Photoshop Magazin
 


Tina Moditti

01 September 2009 | Sayı: Sep 2009
 
1 2 3 4 5
 

Devrimci fotoğrafçı Tina Modotti sadece çektiği ve çektirdiği fotograflar değil, çok yönlü yaşamı ve örgütlü bir komünist olarak
bir siyasal serüvene dönüştürdüğü inişli çıkışlı hayatı da eklendiğinde Tina Modotti, 20. yüzyılın en öne çıkan kadın figürlerinden biri olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor. Meksikalı fakirlere ve özellikle fakir kadınlara odaklandı Modotti aynı zamanda pek çok kadının da portresini çekmiştir.

Flor de Manita’, ‘Woman With Olla’, ‘Campesinos’, ‘Bandolier, Corn, Guitar’, ‘Reading el Machete’, ‘ Hands of the Puppeteer’, ‘May Day March ’ ve ‘ Mother and Child’, Modotti’nin kariyerinin en önemli fotoğraflarından birkaçı. Tina kendisini sanat fotoğrafları değil, dürüst fotoğraflar çeken biri olarak tanımlıyordu. Ve fotoğrafla tanışmasından sonraki dönemde sanatını devrimci siyasetin karışıklığına sunarak, fotoğraf makinesini toplumsal adaletsizliği, işçileri, siyasal toplantıları görüntülemek için kullanıyor.
1896’da İtalya’da doğan Tina, 1913’te İtalya’daki ailesine bakabilmek için babasının yanına ABD’ye yerleşir. Amerika’ya gitmesiyle yeni bir bocalama içine giren Tina henüz 12 yaşındayken ailesine katkıda bulunabilmek için ipek fabrikasında çalışmaya başlar. Çalışıyor olmasına rağmen Tina, zamanının büyük bölümünü tiyatro ve operaya ayırıyordu. Tina birçok tiyatro oyununda rol aldıktan sonra Hollywood’da bir filmde boşrol bile oynadı.Ancak sinema ona yetmiyordu. İlgisini çeken pek çok şey vardı. Tam da o günlerde, uzun süre ilişki yaşayacağı Amerikalı ünlü fotoğraf sanatçısı Edward Weston ile tanıştı ve 1923 yılında birlikte Meksika’ya gittiler. Weston’un desteğiyle Tina da ciddi anlamda fotoğrafla ilgilenmeye başladı.



Tina sadece kendi fotoğrafları ya da diğer sanatsal eserlerle sanat yaratmıyordu. Weston ve diğer fotoğrafçı arkadaşlarına modellik yaparak da yardım ediyordu. Tina’nın fotoğraf sanatıyla ilgilendiği bu dönemde önüne çıkan engeller,
sorunlar, özkuşkuları karşısında Tina’nın fotoğrafları gerçekte devrimci ve yaratıcı fotoğraf sanatı’nın mükemmel örnekleri olup bireysel olanı toplumsal olanla harmanlamayı başarmıştır.

Kızıl bayraklı maden işçisi eşi kadın yalnızca bir sembol değil, güçlü bir kişiliktir de ve o tam da bu yüzden bir sembol olabilmektedir. Tina’nın insan fotoğraflarında bir abartma, bir yüceltme bulunmaz. O gördüğünü, hissettiğini en katıksız halde fotoğraflar. Tina, insan fotoğraflarında her insanda o somut insanın zaman ve mekan içindeki özelliğini, özgünlüğünü bulup çıkarmaya, bunu resmetmeye çalışır. Kadın fotoğrafları, özellikle Tecuantepec kadınlarının fotoğraflarında Tina’nın devrimci kadın bakış açısını yakalamak mümkündür.



Meksika hayatının önemli bir parçası oldu Modotti için. Önemli eserlerini de burada verdi. Weston’un yönlendirmelerine rağmen Tina kısa zamanda kendine özgü sanatsal bir stil geliştirdi. Meksika’nın fakirliğini yansıttı fotoğraflarında; insanlarını, hayatını, siyasi çalkantılarını ve özellikle de kadınlarını fotoğrafladı.

Meksika’da o sırada sanatsal ve politik etkinlik açısından oldukça hareketli bir dönem yaşanmaktaydı. Tina ve Weston, verdikleri ve sanatçıların ve devrimcilerin de katıldığı çılgın partilerle isimlerini duyurdular. Bu partilerde en büyük çılgınlıkları yine Tina ve Weston yapıyorlardı.

Tina jean giyiyor, sigara içiyor; Weston ise Tina’nın elbiseleri ile dolaşıyordu. Bu durum Tina ve Weston ‘un çalışmalarını son derece verimli biçimde sürdürmelerini engellemiyordu. Tina, fotoğraf sanatçılığında kendi üslubunu oluşturmak için çok çaba harcıyor ve Weston’la birlikte açtıkları ilk sergide bu konuda başarıya ulaşıyordu. Daha sonraları sanatçı List Arzubide
de çıkardığı “Horizonte” adlı dergi de Tina’nın fotoğraflarını yayınlar. Tina böylece Meksika’da fotoğrafları sanat eseri olarak yayınlanan ilk fotoğraf sanatçılarından biri oldu.

