Photoshop Magazin
 


Yaratıcı Ekip Atölyesi

01 June 2009 | Sayı: Jun 2009
 
1 2 3 4 5
 

“Duşa giren herkes bir fikir üretmiştir. Ama farklı sonucu sağlayabilen kişi, duştan çıkıp kurulanan ve o fikir doğrultusunda bir şeyler yapan kişidir.”
                                                                                                                                                                 Nolan Bushnell

 

Yaratıcılık sınırları olmayan bir öğretidir; bilim ve meslekler üstü bir kurguya sahiptir. Duyguların ve sezgilerin, doğru bilgi ve motivasyonla birleşmesi anlamına gelen bu kavram, hayatın her anında ve her yerdedir. Çünkü insanın doğası yaratıcı olmayı gerektirir.


Etimolojik kökeniyle Latince “Creare” sözcüğünden gelen yaratıcılık, yaratmak, doğurmak, meydana getirmek, bulmak, keşfetmek, yenilik yaratmak anlamlarına geliyor. Yaratıcılığın her alanda ve herkes tarafından bir davranış biçimi olarak sergilenebileceği düşüncesinin belirlenmesi, nosyonu tanımlama konusunda çeşitliliğin oluşmasına sebep oluyor. İnsanlık yaratıcılık sayesinde gelişmiştir. En geniş anlamıyla “yaratıcılık” yeni ve farklı bir şeyler yaparak bir yaratı ortaya çıkarmaktır. Yaratıcılık olmasaydı bugün hala yiyecek, giyecek, seyahat, iletişim gibi bazı konularda hala yaşamın temel kolaylıklarından çok uzak kalacaktık. Onun için yaratıcılık bizi daha büyük yapar, ileriye götürür.


Bu yıl Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde seçmeli ders olarak eğitim programına giren Atölye dersleri bence gelecek nesil için bir şans. Yaratıcılık, reklam, fotoğraf, sinema, radyo, halkla ilişkiler ve tasarım konularında yapılan Atölye çalışmaları günümüz koşullarının yaşandığı reel hayattan örnek çalışmalar, ulusal ve uluslararası çalışmalardan örneklerle yeni nesli hayata ısındırıp olası yaşanacak tüm müspet/menfi durumları canlı olarak birebir öğrencilere yaşatıyor.


İletişimde yaratıcılık bugün yaşamımızı şekillendiren ve yansıtan en önemli kültürel faktörlerden, her zaman her yerde hazır ve nazır, toplumsal yaşamın kaçınılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Günlük gazete okumasanız ya da televizyon izlemeseniz bile, kentsel ortamımıza egemen kılınan imgelerden korunamazsınız. Genel olarak tüm medyayı kaplayan ve sınırı olmayan yaratıcı iletişim çalışmaları açıkça özerk bir varoluşa ve tartışmasız bir etkileme gücüne sahip geniş bir üst yapıyı oluşturmakta.

 


Atölye’de bu dönem çalıştığımız konuları dört yaratıcı ekip liderlerinden kısaca özetlemelerini istedim. Öğrenciler
birinci sınıf Halkla İlişkiler, Radyo Televizyon Sinema ve Gazetecilik bölümlerinden.

1. Öğretimden D grubu yaratıcı ekip lideri Fatma Dursun; “Bu dönem çalıştığımız Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında;
su ülkemizde ve dünyada ciddi bir sorun, özellikle de geçtiğimiz yıllarda değeri iyiden iyiye anlaşılan suya ve her geçen gün daha da can yakan ‘’susuzluk’’ sorununa dikkat çekmek istedik. Bu önemli konuda insanlarımızı en doğru şekilde bilinçlendirebilmek için genel politikamızı ‘’Tarafsızlık’’ olarak belirledik ve bu çerçevede ‘su’ ve ‘susuzluk’ konularına yer veren tüm organizasyonları takip etmeye çalıştık. Bu kapsamda 5.Dünya Su Forumu, Alternatif Su Forumu gibi önemli organizasyonlarla birçok ‘su’ temalı sergileri takip ettik. Tüm bu çalışmalar sonucunda da insanları en çok etkileyebilecek konulardan birisi olan ‘’İnsan Bedeni’’ ve günümüz toplum hayatının bir parçası olmaktan ziyade doğrudan yaşam tarzı olan belli başlı teknolojik cihazları kullanarak ‘’Teknoloji’’ başlığı altında iki tema oluşturduk. Suyun önemini, susuzluğun sebeplerini,
susuz bir hayatın sebep olacağı sorunları, susuzluğu önleyebilmek için neler yapılabileceği gibi temel sorunları bu iki tema üzerinden anlatmaya çalıştık.”

