Photoshop Magazin
 


R.Aybüke Altınöz Çizer, İllüstratör

01 January 2010 | Sayı: Jan 2010
 
1 2 3 4 5
 

 

 

Mesleğimde kullandığım ünvan genelde Çizer ya da İllüstratör… Bazı durumlarda da tam karşılığı olduğunu düşünmemekle beraber anlaşılabilirliği nedeniyle ressam ünvanını kullanıyorum. İstanbul doğumluyum. Kalemi kavradığım andan beri üzerine çizim yapılabilecek her şeye çiziyorum. Ders ne olursa olsun tüm defterlerim sene sonunda sadece çizim ile dolmuş olurdu. Tabii bu, benim için maddi değil; manevi bir hazdı. Çizimi meslek olarak yapacağım aklımın ucundan geçmemişti.

Çizim ile ilgili ilk temel bilgilerimi, kurşun kalemle resim yapmayı, Şeker Ahmet Paşa’yı, yine üçgenin iç açı toplamının 180 derece olduğunu ve bildiğim birçok şeyi öğreten babamdan öğrendim. 2004 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun oldum. Makale ve hikâye alanında aldığım ödüllerden sonra Türk Edebiyatı Dergisi’nde 3 yıl yazarlık; Çocuk psikolojisi üzerine aldığım akademik
eğitim sonrasında da çocuk yayınlarında çizerlik ve yazarlık yaptım.



Üniversiteden sonra sektörün bilinen yayınevlerinden birinde 1,5 yıl kadrolu olarak çizerlik, eğitim danışmanlığı ve art direktörlük
yaptım. Sonrasında freelance çalışmaya başladım.14 şubat 2009’da evlendim. Eşimle birlikte şu an ortağı bulunduğum Hayal Akademisi İletişim Hizmetleri Şirket bünyesinde halen art direktörlük görevini yürütmekteyim. Üniversite 2. sınıftayken bir hocamın bilgim dışında çizimlerimi alıp yayınevine sunmasıyla ilk iş teklifimi aldım. Öğrenciliğim boyunca ve mezun olduktan sonra yayınevleri ile dışarıdan çalışmaya devam ettim. Mezun olduktan bir süre sonra sektörün bilinen yayınevlerinden birinde kadrolu çizer olarak işe başladım. 1,5 yıl çalışmaya devam ettiğim aynı yayınevinden art direktörlük görevimi sürdürürken ayrıldım. İrtibatta olduğum yayınevlerine ve firmalara freelance olarak hizmet vermeye devam ettim.



Yayın ve birçok farklı sektörde çizim, tasarım ve yazarlığını yaptığım çok sayıda referans bulunmakta. 2008 yılında teknoloji sektöründen SONY Avrupa için yaptığım çizimlerle uluslar arası referans elde ettim. 2009 yılı başında kurumsallaşma sürecine girerek eşimle birlikte kurduğumuz Hayal Akademisi İletişim Şirketi adı altında halen devam etmekte olan art direktörlük görevini yürütmeye başladım. Son olarak şirketimizin TURKCELL Markası için hazırladığı iletişim projesinde çizim ve tasarım işlerini üstlendim. Kişisel ve kurumsal çalışmalarımı topladığım web sayfam / www.aybukealtinoz.com üzerinden günlük pastörize çizimlerimi de dijital ortamda sunmaya devam etmekteyim.


Çalışmaya başlamadan önce bana bol sütlü kahve, çizim kalemleri, bol miktarda kağıt gerekliy oluyor. Özel bir hazırlığım olmuyor.Tüm çizimler bittikten sonra da tarama faslı, boyama, tasarım. Tablet kullandığım çizimlerde ise hazırlığım tablet ve kahve ile sınırlanıyor. Kalemlerin yerini ise; Photoshop renk skalası alıyor.

Gün ışığında çok verimli çalıştığımı söyleyemem. Tabii iş yoğunluğum varsa; gündüz de çalışmam icab edebiliyor. Ama gece çalışmayı tercih ediyorum. Çalışma esnasında hiçbir sesten (konuşma, müzik, tv…) rahatsız olmam. Fakat dingin bir müzik, benim için çalışma esnasında olumsuz tek etken. Tempomun düştüğünü gözlemliyorum. Müziğin ritmi, çalışma sırasındaki keyfimi, hızımı doğrudanetkileyen bir uyaran diyebilirim. Çalışmalarımın genel olarak en ufak detayına kadar tümünü kendim
oluşturuyorum. Buna font, arka plan desenler de dahil. Tasarımın geneline uygun olarak kendi ürettiğim fontu, detayları kullanmaktan daha çok keyif alıyorum. Sonrası dijital ortama aktarılan çizimler, kafamda oluşturduğum resmi tamamlamak üzere birleşiyor. Teknik olarak tabletten önce ve sonra şeklinde bir ayrım yapabilirim. Tabletle tanışmadan önce; kağıt, çizim kalemleri (çalışmanın tarzına göre farklı uçlarda), gerekiyorsa boya (yine çalışmanın tarzına göre), malzemelerimi oluşturuyordu. Genelde eskiz yapmadan çalışırım. Çizim tamamlandıktan sonra tarama ve tabii Photoshop’ta son müdahale…


