Photoshop Magazin
 


Frida Kahlo

01 October 2009 | Sayı: Oct 2009
 
1 2 3 4 5
 

Adı Almanca’da “barış” anlamına gelen Meksika’lı ressamın tam adı Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderón’dur. 6 Temmuz 1907’de Meksika’da, Macar fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ve İspanyol asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya geldi. Kahlo doğum gününü 6 Temmuz 1907 yerine Meksika Devrimi’ nin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 günü olarak bilinmesini tercih etmişti, çünkü yaşamının modern Meksika’nın doğuşuyla başlamış olmasını istiyordu.



Frida Kahlo, evde kızkardeşlerinin yanında erkek çocuk gibi büyüdü ve okulunda da daha çok erkek çocuklarla arkadaşlık kurdu. Henüz 6 yaşındayken ayağı ağaç köklerine takılıp yere düşen Frida, ardından bu acısını ikiye katlayan çocuk felci geçirdi. Hastalığı nedeni ile hafif topallayan bu kızın diğerine göre ince kalan çelimsiz bir bacağı vardı. Bu yüzden hep uzun etekler giyen Kahlo, kendisine “Tahta Bacak Frida” denmesine oldukça içerliyordu. Büyüdüğünde, belki de geçirdiği hastalı
 ğının bıraktığı etkiler nedeniyle tıp eğitimi almak istiyordu. Bu amaç doğrultusunda Mexico City’de Ulusal Hazırlık Okulunun Tıp Eğitimi bölümüne yazıldı. Önceden sadece erkek öğrencilerin kabul edildiği ve Meksika’da adı oldukça bilinen bu okulun hazırlık sınıfına alınan ilk kız öğrencilerden biri olmuştu. Okuldaki yılları onu, dönemin kültürel ve politik havasına yakınlaştırdı; bunun
yanında sanat, edebiyat, felsefe ve özellikle babasının yardımıyla Alman felsefesini irdeledi.



Daha sonra anarşist bir edebiyat grubuna dahil olan Frida, bilmediklerini öğrenme hırsıyla kitaplar okudu. Giderek entellektüel bir kimliğe bürünen Frida, 17 yaşında Komünist Gençlik Birliği’ne üye oldu. 17 Eylül 1925 tarihinde, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte, bindikleri otobüs, tramvayla çarpışınca Frida da birçok kişinin yaralandığı ve hayatını kaybettiği kazada ağır yaralandı. Bel bölgesinin üç noktası, köprücük kemiği ile kaburgaları, sağ bacağının on bir yerive leğen kemiği de üç yerden kırıldı. Çelik çubuk karnının sol tarafından girip cinsel organından çıktı. Doktorlar Frida’nın yaşayabileceğinden bile endişeliydi. Daha sonra Frida kazayla ilgili şunları söyledi “İnsanın çarpışmanın farkına vardığı, ağladığı doğru değil. Gözümden bir tek damla yaş akmadı ve demir çubuk, kılıcın boğayı delmesi gibi beni deldi geçti.”



Dayanılmaz acılar çekmesine rağmen bunu yansıtmayan Frida’nın hayatı korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçti. 32 kez ameliyat edildi. Yaraları nedeni ile yattığı dönemde annesi Mathilde Frida’nın kendini izleyebilmesi için tavana bir ayna asmıştı. Ancak parçalanmış bedeni ile karşı karşıya kalınca dehşete kapılan Frida, aynadaki kendisini resmetmeye başladı. Ağrılarını unutmak için sürekli resim yapma hevesiyle, yaptığı ilk portresini aşkı Alejandro’ya armağan etti.

Kahlo 1927 yılı sonuna doğru yürümeye başladı. Bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakınlaştı. Küba’lı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti ile tanışıp yakın arkadaş oldu. Birlikte, dönemin sanatçılarının davetlerine, sergilerine, sosyalistlerin tartışmalarına katılmaya başladılar. Frida bundan zevk alıyordu.



Bu tür sergilerden birinde Meksika’nın sanat camiasından olan, ünlü duvar ressamı ve komünist, Diego Rivera’yla tanıştı. 21 Ağustos 1929’da evlendiler. Herkes haklarında ‘‘Bir fille bir güvercin evlendi’’ diyordu, çünkü Rivera
iri yarı, oldukça şişman bir adam, Frida ise kısa, ince, ufak tefek bir kadındı. Çift, 1930’da Rivere’nın aldığı duvar resmi siparişleri bitene kadar Amerika’ya yerleşip orada kalmaya karar verdi.

Bu dönemde ard arda 2 düşük yapan Frida, Rivera’nın başka ilişkileri olduğunu da öğrenince oldukça fırtınalı geçen evliliklerini 1939 yılında sonlandırdı. Ayrılık çok uzun sürmedi ve bir sene sonra, 1940’da yeniden evlenip Frida’nın çocukluğunun geçtiği Mavi Ev’e yerleştiler. Frida Kahlo evliliği süresince marjinal bir hayat yaşadı ve Rus Devrimi’nin önde gelen isimlerinden Troçki’yle birlikte oldu.

Bu dönemde Kahlo sürrealist resmin öncü isimlerinden, dostu Andre Breton’un da desteğiyle New York’ta bir sergi açtı. Resimlerinin çoğunun satıldığı bu sergide, ünlü aktör Edward G. Robinson, Kahlo’nun dört tablosunusatın aldı. Picasso ve Kandinsky gibi sanatçıların büyük ilgi gösterdiği sergide; Louvre Müzesi de sanatçının “Çerçeve” adlı tablosunu satın aldı.



