Photoshop Magazin
 


Tuna Bora Karakter Tasarımcısı, İllüstratör, Mattepainter

01 August 2009 | Sayı: Aug 2009
 
1 2 3 4 5
 

 1987’de İstanbul’ da doğdum. Annem istek üzerine takı tasarımları yapıyor, babam ve dayım ise mimarlar. Liseye kadar İstanbul’da
yaşadım, okula İzmir Amerikan Lisesi’nde devam ettim. Lise sonrası Los Angeles’a taşındım ve hala buradayım. Sanat dışında seyahat etmek, müzik ve yemek yapmak en favori aktivitelerim.

Güzel Sanatlar mezunu annem ve babamdan oldukça etkilendim. Annem animasyondan, takı tasarımına ve çocuk kitabı illustrasyonlarına kadar bir çok dalda oldukça tecrübeliydi ve babam kendi mimarlık şirketini kurmuştu. Şansıma farklı alanlarda çalıştıkları için evde her çeşit profesyonel malzeme (suluboyalar, markerlar, guaj, füzen ve kurşun kalem başta olmak üzere) elimin altındaydı. Annem ve babamın şirketinde ufak projelerle yaz dönemlerinde çalışmaya başladım.

Ailem sanata yönelişimi oldukça desteklediği için lise sırasında Art De Vivre en Provence ve Ecole Nationale Superieure des Beaux- Arts’ da yaz derslerine katıldım. Bu sıralar hala moda tasarımı yapmayı düşünüyordum ve yine lise sırasında Bahar Korcan’ın yanında kısa bir staj yapma şansı buldum. Lisenin sonlarına doğru meslek alanındaki ilgim animasyon, film ve çizgi romanlara daha çok yöneldi. Okul seçerken hala modadan tam vazgeçmemiştim, bu yüzden hem moda hem animasyon dalında eğitim veren bir okul olan Otis College Of Art And Design’ ı seçtim. Lise sonrasında Los Angeles’ a taşındım. Digital Media bölümünde okudum, dolayısıyla animasyon, film, fotoğraf, 3D, görsel efektler, ve tasarıma yoğunlaşan bir eğitim aldım. Otis’teyken farklı derslere asistanlık ederek çalışmaya başladım. Yaz döneminde ise Green Dot Films’in bir ekibi olan Three Legged Legs için karakter tasarımı, matte paintings ve 3D modeller için doku çalışmalarında bulundum. Otis’ den mezun olduğumdanberi farklı stüdyolar ve sanat yönetmenleri için illüstrasyon ve tasarımlar yapıyorum.

Çalışmaya başlamadan önceki ön süreç çalışmanın veya yönetmenin isteklerine bağlı oluyor. Her çalışmanın ve her sahnenin tasarımının arkasında bir mantık bulunuyor. Çalışmaların tarzı, renkleri, komposizyonu ve ışığı tamamen bu mantığa dayalı oluyor. Her ihtimalde önce oturup referans topluyorum ve bu referansların en başarılı olanlarından bir dosya hazırlıyorum. Böylece çalışma süresinde çok detaylı bir şey gerekmediği sürece çalışmaya ara vermemiş oluyorum. Bazı projelerde yönetmen veya ajans özellikle istedikleri şeyleri size bir dosya olarak veriyorlar. Bu durumda hazırlık daha kısa oluyor ven direk çalışmaya başlayabiliyorsunuz. Özellikle bir karakter veya yer tasarımı istendiğinde ilk dikkat ettiğim şekiller ve siluet oluyor.


Eğer anlatmaya çalıştığınız şeyi en basit şekliyle siyah-beyaz bir sketch olarak anlatabiliyorsanız, renklendirip detay eklediğinizde
bir o kadar sağlam oluyor. Bu skeçte çizdiğiniz karakterin kişiliğini ve ruh halini yansıtabiliyorsanız, mutlaka elle tutulur bir sonuç alıyorsunuz. Daha reklam yönelikli çalışmalarda ise hızlı ve kolay görülebilecek bir komposizyon, başarılı yazı tipleri ve uygun kontrast kullanmaya dikkat ediyorum. Ben o müziksiz çalışamayanlardanım. Genelde iki monitorle çalışıyorum, böylece bir ekranda müzik ve referanslarım, oteki ekranda çalışmalarıma yoğunlaşabiliyorum.

