Photoshop Magazin
 


80’li kuşağın reklam anlayışı değişti değişiyor

01 July 2009 | Sayı: Jul 2009
 
1 2 3 4 5
 

Memleketin hali
Sesi seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o sen değilsin
Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin.
Uyuyamayacaksın
Düzelmeden memleketin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku giremez ki…
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın

Sektöre başladığım 80’li yıllardaki reklamcılıkla 21 yüzyıl başındaki artık bir sektör halini alan iletişim dünyası arasında; anlayış tarzı, insan kaynağı, eğitim, küresellik, teknoloji, siyaset ve finansman artık değişiyor / değişti… Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşacağım, ama çok detaylandırmayacağım.

Çünkü yılın ikinci yarısında, çıkaracağım 1980’den 2008’e iletişim sanatı kitabımda bunların cevabını bulacaksınız. Günümüzdeki reklam sektörü için yazılmış ilginç bulduğum birkaç haber başlığı; “Reklamcılar rapor hazırlandı haftaya Ankara’ya gidiyor” 13 Mayıs / Vatan, “Reklamcılardan krize karşı sektöre öneriler” 13 Mayıs / Akşam, “Reklam sektöründen üretimi tüketimi arttıracak
8 formül” 20 Mayıs / Vatan, “Şimdi teşvik sırası reklam sektöründe” 04 Mayıs / Akşam. Yaşadığımız ekonomik kriz nedeniyle bir önceki yıla göre reklam yatırımlarında %20 gibi belirgin bir gerileme görüldü. Reklam ülkemizde ekonominin çarklarına yön veren, tüketimi yönlendiren, canlandıran bir sektör. Yetkililerinin ortak görüşü; artık her şeyde eskiye dönüşün beklenmesinin yarardan çok zarar getireceği, asıl önemli olanın bu belirsizlik ya da değişim karşısında nasıl davranılması gerektiği olduğunun altı çizildi.

Aynı zamanda da sektör talebi yönlendiren, markaları yenilikçi olmaya ikna eden, bir yapısı var, onun içinde uygulanan
KDV’nin % 18 ‘den % 8’e, reçetesiz ilaçlar ve hastaneler için reklam olanağı, örtülü reklamların AB normlarına uygunluğu, siyası reklamların serbestliği, RTÜK’e ödenen eğitim katkı paylarını düşürülmesi, gazete kağıdının ithalatındaki %8’nin satışındaki oranına % 1 çekilmesi, dergilerdeki PTT abone dağıtımının daha etkin hale gelmesi ve alkollü içecekler kategorisindeki sponsorluk bedelinin gider olarak yazılması gibi üretimi ve tüketimi artıracak öneriler paketi olarak devlete bir rapor halinde sunuldu.

Yukarda da bahsettiğimiz gibi kısa dönem geçmişteki değişimlere bakacak olursak;
Politik alanda, Rusya’nın Boris Yeltsin’in kararsız liderliği altında hala komünizm sonrasında acemiliğini yaşadığı görüyorduk; Avrupa kendini topluyor ve avroyu kullanıma sürmeye hazırlanıyordu. İngiltere yeni seçilmiş genç Başbakan Tony Blair ile yeni bir başlangıç yapma niyetinde görünüyordu. ABD ise kısa bir süre önce, yurtiçinde ve yurtdışında popüler olan Bill Clinton’ı yeniden başkanlığa seçmişti. Saddam Hüseyin demir bir yumrukla Irak’ı yönetiyor ve CNN Usame bin Ladin’le bir röportaj yapmıştı.


Ekonomik alanda, ABD dengeli bir bütçeye doğru gidiyor, internet şirketleri kurulmasında yaşanan patlama Batı’da hızını arttırıyordu. Uzmanlar yaklaşan bir “Asya yüzyılı” hakkında konuşmalar yapıyor ve Çin – 1997 yılı Asya için ekonomik kriz yılı olarak geçmesine karşın gerçekten büyük ilgi çekiyordu. O zamanlar, ham petrolün varili 25 dolardan daha azdı.

Teknoloji dünyasında, internet olayını, dinleyen herkese heyecanla anlatıyorduk ama büyük şirketlerden çok, tüketicilere çekici gelen bir yenilikti ve yavaş ilerliyordu; şirketleri bunun ciddiye alınması gerektiği konusunda ikna etmekte zorlanıyorduk. Cep telefonları çoğunlukla siyah ve ağırdı, ekranları tek renkliydi, video pazarında VHS kasetler hüküm sürüyordu, neredeyse bütün fotoğraf makinelerinde film kullanılıyordu ve Apple ise son günlerini yaşıyor gibi görünüyordu.

