaç tane daha öğrenmek istiyorum. Sanırım yeni öğreneceğim dil Fransızca olacak. Beni etkileyen bir lisan.
Son olarak Photoshop Magazin okuyucularına söylemek isteğim şey, sıkılmadan usanmadan, tekrar ve tekrar çizim yapmaları...

Size garanti ederim ki her denemenizin sonunda bir adım daha yol katedeceksiniz. Photoshop Magazin ekibi ve okuyucularına teşekkürler...

 

September 2010

 


Görüş