Photoshop Magazin
 


Damla Yeğin - Grafik Tasarımcı

01 August 2009 | Sayı: Aug 2009
 
1 2 3 4 5
 

1986 Antalya doğumluyum ama İstanbul’ da büyüdüm. Bütün eğitim hayatım Antalya’da geçti. İlkokul çağlarımda resime
ilgim hiç yoktu diyebilirim. Babamın mimar olması bile bu durumda bir değişiklik sağlamamıştı. Başımdan geçen bir olaydan sonra Güzel Sanatlar Lisesi’ nin yetenek sınavlarına girmeye karar verdim. Ailem bu konuda en büyük destekçim olmuştur.
Güzel Sanatlar Lisesine girdikten sonra sanata karşı olan ilgimin farkına vardım ve kendimi ait olduğum yerde buldum. Bu farkındalık hayatımın dönüm noktasıydı. Eğitim sürecimde beni yetiştiren öğretmenlerimin bilgileri benim için çok değerlidir.
Bugün bulunduğum noktaya gelmemi sağladılar.

Kariyer hikayemin başlangıcı aslında pek sıradan değil. 7. sınıfta geçirdiğim bir kaza sonucu ayak liflerimi kopardım ve uzunca bir süre hastanede kalmak zorundaydım. Aslında yaşanan olumsuz bir olayın insan hayatında ne kadar farklı kapılar açtığını o zaman anladım. Zaman geçirmek için resim yapmaya başladım anime çizimler o sıralarda çok ilgimi çeliyordu.

İlk çizdiğim resim alçımdaki anime bir kızdı diyebilirim. İşte kariyer hikayem burada başladı. Okula geri döndükten sonra Anadolu Lisesi sınavlarına girmektense Güzel Sanatlar Lisesi’nin yetenek sınavlarına girmeye karar verdim. Harika bir 3 yıl geçirdim Güzel Sanatlar Lisesi’ nde okumak gerçekten  büyük bir ayrıcalıktı. Şimdi ne yapıyorsam temeli bahsettiğim 3 yıldı diyebilirim.

Liseyi bitirdikten sonra Süleyman Demirel Üniversitesi Grafik Bölümünü kazandım. Aslında bölüme girdiğimde grafik tasarım hakkında çok bir bilgim yoktu, ama havasını soludukça birşeyler öğrendikçe ne kadar harika bir dünya olduğunu anladım ve içimden gelerek yapacağım bir meslek edindiğimi anladım.

Şu anda son sınıf öğrencisiyim ve bir süredir freelance işler yapıyorum. Beach Clublar, Gece kulüpleri ve benzeri mekanlar için afişler, flayerlar, website tasarımları yapmaktayım.

Bunların dışında kendi portfolyom için çalışmalar yapıyorum. Bir tasarım yapmadan düşünce sürecine giriyorum ve ardından şiddetli bir beyin fırtınası geliyor. Daha sonra ne tarz bir arka plan kullanacağıma karar veriyorum. Ardından ise elimde mevcut fotoğrafların uygunluğunu tespit ediyorum renk uyumu da tüm bunları takip ediyor.

Uygun bir fotoğraf bulamadığım zaman fotoğrafı kendim çekiyorum. Tabiki fotoğraf çekimi için de harcanan bir süreç oluyor. Çizimlerimde ise tablet kullanıyorum. Aslına bakarsanız bütün hepsi emek ve azim isteyen bir yol. Sabırlı ve titiz çalışmayı tercih ediyorum.

Bir kere daha denemekten asla kaçınmıyorum. Böylece mükemmel sonuca bir adım daha yaklaşmak için önümde bir engel kalmıyor. Çalıştığım ortam kesinlikle sessiz olmaz. Çalışmalarımda müziğin etkisi ciddi derecededir. Çalışırken arka fonda çalan soft bir müzik benim için çok değerlidir. Çalıştığım işe göre müziğin tarzı değişkenlik gösterebiliyor. Örneğin bir Night Club afişi tasarlıyorsam House müzik veya daha dramatik bir konu üzerinde çalışıyorsam o ruh halini yansıtan müzikleri dinlerim. Gece ya da gündüz çalışmak çok fazla ayırt ettiğim bir konu değildir.

İlham geldikten sonra saatin kaç olduğunun hiçbir önemi yok. Aklıma bir konu geldiği zaman yatağımdan kalkıp çalışmaya asla üşenmem. Genelde çekmiş olduğum fotoğraflar üzerinden çalışmalar yapmayı tercih ediyorum. Yapmak istediğim tasarıma göre, elle çizip dijital ortama aktarıp tamamladığımda oluyor.

