Photoshop Magazin
 


Öncü Türkmen - İllustratör

01 June 2009 | Sayı: Jun 2009
 
1 2 3 4 5
 

1983 Ankara doğumluyum. Liseyi bitirene kadar da Ankara’da yaşadım. Daha sonrasında Akdeniz Üniversitesi Grafik Bölümü’nü kazandım ve Antalya’ya yerleştim. Şu anda da okulu bitirdim ve Antalya’da yaşamaya devam ediyorum. Grafiker olarak çalıştığım ya da freelance yaptığım ufak şeyler olsa da illüstratör olarak genelde kişisel çalışmalar yaptım.Kafamda bitirdiğim bir illüstrasyonun üzerinde çalışmak sıkıcıdır. Teknik bir işçilik yapar gibidir.

Çalışma yaparken onun geliştiğini ve değiştiğini gözlemleyebilmek isterim. Bu yüzden çalışmaya başlamadan önce ki hazırlık sürecim fikirsel ya da duygusal ağırlıklı olur.

Kağıt üzerinde düşünüyor ve eskiz çiziyorsam çok detaylı olmamasına özen gösteririm. Enerji ve heyecanı asıl çalışmaya saklamak gerek. Temeldeki fikir ya da duygu üzerine yoğunlaşıp biçimsel kısmını biraz oluruna bırakmak en doğrusu gibi geliyor. Sonuçta samimi bir çalışmada bu ikisi mutlaka birbirini destekleyecektir. Kısaca çalışırken en önemli şey çalışmayı benimsemek ve onu sevmektir. Yapmaya ihtiyaç duydugunu hissetmek... Bu açıdan bakınca çizmek, karşılanması gereken bir ihtiyaç sayılabilir benim için.

Çoğu zaman gece çalışsamda asıl kriter dış etkilerden kopmak oluyor Gözlemlenen konumundan çıkıp, gözlemleyen
olduğumu hissetmem gerek. Evde yalnız bile olsam arkamdaki kapının kapalı olduğunu bilmezsem huzursuz olurum. Çalışmayı nasıl bir duyguyla yaptığıma göre bazen tamamen sessiz, bazen sadece solo çellolardan oluşan bir playlist bazen ‘idm’ bazen Thom Yorke’un ya da Björk’ün olduğu herhangi birşey eşlik edebilir. Önemli bir detay da başlamak üzere olduğum veya henüz bitmemiş bir çalışma hakkında başkalarına bahsetmek ya da gelinen aşamayı göstermek, ikinci bir kişinin gözleminin dahil olması nedeniyle bütün konsantrasyonumu dağıtıyor. Böyle olduğunda artık o çalışmaya devam edemiyorum ve orada kalıyor. En temizi yeni baştan başka bir çalışmaya başlamak . Bir şekilde gerekli şartlar oluşmuşsa ve başlamışsam yoğun bir şekilde konsantre olurum ve ezber yapmamaya gayret ederim. Hangi platformda başladıysam genelde orada bitiririm. Kağıtsa kağıt, bilgisayarsa bilgisayar olur.

Çalışırken rastlantısallıktan olabildiğince yararlanırım Ortaya rastgele renkler çizgiler atarım efekler uygularım. Daha önce denemediğim renk kombinasyonlarını kullanırım. Rastgelelik bilinçli olarak kurgulanabilecekten daha komplike
bir çalışma zenginliği sağlar . Eğer ne yaptığını biliyorsan algıda seçiciliğin sayesinde bir sürü gereksiz parcanın içinden ihtiyacın olanı farkedebilirsin. Ve sonrasında ona yoğunlaşmak gerekir. Bu şekilde hem ezberimin dışına çıkmak hemde çalışma ile birebir ilişki kurmak mümkün oluyor. Saçmalamaktan korkmamak gerek.

Çok kesin bir sistematiğim yok fakat genede genelde başlarken izlediğim iki yöntem oluyor; renklerle rastgele katmanlar yapmak ve çizgilerle rastgele karalamar yapmak
 

Kısaca diyebilirim ki; konuları kavramsal olarak bitirip biçimsel özelliklerinin rastlantısal oluşmasına izin veriyorum. Fotograf kullanmıyorum ve fotoğraf uzerinden direk illüstre etmeyi anlamsız buluyorum. Çalışırken gerçeğe yaklaşmak değil gerçeği yeniden tanımlamak gerek bence. Fakat fotoğraf kullanımına karşı değilim, tam tersine ben de yeni çalışmalarımda
fotoğraf üzerinden denemeler yapmak istiyorum. Bakalım neler çıkacak. Şimdilik çok amatör bir şekilde fotoğraf çekiyorum. Pratik kullanıma uygun amatör bir makinam var. Ve yaptığım sadece gördüğüm herşeye kadrajlamaktan
ibaret.

