Photoshop Magazin
 


+1T Gazete Tasarım Günleri

01 September 2010 | Sayı: Sep 2010
 
1 2 3 4 5
 

Zaman Gazetesi'nin ev sahipliğinde bu yıl beşincisi gerçekleştirilen +1T Tasarım Günleri, düzenlenen sertifika töreniyle sona erdi. Bir hafta boyunca genç tasarımcılarla ustaları bir araya getiren etkinliğin son gününde atölye çalışmalarında ortaya koydukları performansla öne çıkan öğrencilerin tasarımları sergilendi.. Sertifika töreninde önce dereceye
girenlere daha sonra da seminerleri başarıyla tamamlayanlara belgeleri takdim edildi. Gazetenin Yenibosna'daki merkez binasında düzenlenen törene Medya Derneği Başkanı
karikatürist Salih Memecan, Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, Zaman Genel Yayın editörleri Ali Akkuş ve Ali Çolak, Adobe'nin Medya ve Yayıncılık Uzmanı Barış
Özcan ile Vitra Yapı Ürünleri Grup Başkan Yardımcısı Levent Giray ve çok sayıda misafir katıldı.

 

Tasarım Günleri, ustaları buluşturdu ... Zaman Gazetesi'nin düzenlediği +1T Tasarım Günleri ustaların buluşmasına sahne oldu. Ünlü tasarımcı Mario Garcia, Afgan Kızı fotoğrafıyla tanınan Steve McCurry ve Medya Derneği Başkanı karikatürist Salih Memecan, tecrübelerini genç tasarımcılarla paylaştı.

+1T Tasarım Günleri'nde sunumun gerçekleştiren Mario Garcia, medyanın yakın gelecekte sıçrayacağı yeni platform olarak görülen 'tabletler'i ve uygulamaları anlattı.
Apple'ın çıkardığı iPad'lerle gündeme gelen tabletlerin sayısının, aralık ayına kadar farklı markalarla 8'e çıkacağını kaydeden duayen tasarımcı, "Gelecek tabletlerdir. Bu şekilde çalışmaya alışalım. Tablet çıktığı zaman bilgiyi sunacak platformlar tamamlanmış oluyor. Geleceği düşünen her gazetenin aralık ayına
kadar tablet versiyonu olmalı." ifadelerini kullandı.

 

Yeni neslin kendisini Facebook ve Twitter gibi ortamlarda ifade ettiğini ve bunun habere yepyeni bir boyut kattığını söyleyen Garcia, "Facebook ve Twitter gibi ortamlarda,
editörlerin uzun zamandır yazmadığı yazıları yazıyorlar. Hayatın ufak tefek şeylerinden bahsediyorlar." dedi. Gelinen süreçte 'vatandaş gazeteciliği' kavramının ortaya
çıktığını belirten Mario Garcia, yeni dönemi şöyle anlattı: "Cep telefonuyla fotoğraf çekip, bunu hemen gönderebiliyorsunuz. Basında haber duyulmadan önce vatandaşlar
tarafından haber duyuruluyor. Örneğin Hudson Nehri'ne uçak düştüğünde, nehre bakan ofislerde çalışanlar, bunu SMS olarak geçti. Haber daha AP'de çıkmadan, vatandaşlar bu olayı duymuştu."

Medyada yaşanan bu gelişmelere gazetelerin duyarsız kalamayacağını belirten usta tasarımcı, haber merkezlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu. Garcia,
haber merkezlerinin geleneksel alışkanlıklarından vazgeçip artık multimedia'yı da düşünmek zorunda olduğunu söyledi. Yazılı basına olan ilginin azalmasını da değerlendiren
Garcia, "Yepyeni bir nesil var. Gazeteler, onları terk edip gittiği için kendi hikâyelerini yazmak istiyorlar. İlginin azalması, gazetelerin gerçekle örtüşmemesinden, editörlerin
gerçekten kopuk olmasına bağlıdır." diye konuştu. Kalbinin sesini dinle, tutkunun peşinden git ...

