Photoshop Magazin
 


İstanbul’da UEFA Kupası Heyecanı!

01 October 2009 | Sayı: Oct 2009
 
1 2 3 4 5
 

Uzun bir organizasyon sürecinden sonra büyük gün gelip çattığında açıkcası heyecanlıydım. Daha önce futbol çekimi tecrübem sınırlı olduğu için biraz gergindim. Sonuçta dünyadaki en önemli organizasyonlardan biri için çekimyapmak insanı biraz geriyor doğal olarak.


Hazırlıklarımı tamamlayıp, asistanımı da (sevgili Tevfik) motive ettikten sonra maç günü erken saatte stada geldik. Bu çekim için temel olarak 2 adet Nikon D300 ve lens olarak Nikon AF-S 300mm f:2.8, Nikon AF-S 28-70mm f:2.8, Nikon AF-S 80-200mm f:2.8 lenslerini temel olarak kullandım. Diğer lenslere az ihtiyaç duyduğumu belirteyim. Aslında en başta gece çekimi olacağı için ışık konusunda biraz endişeliydim, D3 ya da D700 iso konusunda çok daha iyi bir seçim olacaktı. Ancak full frame makina kullandığınız zaman, D300 de olan 1.5 crop factor avantajını kaybediyorsunuz. Tabii ki en iyiseçim kanımca Nikon D3 ve de 600mm’lik bir objektif olacaktır ama malum 600mm lens için arabanızı satmanız gerekebilir.

Burada bunun için kısa bir açıklama geçeyim, eminim ki artık pek çok kişi bu konuya hakim ama anlatmakta fayda var. Full frame olmayan makinalarda crop factor zaman zaman işinize yarabiliyor, özellikle tele lensler kullandığınız zaman. Burada olduğu gibi, Nikon D300 1.5 crop factor’e sahip. Yani örneğin üzerine 300mm bir lens taktığınız zaman 300 x 1.5 = 450mm’lik bir lens gibi davranıyor. Bu durum uzak çekimlerde işe yararken geniş açı çekimlerde de ters yöne işliyor haliyle. Yani çok güzel bir lens olan Nikon AF-S 17-35mm f:2.8 bu durumda özelliğini yitiriyor. 17 x 1,5 = 25.5mm’ye dönüştüğü için bütün geniş açınızı kaybediyorsunuz. Unutmadan bütün bu özellikler Canon ve diğer markalar içinde geçerli. Sonuç olarak 300mm bir lens ve 1,5 crop factor’u olan bir body ile futbol çekimlerinde kaleden kaleye görüntü peşinde değilseniz problem yaşamazsınız. Monopod kullanmanızı da tavsiye ederim, 2 makina ile değişim yaparken çok işinize yarar.

İşin organizasyon kısmına gelince o kısım da oldukça keyifli denebilir. Bu tarz büyük spor olaylarında her zaman olduğu gibi fotoğrafçılar için hazırlanmış bir özel alan mevcut. Bunun hemen yanında da medya için bir alan var. İlk olarak giriş yaptığınız zaman “Photographers Room” alanına giderek akredite olmanız gerekiyor. Oradaki listeden size uygun acsess’ler hazırlanıyor.

Bu stad için 1’den 12’ye kadar giriş kapıları hazırlanmıştı. Herken için aynı tip kart üzerinden girebileceği kapıların numarası işleniyordu. Fotoğrafçılar için genelde 3-4 kapı için giriş izni verilmişti. Ben UEFA için çalıştığım için 1’den 12’ye kadar bütün acsesslere sahiptim, kıskanç bakışları hala hissediyorum. Burada gene güçlü ajansların fotoğrafçıları için en iyi spotları daha önceden rezerve ettiklerini gördüm. Bildiğiniz gibi her spor için favori çekim açıları var, burada da bunları önceden reserve etmiş olmaları ilginç bir detaydı.


