Photoshop Magazin
 


Turgut Ligarba

01 September 2009 | Sayı: Sep 2009
 
1 2 3 4 5
 

26 Haziran 1981 Zonguldak doğumluyum. Ailenin tek çocuğuyum. İlkokul birinci sınıfın yarısından sonra babamın iş değiştirmesi nedeni ile Trakya’ya geldik. Küçükken hiç dışarıya çıkmadığım için zamanımın çoğunu evde resim yaparak geçirirdim. Resim yeteneğimi ve yaratıcılığımı annemden aldım diyebilirim. Okul sergilerinde farklı bir çok çalışmam yayınlandı.
Lisede Sanat bölümüne başlayınca yağlıboya tekniği ile tanıştım ve çok sevdim.

Şu anda da evin her odasında hatta tüm koridor boyunca yağlı boya tablolarım var. Evimize gelenler kendilerini sanat galerisinde hissettiklerini söylerler hep. Çocukken en çok manzara resmi yapmaktan zevk alırken lisede figür çizimlerinden hoşlanmaya başladım. Ayrıca ufak tefek alçıdan rölyefler yapmayı öğrendim. Bunlar güzel uğraşlar.

Lise hayatımda iki sene üst üste Güzel Sanatlar Galerisi’nde karma sergiye katıldım. Güzel sanatlar fakültesine girmeyi ve İç Mimarlık okumayı çok istiyordum ama ben sınavlara dahi giremeyince bu isteğim hayal olarak kaldı
ve hala da içimde burukluğu vardır.

Resim haricinde müzikle de yakında ilgiliyim. Gitar çalıyorum ayrıca keman öğrenmeye çalışıyorum. Müziği en az resim yapmak kadar seviyorum. Sanata olan düşkünlüğüme ve becerime rağmen şu anda hiç alakası olmayan sağlık sektöründe çalışmaktayım. Ama hep becerimi kullanabileceğim bir iş istemişimdir. İnsanın severek yapacağı iş, başka hiç bir işe değişilmez.

Çalışmaya başlamadan önce çok fazla bir ön hazırlık yaptığımı söyleyemem. Bazen gördüğüm bir fotoğraf zihnimde bir kompozisyon oluşturur, ona göre stok arar ve manipülasyona başlarım. Bazen Photoshop’u açar rastgele çalışmaya başlar ve o anda ortaya çıkan fikirlerimi kullanırım. Bazen de aniden aklıma bir fikir gelir ve en kısa sürede veya uygunsam o anda harekete geçiririm.

Daha çok gece çalışmayı seviyorum. Hafta sonları neredeyse bilgisayarın başında sabahlıyorum. Çalışırken mutlaka müzik dinlerim. Çoğunlukla Classical, Neoclassical, Ambient ve Doom Metal dinlemeyi seviyorum. Nox Arcana, Wojcieh Kilar, Akira Yamaoka, Mortal Love, Draconian en çok dinlediklerim arasında.

Çalışırken mutlaka müzik çalmalı, tamamen sessiz bir ortamda çalışamam. Fakat dış ortamdan gelecek başka bir sese tahammül edemem. Dinlediğim müzik sayesinde daha da ilham alırım ve müziğin tarzı çalışmalarıma da yansır.
Doom metal dinlediysem yalnız kadınlar, neoclassical dinlediysem ortaçağ andıran ortamlar çıkıyor ortaya.

Çalışırken yalnız olmayı tercih ederim. Yanımda birisi olupta beni izlediği zaman çok gerilirim ve de karışılmasını istemem. Çalışmam bittikten sonra ilk gören genellikle annem olur. Yaptıklarımı onunla paylaşmaktan çok zevk alırım. Annem benim en büyük destekçim. İllüstrasyon yapacaksam, bazen kağıt üzerine çizip pc’de tarayarak üzerinde çalışıyorum. Bazen de fotoğraf üzerine illüstre ediyorum

Fakat daha çok manipülasyon yapıyorum. Digital fotoğraf makinem olmadığından fotoğrafları kendim çekemiyorum. Konu ile ilgili web sitelerinden stok arşivliyorum. Bazen de arkadaşlarımın kendilerine ait fotoğraflarını kullanıyorum.


Elde hazırladığım eskizlerde genellikle karakalem kullanıyorum. Kalemin koyu olmasını tercih ediyorum. Photoshop benim elim ayağım desem tam yerinde bir tanım olur sanırım.