1984'te Afganistan'daki bir mülteci kampında çektiği ve National Geographic'e kapak olan 'Afgan Kızı' fotoğrafıyla ün yapan, dünyaca meşhur fotoğrafçı Steve McCurry, +1T'nin konuğuydu. İki gün boyunca +1T katılımcılarıyla tecrübelerini paylaşan Curry,fotoğrafçılığa başlama hikâyesini şöyle anlattı:

 

"İlk olarak spor, moda haberleriyle ilgili gazetecilik yaptım. Bunların fotoğraflarını çektim. Bir süre sonra yerinde duramaz oldum. Biraz monoton hale geldi. Hep aynı
şeyleri çekiyordum. Gerçek tutkum seyahat etmekti. Para biriktirip Hindistan'a gittim, iki yılımı orada geçirdim. Daha sonra rüzgar nereye sürüklerse oraya gittim. Kalbinizin sesini dinlemek ve tutkunuzun peşinden gitmek çok önemli. Bunu öğrendim." Nati- onal Geographic'te kariyerine devam eden McCurry, üçüncü kez geldiği İstanbul için "Fotoğraflamak için seçilebilecek dünyanın en mükemmel şehirlerinden biri, coğrafyası, denizi, mimarisi ile bence fotoğrafçılar için, dünyanın en ilgi çekici şehirlerinden biri."
dedi. Kariyerinin Afgan Kızı fotoğrafıyla değiştiğini söyleyen New Yorklu fotoğrafçı, "2-3 dakikalık bu iş benim kariyerimi şekillendirdi, hayatımda uzun süreli etki yaptı. Ölüm
ilanım yazıldığı zaman birinci cümle 'Afgan Kızı'nı çeken kişi olacak." yorumunu yaptı. +1T Tasarım Günleri'nde Zaman Gazetesi Tasarım Koordinatörü Mustafa Sağlam da,
'Özel Gündem Sayfaları' konulu bir sunum gerçekleştirdi. Sağlam, önemli bir haberin fotoğrafının hangi kriterlere göre tercih edildiğini, Obama'nın seçim sürecinde dünyadaki tanınmış gazetelerden örnekler göstererek anlattı. Sabah Gazetesi Görsel Yönetmeni Ömer Bahar da gazetenin baş sayfasının günlük serüvenini genç tasarımcı- larla paylaştı.

Gazetede içerik olmazsa sadece birinc sayfa vitrini kurtarmaz... +1T Tasarım Günleri'ninustalarından biri de tasa- rım dünyasının deneyimli  ve önde gelen isimlerinden
Bülent Erkmen'di. Genç tasarımcı adaylarına tecrübelerini anlatan Erkmen, ideal gazeteni çerçevesini çizdi: "Gazetenin yüzü vitrin. Ama iyi bir gazetecilik yoksa gazetenin
vitrini yani birinci sayfası kurtarmaz."

İki saati aşkın sürede, bugüne kadar imza attığı önemli çalışmaları anlatan Erkmen, gazete tasarımcısı olmamasına rağmen, iki gazete yaptığını kaydetti. Hasan Cemal yö-
netimindeki Cumhuriyet'te çalıştığı dönem için "Herkesin bağırdığı, boyalı basının, renklerin şehvetinin hüküm sürdüğü, basının bir şey söylemeyi bağırma olarak gördüğü dönemdi." ifadelerini kullanan Erkmen, şöylekonuştu: "Ben gazetenin temel kimliğini sürdürmek adına; sakin halinin karşılığını  aramaya çalıştım. Cumhuriyet'te, 'Siz o vit- rinin değişik görünmesini sağlayacak yeni bir gazetecilik anlayışı olarak ne getiriyorsu nuz?' dedim. Çalıştılar, sıkıldılar, bana kızdılar. Onlara 'İçeriği değiştiremiyorsanız, dışını
da değiştirmeyelim' dedim."

