Photoshop Magazin
 


Dijital Sanata Bakış Açısı

01 October 2009 | Sayı: Oct 2009
 
1 2 3 4 5
 

Klasik bir deyimle, sadece duygu ve düşüncelerini oraya buraya aktarırken estetik kaygı güden kişi değildir sanatçı. Her zaman kaygı içinde olan, yaptığı işi her zaman eksik gören ve tatmin olmayan, kimsin diye sorulduğunda sanatçıyım demeyen, ortaya çıkardığı eserleri beğeni veya tepki toplayan, yapılmayanı yapan, yazılmayanı yazan, üretken olabildikçe mutlu olabilen kişidir. Bu özelliklerin yanına daha nice sıfatlar eklenebilir. Peki bu kadar şeyi saydıktan sonra çağımızın sanatı olarak adlandırılan dijital sanat ile uğraşan kişilere ‘dijital sanatçı’ diyebilir miyiz? Eğer yukarıdaki özellikleri taşıyorsa elbette diyebiliriz. Sanatçı kelimesinin önüne dijital gelmesi hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Ben güzel sanatlar eğitimi almış ve bu alandan yeni mezun olmuş birisi olarak, edindiğim gözlem ve deneyimler doğrultusunda diyebilirim ki üniversitelerde halen daha bu iki kelimenin yan yana gelmesini garip görenler, hazmedemeyenler var. Peki neden dijital sanat-sanatçı yan yana gelemez diye sorduğunuzda, cevaplar genel olarak aynı: elle dokunamadığım, varlığını hissedemediğim ve sadece elektronik cihazlarla üretilen şeyler gerçek değildir. Ben yağlıboyanın kokusunu, dokusunu hissetmeliyim diyorlar. Ben de diyorum ki onlara; yazıcıdan aldığım çıktının kokusuna bayılıyorum, hele ki yapmış olduğum çalışmayı dokulu kağıda alırsam senin gerçeklik dediğin olguya ulaşıyorum. Böyle bir mantıkla yaklaşırsak dijital sanata, başka nice sanat dallarına da aynı şekilde bakış açımız var demektir. Aynı kişiler sinemaya, tiyatroya, fotoğrafa gelince sanat demekten çekinmiyor. Elbette bunlar birer sanat dalları fakat; dijital sanata olan bu ön yargı neden? Sinema için kamera, tiyatro için sahne ne kadar gerekliyse dijital sanat için de bir dijital ortam ve donanım gereklidir.Bunun tartışma konusu olması gerçekten üzücü bir durum. Biz herkesin yaptığı işe saygı duyuyorsak herkes de bizim yaptığımız işe saygı duymalı diye düşünüyorum. Dijital ya da geleneksel, sanatın hangi dalı olursa olsun bu işe uğraş veren herkes bunu hak eder. Fakat son dönemlerde oluşan imkanlar sayesinde bazı donanımlara sahip olan kişiler kendilerini internet alemine atıyorlar ve kendi kendilerine sanatçı adını veriyorlar. Bu insanlar aynı zamanda bulundukları ortamı çöplüğe çeviren kişilerdir. Yapılmış güzel bir işi görüyorlar ve ben de yaparım dedikten sonra işe koyuluyorlar. Sonra? Eline geçirdiği tableti bir sihirli değnek sanıp harikalar çıkmasını bekliyorlar.

İşte geleneksel ve dijitali ben burada birleştiğini görüyorum. Yeteneği olan ve belli seviyeye ulaşmış kişiler zaten yaptıklarını kağıt kalemle yapabilen kişilerdir. Programları veya tablet vs. kullanmak onların sadece zaman kazanmasını sağlıyor. Birisi yağlıboya ve tuvalle çalışır, diğeri tablet ve ekranı kullanır. Altını çizerek, hatta kazıyarak söylüyorum ki, belli bir algıya, görsel zekaya, yeteneğe sahip olmayan kişi, ne elde ne dijital ortamda bir şeyler üretemez. Ürettiği de kendinden başka kimseye haz vermez.Bir başka soruna da değinecek olursak. Üniversitelerin güzel sanatlar eğitimi veren bölümlerinde dijitale verilen önemin az olması en büyük sorunlardan birisidir. Şahit olanlarımız vardır; grafik bölümlerinden mezun olan fakat kullanabildiği bir program bile olmayan çok arkadaşımız var.Bu konuda kendimizi suçlamamız gerekiyor; çünkü programlar öğretilmez, öğrenilir. Tıpkı edinmemiz gereken teorik bilgiler gibi. Hocalarımızdan bir yere kadar öğrenebiliriz. Her şey pratik uygulamanın çokluğuna ve okumaya dayanıyor. Bazı hocaların elle yapılan çalışmalara, geleneksel sanata öncelik vermesi elbette doğal; çünkü öğrencilerin çoğu daha yaptığı işe hakim olmadan, belli bir seviyeye gelmeden dijital ortama girmeye çalışıyor. Sonuçta da bu eğitimi alan bir kişiye yakışmayacak işler üretiyor. İşte bu dengeyi sağlamak tamamen bizlerin elinde.İlk önce belli bir aşamayı geçtikten sonra alanımızda vazgeçilmez unsur olan bilgisayarla çalışmamız lazım. Oldum bittim mantığıyla hareket etmek bize sadece kibir kazandırır.Ben 4 sene güzel sanatlar eğitimi aldıktan sonra başvurduğum yüksek lisans sınavlarında karşıma çıkan soruları görünce, daha hiçbir şey bilmediğimi, tonla eksiklerimin olduğunu fark ettim. Benim üniversiteye yeni yerleşen arkadaşlara tavsiyem şudur: önce teorik olarak donanım sahibi olmaya çalışın ve bunu hayatınız boyunca devam ettirin, sonra görsel algınızı ve yeteneğinizi geliştirin, en sonunda da çağımızın vazgeçilmezi olan dijitale başvurun.

