Photoshop Magazin
 


Yağmur, Çamur, Rüzgar ve Şile’de

01 May 2009 | Sayı: May 2009
 
1 2 3 4 5
 

Bu ay sizlere anlatmak için yine hareketli bir konuyu seçtim. Yıllar içinde zaten fark ettim ki en keyif aldığım çekim türü genelde içinde hareket içerenler, yakalanmak isteyenler. Kurgu fotoğrafları da zaman zaman eğlenceli oluyor ama hiçbir zaman aksiyon çekimleri kadar tat vermiyor. Aslında avlanmak gibi denebilir. An’ın tekrarı olmaz, ya fotoğrafı yakalamışsınızdır ya da kaçırmışsınızdır. An’ı yakaladığınız fotoğrafların tadını başka hiçbir duygu vermez. İçiniz çoşku dolar, fotoğrafı birileriyle paylaşmak istersiniz, kendinizi sırıtırken yakalarsınız. Ama fotoğrafı kaçırırsanız da yaşanılan duyguyu anlatmak zor olur.


Hayal kırıklığı, üzüntü, öfke gibi tanımların hepsini içeren bir kelime hayal edin, işte tam olarak odur. Hele ki bir de ekipmandaki bir sorundan dolayı fotoğraf kaçmışsa işte insan o anda köpürür, elindeki aleti yere fırlatıp üstünde tepinmek ister, ama yemez tabii, binlerce dolar verilmiştir o işe yaramaz ekipmana! Ya sabır bi daha yapmaz işallah diye devam edilir. Ha bir de siz tam bir konuya odaklanmış, tam deklanşöre basarken elinde cep telefonu ile çekim yapan biri önünüze geçebilir!

Kendinizi kükrerken bulabilirsiniz. Bir de söylemeden geçemiyeceğim bir konu var. Neden insanlar zaman zaman siz bir şeyler fotoğraflamaya
çalışırken ellerini objektifin önüne koyarlar? Sonrasında bir de sırıtma faslı vardır, hani çok komiktir ya durum ondan herhalde. Orada ne tepki vereceğinizi bilemezsiniz, bazen sevdiğiniz bir arkadaşınız da olabilir. Ben genelde önce istemsiz olarak hırlayıp sonra nazikçe uyarırım. Neyse gene kaptırdım kendimi galiba, gelelim konumuza. Sizlere bu ay keyfine çektiğiniz fotoğrafların nasıl bir iş haline gelebildiğini anlatmaya çalışacağım. Çok yakın arkadaşlarımdan biri, kendisi Cenk Göksu olur, benim hareketli konulara olan merakımı bildiği için bir gün bana bir motorsiklet yarışından bahsetti. Enduro yarışları çekmek istersen Pazar günü Şile’de bir yarış var dedi.

Ancak böyle organizasyonlarda izin almadan çekim yapmak hem tehlikeli hem de zaman zaman sıkıntılı olduğundan ilk başta çok heveslenmedim, ama Emok’ta yetkili bir arkadaşımızın yardımcı olacağından (Taner Eraslan) bahsedince hadi bir gidip bakalım dedim. İyi ki de gitmişim. Çok keyif aldığım, yeni insanlar tanıdığım, farklı fotoğraflar çektiğim bir haftasonu oldu. Bu gibi durumlarda hazırlıklı olmak çok önemli. Daha önce hiç bu tarz bir çekim yapmadıysanız, aklını  za gelecek her şeyi önce bir listeleyin. Koşulları hayal edin, internette konu başlığı altında, yapılan çekimleri inceleyip ona göre ekipmanınızı hazırlayın. Mekana erken gitmeye çalışın, çünkü son dakikalarda herkesin işi başından aşkın olur, kimse size doğru dürüst cevap veremez. Öylece ortada kalırsınız. Örneğin bu çekimde start zamanı ve yeri son anda değiştirildi, sanırım dere taşmıştı, o yüzden farklı bir alana kaydırıldı.

Ek olarak bu tarz yarışlarda parkur bilgisi çok önemlidir.
Erken giderek güzel spotları öğrenmeye çalışın. Öncelikle parkuru hazırlayanlarla konuşmakta fayda var, ama sorularınızı dikkatli sormalısınız. Şurası çok güzel derler, gidersiniz ama bir bakarsınız ışık ters, ya da ışık yok! Ya da oraya yaya olarak gitmenin bir yolu yok! O yüzden sorularınız spesifik olsun, ters köşe olmayın. Mutlaka izin alın, mümkünse izin aldığınızı gösteren bir belgeniz olsun, o yoksa birkaç yetkili kişinin onayını edinin. Bu sayede parkur giriş çıkışlarında güvenlik ve hakemlerle sorun yaşamazsınız. Güzel spotlar için yarışçılar ile de konuşmakta fayda var, onlarda size güzel bilgiler verebilirler. Ayrıca ilk kez çekim yaptığınız bir konuysa sporun inceliklerini onlardan öğrenebilirsiniz. Aslında bu konuya girmişken biraz açmakta fayda var.