Nadir Nadi'nin ölümü ve Hasan Cemal'in ayrılmasından sonra kendisinin de Cumhuriyet'ten koptuğunu söyleyen Erkmen, getirdiği standartların hâlâ izlerinin olduğunu vurguladı. Ahmet Altan ve Yasemin Çongar'ın "Taraf'ı düzeltir misin?" talebiyle kapısını çaldıklarını söyleyen Bülent Erkmen, "O aslında Ahmet Altan'ın kendi tasarımıydı.
Taraf'ın 'savaş halinde bir gazete' görüntüsü olduğunu söyledim. Sürmanşetteki mavi zemini kaldırdık. Yazı karakterlerini değiştirip tek biçime soktuk ve çok kötü olan yazar fotoğraflarını sarı zemine oturttuk." dedi. . Tasarımın kilit noktası, renkleri doğru kullanmak...

Zaman Gazetesi'nin Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, gazete tasarımında rengin önemi üzerinde durdu. Tasarımı anlaşılır ve sade yapmanın, renkleri doğru kullanmaktan geçtiğini belirten Yazıcı, Zaman'ın ağırlıklı olarak neden mavi ve turuncu renkleri benimsediğini şöyle izah etti: "Mavi ve turuncu, birbirlerini tamamlayan renkler. Kırmızının
dışına çıkıp, diğer gazetelerden farklı olduğumuzu da göstermek istedik. Ayrıca; mavi, güvenilirliğin, turuncu ise enerjinin rengidir. Bu duygularla hareket ettik."
Başarılı bir çalışmanın püf noktalarını veren Yazıcı, Zaman'daki uygulamalarına atıf yaptı. Çalışmalarını şöyle temellendirdi: "Yazı, beyaz zeminde daha rahat okunabilir. Kısa
yazılarda ise koyu renk zeminin etkisi daha hoş olabilir. Bazen sayfadaki bir fotoğrafı ön plana çıkarmak için çevresindeki fotoğraflar-
da tek renk kullanılması daha etkili olabilir."

 

Geleceğin yayını yeni medya, sosyal ağ- lar üzerinden olacak... +1T'nin oturumularından birinde ise organizasyonun sponsorlarından Adobe'nin Medya ve Yayıncılık Uzmanı Barış Özcan söz aldı. Geleceğin yayın teknolojisini anlattı. Şunları söyledi: "1998'de internet evlere girince 'Kime yayın yapıyoruz?' sorusunun cevabına, 'internette yayın yapanlara' da eklendi. 2004'de bloglar meydana geldi. İnsanların kendileriyle ilgili yayın yapmaya başladıkları web siteleri ortaya çıktı. 2007'de mikro bloglar, Facebook, Twitter gibi sosyal ağ ortamları oluşmaya başladı. 2020'de kime yayın yapacağız? O zaman Web 3.0'dan söz edilecek. Sosyal ağlar, ana yayın mecrasına dönüşme
potansiyeline sahip. Geleceğin gazeteciliği de bu sosyal ağlar üzerinden yürüyecek."

Haber iyiyse tasarım kendiliğinden ortaya çıkar...
Zaman'ın gelenekselleşen +1T Gazete Tasarım Günleri'nin kapanış gününün konukları; Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, Hürriyet Gazetesi Görsel
Danışmanı Reha Erdoğan ile ünlü reklamcı Serdar Erener'di. 'Yayın Yönetmeninin Gözüyle' başlıklı konuşmasında Enis Berberoğlu, tasarımı belirleyen şeyin içerik yani haberin
kendisi olduğunu anlattı. Berberoğlu, "Ben genel yayın yönetmeni olarak, 'içerik formatı zorlar' diye düşünüyorum. İyi haber gelirse iyi tasarım kendiliğinden ortaya çıkar."
dedi.

