Photoshop Magazin
 


Comic - Con

01 September 2009 | Sayı: Sep 2009
 
1 2 3 4 5
 

Tam açılımı San Diego Comic Book Convention International olan Comic-Con, 1970 yılından beri San Diego’da çizgi roman hayranlarını buluşturan bir etkinlik. Kırk yıl önce ilki düzenlenen Comic-Con, bu süre içerisinde oldukça değişti. İlk yıl U.S. Grant Otelinde, toplam üçyüz kişi civarında katılımcı toplayan bu etkinlik, 1991 yılında San Diego Kongre Merkezi’ne taşındı ve bu yıl aşağı yukarı 140.000 kişilik rakamlara ulaştı. Kongre Merkezi’nin büyüklüğü, son zamanlarda Amerika’daki en büyük pop kültür konferansı olan Comic-Con için yeterince büyük mü diye tartışılıyor artık. 2012’ye kadar doğduğu şehirde kalması kararlaştırılan Comic-Con’un daha sonra nereye taşınacağı konusundaki görüşmelerse hala devam etmekte.

Aynı şekilde, eskiden konferans sırasında gidip alabildiğiniz sergi, basın, profesyonel sanatçı veya gönüllü giriş kartlarını son yıllardaki trafik nedeniyle artık önceden almak zorundasınız. Etkinlik biletleri katılımcılar için her gün için tek tek veya dört günlük giriş kartları olarak satılıyor. Bu kartları etkinlik sırasında boynunuzda taşıyorsunuz. Aldığınız kartın ne ceşit kart olduğu, taşıdığınız kartın rengiyle işaretlenmiş oluyor.

Bu büyüklükteki bir etkinlik tabi ki San Diego’yu dört günlük bir turizm cenneti haline getiriyor. Comic-Con’a katılanların da bileceği gibi, bu tarihlerde şehrin her bir ucundaki oteller, oda fiyatlarını oldukça yükseltmelerine rağmen tıklım tıklım doluyorlar. Son dakikada gidip bir otel bulmak neredeyse imkansız. Konferans için şehire akın eden bunca insana da tren istasyonları ve hava alanlarından kongre merkezine ve otellere, aynı şekilde kongre merkezi ve oteller arasında ücretsiz servis veren otobüsler ekleniyor. Arabalar içinse ne yazık ki böyle bir lüksünüz yok, çünkü gece ve gün içinde park ücretleri şaşılacak derecede yüksek olmasına rağmen park yeri bulma ihtimaliniz oldukça düşük oluyor.

İlk başladığında ilgi çizgi romanlarla sınırlı olmasına karşın, bügün Comic-Con; efsanevi çizgi romancı sanatçı ve yazarlarının seminerleri, imza masaları, paneller, büyük şirketlerle portfolyo görüşmeleri, endüstride kendini kanıtlamış büyük oyuncak, oyun ve film şirketleri, Comic-Con Bağımsız Film Festivali, Maskeli Balo adındaki kostüm yarışması, gece etkinlikleri ve ödül törenleriyle bir çok alana hitap ediyor. Popüler kültürün her çeşidiyle ilgili bir çok şey bulabileceğiniz bu etkinlik, eskiden beri Temmuz ayı sonunda dört gün sürüyor.

Diğer bir çok konferans gibi, Comic-Con’da da sergi açmak isteyenler için bir salonun bir kısmı ayrılıyor. Sergi açan çok sayıda sanatçı ve yazar olduğundan kongre merkezinin salonu çeşitli bölümlere ayrılıyor. Bunlar arasında henüz ismi çok yayılmamış sanatçıların katıldığı Artist’s Alley var örneğin. Ama büyük şirketlere çalışan ve ismi tanınan sanatçılar salonun ayrı bir bölümünde, Artist’s Alley’den ve salonun ortasındaki büyük şirketlerden (20th Century Fox, Electronic Arts, Google, Sony Pictures Entertainment, WB gibi) ayrı bir köşede oluyorlar. Eskiden bir çok sanatçının zamanında başvurarak kolaylıkla alabildikleri masalar son senelerde katılımcı sayısının yükselmesinden dolayı artık herkese verilmiyor.