Spor fotoğraflarında iyi fotoğraf spor ile ilgili bilgi gerektirir. Burada altın oran kuralı pek geçmez, şunu şuraya bunu da buraya koyalımm hoopp olduuu falan gibi bir yaklaşım sizi farklı kılmaz. Bu hep tartışılan bir konudur, başıma sık sık geldiği için söylüyorum. Burada kriteriniz bu sporu yapan kişilerin yorumlarıdır. Onlar sizin bakmadığınız yerlere bakarlar, detaylara inerler. Size çok sıradan gelen bir fotoğraf için onlardan övgü dolu yorumlar alabilirsiniz. Tam terside olabilir tabii. O yüzden konuyla ilgili bilgiyi edinin, onların nasıl gözükmek istediklerini anlayın, kendi yorumunuzu da katarak fotoğrafı çekin. Ekipmana gelince, bu tarz çekimlerde iyi bir tele objektif size çok yarayabilir. Ama en önemlisi bence 2 body bulundurmak. Biri ile tele objektif kullanırken diğeri ile geniş açı ya da zoom in/out yapabilen bir lens kullanabilmek sizi çok rahatlatır. Böylece lens söküp takmak zorunda kalmazsınız. Bu aynı zamanda ekipmanınızı temiz tutmak içinde faydalı olacaktır. Toz, duman, çamur içinde lens takıp çıkarmak hem zahmetli hem de risklidir. Ben mümkünse 3 body taşımaya çalışırım.

Ama bu tabii ki durduğunuz yere de bağlı. Öyle bir açı vardır ki sadece tek lens yetebilir. Ama verimli olan tek noktadan iki ayrı fotoğraf alabilmektir. Duracağınız noktaya gitmeden önce orayı biraz izleyin, iyi bir nokta olabilir ama aynı zamanda tehlikeli de olabilir. Bırakın 3-5 kişi bir geçsin, ölçün biçin. Örneğin viraj noktası ise içerde kalmaya çalışın.

Kendinizi görünür kılın, gelen sizi görsün süpriz olmasın. Böylece o da hazırlıklı yaklaşacaktır.
Ben bu çekimde ağırlıklı olarak Nikon AF-S 300mm f:2.8 lensimi kullandım. Kullanması zor olsa da özellikle kötü ışık koşullarında çok iyi sonuçlar veriyor. Body olarak 2 adet Nikon D200 yeterli oldu. Geniş açı olarak Nikon AF-S 12-24mm f:4 lensi tercih ettim. Gördüğünüz gibi birbirinden çok uzak odaklı iki lens. Böylece uzaktan gelen motoru 300mm ile çekip, motor yaklaşırken diğer makinaya geçiş zamanını kullanabildim. Bu sayede aynı motoru iki farklı bakış açısı ile görüntüledim.

Bu tarz pist dışı yarışlarda tur atma mantığı olmadığı için geri dönüşünüz yok, çektiniz çektiniz, çekemediniz onu hemen unutup diğer gelene odaklanmalısınız. Bu çekim gününde hava çok değişkendi, kimi zaman yağmur yağdı kimi zaman güneş açtı. Aslında bu genel olarak
sevilmesede eğer hazırlıklıysanız sizin için daha iyi bir durum. Çünkü farklı ışık koşullarında, aynı ortamda farklı fotoğraflar çekebilirsiniz. Hazırlık burada anahtar kelime. Bugün hava çok güneşli flash’a gerek yok derseniz, orda lazım olduğu anda üzülürsünüz. O yüzden çantanızın ağırlığına dayanıp, sabır diyeceksiniz. Gelelim yarış bittikten sonra olanlara. Herşeyden önce fotoğraflarınızın camiada beğenilmesi sizin için güzel bir duygu. Sonuçta her ne kadar kendiniz için çekmiş olsanız da paylaşımına sunduğunuz zaman beğenilmesi gurur verici. Aynı zamanda size birçok fırsat doğurabilir.
 
Benim hayatımı oldukça değiştiren bir çekim oldu diyebilirim. Nasıl mı? Örneğin o güne kadar motorsikletlerle bir ilgim pek olmamıştı, hayal köşelerimden birinde duran eylemsiz bir objeydi sadece. Ama bu çekimden sonra tanıştığım insanlar sayesinde önce bir dergide motorsiklet fotoğrafları çekmeye başladım, sonra kendimi motorun üzerinde buldum! Arkasından konuyla ilgili başka alanlarla da ilgilenmeye başladım. Herşey arka arkaya gelmeye başladı diyebilirim. Eğer o gün sevgili Cenk’in tavsiyesi ile Şile’ye gitmeseydim sanırım bunların hiçbiri gerçekleşmezdi. Ama itiraf ediyorum ki yeni bir masraf daha çıktı başımıza, motor bağımlılık yapabilir benden söylemesi. Son olarak, yarış bittikten sonra Şile’nin doğası da çok güzel fotoğraflar sundu bana. Kendimi şanslı hissettiğim anlardan biriydi. Bu fotoğraflardan da sizin için seçtim umarım beğenirsiniz. Her an her şey olabilir unutmayın! Gelecek ay görüşmek üzere..

 

May 2009

 


An Derinliği