Yakın geçmişte politik açıdan, yaşanılan 11 Eylül nedeniyle dünya yüksek alarm düzeyinde bulunuyordu. ABD Afganistan’daki Taliban rejimini devirmiş ve Irak’ı işgal etmiş durumda. Sözde Saddam Hüseyin tehdidi ortadan kaldırıldı ama işgalci müttefik güçler şimdi kanlı bir içi savaşı güç bela kontrol altında tutuyorlardı.

 

Bu arada komşu ülke Iran’da fundamentalist
İslami yönetim, Irak’ın sahipmiş izlenimi verildiği türden bir nükleer kapasite yaratmaya çalışmakta. Başkan Bush ülkede popüler değil, yurtdışında ise lanetleniyor; Başbakan Tony Blair ise çekilmeye hazırlanıyordu. Avrupa yaşamsal önemdeki reformları yapmayı başaramıyor ve Usame bin Ladin şimdi bir yandan ele geçmemeyi başarırken diğer yandan da El Cezire ‘de boy gösteriyordu.

Ekonomi’de, ABD’nin artmaya devam eden büyük bir bütçe açığı var; dünya 2000’li yılların başındaki internet şirketleri batağından çıkıp ve “ikinci nesil” internet şirketleri patlamasına doğru gidiyor; üretim kütlesel olarak Çin’e kaymış ve Hindistan büyük batılı şirketlerin bilişim teknolojisi merkezi ve uzaktaki bir destek ofisi haline gelmiş durumda. Çok zor günler geçiren General Motors şirketi dünyanın bir numaralı otomobil üreticisi haline gelen Toyota tarafından devrilmek üzeredir ve internet 1997 yılında adı bile olmayan Google’ın egemenliği altına girmiş, ham petrol varil fiyatı 70 dolara kadar çıkmıştı.

Teknoloji alanında ise, cep telefonları artık küçük ama güçlü birer moda aksesuarıdır ve sadece video oynatma ve müzik çalma değil aynı zamanda fotoğraf ve video çekme özellikleri de olan dijital ortam araçları haline gelmişler. VHS bantları yerine DVD’lere bırakmış ve film kullanan fotoğraf makineleri de artık tarih olmuştu.. Apple’ın müzik sektörüne girmesinin etkisi ile ayakta kalmaya devam ediyor. İnternete gelince, hızlı ve daha da hızlanıyor, birçok şirket internetten büyük paralar kazanıyor ve internet telefonculuğu geleneksel telefon şirketlerinin gelirlerini tehdit ediyor. Windows işletim sistemleri ile desteklenmiş cep telefonları da arama yapmak için Skype’yi kullanabilmektedir artık.Son on yıl boyunca, hep birlikte yaşadığımız değişikliklerin kapsam ve derecesinin daha önce benzeri görülmemiş türden olduğunu düşünmek çok çekici geliyor. Çekici ama belki de adil değil. Bu, geçmişteki örnekleri hesaba katmadan sadece gelecek üzerinde düşünmemek gerekir. Eğer, geçmişi iyi analiz etmezsek, girilen bu tünelde çıkış yolunu bulmada pilimiz yetmeyebilir.

Tabi ki hayat devam ediyor, bu yıl reklam sektörü küresel krize kafa tutuyor, bile diyebiliriz. 21. Kristal Elma’da, 1130 adet eser, 823 farklı kategoride yarıştı. 16 Haziran’da Galatasaray Adası’nda düzenlenen törende ödüller sahiplerini buldu. Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri yarışması, sektörel yaratıcılık ölçütlerini oluştururken, yeni ajansların tanınmasını da arttırıyor. Hem ajans hem reklamverenlerin, yaratma cesaretinin gelişimine de büyük bir katkı sağlamakta. Karşılıklı iletişimin her zaman sürmesi dileğiyle…

21. Kristal Elma Büyük Ödüller;
Basın dalında büyük ödüle, Markom Leo Burnett tarafından hazırlanan Max Factor'ün False Lash Effect Mascara reklamı layık görüldü. Televizyon dalında büyük ödül, Rafineri Ajansı'nın imzasını taşıyan Hürriyet Gazetesi'nin, Hürriyet Aile İçi Şiddet Kampanyası'na verildi. Çok Mecralı Kampanya dalında büyük ödül, Grey İstanbul'un Greenpeace için hazırladığı Greenpeace
''Seyfi Solukal'' kampanyasına gitti.

 

July 2009

 


Periskop Bakışı