Her sene hazırlanan özel konuklar listesinde bu sene Brom, Jim Lee, Kevin J. Anderson, Gene Colan, Kevin Eastman, James Jean, Patrick Oliphant ve John K (Kricfalusi) gibi bir çok büyük isim vardı. Katılımcılar arasında ise Dark Horse Comics, Hasbro, Mattel, Peanuts, BBC America gibi bir çok tanınan isim ve kurum yer aldı.

Geçen seneki gibi perşembe gününden gelmeyi başardığım konferans’ta ilk ilgimi çeken Disney’in 3D paneliydi. Çıkması merakla beklenen A Christmas Carol, Alice In Wonderland ve Tron filmlerinin daha önce görülmemiş ortalama sekiz dakikalık görüntülerinin gösterildiği ve Patton Oswalt’ın sunduğu bu panelde konuk olarak Tim Burton, Robert Zemeckis, Sean Bailey ve Steve Lisberger vardı.

Bu noktada tabi ki Comic-Con’un gerçek yüzünü hatırladım: inanılmaz uzun sıralar. Büyük panellerin hepsi için uzun sıralar olmasına rağmen, bu panelin sırası beklenilenden de uzundu. Binanın önünde katlanarak uzayan sıra, yolun karısına geçip Hilton’un önündeki çimlerin etrafindan dolaşıp, deniz kenarında tekrar katlanıyordu. Altıbinbeşyüz kişi kapasitesiyle Comic-Con’daki en büyük salon olan Hall H’de kurulu olan bu panele kapının önüne kadar gelmiş olmama rağmen girmeyi başaramadım.

Perşembe günü aynı salon içerisinde Sony Pictures Animation’ın yapımını henüz tamamlamadığı Cloudy With A Chance Of Meatballs yine merakla beklenen The Hole ve The Final Destination’ın 3D görüntülerinin yayınlandığı bir panel, Teenage Mutant Ninja Turtles’in yapımcılarından Kevin Eastman’in TMNT projelerini ve görülmemiş parçalarını gösterdiği yeni animasyonu War Of The Worlds: Goliath!, Underwhere, yeni kitap serisi Heavy Metal Pulp’ı açıkladığı bir panel yer aldı. Bu panelde ayrıca David Fincher ve James Cameron’in çalıştığı Heavy Metal filminden parçalar gösterildi. Bunun dışında uzun süredir yapım aşamasında olan ve çıkmayacağı konusunda dedikodular çıkmış olan Astro Boy’un da ilk görüntüleri Fredidie Highmore ve Kristen Bell’in katıldıkları
ayrı bir panelde gösterildi. Tabi ki Twilight oyuncularının katıldıkları Twilight Saga: New Moon gibi paneller ayrıca büyük ilgi gördüler.

Robot Chicken hayranları için şovun yapımcıları Seth Green ve Metthew Senreich, yazar Tom Root ve Doug Goldstein’in liderliğinde, bir çok konuk sanatçının da katıldığı ayrı bir panel hazırlanmıştı. Benim için günün en ilginç paneliyse Disney’in Drawn To Life paneliydi. Bu panelde efsanevi animatörler Don Hahn, Glen Keane, Eric Goldberg, Tom Sito ve heykel sanatçısı Ruben Procopio bir aradalardı. Aynı saatlerde Hall H’de 20th Century Fox, James Cameron’un liderliğinde Avatar panelini sunuyordu.
Yine henüz yayınlanmamış görüntülerin gösterildiği bu panelde Capcom’un 2009 projelerini tanıttığı panel gibi büyük ilgi gördü.
Cuma günü, Comic-Con 2009’un Star Wars günüydü. Dolayısıyla oyundan filme, animasyondan Star Wars çizgi romanlarını yıllardır çizmiş olan Tom Hodges’in ders niteliğinde çizimlerini açıkladığı yedi farklı program ve dahası sadece Star Wars üzerindeydi. Ancak Star Wars dışındaki paneller de tam gaz devam ediyordu.

