Photoshop Magazin
 


Yossi Lemel

01 December 2009 | Sayı: Dec 2009
 
1 2 3 4 5
 

Ünlü grafik tasarımcı Yossi Lemel, II. Dünya Savaşı’nda Polonya’daki bir toplama kampından kurtularak İsrail’e göç eden bir ailenin oğlu olarak, 1957 yılında Kudüs’te dünyaya geldi. Lise yıllarında gerçeküstücülükle ilgilendi. İlk ödülünü 17 yaşında yaptığı bir yağlı boya tablo sayesinde kazandı. Gerçeküstücülüğe devam eden Lemel, fotoğrafın daha çabuk sonuç verdiğini görerek fotoğrafla da ilgilenmeye başladı. Grafik Tasarım eğitimini Bezalel Sanat ve Tasarım Okulunda tamamladı.


Ariely Reklam Ajansı ve Wfd’de (Tel Aviv) sanat yönetmeni olarak çalıştı. 1986 yılında kendi tasarım atölyesini kuran Lemel, çalışmalarına devam ederek 1995’te ABD’de açılan “İsrail-Filistin Politik Afişleri” sergisinin yardımcı küratörlüğünü yaptı, RPMP Reklam Ajansında sanat yönetmeni olarak çalıştı. Bunun yanında Yossi Lemel Reklam Ajansı’nın genel müdürü ve yaratıcı yönetmeni, Glazer Bar Reklam Ajansı’nın ise sanat yönetmeni oldu.

Yossi Lemel dünyanın pek çok yerinde kişisel ve karma sergilere katıldı. Lemel’in tasarımları Victoria ve Albert Müzesi (Londra), Museum für Kunst und Gewerbe (Hamburg), Musée de la Publicité (Paris) gibi kurumların daimi koleksiyonlarının arasında yer alıyor.


Yossi Lemel’in yaklaşık 150 akrabası Auschwitz Toplama Kampı’nda ölmüş. Lemel “Annem Auschwitz’de sekiz kardeşini; annesi ve babası ise tüm akrabalarını kaybetti. Babam 1943’te Auschwitz’e getirilmiş ve onunla beraber konvoyda bulunanların tümü 1 saat içinde krematoryumda küle dönüştürülmüş. Babam ise Joseph Mengele’nin tıbbi deneylerinde denek olarak kullanılmak üzere götürülmüş.1,5 yıl boyunca bu deneylere tabi tutulmuş ve hayatta kalmayı başarmış. İsrail-Filistin sorununu ele alırken fonda hep bu olaylar aklımda oluyor.” diyor. Sanatçı kendi çalışmalarının, afişlerinin yanında Amnesty International ve Greenpeace için düzenlenen etkinliklerde sürekli yer alıyor.


Afişler bize genelde reklam panolarında, duvarlarda, otobüs duraklarında, elektrik direklerinde görünürler. Onlar bizlere birşeyler anlatma çabası içindedirler çoğunlukla da sanat olarak bile görmez kimse onları. Ama öyle afişler vardır ki içinize kadar işler, tüylerinizi diken diken eder ve tüm parpıcılığı ile çarpar sizi. İşte Yossi Lemel’in afişlerini görenler söylediğim gibi çarpılıyor, donup kalıyor. Lemel afişlerindeki sadelik içinde konuyu o kadar iyi kavratıyor ki olayın tam içindeymişsiniz gibi oluyorsunuz.Çoğunlukla ayrıntı kadrajlardan oluşan afişlerinde, fotoğraflanan nesneler gündelik hayatta gördüğümüz fakat algılayamadığımız yakınlıkta.


Lemel, uluslar arası yarışmalarda toplumsal ve politik içerikli afişleri ve işleri ile dikkat çekip birçok ödüller de kazandı. İsrail-Filistin arasında bitmek bilmeyen kavgaları, savaşları, çözülemeyen sorunları, tükenmeyen şiddeti, kısırdöngüyü, eşitsizlikleri ele alan sanatçı bunun yanında Çernobil’i, Hiroşima’yı Bosna’daki katliamları ve çevre olaylarını da aynı güçlü ironi ile betimliyor. Posterlerindeki vuruculuk sayesinde olaylara dikkat çekiyor. Kara mizah kullanıp olayların hassas noktasından yakalamayı iyi biliyor.

