Photoshop Magazin
 


BANKSY

01 January 2010 | Sayı: Jan 2010
 
1 2 3 4 5
 

Günümüzde duvarlara resim yapan ve en bilinenlerden biri olan Banksy’nin tarzı ilk resimlerden biraz daha farklı. Kolajlar, çizimler, şablonlar, graffitiler ile savaş, alışveriş çılgınlığı, hayvan hakları, etik, politik vurgular, popülerite gibi konulara değiniyor ve kimliğini saklamak için elinden geleni yapıyor. Tabi Banksy’nin ilham kaynağı olan Blek Le Rat takma ismi ile Xavier Prou’yu unutmamalı. Banksy’yi anlamak için ilk önce graffiti ve şablondan başlamak doğru olur.

Graffiti, ilk olarak 60’lı yıllarda, sokak çeteleri kendi mekanlarını belli etmek, politik görüşlerini yaymak ve protestolar için yapılan duvar çalışmaları ile başladı diyebiliriz. Graffiti ve şablon neredeysebütün dünyada yasadışı olarak kabul ediliyor. Önceleri yapılan çalışmaların içeriğinden çok yapıldığı yerleri kirletmesi  yüzünden “kirlilik” adı altında toplanıp barbarlık ve yıkıcılık olarak görülüyordu. İngilizcesi Stencil olan ve Türkçe’de şablon olarak bilinen bu tarz ise daha yeni yaygınlaşmaya başladı.
Tarih kaynaklarında şablonun izleri kitap baskıları, ipek kıyafet üzerine yapılan süslemeler ve ağaç baskıya kadar gidiyor fakat ilk resimler hariç duvarlarda hiçbir uygulamaya rastlanmıyor.

Yani sokak sanatı geliştikçe şablonda gelişmeye başladı denilebilir. Graffiti ve şablon sanatçısı olan Banksy hakkında
bilinenler gerçekten çok kısıtlı. Bilinene göre Bristol’de doğmuş, Londra’da yaşıyor ve çocukluğunda kasap eğitimi almış. Mail on Sunday Gazetesi’nde çıkan bir habere göre Robin Gunningham adlı 34 yaşındaki kişi Banksy’nin ta kendisiymiş, tabi bu bilginin
doğruluğu tartışılır. Hakkında bilgi bu kadar az ve kesin değil. Kendisini ele vermemek için kılık değiştiren Banksy meşhur olmak
istemiyor tek isteğinin sanatını devam ettirebilmek olduğunu söylüyor.

Graffiti onun için “şaşırtıcı” ile eş anlamlı. Bir röportajına göre kendi sergi açılışlarına hiç katılmıyor, internette kendisi hakkında yazılan yazıları okumuyor. Sadece birkaç yakın arkadaşı sayesinde kendisinin hakkında düşünülenleri öğreniyor. Büyük boyuttaki çalışmalarını yaparken, kendisini inşaat mühendisi olarak tanıtıyor, bina cephelerine iskele kuruyor ve bu iskelelerin önüne branda geriyor böylece çalışmasını kimse rahatsız etmeden ve kimliği belli olmadan yapabiliyor.

Çalışmaları gerçek boyutlarda oluyor ve hatta bir binanın dış cephesi büyüklüğünde yaptığı çalışmalar bile var. Bansky tanınmadığı zamanlarda, Londra’daki polislere rağmen çalışmalarını yapmayı başarıyordu ama işleri ertesi gün siliniyordu. Kameraları bozup yanına karga heykeller bırakıyor, Londra’nın kalabalık sokaklarında palyaço kılığında dolaşıyor, “McDonald’s öldürür” balonları uçuruyor, trafik işaretlerine sahte olanları ile müdahale ediyordu. Şimdilerde ise oldukça bilinen biri. İşlerini yaptığı duvarlar çok yüksek fiyatlara satılıyor ve  alan kişi ya da kuruluş tarafından duvar oradan sökülüyor. Yani sabah
uyandığınızda eger Banksy duvarınıza bir çalışmasını uyguladıysa bir gecede zengin olabiliyorsunuz. Bansky sanatla ilgili şunları söylüyor “Sanat, biri onun için para ödemeye istekli de olsa veya biri onu görmemek için para ödese de, değerlidir. Sanat dünyası büyük bir şakaya dönüşmeye başladı. Ayrıcalıklılar için bir tatil evi gibi, gösterişli ve sulu. Modern sanat ise yüz karası, rezalet. Pozitif yönü de var ama böylece hiçbir yeteneğiniz olmadan içine girebileceğiniz ve birkaç dolar kazanabileceğiniz
dünyadaki en kolay işe sahip olursunuz”