The Nightmare Before Christmas’ın yönetmeni Henry Selick’in yönettiği, geçtiğimiz yıl Amerika’da vizyona giren Coraline filminin paneline yönetmenin yanı sıra filmin yazarı Hugo, Nebula, Bram Stoker ve Newbery Medal ödülleri sahibi Sandman ve Stardust gibi edebi eserlerin yazar Neil Gaiman, Portland’da açılmış olan ve filmi yapan Laika stüdyosunun CEO ve başkanı Travis Knight ve filmin yapımcısı Bill Mechanic’in yanı sıra karakterleri seslendiren sanatçılar da yer aldılar.

Son dönemde filmleri yapılmış olan Transformers ve G.I. Joe fanatikleri için, televizyon serilerinin sanatçılarının yer aldığı panel, The Big Bang Theory’den bölümlerin gösterildiği şovun, yapımcılarının ve aktörlerinin izleyicilerin sorularına cevap verdikleri panel, sekizinci sezonun görülmemiş görüntülerinin gösterildiği ve Keifer Sutherland, Mary Lynn Rajskub ve Howard Gordon gibi isimlerin de yer aldığı 24 paneli de oldukça ilgi gören paneller arasındaydı.


Ancak günün en çok ilgi gören panelleri yine Hall H’deki programdı. Büyük salondaki ilk panel, Warner Bros’un yakında gösterime girecek filmlerinden bölümlerin gösterildiği paneldi. Where The Wild Things Are, The Book of Eli, A Nightmare On Elm Street, The Box, Jonah Hex ve Sherlock Holmes filmlerine odaklanmış bu panele Robert Downey Jr gibi bir çok meşhur aktör de katıldı. Hemen arkasından Pixar ve Disney’in rotasının çizeri John Lasseter’in sunduğu Disney’in animasyon paneli yer aldı. Bu panelde Toy Story 3, Prep And Landing, The Princess And The Frog ve Studio Ghibli’nin geçtiğimiz sene tamamladığı Ponyo filmlerine
dikkat çekildi. Programda Lee Unkrich, Kirk Wise, Ron Clements ve John Musker gibi bü

 

yük isimler olmasına karşın, en büyük sürpriz Studio Ghibli’nin kurucusu, Prenses Mononoke, Ruhları Kaçışı ve Gökteki Kale gibi efsanevi filmlerin yönetmeni Hayao Miyazaki’nin gelişiydi. Arkasından Focus grubunun panelinde yapım aşamasında olan 9 filminin görüntülerinin gösterildiği panelde de filmin konukları olarak Tim Burton, Shake Acker, Timur Bekmambetov, Elijah Wood ve Jennifer Connelly yer aldılar.

Ancak Hall H’in sürprizleri burada da bitmedi. Yüzüklerin Efendisi filmlerinin yönetmeni Peter Jackson’ın yapımcılığını yaptığı District 9’un henüz görülmemiş sekiz dakikasını izlediğimiz panelde Jackson’ın yarı sıra aslında Halo filmini yönetmek için hazırlanan ancak projenin iptalinden sonra District 9 projesini üstlenen, filmin yazarı ve yönetmeni Neill Blomkamp ve aktör Sharito Copley yer aldılar. Aynı panelin kalanında yakında çıkacak olan Legion filminden ilk görüntülerin yanı sıra Paul Bettany, Tyrese Gibson, Doug Jones ve yönetmen Scott Stewart gibi isimler yer aldılar. Aynı odadaki Clone Wars panelinin ardından bir saat süren başka bir panelde Peter Jackson, Titanik ve merakla beklenen Avatar filminin yönetmeni James Cameron’un film üzerine konuştukları başka bir panel yer aldı. Filmle ilgilenmeyenler için ise Teenage Mutant Ninja Turtles’in çizgi romanları, oyunları, televizyon şovu ve oyuncaklarının tartışıldığı panelden Bones ve Eureka gibi şovların tanıtım ve soru panellerine kadar bir çok seçenek Comic-Con katılımcıları için sunuldu.