Çoğu çalışmamı bilgisayarda hazırladığımdan elimden geldiğince değişmeyen bir ışık sistemi ile çalışmayı seviyorum. Genelde perdeleri kapayıp ışıkları açarak çalışmaya kadar gidiyor. Ancak bir grupla studyoda çalışıyorsanız genelde böyle bir şansınız olmayabiliyor. Bu durumlarda sanat yönetmeniyle renklerin üstünden bir kez daha geçiyoruz. Kişisel çalışmalarımın büyük birkısmı dijital ortamda bir skecle başlayıp, yine dijital ortamda bitiyor. Ancak karakter tasarımlarımınçoğu kağıt ve kalemle başlıyor.
Ancak bitmiş çalışmalarda skecin kendisi gözükmüyor. Tabi ki bu durumdan duruma değişebiliyor. Ancak her çeşit çalışmayı denemeyi seviyorum, dolayısıyla foto-kolajdan mürekkebe, her çalışmaya farklı bir stil kullanmaya çalışıyorum. Fotografları daha cok doku eklemek üzere kullanıyorum. Reklam alanındaki çalışmalarda gerektikçe fotoğraf kullanıyorum, ancak çoğu yine sketch olarak başlıyor ve fotoğrafları skece göre seçiyorum. Bu durumda ajansın veya yönetmenin seçtiği yönu izlemek için elimden geleni yapıyorum.


Çizim için Prismacolor’ un colerase ve verithin  kalemleri en çok kullandığım malzemeler arasında. Kurşun kalem ikinci sırada geliyor. Genelde daha yumuşak olan çeşitleri kullanıyorum, böylece kağıdın dokusundan yararlanabiliyorum. Tam tersi ince ve kesin çizgiler istediğimde Hi-Tec-C’ nin ince uçlu mürekkep kalemlerini kullanıyorum. Ancak sürekli geri döndüğüm iki şeyden biri guaj. Sadece bir çizimi temizlemek üzere bile guaj kullandığım oluyor. Diğer malzeme ise Japon kitap evinden aldığım firça kalemler. Mükemmel bir çizgi kalitesine olanak sağlıyorlar.

Olabildiğince çok fotoğraf çekiyorum. Sürekli kamera değiştiriyorum, ancak şu anda kullandığım kamera dijital değil. Film kullanmaya alışıyorum elimde bir Canon Rebel 2000 35 mm SLR var. Ancak daha önce Canon 40D ve Nikon 5D Mark II kullanma şansım oldu ve ikisi de inanılmaz kameralar. (Fotoğraf çalışmalarımın bir kısmını www.flickr.com/ tunamunaluna adresinde bulabilirsiniz) Her alanda ilerlemeye çalışıyorum. Şimdiye kadar manzaradan modaya bir çok alanda fotoğraf çektim. Ancak “candid” denilen daha samimi olan veya “reportage” adı verilen, gündelik hayatı yakalayan fotoğrafları çekmek daha çok hoşuma gidiyor.


Ara sıra Corel Painter’ ı kullanmama rağmen, zamanımın çoğu Photoshop kullanarak geçiyor. Kullanımı kolay olduğundan ilk tercihim Photoshop olmuştu. Hala elimin en yatkın olduğu program Photoshop. Eğer bir poster veya posta kartı hazırlıyorsam
İllüstratör’ü kullanmaya özen gösteriyorum. Ayrıca animasyon yaparken After Effects’i sürekli kullanıyorum. Böylece fotoğraflarımı
rotuşlamaktan matte painting hazırlamaya, yazı tipi eklemeye kadar herseyi tek bir programda yapabiliyorum. CS4’ün benim heyecanla beklediğim tuvali döndürebilme, ve yeni fırça boyu ayarlama şeklini de eklemesinden sonra Photoshop’a iyice bağlandım diyebilirim.

Benim hayatta vazgeçemeyeceğim özellik layerlardaki Clipping Mask! Google sağolsun, elimde Reader gibi bir seçenek var. Herkese tavsiye ederim, kendinize bir Reader oluşturursanız izlediğiniz tüm blogları ve websiteleri buraya ekleyebiliyorsunuz, böylece yeni eklenen herşey direk buraya geliyor. Bir nevi kendi kitabınızı oluşturmak gibi düşünün.

Sürekli takip ettiğim yüzlerce blog var, ancak iyi kaynak olarak gördüm bazı siteler sunlar: www.cartoonbrew.com, www.gurneyjourney. blogspot.com, www.characterdesign. blogspot.com www.drawn.ca Imagine FX Computer Arts UK www.sourharvestblog. blogspot.com Photoshop nerdeyse mükemmel. Yedinci versiyonundan beri takip ettiğim için eksiklerini değil fazlalıklarını görüyorum.

Emrah Elmaslı’ nın çalışmalarını beğeniyorum ve Türkiye’ de bu konuda liderlik ettigini düşünüyorum. Bunun dışında internette gördüğüm Eray Yaşar  e eskiden beri takip etmiş olduğum Ersin Karabulut gibi farklı tarzlarda çalışan bir çok değerli sanatçımız var. Seyahat ederken gördüğüm şeyler genelde bir şekilde çalışmalarımda kendini gösteriyorlar. Herkesin ve her kültürün farklı bir bakış açısı olması ve her açının birbirinden farklı şekilde zengin olması, sanatla ilgili en ilginç şeylerden biri benim için.

 

August 2009

 


Sanatçılarımız