Photoshop Magazin
 


Can Baykal Ressam, Illüstratör

01 November 2009 | Sayı: Nov 2009
 
1 2 3 4 5
 

1980 yılında İstanbul’da doğdum. Babamın subay olması sebebi ile yurdun muhtelif yerlerinde büyüdüm ve okudum. Emekliliğinin ardından İstanbul’a yerleştik. Liseyi burada bitirdim ve 1998 yılında Mimar Sinan Üniversitesi İç Mimarlık bölümüne girdim.

Başlangıçta her şey çok güzeldi fakat, küçük yaşlardan beri var olan resim tutkum, beni içten içe yedi ve üçüncü senenin sonunda bölümü bırakma kararını vermede etkili oldu. Bu hayatımda verdiğim önemli karalardan biriydi. Böylece 2002 senesinde aynı okulun resim bölümüne girdim. Okuluma devam ederken, babamın kurduğu aile şirketinde, sanattan uzak bir alanda çalışmaya başladım. O dönemde üretimimi ve gelişimimi engelleyen bir durum gibi görünse de şirketimizin kurumsal kimlik, reklam ve tanıtım işlerini yaparak grafik tasarım alanında da çalışma fırsatını yakalamış oldum. 2007 yılında hayatımın gidişatını etkileyecek önemli bir karar daha aldım ve evlendim. 2008 yılında mezun olup ardından askerliğimi tamamladım ve Haziran 2009’da döndüm.

O sırada şirketimizin satış ve devri gerçekleşmişti. Bu talihsiz durum sonucu işsiz kaldım ancak, bu sayede tasarım ve illüstrasyon alanında istediklerimi yapmaya başladım. Artık tüm zamanımı resim yapmaya ve illüstrasyon çalışmalarıma ayırıyorum. Profesyonel anlamda henüz bir kuruma bağlı işler üretmiyorum fakat, gelişimim adına sürekli öğreniyor ve yeni işler üzerinde uygulamaya çalışıyorum. Çalışmaya başlamadan önce bir konu belirlerim ve eskizler yapmaya başlarım. Fikrin oluşmasında çizim en önemli unsurdur, düşünmeyi kolaylaştırır ve yaratıcılığı arttırır.Özellikle yağlıboya çalışmalarımdan önce sıkı bir eskiz devresi vardır. Tabii ki teknolojik gelişimlerle desen yapmak artık daha kolay ve zevkli. Her ne kadar kağıt ve kalemin yerini doldurmasa da, tablet dijital çalışmalarımın vazgeçilmez bir parçası. Deseni yaptıktan sonra Photoshop’ta katmanlarla çalışıp boyamaya başlıyorum. Çok fazla katman oluşturmamaya gayret ediyorum çünkü, analog resim mantığını olabildiğince tabletle uygulamak daha keyif verici oluyor.

Çalışma alanımda bir yere kullanacağım renkleri boyuyorum, böylece çalışırken aradığım rengi daha kolay bulabiliyorum. Renk menüsünü de RGB yerine HSB modunda kullanıyorum, bu da rengin şiddetini ve tonunu daha kolay ayarlamama yardımcı oluyor. Ayrıca halen öğrenme ve gelişme sürecinde olduğum için her seferinde aynı sistematiği uygulamıyorum. Farklı şeyler denedikçe beklemediğim sonuçlar almak öğretici oluyor.Son dönemlerde yoğun ilgi duyduğum 3D alanında da çalışmaya iki sene önce başlamıştım. Askere gitmeden keşfettiğim ZBrush programının mantığını, askerde gerçek anlamda uygulama fırsatı yakaladım. Bana resim yaptıracaklarını umarken kendimi heykel yaparken buldum. İlk deneyimim olmasına rağmen büyük keyif aldım ve aynı duyguyu ZBrush‘la hala yaşıyor gibiyim. Yoğun olarak yeni başladığım ZBrush çalışmalarım bana ilerisi için umut veriyor.