Fotoğrafların içinde insan olmasına özen gösteriyorum. Fakat özellikle belirlediğim bir konum ya da tarzım yok. Eskiden Photoshop’u illustrasyon ve boyama yapmak için kullanırdım. Bilgisayar üzerinde ki ilk illustrasyonlarımı
da onunla yapmışımdır. Fakat daha sonra piksel tabanlı olması nedeniyle sadece fotoğraf editlemekte ya da çalışmalarımı internet üzerinden sunumuna hazırlamak için optimize etmekte kullanmaya başladım. İlk kullandığım grafik programı Photoshoptu. Sanırım 6 ya da 7.sürümleriydi. Liseden sonra ilk bilgisayarımla birlikte programı kurcalamaya başladım. fakat asıl üniversite zamanlarında çok haşır neşir oldum. Sonrasında animasyon yapmak için Flash’la tanıştım ve son olarak Illustratorle.
Son 2-3 yıldır giderek artan yoğunlukla Illustrator kullanıyorum.

Illustrator kullanmak isteyenlere Transparency menüsünü ve Brush kitaplıklarını kurcalamalarını öneriyorum. Diğer yandan yaratıcı birşeyler denemek isteyenlere Transparency uygulanmış, farklı renkli ve üst üste duran birkaç objeye Effect menüsünden Stylize/Scribble verdikten sonra Expand yapmalarını ve Ungroup deyip etkisi arttırılmış Warp Tool ile oynamalarını önerebilirim . Van Gogh şimdi yaşasaydı sanırım böyle yapardı diye düşünüyorum. Bunun yanısıra takip ettiğim kaynakların çoğu internet üzerinde.

Bunlardan Photoshopmagazin.com, Dinodream.com ve Deviantart.com gibi siteler hem amatör hem de usta tasarımcıların bir arada olması bakımından güzel siteler. Ayrıca illustrationmundo.com da iyi bir kaynak. Diğer yandan basit ve amatör cizimler henüz kalıplaşmamış olmalarından dolayı benim için  önemli bir ilham kaynağı. Profesyonellik karşıtıyım
diyebilirim. birbirini takip eden ezber işlerden uzak durmaya çalışırım. Aphex twin, Squarepusher gibi müzisyenler ezber bozmaları bakımından favori ilhamlarımdandır. Kısa filmler Videoart’lar ticari yanlarının düşük olması nedeniyle deneysel tadlar verebilirler.


Chris Cunningham ya da Michel Gondry gibi ustalar da beyin hücrelerime nefes aldırır. Kendini tamamlamış hissi veren şeylerden çok içinde bir devinim olan ve insanı düşünmeye zorlayan herşey çalışmalarıma kaynak olabilir. Etrafımızda ünlü olmayan ama ünlü olanlardan çok daha iyi ve orjinal yaklaşımlara sahip tanınmamış insanlar var. Bir insan teknik olarak yetersizlik hissettiğinde bunu kapatabilmek için çalışmasının içeriğine yoğunlaşabiliyor. bu yüzden sadece göze hoş gelmesini kıstas almadan rastladığım basit görünen çizimlere de neler kapabilirim diyerek bakıyorum.


İllustrasyon ile uğraşan ya da başlamak isteyen arkadaşlara tavsiyem; kendinizi belli bir beğeninin ihtiyaclarını karşılamaya adamayın. Onun yerine kendi bakış açınıza yoğunlaşın ve çizgilerinizde yozlaşmaktan, aşırı koruyucu olmak kaçının. Hep yeni şeyler denemek algınızı ve heyecanınızı taze tutar. Beğendiğiniz işlere bakarken kendi kendinize ‘’nasıl böyle yapmış’’ yerine ‘’neden böyle yapmış’’ diye sormak cok daha faydalı olabilir. Bana yer verdikleri için Photosop Magazin’e çok teşekkür ederim. Umarım okuyan arkadaşlara birşeyler katabilmişimdir.

 

June 2009

 


Sanatçılarımız