Photoshop Magazin
 


Dijital Boyamaya Yeni Başlayanlar İçin İpuçları

01 September 2009 | Sayı: Sep 2009
 
1 2 3 4 5
 

Bahsedeceğim konuları temel sanat prensiplerine hakim arkadaşlar muhtemelen çok çok iyi biliyorlardır fakat bana gelen e-maillere dayanarak yeni başlayanların Photosop özelliklerinden de önce bu temel bilgileri öğrenmeleri gerektiği sonucuna vardım. Öncelikle bu işi bilgisayarda ve dijital ortamda yapacağınızı unutarak başlamak,
atılacak en önemli adımdır.

Gözlem
Etrafınızı gözlemleyin. Çevrenizdeki, özellikle doğadaki herşey, belli bir sisteme, bir orantıya bağlı olarak tasarlanmıştır .Tabiatta gelişigüzel veya şans eseri ortaya çıkmış bir şey göremezsiniz. Dağlardan, mikro organizmalara, renklerden kokulara kadar tüm varolan şeyler bir denklem ve oran üzerine kurulmuştur. Bu oranları kendi vücudunuzda veya bir çınar yaprağında görebilirsiniz.Doğada o kadar yumuşak geçişler vardır ki bu insan gözünü rahatsız etmez. İnsan, binlerce yıldır bu özelliğin kendine örnek almış.

Eğer doğal olanın ne olduğunu yeterince kavrayabilirsek, “doğal olmayanı” çok daha rahatlıkla üretebiliriz. Konumuz fantazya ve bilimkurgu olduğuna göre, amacımız gerçekte doğada olmayan şeylerin, izleyende “sanki varmış” etkisi yaratmak olacaktır. Kendi yaptığım bir resimden örnek vermem gerekirse, benim tasarladığım devasa bir robotun içinde bulunduğu orman ile ne kadar tezat olursa olsun, rengi, ışığı, üzerinde bulunan aşınmışlık hissi, gölgesi ile ortamdan kopuk görünmemekte.

Tabii işin en kritik noktası beyninizdeki imgeleri başkalarının da görebileceği şekle dönüştürebilmek, yani resmetmek için bol bol pratik yapmaktır. Gözlemlemek ve çevrenizdekilerin formunu, dokusunu ve rengini algılayıp ezberlemek bu işin temelidir.
Pratik Fantazya, bilimkurgu veya herhangi bir konu hakkında güzel işler yapmanın ikinci en sanatçıyı yeğleyeceklerdir.

Renk
Renk görsel tüm sanatların en önemli bileşenidir. Bu,başlı başına hakkında bir kitap olarak yazılması gereken bir konudur. Aslında renk hakkında birçok kitap da bulunmaktadır. Bununla ilgili internet üzerinde “color theory” veya Türkçe kaynaklar için “renk teorisi” diye bir arama yaptığınızda oldukça çok sonuç görebilirsiniz. Yine aynı şekilde http://www.boyadanismani.com/rb5.asp adresine bakmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Renklerin matematiğini anladığınız ve çözdüğünüz zaman çalışmalarınız sizin bile şaşıracağınız şekilde ilerleme kaydedecektir.

Kompozisyon ve Odak Noktaları

Yapacağınız resimde anlatmak ve vurgulamak istediğiniz şeyi çok iyi bir şekilde belirlemeniz gerekmektedir. İzleyici resme baktığında 3 veya en fazla 4 odak noktası görmelidir. Örneğin bir savaş sahnesinde ilk önce ana karakteri veya bir başka deyişle kahramanımızı, sonra onun savaştığı kişiyi sonra da sizin belirlediğiniz 3. en önemli unsuru görmelidir. Ben de dahil olmak üzere, özellikle Photoshop’un nimetlerine fazlaca kendimizi kaptırdığımız bu günlerde, insan bahsettiğim gibi bir savaş sahnesinde en arkada duran piyadenin bile kaşını gözünü zoomlayarak çizmek istiyor. Ama bu kesinlikle yanlış. Tüm resimde aynı netlik, aynı detay seviyesi uygulandığı zaman resme bakan kişi bir süre sonra çiziminiz mükemmel bile olsa bakmaktan sıkılacak ve gözleri onlarca odak noktası arasında mekik dokumaktan yorgun düşecektir.