Öğrendikçe daha düzgün sonuçlar almayı umuyorum. 3D modellemede birkaç farklı yöntem kullanıyorum ama genelde Zbrush’ta modellemeyi yapıp 3ds Max’de render alıyorum. Zmapper kullanarak normal map oluşturuyorum, böylece tüm detaylar 3ds Max’de düşük polygonlu model üzerine map sayesinde taşınmış oluyor. ZBrush model üzerinde direkt olarak boyama yapmanıza imkan tanıdığı için diffuse map oluşturma işini de orada yapıyorum. Maplerin hepsini Photoshop’ta tekrar işliyorum ve gerekli diğer mapleri hazırlıyorum (reflect, bump, opacity gibi), en son 3D Max’te Vray üzerinden render alıyorum. Render sonucunu Photoshop’ta görmek istediğim son haline getiriyorum.Photoshop bu konuda benim için çok kullanışlı çünkü 3D render işlemi sırasında çok sayıda texture kullanmaktan kaçınıyorum, özellikle fonlarda. Bunun yerine istediğim çoğu dokuyu Photoshopla oluşturup uygulayabiliyorum. Photoshop bu konuda inanılmaz araçlarla donatılmış. Bu uygulamaları yaparken de, boyama işlemleri sırasında da Multiply ve Color Dodge özelliklerini sık sık ve severek kullanıyorum. 2D veya 3D, her türlü çalışmalarımda ortak kullandığım tek program photoshop. İlk olarak 2002 sonlarında PS7 versiyonu ile tanışmıştım ama detaylı kullanma fırsatım olmamıştı. Şu anda CS4 versiyonunu kullanıyorum. Özellikle Adjustments kontrol paneli çok kullanışlı olmuş, fırça özellikleri de oldukça tatminkar. Her özelliğini tamamen kullanmıyorum belki ama bana gerçek boyama hissini yaşatması yetiyor, hele bir de tabletle kullanılıyorsa yapabilecekleriniz
hayallerinizle sınırlı demektir.Photoshop bence sadece düzenleme, düzeltme ve efekt verme aracı değil, mükemmel bir boyama aracıdır da. Bir şekilde illüstrasyonla uğraşan herkese tablet edinmeli ve Photoshop’ta resim yapmanın keyfini tatmaları gerekir diye düşünüyorum. Gelecek için en önemli hedeflerimden biri, animasyon projelerimi hayata geçirmek. Bu konu üzerine çalışmaya yeni başladım ve After Effects öğreniyorum.

Fark ettim ki 2D veya 3D olsun yapacağım her türlü animasyon için gerekli bir araç. Umarım planladığım sürede öğrenebilir ve üretmeye başlayabilirim. İllüstrasyonla uğraşmanın dışında amatör olarak fotoğrafla da uğraşıyorum ve bence uğraşılması gereken bir dal. Bakma, görme ve kurgulama hissini güçlendiriyor. Fotoğraflarım geliştikçe kompozisyon oluşturma becerim de gelişiyor sanki. Ayrıca anı yakalamak güzel bir duygu. Amatörce de olsa fotoğraf çekeceksem illaki D-SLR makine olsun isterim, bu yüzden Nikon D70 kullanıyorum, pikseli düşük kalmış olsa da şimdilik bana yetiyor. Şunu söylemeliyim ki daha yapmak istediklerimi tam olarak yapabilmiş değilim, çalışıyorum ve öğreniyorum. Photoshop magazin, DigitalArts, Icon, Tasarım, P, Psikeart gibi kaynaklardan yerli sanatçıları ve tasarımcıları takip ettiğim gibi internet üzerinden yabancı ressam ve illüstratörleri de takip ediyorum. Fantastik ve bilimkurgu konuları, animasyonlar ve çizgi romanlar beni çok etkiliyor, dünyada bu konularda olağanüstü çalışmalar yapmış insanlar ve firmalar var. Ancak bireysel olarak kimseyi örnek aldığımı söyleyemem, ben sadece yapılan işleri gördükçe hevesleniyorum ve daha çok çalışıyorum. Amacım kendimi bulmak ve bana ait bir şeyler üretebilmek. Bu ister tuvale yağlıboya olsun, ister dijital ortamda bir ürün, fark etmez. Temelde ihtiyacım, bağımlılık haline gelmiş üretme içgüdüsünden ibaret. İnsan ürettikçe kendini var eder. Sanata ve tasarıma gönül vermiş her PM okuruna zihinlerindekini hayata geçirmek için her yolu denemelerini,mümkünse tek bir yönteme bağlı kalmamalarını ve sürekli üretmelerini tavsiye ediyorum. Tekrar görüşmek üzere.

 

November 2009

 


Sanatçılarımız