Photoshop Magazin
 


Ayıplı Mal ve Ayıplı Hizmet

01 January 2010 | Sayı: Jan 2010
 
1 2 3 4 5
 

Tanımlar:
Tüketicinin Korunması hakkında Kanunun 4. Maddesinde ayıplı mal, 4/A. Maddesinde ise ayıplı hizmet konuları düzenlenmektedir. Buna göre; Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen
niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilanlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ise, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

Kanunun metni ve Yargıtay uygulamalarına göre; özellikle ambalajdan çıkan ürünün ambalaj üzerindeki
ile aynı olmaması, ürünün kendisinde olması beklenen özelliklere sahip olmaması, üretimde bir kısım hataların olması ve diğer üründen beklenen faydayı azaltıcı eksikliklerin olması, satılan malın ayıplı mal olarak nitelendirilmesi için yeterli görülmüştür. Aynı şekilde kanunda yazılanlarla sınırlı olmamak kaydıyla; genel olarak hizmetten beklenen faydayı azaltıcı veya ortadan kaldırıcı nitelikte hukuki, ekonomik yahut maddi bir eksiklik olan hizmetler de ayıplı hizmet olarak kabul edilmektedir.

Örneğin; Yargıtay tarafından verilen bir kararda, Fabrika hatasından dolayı ufalanma mevcut ise bu satış, ayıplı mal satışı niteliğinde kabul edilmiştir. Malın ayıplı çıkması halinde tüketicinin hakları: Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Otuz gün içerisinde satıcıya bildirilmeyen ayıplardan, satıcı
sorumlu tutulamaz. Bu durumun istisnası, satıcının daha uzun bir süre taahhüt etmiş olmasıdır. Örneğin satıcı ihbar süresini 45 gün olarak belirtmişse, tüketici bu kırkbeş gün içerisinde ayıbı bildirerek aşağıda açıklanacak seçimlik haklarını kullanabilir. Bu süreler malın tüketiciye teslimi tarihinden başlar.

Ayıbı satıcıya bildiren tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi
veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.
Tüketici sayılan seçimlik haklarından; satılan ürünün yenisi ile değiştirilmesi hakkını kullanmak istemişse, eski ürünü satıcıya iade etmek zorundadır. “Davacının seçimlik hak olarak talep ettiği aracın değiştirilmesini talep edebilmesi için ayıplı malın iade edilmesi şarttır. Bu şart davacı tarafından yerine getirilmediğine göre artık aracın ayıpsızı ile değiştirilmesi talebinde bulunamaz.
Bu durumda davacı artık yalnızca ayıp oranında satış bedelinde indirim yapılmasını isteyebilir.”

Fakat satıcının iade ve değiştirme taleplerini kabul etmemesinde olduğu gibi; bu bir ön şart değil, satıcının yeni ürünü vermesi ile aynı anda gerçekleştirilecek bir eylemdir. Bu nedenle davada ön şart olarak kabul edilemez.

“Tüketicinin çeşitli başvurularına, onarım için ayrıca uğraş vermelerine rağmen davalı firma aracın yenisi ile değiştirilmesini kabul etmediğinden, tüketicinin dava konusu aracı onbeş gün içinde davalı tarafa iade etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davalı satıcının, aracı yenisi ile değiştirmeyi kabul ettiğini açıklaması durumunda, davacı tüketici ayıplı aracı aynı anda iade edip, yenisini
alma hakkını kazanabilir. Mahkemenin, hiçbir karşılık almadan davacının elinde bulunan ayıplı malı 15 gün içinde iade etmesinin
dava şartı olduğu kabul etmesi hatalıdır.”

Üretici/Satıcının sorumluluğu:
Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Yalnızca ayıplı mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.

Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır. Satıcı, ayıplı mal karşısında tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin talebinin aksine hareket edilmesi halinde tüketicinin dava hakkı doğar ve satıcı
bundan sorumlu olur. Yargıtay; “Taraflar arasında ayıplı çıktığı iddia edilen araçla ilgili olarak görülmekte olan davada; davacı başta itibaren, tercih hakkım kullanırken 4077 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne dayanıp, aracın iadesine ve ödediği paranın tahsiline karar verilmesini istediğine göre, mahkemece davacının talebine uygun olarak karar verilmesi
gerekir” esasını kabul etmiştir.

İmalatçı veya ithalatçılar, sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi malları için o malın Bakanlıkça tespit ve ilan edilen kullanım ömrü süresince, yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmak zorundadırlar. Garanti belgesiyle satılmak zorunda olan bir sanayi malının garanti süresi sonrasında arızalanması durumunda, o malın bakanlıkça belirlenen azami tamir süresi içerisinde onarımı zorunludur.

“Tüketicinin, 4077 sayılı yasanın 4. maddesindeki genel tercih haklarından birini yada 13. maddeden kaynaklanan yenisi ile değiştirilmesini isteme hakkını kullanabilmesi, satın aldığı malın iadesi ön koşuluna bağlanmamıştır. Yasadaki (...tüketici malı teslim aldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde bu malları satıcı firmaya geri vererek...) sözleri, alıcının iade borcuna işaret eden, ayıp ihbarı için gerekli süreyi belirleyen bir düzenlemedir. Tüketicinin iade borcu, BK. hükümleri uyarınca satıcının
borcu ile aynı anda ve karşılıklı olarak yerine getirilecektir...

TRKGM-95/116-117 sayılı tebliğin 6. maddesine göre sanayi malının tamir süresinin en fazla 30 işgünü olduğu, 12. maddesinin ise aracın tamiri için gereken azami sürenin aşılmasını değiştirme sebebi saydığı açıktır. 4077 sayılı yasanın 15. maddesi “ithalatçı veya imalatçılar sattıkları sanayi malları için o malın bakanlıkça tesbit ve ilan edilen kullanım ömrü süresince bakım, onarım ve servis hizmetlerini yürütecek istasyonları kurmak ve yeterli teknisyen kadrosu ile yedek parça stoku bulundurmak zorundadırlar” hükmünü getirmiştir... Yedek parça bulundurma zorunluluğu, davalının yasal yükümlülüğüdür. Bu itibarla yedek parçanın yurtdışından ithal edilmesi ve bu nedenle sürenin aşılması, yasanın 15. maddesine aykırıdır.”

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ayıplı maldan ve tüketicinin seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Zamanaşımı süreleri:
Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak
on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Gizli ayıp durumunda zamanaşımı süreleri ayıbın ortaya çıkması tarihinden itibaren işlemeye başlar. Gelecek ay görüşmek üzere.

 

January 2010

 


Tasarım Hukuku