Photoshop Magazin
 


Benim de Fotoğrafımı Çeker misin ?

01 December 2009 | Sayı: Dec 2009
 
1 2 3 4 5
 

İşte size antrenman yapmak için iyi bir fırsat! Aslında bu cümlenin arkasında çok şey var denebilir. Arkadaşlarınız bu cümleyi gayet masumca sorarken sizin neden birden düşünceli hale geldiğinizi hemen anlayamazlar. Durum şudur aslında, birisi bunu söylediği anda kafanızdaki mekanizma çalışmaya başlar. Arkadaşınıza hemen daha farklı bir gözle bakmaya başlarsınız, ona nasıl bir konsept lazım diye ilk düşünce girer aklınıza.
Tabii ki arkası hemen akmaya başlar. Nasıl bir mekan, nasıl bir ışık, kostüm, makyaj, ekip, asistanlar, lensler... Bunlar evet demeyi düşünürseniz tabii ki :) Hayır demeyi planlıyorsanız daha çok nasıl söylesem kısmına odaklanıyorsunuz.

İşin özünde gerçekten bu tarz fırsatları kaçırmamak lazım. Özellikle insan çekmek gerçekten zorlu olabilir. Burada sadece yakalamak değil kurmakta önemlidir. İkisini bir arada yapmanız lazım. Üstelik karşınızdaki kişi profesyonel de değil. Hatta çekim günü geldiği zaman en başlarda çok zorlandığınızı göreceksiniz. Özellikle modeliniz muhtemelen donup kalacak, utanacak vs... Hele ki ortamda sizden ve modelinizden başkaları da varsa asistanlar arkadaşlar gibi işiniz başta daha da zor olabilir. O yüzden ipleri en baştan ele almanız lazım.

Orada yönetmen sizsiniz ve de koşulları siz hazırlıyorsunuz. En istemediğiniz şey kontrolunuzun dışında olan şeyler olacaktır. O yüzden gelen ekibi iyi seçmeniz gerekir. En başa dönersek, siz “evet” dediğiniz anda çarklar işlemeye başlar. Önce hava durumuna bakarak günü belirlersiniz, sonra modeliniz ile oturup onun nasıl bir şey hayal ettiğini, sizin düşüncelerinizin ne olduğunu konuşursunuz. Mekan ve kostümleri önceden belirlemeniz hatta denemeniz faydalı olabilir, çekim sırasında uğraşmak zaman kaybı olacaktır. Sonra ekibi kurmanız lazım. Tabii ki birebir de çalışabilirsiniz
ama bunun dezavantajlarını da hesaplamanız lazım, özellikle reflektör ve ışık kullanacaksanız asistan şart hatta mümkünse
2-3 tane :) Burada yine fotoğrafa meraklı arkadaşlarınız yardımcı olmaya bayılarak geleceklerdir
hele ki modeliniz alımlı ve çekici biri ise asistan yağmuru olur korkmayın ;)

Mekana giderken yanınızda mutlaka içecek ve yiyecek götürün. Herkes çekimin 1 saatte biteceğini sandığı için 5-6 saat süren durumlar
problem olabilir. Her zaman bir battaniye şemsiye vs. gibi şeyler de işinize yarabilir, bu daha çok kostüme bağlı diyebiliriz. Evet, modelimiz hazır, makinalar tamam, piller dolu, yedek kartlar hazır, laptop yakınlarda, heyecan dorukta, işte başlama zamanı!

Öncelikle ilk 100 fotoğraftan çok şey beklemeyin, sizin ve modelin birbirinize alışma zamanı gerekir. Hatta asistanlarınızın da ne istediğinizi anlaması biraz zaman alacaktır. Bu yüzden ilk fotoğraflarda beklediğinizi göremez iseniz moralinizi bozmayın. En iyi fotoğraflar genelde 2. saat gibi başlar. Eğer açık havada iseniz ortam ışığını kullanmaya çalışın ama sert ışıktan uzak durun, gerekirse diffuser kullanmaya çalışın. İşin fotoğraf tekniklerine girecek olursak, varyasyonlar oldukça fazla denebilir.