Gizemli olmak, daha çok ilgi ve merak uyandırıyor belkide. Dünyayı gezip farklı şehirlerin duvarlarına da çalışmalarını yapan Banksy, İsrail ve Filistini ayıran 700 km’lik duvarda dokuz tane çalışması var, üstelik bu çalışmalarını gündüz vakti ve Filistin askerlerinin koruması altında gerçekleştirdi. Bu duvara resim yapmanın pek kolay olmasa gerek, gerçekten bu iş büyük cesaret gerektiriyor.


Çalışmalardan en etkili olanlarından biri de, elinde balonlar olan küçük bir kız ve simgelediği ise duvarı geçmeye çalışan masumluk.

Yapılan çalışmalar özel ya da kamuya ait duvarlar olduğu için çoğu zaman kurallar devreye giriyor ve duvarlara graffiti yapmak
zorlaşıyor. Banksy’nin çalışmaları da anti çalışmalar olduğu için bu durum daha da tehlikeli oluyor. Bazen elinde molotof kokteyli yerine çiçek olan bir protestocuyu, kimi zaman polisin üzerini ayaran küçük bir kız çocuğunu bazen de eşeğin pasaportunu kontrol eden bir askeri duvarlara çiziyor.

Çizdiği anti çalışmalarının yanında mekan yerleştirmeleri, kolajları ve çizimlerli ile uluslararası Bianellerde sergilenen işleri aratmıyor. İnsanları da çalışmanın içine çekmeyi iyi biliyor. Bunun için onları sokak sanatı üretmeye teşvik ediyor. Banksy’nin çağrısı üzerine graffiti bölgesi ilan edilen duvarlar birkaç hafta içinde birçok kişinin katıldığı bir kolaj oluveriyor. Duvarlara graffitiler ya da sablonlarla çizimler yapan sanatçı günümüzün sanat anlayışına karşı duruyor ve galerilerin bir avuç zenginin koleksiyon fiyatlarını yükseltmesinin aracı olduğunu düşünüyor. Galerilere giriyor ve kendi çalışmalarını koyuyor, hatta bu çalışmaları bazı galerilerde günlerce farkedilmeden sergilenebiliyor. Örneğin Monet’in tablolarından birine market arabası çizip müzelere yerleştiriyor. Aslında burdaki amacı dikkat çekmek falan değil, sanat eserlerinin müze salonlarında yüce nesne gibi yükseltilmesine bir tepki. Bu müzeler de Londra’daki Tate Modern, Paris’teki Louvre, New York’taki Metropolitan Museum of Arts gibi dünyaca ünlü müzeler.

Banksy’nin internet sitesine göz atınca ilk önce bir çelişki ile karşılaştığınızı düşünebilirsiniz. Çünkü sitesinde bir alışveriş bölümü var. Ama bu alışverişte sadece alış yapıyorsunuz. İşleri, t-shirtlere, kupalara baskı yapılabilecek çözünürlükte size veriyor ve siz de gidip baskı yaptırabiliyorsunuz.

Son çalışması ise gerçekten çok ilginç. Tüketim çılgınlığını hedef alan Banksy, İngiltere’nin beş büyük müzik marketine girerek Paris Hilton’un CD’lerini kendi hazırladığı CD’ler ile değiştiriyor. Kapakta yine Paris Hilton’un fotoğrafı var ama içinde Banksy’nin hazırladığı şarkılar var. Şarkıların isminden bir tanesi “Ben ne iş yaparım?”. Basında bu olay ile ilgi uyandıran Banksy “Esrarengiz
graffiti gerillası bu kez Paris’i hedef aldı” diye manşetlerde görülüyor.

Bakalım Banksy bundan sonra nasıl çalışmalar yapacak. Belki de bir gün Türkiye’ye de gelir ve duvarlarda onun çalışmalarını görebiliriz. Hoş olmaz mı?

 

January 2010

 


İnceleme