Westonla duygusal birlikteliklerinin bitmesinin ardından her ikisi de devrimci siyasetin içine dahil oldular. Dönemin sanatçı ve devrimcileriyle iç içe yaşadı Tina. Ancak her ikisinin görüşleride farklıydı. Weston’un tersine, resimlerinde kişisel olarak tanımadığı yabancı insanları, normal yaşantılarını da yansıtıp, Meksika’daki siyasi durumu benimsemişken, Weston, son derece açık biçimde komünist karşıtı bir tutum sergilemekteydi. Bu sırada Kominist Parti üyesi Xavier Guerrero ile ilişkisi dolayısıyla fotoğraflarındaki siyasi yan daha da belirgin biçimde algılanır olmuştu.

Tina’nın siyasetin içine girişi oldukça şiddetli olmuştu ve bu dönemden sonra da siyaset hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmişti. Bu dönemde Tina, dergi için fotoğraf çekmeye de başladı. 1927’de katıldığı Meksika Komünist Partisi’nde yaşamında çok önemli rol oynayacak olan Vittorio Vidali ve Julio Antonino Mella ile tanıştı. Mella, Tina için hem yoldaş hem de bir örnekti ama öncelikle hayatının büyük aşkıydı. Ama Mella’yla olan ilişkisi kısa sürdü.İkisi eve doğru yola koyulmuşken Mella, O’nun hemen yanında kurşunlanarak öldürüldü.

Mella’nın Küba hükümetinin doğrudan emri ile vurulduğu biliniyordu. Ama buna rağmen dedikodular Mella’nın katilinin Tina tarafından tutulduğu yönündeydi. 1930’da da Başkan Pascaul Ortiz Rubio’ya yönelik gerçekleştirilen suikast girişiminden sorumlu tutularak önce hapsedildi daha sonra da Meksika’dan sürüldü ve Berlin’e gitti.

Ancak Tina, makinelerinin yetersizliği ve etraftaki fotoğrafçı bolluğu dolayısıyla ruhsal çöküntüye uğradı. 6 ay içinde kendisiyle Berlin’e gelmiş olan Vittorio Vidali ile birlikte Moskova’ya geçti. Moskova, Tina’nın yaşamında yepyeni bir dönemin
başladığı yer oldu. Burada fotoğrafla ilgilenmeyi tamamen bırakan Tina kendini tümüyle siyasal etkinliklere verdi. Yelena Stassova ile tanıştı. Stassova’nın kısa sürede güvenini kazanmasının ardından çeviri işlerinden faşist Avrupa’ya yönelik gizli görevlere terfi ettirildi. Komünist ajanlar, yakalanmaları durumunda hemen ölüm cezasına çarptırılıyorlardı.
Ancak Tina en tehlikeli durumlardaki serinkanlılığıyla hatırı sayılır derecede ün yaptı ve siyasi tutukluların savunulması için kullanılacak fonları teslim etmek üzere pek çok kez  İtalya ve İspanya’ya gizli görevle gönderildi. Tina’nın ünü ve yetkisi Moskova’da giderek arttı. 1933’de Red Aid Örgütü’nün Yönetim Komitesi’nde göreve getirildi.

Bu sırada Vidali’nin Meksika polisi tarafından tutuklanarak sorgulanmaya götürülmesi Tina’yı son derece olumsuz etkiledi. Vidali’nin serbest bırakılmasının hemen ardından da şiddetli bir depresyona girdi. Vidali’nin yorumuna göre Tina’yı böyle yaşatan
faktörlerden biri, Mella’nın öldürüldüğü dönemde yaşadığına benzer bir çamur kampanyasından duyduğu korkudur.

Tina, 5 Ocak 1942’de arkadaşlarıyla gittiği bir akşam yemeğinin dönüşünde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Ölümü bile kendisi için huzurlu bir ortam yaratmadı. Eski hikayeler ve iddialar yeniden gündeme getirilerek adı yıpratılmaya çalışıldı. Stalinizm’den uzak durması nedeniyle Komünist Parti tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddiaları yaygın bir kesime ulaştı.

Tina Modotti’nin yaşamı gibi ölümü de olaylı oldu. Hayatı boyunca cesaretine hayran bıraktı. Tina Modotti’nin hikayesini anlamlı kılan da her şeyden önce kadın oluşuydu.Bütün hayatı boyunca fotoğraf sevgisi ile devrim ateşi arasında mekik dokuyan sıra dışı bir fotografçının hayatının etkileyici bir portresidir.

 

September 2009

 


İnceleme