Özellikle kalabalıklaşan cumartesi ve pazar günlerindeki paneller, ilk iki gününki kadar şaşırtıcı konular ve konuklar içeriyor olmasa da haftasonu için de ilginç programlar hazırdı. Bunların arasında Adam Hughes’un çizim dersi, Seth MacFarlane eşliğindeki Family Guy paneli, Dungeons And Dragons, Magic The Gathering, World of Warcraft gibi bir çok büyük projenin arkasındaki sanatçı Brom’un paneli, yapımcıları Matt Groening, David X. Cohen ve Billy West, Katey Sagal ve John DiMaggio gibi isimlerin katıldığı Futurama, yirmibirinci sezonu yayınlanan The Simpsons ve Office Space, Beavis And Butthead ve King Of The Hill şovlarının yaratıcısı Mike Judge’in sunduğu Arrested Development’tan Jason Bateman, Forgetting Sarah Marshall’dan Mika Kunis’in ve Saturday Night Live yıldızı Kristen Wiig’in katıldığı Miramax, Paramount ve Marvel eşliğindeki Iron Man 2, Mike Mignola liderliğindeki Hellboy, yine bir çok ünlünün katıldığı True Blood, Gears Of War, Nick Jr, Nickelodeon, Lost, Heroes
ve Usagi Yojimbo panelleri, hayranlarından büyük ilgi gördü.

Paneller dışarısında da Comic-Con’un katılımcılarına sunduğu bir çok seçenek var. İlk kattaki büyük salonun içerisinde büyük şirketler dışında Lilo ve Stitch’in yaratıcısı ve yönetmeni Chris Sanders, Pixar’ın başı çeken hikaye sanatçılarından Derek Thompson, fantastik illüstrasyonlarıyla tanınan Therese Nielsen, Magic The Gathering kartlarındaki inanılmaz illüstrasyonlarıyla tanınan Rebecca Guay, Sony Online Entertainment’in God Of War III projesinde çalışan Andy Park ve meşhur karakter tasarımcısı Peter DeSeve gibi büyük isimlerin masaları vardı.

Ortalıkta dolaşan kalabalık içerisinde de yine Nathan Fowkes, Izzy Medrano ve Ian McCaig gibi başarılı bir çok artistle karşılaşmak mümkündü. İkinci katta ise farklı saatlerde tanınmış sanatçı ve yazarlarla buluşup imza almak mümkündü. Bu isimler arasında da Ren and Stimpy’nin yaratıcısı ve yönetmeni John K gibi büyük isimler yer aldı. Yine ikinci katta bir köşede katılımcıların yaptığı çalışmaları alabildiğiniz galeriyi ve portfolyolara bakmak için gelen şirketleri bekleyen bir çok kişiyi görmek mümkündü. Sanatçılarla tanışmak ve çalışmalarını değerlendirmek için gelen şirketler arasında Cartoon Network, Dark Horse, Disney, Hasbro, Lucas Film Animation, Nickelodeon ve Wizards Of The Coast gibi büyük isimler de vardı.

Bu kadar etkinliğin arasında katılımcıların ne yapacaklarını şaşırmaları gayet olağan bir durum. Dört gün boyunca yürümek ve sıralarda beklemek insanı ne kadar yorsa da, Comic-Con kesinlikle görülmeye değer. Önceki geceden sabahki panel için sıraya girip uyku tulumlarıyla bekleyen hayranlardan, dört gün boyunca hazırladıkları kostümleri giyen ve poz verenlere, etkinlikler bittikten sonra şehrin farklı yerlerinde verilen partilere kadar herşey Comic-Con’u eşsiz bir deneyime dönüştürüyor.
Böyle bir hayat tarzının meraklısı olmasanız bile, gidenlere pek çok şey sunabilen Comic-Con’un dünyanın her yerinden binlerce katılımcı çekebilmesinin sırrı da bu olsa gerek.

 

Yazan: Tuna Bora

 

September 2009

 


Foto-Röportaj