Photoshop Magazin
 


Ağva’da Bir Gün...

01 June 2009 | Sayı: Jun 2009
 
1 2 3 4 5
 

Devasa derken abartmıyorum, bir tanesinin 16 ton olduğunu düşünün. Sonradan öğrendime göre bu borular Melen Projesine aitlermiş. Acaba bunları nasıl kullanabilirim diye düşündüm, hemen aklıma profesyonel dansçı arkadaşlarım geldi. Hemen birini aradım, hazır tatil günü olduğu için o da hevesle kabul etti, sonra asistanlar gerekeceği için onunla konuşurken arkadaşlarımızıda çağırdık sayı bir anda 7 kişiyi buldu. 6 hoş bayan ile güzel bir çekim günü olacağını hissettim.


Hatta gruptaki herkes fotoğrafa hevesli olduğu için backstage çekimi bile yapabildik. O fotoğraflarda ekipman ve setupları rahat görebileceksiniz. Bu tür çekimler aslında moda çekimlerine benzer. Önce herşeyi kafanızda oturtmanız gerekir. Mekanı iyi analiz
etmeli, fikirlerinizi ona uygun üretmelisiniz. Modeliniz ile konuşmalı, ne gibi kostümleri sevdiğini, onun kafasında ne olduğunu öğrenmelisiniz.


Sonuçta keyfiniz için yapacağınız bir çekim olduğu için orta yolu bulmak önemlidir. Kendi fikriniz size çok güzel gelebilir ama belki modeliniz sevmeyebilir. Örneğin bu çekimde benim kafamda yatan ana fikir kontrast düzen idi.

Su borularının eğimli formlarına karşıtlık yaratarak modelimden (Sevgili Belkıs) sert hatlar yaratan pozlar istemiştim. Bir yere kadar istediğim sonuçarı aldım ama Belkıs ve Şirvan ( kendisi yetenekli backstage fotoğrafçımız oldu) beni yumuşak eğimli duruşlarında güzel olabileceği konusunda ikna ettiler ve de haklı da çıktılar. Bu gibi mekanlarda modelinizin yetenekleri çok öne çıkıyor. Dans ya da diğer sahne sanatları ile ilgilenen insanların modellerden çok daha iyi pozlar verebildiğini fark ediyorsunuz.


Aslında kullandığımız mekan çok sınırlı bir ortam. Burada fotoğrafların birbirinin aynısı olmaması için yaratıcı olmanız, ekipmanınızı ve modelinizi iyi kullanmanız gerekir. Çekimi gündüz yapmanın ışık konusundan zaman zaman dezavantajları oluyor. Çünkü kontrol etmeniz çok zor. Ben DSLR makinalarının ayrı satılan küçük flaşlarını çok beğeniyorum. Ancak bunları makinanızdan ayırarak kullanabilmeniz gerek yoksa pek bir espirisi kalmıyor. Bunun için üretici firmalar kendi ekipmanları ile uyumlu bir takım tetikleyiciler de üretiyor ancak infrared temelli olan kumandaların çok verimli işlediğini düşünmüyorum. En iyisi radyo kontrollü tetikleyileri kullanmak. Onların da fiyatları maalesef biraz yüksek olabiliyor. Ama size çok verimli kullanım olanakları sunuyor. Bu küçük flaşlar içinde birçok aksesuar üretilmeye başlandı son yıllarda. İyi araştırarak bunlardan amacınıza uygun olanları seçip çok yaratıcı işler çıkarabilirsiniz. Bu aparatları backstage fotoğraflarında çekim anında görebilirsiniz.

Çekim sırasında beni en çok zorlayan ilk olarak yere basmak sorunu oldu, zemin düz olmadığı için denge kurmak problem yarattı.

Devamlı olarak aynı düzlemde çekmek zorunda kaldım, çünkü yanlara gitmek ya da daha yukardan çekmek gibi bir şansım pek olmadı. Bir yandan kendi kendime söylenirken bir de poz verenin yerine koydum kendimi, o zaman durum biraz katlanılır hale geldi İkinci problem ışığı kontrol etmekti. Mekanda hareket kabiliyeti zor iken asistanlarınız bir yandan ışığı verip bir yandan da flaşları zaten dar olan yerlerde saklamaya çalışıyorlardı. Işık şiddetini ayarlamak çok zaman aldı. Bu gibi durumlarda tecrübeli asistanların çok işe yarayacağını itiraf ediyorum. O yüzden sık çekim yapıp, daha kolay ortamlarda yapılması gerekenleri arkadaşlarınıza öğretin. Böylece daha ilerki çekimlerinizde kolaylık yaşarsınız.

Çekimlerden sonra Photoshop ile temizlik yapmak kısmı beni gerçekten zorladı. Sonuçta kontrollü bir mekan olmadığı
için kirli ve dağınık bir arka plan var her zaman.


Neyse ki clone stamp ve healing tool gibi iki inanılmaz araç mevcut. Bu arada fotoğrafları jpeg olarak çektiğimi belirteyim. Bu konu her zaman tartışılıyor, raw çekmek tabii ki en iyi opsiyon olabilir ancak aynı zamanda çekim sonrasında hantal olabiliyor. Bazen gerekmediği halde bile raw editing sizi gereksiz yorabilir. Eğer ışığınızı iyi kontrol edebilirseniz jpeg size iyi sonuçlar verecektir. Raw çekimleri daha çok profesyonel bütçeli çekimlerde kullanmak gerektiğini düşünüyorum. Ama unutmadan ekleyeyim ki jpeg çekilen fotoğrafları photoshop programında önce 16 bit formatına sokarak düzenlemelerimi yapıyorum. Çoğu dslr 8 bit jpeg fotoğraf çekme kabiliyetine sahip. 16 bit ile çalışmak özellikle noise yapısı olarak çok daha verimli sonuçlar verecektir.

Gelecek ay görüşmek üzere!
Model : Belkıs Tuğcu
Backstage: Şirvan Denizci
Asistanlar: Banu Tuğcu, Zeynep Pekişen

 

 

June 2009

 


An Derinliği