Ben bu çekimde daha çok kafa flaşlarını kullanmayı tercih ettim. Akülü sistemlerin ışık kalitesi çok iyidir evet ama hem kullanımı ve taşıması çok kolay değildir hem de çekim sırasında hantal kalabilirler. Kafa flaşları için birçok yeni aksesuarlar üretiliyor. Bunlara uygun softbox ve minik portre tasları çok işinize yarayabilir. Aynı zamanda flaşlar küçük olduğu için monopod ile kullanarak değişik konumlandırmalar yapabilirsiniz. Aynı zamanda onları bir yerlere bağlamak ya da terş ışık gibi durumlarda saklamak kolay olacaktır. Pilleri de biterse değiştirmek çok problem olmaz. 2-3 adet flaş ile harikalar yaratabilirsiniz. Ama bunları senkronize patlatmanız lazım tabii ki. Bunun içinde ya sistemin kendi içindeki ayarları kullanacaksınız ya da farklı aparatları ekleyeceksiniz.

Birçok sistemde senkronize çekim için ayarlar mevcut ancak temel kusur flaşların birbirini görme gerekliliği. Bu durumda flaşları birbirinden çok bağımsız kullanamayabilirsiniz. En ideal çözüm radyo frekansle çalışan “trigger” denen aparatları kullanmak. Böylece en olmadık durumlarda bile hepsi problemsiz patlayacaktır. Hatta çok geniş bir alanda çalışabildikleri için zoom objektifinizle uzaktan yapacağınız çekimlerde size değişik
ışık alternatifleri sunacaktır.

Piyasada birçok marke ve model mevcut, benim tercihim ise PocketWizard markası. Çok geniş bir mesafe alanına ve de kullanım kolaylığına
sahip oldukları için yanımdan ayırmadığım ekipmanlardan biri oldular. Kafa flaşlarının yanı sıra ortam ışığına hakim olmanız önemli bir unsur. Burada çekim saati çok önemli, eğer öğlen saatleri de çekim yapacaksanız sert ışıktan uzak durmanız gerekir.

Bu saatlerde gölgelik yerler ya da duvarlardan yansıyan ışıkları kullanabilirsiniz. Yansıtıcılar (reflector) ve dağıtıcılar (diffuser) bu durumlarda çok işinize yarayacaktır. Ben bu çekimde ağırlıklı olarak hem güneş hem de flaş ışığını birlikte kullandım. Burada önemli olan renk ısılarını birbirine uydurabilmektir. Nasıl bir etki bırakmak istiyorsanız ona uygun renk ısısını seçmelisiniz. Gerekirse flaşlarınızın önüne ışığınızı yumuşatmak
ya da renklendirmek için farklı renklerde jelatinler koyabilirsiniz. Çekim esnasında çekingen olmayın, istediğiniz
kare tam olarak çıkmadıysa o anı zorlayabilirsiniz. Modeliniz size istediğiniz açıyı ya da pozu verememiş olabilir. Onunla iletişime geçmeniz ve motive etmeniz çok önemlidir. Hem fotoğrafı çekerken yönlendirmeli, hem de arada durup yanına giderek istediğiniz şeyi iyi açıklamalısınız.
Arada bir güzel çıkan fotoğraflardan göstererek onu motive etmeniz de işinizi çok kolaylaştıracaktır.

Aynı açıdan 50 fotoğraf bile çekebilirsiniz, yeter ki sonuçtan tatmin olun. Ama beğenmediğiniz bir şey varsa da hiç üzerinde vakit kaybetmeyin, hemen sonraki adıma geçin. Unutmayın işin özü çekiminizi yaparken eğlenebilmektir, ekipteki herkes iyi zaman geçiriyorsa bu fotoğraflarınıza da mutlaka yansıyacaktır!

Gelecek ay görüşmek üzere...

 

December 2009

 


An Derinliği