Yanımdan ayıramadığım bir eskiz defterim vardır. Önce defterimde tasarlayıp tablet kullanıyorum, dijital ortama geçirerek yaptığım tasarımlarda vardır. Çalışmalarımda Gramajı düşük olmayan kağıt, eskiz defteri ya da kartonları, 2B çizim kalemi, rapido kalemleri ve yanımdan ayıramadığım renkli kalemlerimi kullanıyorum. Tüm malzemelerimi büyük bir titizlikle muhafaza ediyorum. Sonuçta hepsi sanatınızın bir parçası. Dijital fotoğraf olmazsa olmaz dediğim bir unsur. Günümüz fotoğrafçılığında yüksek  oranda tercih edilen bir sistem. Tasarımlarımın %50’ si dijital fotoğraflar ile yapılmış diyebilirim. Makine olarak Canon markasını tercih ediyorum. 350D ve 40D modelleri. Objektif seçimlerim ise: 50mm, 75-300mm, 28-200mm ve 19-35mm.
Özellikle tercih ettiğim bir konu yok fotoğraf çekme konusunda, yaratıcılıktan yanayım farklı acılar ve konseptler
uygulamayı seviyorum.

Renkli kumaşlar frapan makyajlar en çok sevdiğim şeylerdir. Fotoğraf çekmeden önce bir konu belirlerim, makinemi alıp öylesine sokağa çıktığım çok nadirdir. Çekeceğim konsepte uygun mekan, kullanılacak objeler ve modelleri önceden belirlerim. Duruma göre renkli veya siyah-beyaz çekim yaparım. Renkli çekip siyah-beyaza dönüştürdüğüm çekimlerde olur. Çekim yapmadan önce mutlaka çekim mekanının etrafını kontrol ederim ve kadrajı bozabilecek nesneleri yok ederim. Böylelikle düzeltilmesi zor hataları en aza indiririm.

Photoshop tasarımlarımın atardamarı ve günümüzün aydınlık odası. Onsuz asla olmaz diyebilirim. Photoshopla her gün en az 4 saat vakit harcarım ve en küçük tasarımı bile Photoshop ile yaparım. Nokta koymak için bile kullanıyorum. Photoshop tasarım yaparken bana en hızlı cevap veren program ve içimdekileri dışa vurabilmemin en keyifli hatta en kolay yolu. Birçok program denedim ama başka hiçbir programdan Photoshop’tan aldığım hazzı almadım. İIlüstratör ve Indesign kullanıyorum.
Adobe ürünleri zaten kalitesini yeterince kanıtlamış.

Adobe serisi ile ortaokul sıralarındayken tanışmıştım.
İlk kullandığım program Photoshop 7 serisiydi, o zaman bile çok çekici bir programdı. İçinde neler var diye bütün toolbarları
kurcalamak çok keyifliydi. Her geçen gün yeni bir özelliği keşfetmek ise heyecan vericiydi. Photoshop kocaman bir okyanus zaten. Tekneniz ile bu okyanusa açıldığınız zaman hep yeni kıyılar ve adalar keşfetmek istiyorsunuz.

Renkleri ve dokuları birleştirdiğim araçları beğeniyorum. Programın içinde bunun için birçok araç mevcut ve her yeni sürümde yenileri ekleniyor. Bence bu tür çalışmalar için bu araçlar biçilmiş kaftan. Fırçalar konusunda da yeterince ince eleyip sık sokuyorum. Çalışmalarımda fırçaların yerinin ayrı bir önemi vardır. Her türlü etkiyi fırçalarla veriyorum.

Akıcılık, tonları birleştirme ve kaynaştırma işlemleri için kullanılan Smuge Tool özelliğini beğenerek kullanıyorum.
Dijital Art, İZ, Photoshop Magazin ve internette bulunan bir çok kaynak hayal gücünüzü beslemek için gayet yeterli kaynaklar. Öyle bir tool yapsınlar ki en karışık arka plandan bile isteğimiz kısmı en ince ayrıntılarına kadar kolaylıkla ve kusursuz bir şekilde keselim ve Photoshop korkulur bir program olmaktan çıksın.

Fotoğrafçılardan beğendiğim Ara Güler, Nihat Odabaşı.. Grafik Tasarımda ise Mauritis Cornelis Escher. Özellikle Escher’ in tasarımları beni her zaman büyülemiştir. Beslenmek için şehir hayatını tercih ediyorum. O kadar çok enteresan şey var ki milyonlarca insan her birinin ruh hali diğerinden farklı ve renkli. Örneğin; mağazalarda alışveriş yapan insanlar, kalabalık sokaklarda yürürken cep telefonu ile iş görüşmesi yapan işadamları, gece arabaların yollarda oluşturduğu uzayan ışıklar çok ilham verici bence. Tabi ki ilham alınabilecek birçok etken var.

Photoshop çok zor ve karışık derler aslında tam tersidir. Biraz azim gösterirseniz içi sürprizlerle dolu bir hediye kutusu gibidir. İçini kurcaladıkça zevk alırsınız ve sizin için, başından ayrılamayacağınız bir oyuncak çıkar hediye kutusundan. Unutmayın Photoshop'ta tek sınır hayal gücünüzdür.

 

August 2009

 


Yarının Ustaları