Frida kendisini bir ressam olarak kabul etmiyordu. Fakat ABD ve Paris’teki başarılarının ardından giderek ünü artıyordu. Ülkesinde politik bir muhalif olmasına rağmen 1946 yılında önemli sanatçılara verilen ulusal ödülü aldı. Bir sanat okulunda ders vermeye başladı fakat sağlık durumu iyice kötüleşmişti buna rağmen derslerini aksatmadı. Ancak 1950’de omurgasındaki sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve 9 ay hastanede kaldı. 1953 yılı Nisan ayında Mexico City’de hastalığının iyice ilerlediği dönemde kişisel sergisini açtı. Sağlığı o kadar kötüydü ki, doktorlar sergi açılışına katılmamasını istediler. Davetliler galeriyi doldurduktan bir süre sonra sirenler çalındı ve bir ambulans kapıya yaklaştı. Frida Kahlo bir hastane yatağının üzerinde galeriye
girdi. Yatak galerinin ortasına yerleştirildi.



Frida yattığı yerden insanlarla şakalaşarak, şarkı söyleyerek, içki içerek, herkesi etrafına toplayarak eğlendirdi. Aynı yılın temmuz ayında sağ bacağı kesilen Frida’nın başarılarla ve acılarla dolu yaşamı, akciğer sorunları nedeniyle 13 Temmuz 1954’te sona erdi. Ama intihar söylentisi etrafa yayıldı. Günlüğüne yazdığı son cümle şöyleydi: ‘‘Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım’’ Sanatçının ölmeden önce tamamladığı son eser ise “Yaşasın Hayat” isimli natürmort çalışmaydı.
Çektiği bütün fiziki ve ruhsal acılara rağmen Frida hayat dolu bir kadındı. Çılgınca partiler verir, bol bol tekila içer, şarkılar söyler, açık saçık fıkralar anlatarak herkesi güldürürdü. Farklı ve renkli elbiseleriyle saçına taktığı çiçeklerle, New York’ta, Paris’te dolaşırken trafik onu şaşkın şaşkın seyreden insanlar yüzünden dururdu.



Frida kalın, siyah kaşlarını otoportrelerinde birbirine bitiştirirdi. Herkesi şaşırtan bıyıkları ise, Meksikalılar için anlamlıydı çünkü 19. yüzyılda Meksika burjuvaları, karılarının bıyıklarıyla övünürdü. Bu, onların köse olan yerli ırkından değil, gerçek İspanyol olduğunu
gösteriyordu.

Frida Kahlo hayatı boyunca 70’e yakın resim yaptı. Yaşadığı fiziksel ve ruhsal acılarını bilerek ya da bilmeyerek doğrudan resimlerine yansıttı. Çalışmaları, duygulanım, kalp kırıklığı, cinsellik, aşk, yaşam ve ölümün nadir rastlanan bir birleşimiydi. Yaşamının büyük bir bölümünü yatakta başının üstünde duran, “gündüzlerinin ve gecelerinin celladı” olarak ta0nımladığı bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizdi. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile “Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmişti.



Sürekli evcil hayvan besleyen Frida’nın beslediği hayvanlarla ilgili iki portresi vardır: 1941’de yaptığı “Ben ve Papağanlarım” ile 1943’te yaptığı “Maymunlarla Otoportre”. Erkekler kadar kadınlarla da gizlemediği ilişkiler yaşayan Frida Kahlo’nun özgür cinsellik seçimi tablolarına da yansıdı. Sürekli ölümle iç içe yaşadığı bir hayatı, sanatın ölümcül tutkusuna transfer etmeyi başararak cinsel arzu ile yaşam arzusunu resimlerine yansıtı.

Frida Kahlo diğer sanatçılara göre yaşarken ünlü olmuş ve resimlerinin çoğunu satmış nadir ressamlardan biriydi. Ressamın 70 tablosundan 50’si bugün, büyük bir Kahlo fanatiği olan Madonna’nın koleksiyonunda bulunmaktadır. Doğduğu, “Mavi Ev” ölümünden sonra bir müze haline çevrilen Kahlo, bugün hâlâ “Fridamani” olarak adlandırılan,
resim sanatının efsanevi isimlerinden biridir.

Frida’nın resimleri sürrealist olarak değerlendirilse de o sürrealizmi hiçbir zaman kabul etmezdi. Kendisini sürrealist olarak değerlendirenlere “Ben sürrealist bir ressam değilim. Asla hayallerimi resimlemedim. Yalnızca kendi gerçeğimi resimledim” derdi. Yaşamını kısıtlayan bedensel ve ruhsal acılarını, sanatsal yaratıcılığıyla aşan ünlü ressamın yeteneği kadar cesareti de hayranlarını etkiler. Sanattaki feminizmi ve politik kimliğinin yanı sıra, biseksüel cinsel yaşamıyla da bir çok insanı ve sanatçıyı etkileyen Frida Kahlo, devrimci ruhuyla bugün edebiyattan, toplumsal cinsiyet çalışmalarına kadar bir çok disipline ilham kaynağı olan modern eserleriyle ölümsüzleşmiştir.



Efsane halini alması 1980’leri buldu. Bu tarihlerde hakkında arka arkaya biyografiler yazıldı. Feministler onu ilahelerinden biri kabul etti. En ünlü tabloları kahve fincanlarını, tişörtleri süslemeye başladı. Hayatının filmi çekildi, romanlar yazıldı.

 

October 2009

 


İnceleme