Tembellik yapıp sıfırdan dijital ortama girip, oranın nimetlerinden yararlanmak bize hiçbir fayda sağlamaz.Bu yazıyı yazmamın temel amacı içinde bulunduğum ortamı, yaşadığım deneyimleri ve beni rahatsız eden durumları kendimden yorum katarak sizlere aktarmaktı. Zaman zaman dergide yazma fırsatım oluyor ve bu seferlik böyle bir konuya değinmek istedim. Elbette bu konuda benim gibi düşünmeyen arkadaşlar da vardır.


Renklendirme Uzunca bir yazıdan sonra, tutorial yok mu diyen arkadaşlara bu ay çizgisel bir çalışmanın photoshop ile renklendirilmesi konusunda bazı ipuçları vereceğim. Sizlere örnek olarak Brian Joseph P. Valeza’nın çizdiği ve benim renklendirdiğim bir çalışmayı kullanacağım. Renklendireceğimiz çalışma her zaman yüksek çözünürlükte olmalıdır. İster tarayıcıdan elde edelim istersek grafik tabletimizle çizmiş olalım bunu mutlaka göz önünde bulundurmalıyız.Photoshop’ta açmış olduğumuz dokümanın üzerine yeni bir layer açmak, ilerleyen süreçlerde kontür çizgilerini görmemizi engelleyeceğinden dolayı ben sizlere orijinal çizim üzerinde çalışmayı tavsiye ediyorum. 

Fırçamızı sürmeden önce ilk olarak modu darken mod’a getirelim. İster en arkadan başlayın ister en açık renkten. Bu tamamen size kalıyor. Airbrush Pen Opacity Flow fırça benim vazgeçilmezlerimdendir. Tabletimizin basıncını en güzel hissettiğimiz fırçalardan birisidir. Bu arada geçen sayıda Yiğit Köroğlu’nun yazmış olduğu yazıda renk unsuru hakkında kısa bir tavsiyesi var. Onu okumanızı öneririm. Gelelim hangi renkleri kullanacağımıza. Eğer mükemmel bir renk bilgimiz yok ise kendimize yardımcı olması için bir fotoğraf buluyoruz. Bu fotoğrafı seçerken renklendirmede kullanmayı düşündüğümüz zaman dilimi (öğle, akşam, gün batımı, fantastik bir atmosfer vs), ışık oranı gibi bazı kriterlere uygun olması gerekiyor. Bu çalışmada ben referans foto kullanmadım ama sizlere örnek olarak Levente Peterffy’ye ait görsel ekledim.Burada gerçek fotodaki renklerden nasıl yararlandığını anlayabilirsiniz. Siz buna bir nevi klon paleti diyebilirsiniz. Bu teknik, yarattığımız atmosferde alakasız renk kullanmamızı engelleyecektir.

Ek olarak belirtmek gerekirse, renklendirme yaparken çizgisel çalışmaya %100 uymamız gerekmez. Işığın durumuna ve hacme göre bazı değişiklikler yapabiliriz. Figürleri ve nesneleri boyarken biraz doku araştırması yapmak da fayda sağlayabilir; çünkü cisimlerin alacağı ışık oranını bu dokulara göre belirlememiz gerekiyor. Boyamakta tereddüt ettiğimiz bölgelerde geri alma riski olacağından dolayı yeni bir katman açmamız bize katkı sağlayabilir.Çalışmayı istediğimiz seviyeye getirdikten sonra darken mod’da çalışmamızı sonlandırabiliriz.Çizgisel çalışmanın kontürleri halen görünüyor ve bunları yok etmek için smudge tool’dan yararlanacağız. Flowing stars fırçasını smudge tool olarak düşük opasitede kullanarak inanılmaz bir kaynaşma sağlayabilirsiniz. Bu süper yumuşak dokudan ziyade dokulu bir kaynaşma sağlamaktadır. Işığın geliş açısına göre cisimler ya da karakterler üzerinde vereceğimiz ışık etkisi çok önemlidir.Bazı arkadaşlar bu etkiyi vermek için işin tembelliğine kaçıp dodge tool’u kullanıyorlar.Bu ışığı tamamen itici bir parlaklığa çeviriyor.Sizlere tavsiyem, ışık için de fırçanızı kullanmanız. Referans fotodan elde ettiğiniz ışık rengini veya cismin rengini klonlayıp fırçayı screen mod’da kullanmanızdır. Eğer çok fazla parlaklık oluşursa sponge tool ile desaturate yapmanız gerekebilir. Renklendirme işinin sonuna geldiğinizde çalışmadaki renk dengesini görmek için çalışmayı grayscale olarak kontrol edebilirsiniz. Göze batan kısımlardaki dengesizlikleri düzelterek çalışmamızı sonlandırabiliriz. Benim yapmış olduğum bu çalışmanın aşamalarını http://mkara.deviantart.com/art/I-G-K-T-A-Phases-112845731 adresinden görebilirisiniz. İyi çalışmalar, görüşmek üzere. (Robotlu çalışmanin çizim hali Caner Uyanık’a aittir)

 

October 2009

 


Tutorial