Lemel işlerinde ciddiyet-ironi dengesini nasıl kurduğunu şöyle açıklıyor “Sanatta mizah çok önemli; insanlar arasında
bir iletişim biçimi. İşlediğim konular ciddi ama bunları mizah olmaksızın sunmak, insanları çok depresif bir psikolojiye sokar. Onların düşünmesini, tepki vermesini sağlamak zorundayım. İlgiyi çekmek ve değişim yaratmak için bir savaş veriyorum.”
Yossi Lemel, amacının problemleri ortaya çıkarmak olduğunu savunuyor. İşlerindeki mizah kullandığı malzeme ile karşılaştırılınca oldukça ağır kalıyor. Örneğin kavanoz içindeki beyaz güvercin afişinde İsrail Filistin arasındaki barışı sembolize ediyor. Bir diğer keskin örnek ise etlerin birbirine sıkıca bağlandığı afiş. Burada etleri tek parça haline getirmeye çalışıyor fakat, farklı etler olduğu için ne kadar sıkıca bağlanırsa bağlansın birleşmeyeceğini anlatıp, etlerin sadece zorla birarada tutulabileceğini iki ayrı et parçasını sadece mecburan bir arada bulunduğuna dikkat çekip İsrail-Filistin konusuna gönderme yapıyor.


Sorunların içinde veya dışında yaşayan insanların bir şekilde ilgisini çekip onların düşüncelerini, dikkatlerini, kendinden memnun
hallerini kırıp, uyanık kalmaları gerektiğini düşünüp elinden geleni yapan Yossi Lemel geçmişte Türkiye’de de sergi açmıştı. Çalışmalarında “ Daha az, daha çoktur.” prensibini savunan sanatçı yalın anlatımlarının arkasındaki çarpıcılık ile insanların düşüncelerinde bomba etkisi yapıyor.
Savaşın, ırkçılğın ve ayrımcılığın her türlüsüne karşı duran tasarımcı, bu tutumunu tasarıma aktarırken şöyle diyor: “Toplumsal-siyasi bir afiş tasarımcısı olarak herşeyden önce tutkulu, saplantılı olmanız ve sizi çevreleyen her şey konusunda “kendi içinde” bir farkındalık ve duyarlılık sahibi olmanız gerekli. Bazen afişleriniz kışkırtıcı olabilir, bazen de dışlanacaksınızdır ama inandığınız şeyi yapmayı asla bırakmayın.”


Babasının nazi döneminde yaşadıklarıyla ilgili de bir seri hazırlamış. Aslında hiç de kişisel olmayan tarihi bir hikayeyi kendi yaşanmışlıkları üzerinden anlatmış. “ kanılarımı, fikirlerimi, bilgimi ve tarihimi yalnızca kişisel tarihim ve deneyimlerim aracılığıyla ifade edebilirim. Sanırım gerçeğe de en fazla bu yolla yaklaşabilirim. Aradığım bu, biraz sembolik birşey, gerçek ama benim gerçeğim.Eğer 6 milyon insandan söz etmeye başlasaydım acıklı olurdu, kolay da anlaşılmazdı ama tek bir olay, duygusal açıdan size temas eder. “diyor.


Lemel için en anlamlı işi, babasının kolundaki, toplama kampından kalma sayı dövmesinin fotoğrafını kullandığı çalışması. İşlerinin amacı çok açık olmakla beraber bir o kadar da kafa kurcalayıcı. Afişlerinden biri ilk önce tehlikeli böceklerin birarada toplandığı koleksiyon gibi görünüyor sonra bakıyorsunuz ki İsrail Hava Kuvvetleri’nin bir jeti... Jet alaycı bir şekilde böceklerin içinde yer alıyor.
İsrail filistin 2002 afişinde içi kanla dolu olan kuvete baktığımızda oldukça temiz, hiç bir lekesi, izi yok. İçinde en azından intihar etmiş olan biri yada musluktan akan kan olmalı ama onlarda yok. Ya da “coexistence” isimli çalışmasında iki farklı ten rengine sahip olan insanların elleri iç içe geçmiş ırkçılığa karşı duruyor. Burada ayrı olmak değil birbirini tamamlamak önemli. Bir diğeri ise “unable” isimli Birleşmiş Milletler’in göstermelik hareket tarzına gönderme yapıyor.


İçinde yaşadığımız dünyada olayları, savaşları görmemezlikten gelmek güç olsa bile Lemel’in çalışmaları sayesinde unutmamız imkansızlaşıyor. Belleğimizi sürekli uyanık tutmamıza yardımcı oluyor.

 

 

December 2009

 


İnceleme