Ben sahaya çok önce gelmeme rağmen önemli noktaların çoktan tutulmuş olduğunu gördüm. Size 1 adet sticker veriyorlar, sizde gidip nereden çekmek istiyorsanız o panelin önüne yapıştırıyorsunuz. Böylece herkesin çekim açısı önceden biliniyor. Maç sırasında dolaşmanız yasak, sabit noktadan çekmelisiniz. Bu yüzden ajanslar genelde aynı maç için 3 fotoğrafçı kullanabiliyorlar. Size verilen yeleği görünür şekilde giymek zorundasınız, böylece istenmeyen bir durum olduğu zaman yelek numaranızı bulup ceza verebiliyorlar.


Maç başlamadan önce verilen brifingi de iyi dinlemek lazım çünkü şampiyonluk maçı olduğu için öncesinde ve sonrasında ki düzenlemelerde tam zamanında yerinizde olmalısınız. Bunu dakika dakika size söylüyorlar. Geç kalırsanız hiç gitmeyi bile denemeyin uyarısı veriliyor, çünkü televizyon yayını için sorun olabiliyor. Burda tecrübeli olmak büyük avantaj, netekim ben daha maç başlamadan önce yerimden çekim yapıyordum ki asistanım bana, “farkında mısın senden başka kimse kalmadı bu tarafta.” demesiyle uyandım. Bir baktım herkes karşı tarafa toplanmış! Homurdanarak hızlı bir koşu tutturdum, tabii bu arada oradaki görevli kişiden sıkı bir uyarı aldım, neyse ki kartı görünce pek bir şey demedi. Ama bu hata bana yanlış lens seçimine neden oldu diyebilirim.


Takımlar tanıtıldıktan sonra herkes yerine yerleşti ve maç başladı. Burada iki makina kullanmak zaman zaman zor olabiliyor, geçişleri iyi yapmalısınız, yoksa çok geç kalınabiliyor. O yüzden hangisini daha iyi becerdiğinize karar verip o tür çekimleri kovalamak daha iyi bir seçim. Ben daha çok orta sahayı ve bana yakın olan kaleyi takip altına almayı tercih ettim. Arada sırada seyircilere bakmanızda da fayda var, zaman zaman güzel fotoğraflar verebiliyorlar. Her ne kadar içeri meşale sokmak yasak olsa da her zaman bir yolu bulunuyor, bu da size doğru yerden yakalarsanız güzel bir fotoğraf verebilir. Devre arası olduğu zaman
hummalı bir seçim çalışması başlıyor. Herkes notebooklari ile fotoğraflarına bakıp ajanslara hemen geçiyor. Bu aşamada kullandığınız CF kart ve kart okuyucunuzun da hızı önemli. Ne kadar çabuk aktarırsanız o kadar rahat edersiniz. O yüzden çok büyük bellekli CF kartlar zaman zaman sorun olabilir, ben 4GB tercih ediyorum, dolunca hemen
aktarmaya başlayıp diğer kartlarla da çekime devam ediyorum. En az 4 tane 4GB CF kart işinizi görecektir.

Maç bittiği zaman çabuk davranmak önemli, hem kupa teslimi sırasında doğru yerdeolmalısınız hem de galip takım için ayrılan alanda yer kapmalısınız. Tabii buralarda biraz itiş kakış oluyor ancak genelde pek problem olmuyor. Tek sorun fotoğrafa devamlı ve devamlı katılan insan sayısı. Burada tele ile kaldıysanız vay halinize! Yelekleri çok cepli yapmalarının sebebini bu gibi durumlarda daha iyi anlıyorsunuz!


Evet maç bitiyor ama sizin işiniz daha yeni başlıyor, şimdi tek tek seçmek ve photoshopta düzenleme zamanı. Photoshop kullanırken en önemli şey “crop” gözünüzün iyi olması, eğer çekim ayarlarınızı iyi yaptıysanız renkler ve ışık ile pek oynamanıza gerek yok. Belki bölgesel Noise Reduction bazı fotoğraflarda iyi sonuçlar verebilir. White Balance ise sizin monitor kalibrasyonunuzun insafında tabii ki... Gelecek ay görüşmek üzere!

 

October 2009

 


An Derinliği