Bunun üstesinden gelebilmek için birkaç yöntem bulunmaktadır. Örneğin ben kendi kendime çizeceğim konuyu özetleyen bir cümleyi yüksek sesle söyleme yöntemini buldum. Mesela : “Ormanın derinliklerindeki ışıldayan beyaz ağacın önünde savaşan şövalye ve ifrit ve ifritin ateşinden korkarak kaçışan hayvanlar...” Bu cümleyi tekrar ederek, kafamda şövalyenin kılıcının efekti, hayvanların ve ormandaki ağaçların cinsleri hal-i hazırda bulunmasına rağmen, bunların hepsinin ikinci hatta üçüncü planda kalması gerektiğini kendime hatırlatmış oluyorum.Dikkatimi şövalye ve ifrit sonra da beyaz ağaca yoğunlaştırarak çizimime başlıyorum.Karakterlerin duruşlarının ve görüş açımızın yeterince etkilyeyici olduğuna karar verene kadar eskizlerle denemeler yapıyorum.

Ana karakterleri (veya binaları, taşıtları vs. ) öne çıkarmak için , diğer şeyleri daha koyu ve silik boyayabilirsiniz. Ya da öndeki karakterleri daha koyu, ikinci plandakileri daha açık renkte yapabilirsiniz. Buradaki amaç hangi yolu takip ederseniz edin, ön-arka, önemli-önemsiz öğelerin birbirine kesinlikle karışmaması gerektiğidir. Odak noktalarını istediğiniz seviyede ve birbirine geçmeden çizebilmek için yapmanız gereken bir diğer şey de zoom oranını resmin büyük çoğunluğunda %25-30 un üzerinde tutmamanız. Dijital resimleri incelediğinizde, en güzellerinin ,dijital ortamda hazırlandıklarının en az belli olanlar olduklarını
göreceksiniz. Aynı şekilde nasıl sulu ya da yağlı boya çalışmalarda detaylar için daha ince uçlu fırçayı elinize alıyorsanız, Photoshop’ta da fırçanızı daha keskin kenarlı ve küçük fırçayla değiştirin.

Çok eski ve klasik bir yöntem olmasına rağmen, arada çiziminizi yatay olarak ters yöne çevirmelisiniz, bu sayede yaptığınız hataları çok rahatlıkla görebilirsiniz. Tüm bunların dışında yaratacağınız sahneler etkileyici olmalıdır. Örneğin bir savaş sahnesi çiziyorsanız, resimde o çığlıkları, çeliğin birbirine çarpma sesini, etrafa salyalar saçan savaşçıları, patlamaları, şiddeti, kargaşayı hissettirebilmek çok önemlidir. Kendinizi o savaşın ortasında düşünmeli veya kahramanların yerine koymalısınız. Eğer bir kahraman çizecekseniz, izleyeni onun ölümden korkmayan ve en zor şartlarda bile yaşayabilen bir şahıs olduğuna ikna etmeniz gerekir.Resminize bakanları, size not verecek öğretmenleriniz ve çizdiğiniz şeyi de projeniz olarak düşünürseniz, onları bir şekilde ikna etmeniz gerektiği fikrini benimseyecek ve bu sayede daha iyi işler çıkaracaksınız.