Tabletten sonra; kağıt kullanımım sona erdi diyebilirim. Photoshop’ta temiz bir sayfa, bol layer… Tabii çizim tekniği, çalışmanın tarzına göre değişkenlik gösteriyor. Fotoğrafta çekiyorum. Makinem, Fujifilm
S5 Pro SLR. Tercihim genelde makro çekimler üzerine oluyor. Bazı çok özel çalışmalarda doku çekimlerimi de kullanıyorum.
Neredeyse tüm çalışmalarım Photoshop’ tan geçiyor. Bu tabii bahsettiğim gibi çalışma tarzına göre değişkenlik gösteriyor. Elde renklendirdiğim işlerde Photoshop’a aktarıp tasarım ve rötuşları yapıyorum. Yani Photoshop’u %30’luk bir oranda kullanıyorum.
Renklendirme, tasarım ve rötuşlar için kullandığım el çizimlerinde ise Photoshop kullanım oranım %50. Tablet kullandığım çizimler için oran %100 diyebilirim. Zaten Adobe grubundan sadece Photoshop kullanıyorum.


Photoshopla yayınevinde kadrolu olarak çizerlik yaptığım dönemde tanıştım. İlk kullandığım versiyonu, 6.0’dı. Artık çizimlerimi başkasının renk tercihlerine emanet etmeyeceğimi düşünmek harika bir duyguydu. Gerçekten kötüdür çiziminizi bir başkasına emanet etmek. Sizin olmaktan çıkıyor. Hayal ettiğinizden bambaşka bir form, tasarım. Sanırım programı hızlı bir şekilde çözmemdeki en büyük etken buydu. Photoshop’un severek kullandığım birçok özelliği var. Ama sanırım en çok beğendiğim özelliği brush parametrelerini kullanarak istediğim birçok etkiyi yaratabilmem. Filtreler işime çok yarıyor. Fakat kullanırken
aynı çalışma üzerindeki farklı etkileri görebilmek için, layerı çoğaltarak ayarlarda değiştirme yaptıktan sonra karşılaştırmalı
seçim yapılmasını tavsiye edebilirim.

Takip ettiğim çok fazla var ama birkaç tanesi; http://www.deviantart.com, http://psd.tutsplus.com, http://www.tutorial9.net/category/photoshop Photoshoptan genel itibarı ile çok memnunum.

Drop shadow, emboss vb. kalıpları genelde kullanmıyorum. Efektleri kendim veriyorum. Photoshop’u kendimce çözümler ve yöntemlerle kullandığımı söyleyebilirim. Her versiyonda bir öncekinde eksikliğini duyduklarımı da geliştirilmiş
olarak gördüğüm için ekleyebileceğim bir şey yok.


Örnek almış olmasam da Türkiye’den Mustafa Delioğlu’nun tarzını, çizimlerini çok beğendiğimi belirtmek isterim. Çok sevdiğim karikatüristler de var tabii. Yurtdışından ise; Philippe Jalbert, Pilar Campos… Birçok isim var zevkle takip ettiğim. İtalya, Frankfurt ve birçok ülke kitap fuarından oluşturduğum arşivde harika işler var. Baktığım her şey sanatımla ilgili beni besliyor… Fark ederek veya etmeyerek sürekli depolama halinde olduğumuzu düşünüyorum. Etrafımızdaki her şey aslında beslenme kaynağı. Photoshoptaki tool mantığı hayatımızda da var. En azından benim için öyle. Eyedropper ile marketteki portakal reçelinden seçtiğiniz rengi o akşam çizdiğiniz küçük kızın elbisesinde yansıtmak gibi. Bu nedenle bunu birkaç kavrama indirgemeyi çok anlamlı bulmuyorum.

Markası, ismi ne olursa olsun; kalem aynı kalem, program aynı program önemli olan malzemeyi farklı kullanmak. Hepimiz aynı malzemelerle aynı yemeği yapabiliriz. Ama tat her zaman farklıdır.

 

 

January 2010

 


Yarının Ustaları