1. Öğretimden C grubu yaratıcı ekip lideri Duygu Yücel; “Bu çalışmanın amacı; İstanbul’un 2010’da Kültür Başkenti seçilmesinin Avrupa Birliği’ne giriş sürecine katkıları. Ekip arkadaşlarım ve ben İstanbul’un bu fırsatı iyi değerlendirmesi
gerektiğinin bilincindeyiz ve bu nedenle artıları üze rinde yoğunlaştık. İstanbul konum itibariyle bilindiği üzere iki kıtayı bağlar nitelikte Asya-Avrupa tek şehirde... Birinci projemizde bunu vurgulamaya çalıştık; bir büyüteç sayesinde İstanbul’a yaklaştık ve tüm dikkatı kültür başkentine çektik. İkinci projemizde ise hoşgörü ve asırlardır kucak kucağa dostça yaşayan, birçok
medeniyete başkentlik yapmış İstanbul’a vurgu yaptık. İki çalışmamızda da konuya sadık kalarak İstanbul için iyi dileklerimizi kağıda yansıtmaya çalıştık umarız sizin gözünüzde de bunu başarabilmişizdir...”

 

2. Öğretimden B grubu yaratıcı ekip lideri Egesel Yıldırım; “Hazırladığımız projelerde 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul’un bu yönünü Türk ve Avrupa halkına duyurmayı, İstanbul’un kültür çeşitliliğini vurgulamayı ve projeyi İstanbul’un tarihi gelişimiyle temellendirmeyi amaçladık. Birçok proje arasından bu projeleri seçmemizin nedeni vermek istediğimiz mesajı en iyi bu ikisinin anlatıyor olmasıydı. Bu nedenle projeler üzerinde yoğunlaştık. Harita çalışmasında tüm Avrupa ülkelerini İstanbul haritası üzerine yerleştirerek şehirde aslında birçok Avrupa kültürünün barındığını insanlara duyurmayı amaçladık. İstanbul haritasının bu hali ve çalışmamızın sloganı bu düşünce doğrultusunda ortaya çıktı. İstanbul’un tarihi değerini ön plana çıkardığımız diğer çalışmamızda ise İstanbul’un başkent olduğu belirli tarihleri vererek şehrin aslında başkentliğe yabancı olmadığını vurgulamaya çalıştık. İstanbul’un kültür mirasının gün geçtikçe değerinin arttığını, Bizans döneminden Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar olan resimlere canlılık kazandırarak vurguladık. Ekip arkadaşlarımla başından beri kararlı bir şekilde çalışarak projelerimize son halini verdik.”

2. Öğretimden A grubu yaratıcı ekip lideri Gözde Nurcan; “Hazırladığımız çalışmada ilk haftalarda hangi çalışma üzerinde çalışacağımıza karar vermekte güçlük çeksek de sonunda hazırlayacağımız çalışmanın sade, ilk bakışta anlaşılacak, insanları
yormayacak nitelikler taşımasını düşündük. İlk önce insan anatomisi ve bütün renkleriyle tüm kültürleri içinde barındıran İstanbul’u bir palet ve tuvalle temsil edecek “her renk ayrı bir kültür, İstanbul renkleri ile bir kültür…” metni kullanıldı. Projelerin üzerinde yoğunlaşmıştık, daha sonra ekipte oluşturulan ‘2010’da Avrupa’nın Kalbi İstanbul’da atacak.’ sloganlı hazırlanacak olan konsept çalışmamızın halka hitap ettiğini; İstanbul’un yaşattığı kültürleriyle aslında bir çok rengi, farklılığı içinde yaşattığını; bu şehrin, içinde barındırdığı kültürleriyle, coğrafi özellikleriyle, tarihi, mimari yapılarıyla insanların gözünü kamaştıracak bir değere sahip olduğunu; bunun için Avrupalıların kalbinin İstanbul’da çarpacağını; onlar için İstanbul’un, heyecan ve şaşkınlığı ifade edeceğini anlatmaya çalıştık. Bu yüzden Avrupa’nın kalbi İstanbul olacak ve insanları şaşırtacak, heyecanlandıracak,
insanların nefesini kesecek bir şehri temsil edecek bir slogan olsun istedik.”

İşlerini bu şekilde yorumladılar. 8 haftalık süreçte konularıyla ilgili 2 saatlik haftalık çalışmalarımız dışında her türlü iletişim tekniğini kullanarak bilgi alışverişi yaptık, yorumlarımızı paylaştık. Birinci sınıf olmaları, ülkemizin çeşitli illerinden gelmeleri bize geleneksel bir kültür mozaiği yaşattı. İlginç beyin fırtınalarını yaptığımız çalıştaylarda konuları masaya yatırdık, bence çok yararlı oldu. Bu kısa süreçte onlardan geleceğe umutla bakacakları mesajını aldım  Tekrar tebrik ediyorum. Büyük projelere imza atacaklarına eminim ama bu iş her zaman gönülden olmalı, yürekten beyinden gelmeli.

 

June 2009

 


Periskop Bakışı