 

Bulduğum her fırsatta kullanıyorum. Onunla tanıştığımdan beri Photoshop’suz bir hayat düşünemez oldum. Hayal gücünüz
ne kadar genişse Photoshop’un da özellikleri o kadar geniştir. Hayal gücünüz ne kadar darsa Photoshop’un da özellikleri o kadar dardır. Demek istediğim Photoshopta yapamayacağınız şey yok her şey sizin hayal gücünüze bağlı. Photoshop dışında Illustrator öğrenmeye çalışıyorum. Vektorel illüstrasyon ilgimi çekiyor. Adobe’nin Illustrator programına sahip olmama rağmen yine de Photoshop’tan vazgeçemiyorum. Flash’ta öğrenmek istiyorum fakat zamanım kısıtlı olduğu için vakit ayıramıyorum.
Photoshop’la tanışalı henüz bir yıl bile olmadı.

Tamamen kendi kendime öğrendim, herhangi bir yardım ve eğitim almadım. Her zaman hevesim vardı fakat bir türlü başlamaya cesaret edemiyordum. Ve bir gün bütün cesaretimi toplayarak, arkadaşımdan temin ettiğim Adobe Photoshop CS3 Extended ile tanıştım ve kullanmaya başladım. Daha sonra gif’de yapabildiğim için CS2 ve akabinde CS4 kullanmaya başladım.
Action, Photo Filter, Pentool özelliklerini daha çok kullanıyorum. Photoshop’un özellikleri arasında ayrım yapamıyorum. Hepsine
ihtiyacım var ve hepsini kullanabildiğim kadar kullanıyorum. Manipülasyonlarımda Brush kullanmayı çok seviyorum. En beğendiğim özelliklerden biride kendinize ait Brush’lar oluşturmak. Her zaman heryerde kullanabileceğiniz türden Brush bulmak zor olabiliyor, bu yüzden kendi oluşturduğum Brush’larla çalışmayı çok seviyorum. Özellikle modellerin saçlarına daha fantastik bir görünüm vermek için Brush’lardan faydalanıyorum.

Photoshop CS2’nin Image Ready özelliğini de beğenerek kullanıyorum. Bu sayede kendime gif ve animasyonlar hazırlayabiliyorum. Hem çok eğlenceli hemde kendime istediğim gibi, istediğim kadar gif yapabiliyorum. Photoshop un hergün yeni bir özelliğini keşfedip, öğreniyorum ve her yeni çalışmam bir öncekinden daha iyi oluyor.

Tekirdağ’da yaşıyorum bu yüzden bölgede grafik Tasarım üzerine eğitim kurumları ve buna ilgili insanlar olmadığı için tüm ihtiyacımı internetten karşılıyorum. Yerli basılı kaynaklardan Photoshop Magazin. İnternet üzerinden de e-dergi’lerden yararlanıyorum.

Yabancı kaynaklardan daha çok web sitelerini takip ediyorum. Eğitim tutoriallerini inceliyorum. Deviantart vazgeçilmezlerim arasında. Hem stock arşivime hemde fikir edinmeme yardımcı oluyor. Tasarım sitelerindeki çalışmaları da inceleyerek kullanılan teknikleri anlamaya çalışarak, kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Şu anda ismi aklıma gelen beğendiğim sanatçılar arasında Victoria Frances ‘n tarzını ve sınırsız hayal gücünü , fotoğrafta Mehmet Turgut’u, Tuğba Sevinç’in manipülasyonlarını, Volkan Demir’in modeller üzerinde kullandığı tekniğini, Şebnem Bahar ve Şemsa Bilge’nin 3D modellemelerini çok beğeniyorum. Geçmiş dönemlerden Salvador Dali ve Leonardo Da Vinci nin de hayranıyımdır. Beslenme kaynağım olarak yaşadığım bir olay, dinlediğim müzik, izlediğim ve etkisinde kaldığım bir filmin sahnesi beni harekete geçiren fikirler olabiliyor. Beslenme konusunda pek sıkıntı çekmem. Tek sorunum yeterli
zamanımın olmaması. Diğer tasarımcı arkadaşlara tavsiyem, kendinizi olabildiğince özgür kılın, yeni şeyler denemekten korkmayın, öğrenmeye devam edin, araştırın, özgün olun, kendinizi nasıl mutlu hissediyorsanız çalışmalarınızı o yönde
sürdürün. Ve en önemlisi de esinlenme derken emek hırsızı olmayın!

Bana bu fırsatı verdiği için tüm PM ailesine teşekkürlerimi sunuyorum.

 

September 2009

 


Yarının Ustaları