Işık ve Doku
Bu da renk kadar önemli bir unsurdur ve renkten ayrı düşünülemez. Çevrenizi incelediğinizde herşeyin ışığı yansıttığını göreceksiniz. Işığı yansıtma oranı ise materyalin yoğunluk yapısına, ışığın şiddeti ve materyalin rengi gibi unsurlara bağlıdır. Bu aslında materyallerin ses ve ısı ile olan etkileşiminde de aynıdır. Yapısı daha yoğun olan materyallerin
içinde boşluklar olmadığı için, bu materyale çarpan ışık içeri giremeyecek ve boşluk bulamadığından yansıyacaktır.
Bir karakter çizerken, etrafta biden çok ışık kaynağının olabileceğini (birincil, ikincil, üçüncül...) unutmamak gerekir. Yeni başlayan
arkadaşların çizimlerinde gördüğüm en büyük eksik tek bir yönden ışık verdikten sonra bu ışığın çizdikleri karakterlerin etrafına çarpıp tekrar karakterin üzerinde 2. bir ışık kaynağı olarak düştüğünü unutarak çizim yapmaları. Ayrıca materyallerin ışık-gölge-renk ilişkileri de sadece ana maddenin açıktan koyuya giden tonlarından değil, çevredeki nesnelerin renklerinin yansımasından da oluşmaktadır.

Bunun dışında bolca kullandığımız materyallerden biri olan metalin, özellikle bilim kurgu temalı çizimlerde sıklıkla kullanılan parlak metal türleri de (krom ve benzerleri) bazen sadece gri gradient kullanılarak yanlış uygulanabiliyor. Çizdiklerimizin kütlesini ve rengini belirledikten sonra sıra dokuya gelmektedir. Yine çevremize bakarsak, hiçbir nesnenin dokusunun birbirine benzemediğini görürüz. Bu farkların iyice farkına varıp, çalışmalarımızda uyguladığımız zaman, herşey daha doygun, daha zengin ve dikkat çekici görünecek,ayrıca resimlerimizdeki objeler ve figürler daha az plastik hissi verecektir.

Konu ve Özgünlük
Sanırım dijital veya geleneksel, amatör veya profesyonel ayırmaksızın tüm sanatçılar için en önemli madde budur. İnsanların sizden sanatçı olarak varolmayanı var gibi göstermenizi isterken aynı zamanda yenilikçi olmanızı beklediğini unutmamalısınız. Bana göre sanatçıların görevleri , sanatçı olmayanların hayal etmelerini sağlamaktır.

Bu işin büyük bir bölümü sırasıyla hayal etmek, bolca çalışmak, kültürlü olmak, en son olarak da yetenek sahibi olmaktır. En çılgınca hayallerinizi bile görselliğe dönüştürürken kendi içinde mantıklı olmalıdır. Bunların üstesinden geldikten sonra kendi tarzını oluşturmanız gerekmektedir.

Günümüzde, her saniye onbinlerce yeni dijital çalışma ortaya çıkmaktadır. Bunlardan bir kısmı “sanat eseri” kategorisine girebilecek düzeydedir. Bunların arasından da en seçkinleri “başyapıt” sınıfına sokulabilir. Internet sayesinde tüm bunları çok hızlı bir şekilde takip edebilmemizin sonucu aklımızda kalanlardan etkilenmeniz doğaldır. Etkilenmek veya ilham almakla, aynısının değişik versiyonunu yapmak arasındaki farkı algıladığınız zaman işiniz kolaylaşacaktır. Önünüze tam da bu noktada iki seçenek çıkar .


1- Onbinlerce sanatçı arasından yüzbinlerce zorluğa göğüs gerip, onların arasından sıyrılıp kendi tarzını oluşturmuş başarılı ve çalışkan bir sanatçı olarak ve dünya çapında tanınmak,
2- Sıradan bir sanat hırsızı olup olduğunuz yerde 3-5 kuruş için sayıp durmak. Bu yüzden kimsenin hakkını yemeden, elinizden gelenin en iyisini gece gündüz yemeden içmeden yaptığınız sürece iyi yerlere geleceğinizi düşünüyorum. Bir de buradan kendilerini akıllı zanneden sanat hırsızları hakkındaki fikrimi söylemek istiyorum: kendileri internet üzerinden çalmak maksadıyla bir görseli bulabiliyorlarsa ve o resmin üzerinde 1-2 Photoshop oynaması yaparak kendi işleriymiş gibi gösterebiliyorlarsa, o resmin kime ait olduğunu ,hangi yöntemleri kullanarak üzerinde oynama yapıldığını bilen ve bunu gerektiğinde ifşa edebilecek kendisinden çok daha zeki insanlar da vardır.