Enis Berberoğlu, Hürriyet'te 8 bin vuruşluk bir haberi asla koymadığını ifade ederken, işi görseliyle düşündüğünü belirtti. Hürriyet'in tasarımda öncülük yaptığı noktanın, istikrar
olduğunu söyledi. Berberoğlu, Hürriyet'in çıktığı günden bu yana tasarımda da istikrarı önemsediğini şu sözlerle dile getirdi: "Çıktığımız günden bu yana, biz bir istikrarda
geliştik. Sarı logodan kırmızı logoya geçerken tiraj kaybetmeyi bile göze aldık. Okur, yeniliği o kadar kolay kabul etmiyor. İstikrar düşündük, her zaman doğru malzeme ortaya koymayı bildik. Hürriyet, kurulduğundan bugüne belli bir çizgide değişim yaşadı. Hürriyet'in çatısı belli olduğu için sayfaların mizanpajı evrime tabi olarak gelişiyor."
Hürriyet'i 'hibrit' bir gazete olarak nitelendiren Enis Berberoğlu, hiçbir haberin 'sayfada kaybolacak' diye gazeteye gelmediğinin altını çizdi: "Bizde, yazılan her haber manşettir.

'Bu haber, şu sayfada kaybolacak' diye gelmez haber." Berberoğlu, Hürriyet'in yayına başladığı 1 Mayıs 1948'den bugüne kadar yayımlanmış manşetlerden örnekler vererek, Kardak krizi, Turgut Özal ve Tansu Çiller'le ilgili yayımlarını anlattı. İnsanlara haberi hayal ettirmelisiniz... Hürriyet Gazetesi Görsel Danışmanı Reha Erdoğan, konuşmasında 'Gazetede Grafik Elemanlar' konusunu irdeledi. Erdoğan, tasarımda insan psikolojisinin önemine dikkat çekerek, "İnsanlara haberleri hayal ettirmek
zorundasınız. Tasarım o yüzden var." dedi.

 

Erdoğan, tasarımcılık öyküsünün 22 yıl önce ABD'ye gitmek için ihtiyaç duyduğu portfolyoyu hazırlamak için Hürriyet'te çalışmasıyla başladığını söyledi. Erdoğan, "İşe başladığımda, tasarım eğitimi almış insan sayısı çok azdı. Bilgisayarın devreye girmesiyle o kadar işin üstesinden gelebildik." diye konuştu. Her şeyi tasarım olarak görmeye başladıktan sonra, hayata da o gözle bakmaya başladığını vurgulayan Reha Erdoğan, toplumun istek ve beğenisinin belirleyici olduğunu savundu.

Buna örnek olarak kişisel blogların, kitap haline gelerek 'en çok satanlar' listesinde zirveye oturmasını verdi.

Reklamcılıkta başarının sırları... +1T'nin son gün konuşmacılarından biri de ünlü reklamcı Serdar Erener'di. Reklam çalışmalarından görsel örnekler paylaşarak bir
sunum gerçekleştiren Erener, reklamdaki başarısının insanların gönlüne hitap etmek olduğunu söyledi. Günümüzde kimsenin reklamla kandırılamayacağına dikkat çeken
Erener, "Ürünü sattığınız kişinin gönül kapısı açılmazsa içeriye bir şey konulamaz. Duygulara değer verirseniz her şeyi başarırsınız." diye konuştu. Reklamla ürünün birbirinden
ayrılamaz bir bütün olduğunu belirten Erener, "Bir kola içerken aslında onun reklamını içersiniz." görüşünü dile getirdi. Reklam sektörünün 100 yıldır var olduğunu ifade ederken internetle birlikte reklamların mecra değiştirdiğini, önümüzdeki 10 yılda reklam sektörünün topyekun değişeceğini aktardı. Ünlü reklamcı, reklam kampanyaları konusunda hassas davrandığını ifade etti. Sigara ve silah için reklam yapmadığını söylemesi ise büyük alkış aldı.

 

September 2010

 


Atölye