Photoshop Magazin
 

3 Boyutlu Kaldırım Sanatı

01 Kasım 2009 | Sayı: Kas 2009
 
1 2 3 4 5
 

 

   Sokak sanatı, adından da anlaşılacağı gibi halka açık yerlerde herkesin görebileceği hatta çalışmanın bir parçası olabileceği sanat türlerine deniyor. Graffiti, şablon, sticker yapıştırmaca, poster asmaca, mozaik, sokak enstelasyonları bu tanımın içine giriyor. Hepsinde de bir amaç ve mesaj kaygısı var. Yani bazı sokak sanatçıları kendi tuvallerini sokak olarak belirlerken bazıları da sokağın zorluluğunu, riskini seçiyor. Sanatı sokağa taşımak geleneksel sanatın dışında modern sanata uyum sağlıyor.

    21.yüzyılın sanatı haline gelen gerilla işler geniş kitlelere ulaşması bakımından da oldukça etkili. Sanatını bir galeride sıkıştırmak yerine açık havada sergilemek daha mantıklı geliyor, üstelik çok daha büyük bir kitleye ulaşıyor. Bu sanat tarzı sokağın dokusunu da kullanarak bütünlüğü sağlıyor. Aslında o kadarda kolay bir iş değil çünkü para kazanmak,beğenilmek, ünlü olmak gibi bir kaygı taşımıyor. Burada işin kendisinden çok tepkiler ve işi görenlerin hissetikleri önemli oluyor. En sık karşılaştığımız sokak sanatı olarak grafiti başta geliyor. 

Köprü altlarında, duvarlarda, istasyonlarda hatta gördüğümüz her beyaz duvarda bir graffitiye rastlamak mümkün. 60’lı yıllarda politik gruplar, görüşlerini belli etmek, sokak çeteleri de bölgelerini belirleyip duyurmak amaçlı duvarlara imzalarını bırakıyorlardı. İşte bu olaylar ilk graffitinin görüldüğü zamanlardı. Geçmişin aksine günümüzde graffitiler oldukça gelişme göstermiş ve bir sanat dalı olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Gelenekselci grafitilerde sprey boyalar kullanılırken yeni kuşak grafiticiler daha çok şablon kullanıyorlar. Yaptıkları işe post-graffiti ya da neo-graffiti diyor ve inanılmaz işler çıkartıyorlar.

    Bir diğer sokak sanatı ise kaldırım sanatı da denilen ve harikalar yaratılan perspektifin bile kafasını karıştıran, geniş bir sokağa ya da kaldırıma yapılan görseller. Sanatta belli dönemlerde Neoklasizm, Realizm, Empresyonizm, Kübizm, Fütürizm, Dadaizm, Sürrealizm, Pop Art gibi daha birçok sanat akımları ortaya çıkmıştır. Günümüze en yakın kavramlar olarak Modern Sanat ve Kavramsal Sanat’ı da unutmamak gerekir. Bütün sanat akımları, ortaya çıktığından itibaren toplumun günlük yaşamında, kültür yaşamında önemli değişiklikler yaratmıştır.Bu dönemde ise hala resim sanatı adına yeni akımlar çıkabileceğine inanılması oldukça zor geliyor insana. Resim sanatının fotoğraf ve sinema sonrası tamamen öldüğünü düşünenlerde oldukça çoktu ama her alanda olduğu gibi bu alanda da dahiler herşeyi kökünden değiştirebiliyor. Tuval olarak sokak kullanılıyor ama bu sefer biraz daha farklı. Yapılan çalışmalara bakıldığında 3 boyutlu mükemmel illüzyonlar beliriveriyor.

Görüntü o kadar gerçekçi ki bir uçurum, sel ya da yeraltından gelen bir canavar olarak görülüyor, korkutuyor, şaşırtıyor. Edgar Müller, Julian Beever, Kurt Wenners, Joe Hill ve Max Lowry bu sanatın hakkını vererek yapan sanatçılar arasında. Julian Beever, sokak Picasso’su olarak tanınıyor. Yaklaşık 15 yıldır bu işi yapıp ABD, Japonya, Singapur, Meksika ve birçok Avrupa ülkesinde üç boyutlu resimler çizmiş. Sanatçının 40’a yakın kaldırım resmi var. Ülkelerin ona hissettirdiği duygulardan yola çıkarak fikirlerini oluşturuyor ve başlıyor çizmeye.

İstanbul’a Word Card’ın davetlisi olarak gelen sanatçı, Beşiktaş Meydanı, Cevahir ve Kanyon Alışveriş Merkezlerinin kaldırımlarına da resimlerini yaptı. Max Lowry, üç boyutlu kaldırım sanatı sanatçılarından diğeri. Yaptığı resimler yolda  bir çukur, uçurum, kırık, çatlak olduğunu düşündürüyor ve bisiklet sürücülerinin korkup yavaşlamasına neden oluyor. Edgar Müller’in çok büyük bir sokağa çizdiği buzul uçurumu ve lavdan erimiş olan sokak en çok bilinen resimleri arasında. Uzun günler süren çalışmalar gerçeğinden farksız. Kurt Wenners ise medyanın ilgisini çeken kaldırım ressamlarından. Gazete ve dergilerde yer aldı. Resimlerini bazen reklamlar içinde çizdi.

    Çizmeye başlamadan önce her tasarımda olduğu gibi belirli süreçlerden geçiliyor. Fikir aşaması, fikri geliştirme aşaması, karalama aşaması ve final çizimi. Tabi önemli olan bir konu daha var o da fikrin nereye uygulanacağı. Bazen mekana göre tasarlansa da genelde kaldırımlara tebeşirle uygulanıyor. Çalışma tasarıma göre günlerce sürebiliyor. Bu arada hava koşullarına çok dikkat etmek gerekiyor çünkü, tam çalışma bitti derken bir yağmur bütün emeği mazgallardan kanalizasyona taşıyabiliyor.

Bu sanat, fotoğraflarda hayat buluyor ve kent yaşamının bize sunduğu güzellikler arasında denilebilir. En önemli nokta bu 3 boyutlu çalışmalara nereden bakıldığı. Sadece tek bir açı doğru açı oluyor. İlk görenler ne olduğunu anlamasa da perspektifin matematiğe ait devamlığının eseri ortaya çıkıyor.  Çalışma zamanı, tasarlanan resmin boyutuna ve hava koşullarına göre şekilleniyor. Kaldırım sanatçıları doğru noktaya fotoğraf makinesi koyuyor böylece doğru nokta kaçırılmamış olunuyor. Genelde tebeşirle çizildiği için hatalar hemen ıslak sünger sayesinde   silinebiliyor. Ama doğru hesaplanmayan çizim oranları büyük sorunlar da çıkartabiliyor.

    Ticari düşünülmese bile bazı firmalar tarafından oldukça hoş karşılanan kaldırım sanatından reklam filmi, basılı reklamlar hatta belgesel bile yapıldı. Kendinizi bir uçurumun kenarında, lavların   arasında, yerden çıkan yaratıkların içinde, buluyor ya da ayağınızı atsanız düşecekmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Tam geçtim derken biri gelip size çarpıyor ve siz uçurumlardan yuvarlanacağınızı sanırken kaldırımla yüz yüze geliyorsunuz. Perspektifle alay eden bu sanat yeni yeni gelişiyor. Kim bilir belki bu sanatı ilerleyen zamanlarda Türkiye ‘de daha çok görebiliriz.

 

Kasım 2009

 


İnceleme