Eleştiri
Hepimiz çalışmalarımızı diğer sanatçılara göstermek ve fikirlerini almak, yapmış olduğumuz hataların veya güzel bölümlerin bize gösterilmesini istemek amacıyla çizimlerimizi internet üzerinde çeşitli yerli ve yabancı CG sitelerine koymaktayız.
Okula girdiğim sene bize ilk öğretilen şey önce kendi işlerimizi kendimizin eleştirmesi, sonra da diğer arkadaşlarımızın işlerimizi
eleştirmesiydi. Kendi kendimizi veya arkadaşlarımızın bizim çizimlerimizi eleştirmesinin amacı, mezun olduktan sonra müşterilerden gelecek eleştirileri minimuma indirmek ve gelen bu eleştirileri profesyonellikle, sinirlenmeden karşılayabilmekti. Bir sanatçı kendini geliştirmek istiyorsa bu eleştirilere açık olmalıdır. Eğer eleştiriye açık olamayacaksanız bu işe hobi olarak haftasonları boş vakitlerinizde devam ettirmenizi tavsiye ederim. Sadece bizim ülkemizde gördüğüm bir başka yanlış da, bir kişinin yaptığı bir çizimde görülen bir hata söylendiğinde, bunu kişinin kendi üzerine alınmasıdır.CG sitelerinde çok az kişi birbirini gerçek hayatta tanır ve kimsenin kimseyle bir alıp veremediği yoktur. Eğer yaptığınız herhangi bir boyama, çizim, ilüstrasyon ve benzeri işleri herkesin görebildiği ortak bir alanda sergiliyorsanız “ben yaptım güzel oldu , sen kimsin ki anlayasın” mantığı geçerli değildir. Bu belki dizi film forumlarında, araba modifiye sitelerinde, geçerli olabilir ama sanat sitelerinde asla. Çalışmanın konusu hakkında yapılacak yorumlara gelirsek, bunun %50’si izleyenin algılama seviyesine, %50’si de sanatçının fikrini uygulamaya dökebilme yeteneğine bağlıdır.

“Eleştiri” ye diğer taraftan bakarsak, yani kendimizi eleştirmen koltuğunda bulursak, bir çalışma hakkında yorum yaparken, örneğin “çok güzel olmuş” diyorsak, nesinin güzel olduğunu söylememiz çok önemlidir.Böylelikle resmi yapmış olan sanatçı kendini geliştirebilir. Bahsi geçen sanatçının çalışmasındaki olumsuz yönleri belirtirken, aynı hataları ileride de kendinizin de yapmamanız gerektiğini unutmamalısınız. Böylelikle eleştiri yaparken kendinizi de geliştirmiş olursunuz.

Unutmayın bir sanat eseri hakkında yorum yaparken amaç bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olmalıdır. Bu sıraladığım maddeler tabii ki kitaplar dolusu ekler sunularak rahatlıkla zenginleştirilebilir. Bu yazımdaki amacım, dijital boyama ve ilüstrasyon alanında çalışmalara yeni başlayacak arkadaşlara sadece birkaç ipucu vermekti. Eğer bu işi gerçekten yapmak istiyorsanız bunların bir kısmını zaman içinde kendiniz keşfedecek, bir kısmını da diğer sanatçılardan öğreneceksiniz. Öğrenme işleminin gerçekten sonu gelmiyor ve ben neredeyse her fırça darbesinde yeni birşeyler öğrenmiş olmanın zevkini yaşıyorum. Yanlış yapmaktan korkmamayı da öğrenmelisiniz, unutmayın ki hiç kimse doğduğunda eline kağıdı kalemi alarak şaheserler yaratmaya başlamamıştır. Çalışma disiplini, özveri, araştırma ve biraz hayalgücü ile neler yapabileceğinize kendiniz bile inanamazsınız. Herşeyden önce, kendi yaptığınız işe kendinizin inanması gerekir. Kendinize güvenin.

 

September 2009

 


Tutorial