Photoshop Magazin
 


BamSwissotel’de Bilkom’la Wacom’lamak

01 May 2009 | Sayı: May 2009
 
1 2 3 4 5
 

Merhaba sevgili Photoshop severler. Geçen yazıma gelen tepkilerden sonra tanınmamak için kılık değiştirerek dolaşmaya başladım. Saçlarımı artık yana tarıyorum (sol üstteki fotoya dikiz). Bu kadın milletine doğruları söylemeye gelmiyor azizim. Tamam ulen, hiç biriniz Photoshop’lu değilsiniz. Makyajı da mevcut güzelliğinizin altını azıcık çizmekten öte bir amaç için kullanmıyorsunuz. Hiç biriniz, “öncesi ve sonrası” fotoğraflarınızda tanınmaz hale gelmiyorsunuz. Öncesi neyse, sonrası da azcık renklisi, sarısı, uzunu, farlısı, rimellisi... Oh! Kaptırdım gene.

Bu canlı makyajlı, boyalı canlı Photoshop’lanmak mevzusu başıma iş açacak bir gün. Neyse efendim, bu sayıda konumuz bu değil. Başlıkta gördüğünüz üç mühim markanın nasıl bir araya geldiğini ve benim bu birliktelikte ne aradığımı anlatacağım. Wacom’u bilirsiniz. Hani fare yerine kalem kullanarak bilgisayarda çizim, boyama, illüstrasyon ve hatta fare ile yapılan her işlemi yapmamızı sağlayan tablet teknolojisini sunan meşhur firma. Geçtiğimiz aylarda Photoshop Magazin dergisi de iki fırsat kampanya ile, abone olanlara Graphire serisini ücretsiz dağıtmıştı. Laf aramızda ben de bir tane kapmıştım bunlardan. O günden beri kıvrak hareket gerektiren tüm çalışmalarımda keyifle kullanıyorum. Fare ile path çizemiyorum abi artık. Hele o Cintiq denilen, direk ekranda çizim yapma imkanı veren modelleri yok mu, her tasarımcının rüyalarını süslüyor mübarek. Bir gün benim de bir tane olacak, hissediyorum

İkinci firmamız Bilkom’u da çoğunuz biliyorsunuzdur. Apple’ın Türkiye distribütörü. Mac kullanıcılarının tanışıklığı eskiye dayanır. Yeni nesil ise adını iPod’dan sonra ezberlemiştir. İşte geçtiğimiz ay bir gün Bilkom sürpriz bir gelişmeyi duyurdu: Wacom’un Türkiye distribütörlüğünü almış. Bunun şerefine de Swissotel’de bir tanıtım toplantısı düzenliyormuş. Hmm Swissotel, gideyim bari dedim. Üstelik usta çizer Gürcan Özkan da bir gösteri yapacakmış. Kesinlikle kaçmaz o zaman!

15 nisan günü, birbirinden göbekli 3 birader, arabayı otelin kapısına çekip sunumun yapılacağı salona yollandık. Salonun kapısındaki kokteyl için kurulmuş yiyecek standı ile gözlere ilk ziyafet çekilmeye başlandı. İsmini ve cismini hiç bir zaman tam olarak öğrenemediğim envai çeşit sandviç, kanepe, krep dedikleri atıştırmalıklar bizi bekliyordu. “Şu meyveli şeylerden alayım bari” diyorum yandan biri beni “krepler güzel hakikaten” diye düzeltiyor. “Etli ekmekler güzelmiş” diyorum, “Bilmem neli sandviç daha güzel” diyor beriki. Hele bir de kanepe denen mevzu var ki, yıllardır üzerine oturduğumuz o kanepelerle bağdaştırmaktan kurtaramadım kendimi. Gözünüzü seveyim birinden birinin ismini değiştirin. Mümkünse üzerine oturduğumuzun adını  değiştirin. Her gün üzerine otura otura nasıl olsa unutmam ama kokteyl dediğin ayda yılda bir olduğu için unuturum gider. Ya da bayram namazlarından evvel imamların kaç sallayıp kaç bağlayacağımızı hatırlatması gibi, kokteyl girişlerinde
de biri bize yiyeceklerin ismini hatırlatsın. Ya da üzerine dönkart falan asın ne bileyim.

Neyse efendim, ben yiyeceklere hamle etmeden evvel nezaketen tüm tanıdık simalarla bir tokalaşayım dedim. Meğer ne çok tanıdığım varmış abi. Her lezzetten birer lokma ağzıma atamadan sunum için salona geçmek zorunda kaldım. Gözüm ekranda, aklım ise ismini bilemediğim yiyeceklerde geçti tüm program. Arada bazı şeyler yakalamadım değil tabi. Mesela isminin Davud-David-Dawood gibi bir şey olan Wacom yetkilisi bir abi çıkıp Türkçe açılış konuşması yaptı. Kendisinin İranlı mı, Azeri mi yoksa İran Azerisi mi olduğu konusunda aramızda bahse girdik. Sunum sonunda birine sorup öğreniriz, bahsi de kimin kazandığı belli olur dedik fakat çıkışta, gecikmiş sandviç ziyafetini kaza etmekle meşgul olduğum için kimseye sormak aklıma gelmedi.

Wacom’un, evirip çevirip kullanılabilen, geniş özellikleri ile göz kamaştıran yeni aleti Intuos 4 hakikaten güzel olmuş. Gözüm kalmadı desem yalan olur. Böyle üç beş yazıda daha översem, Cintiq olmasa bile belki bir tane Intuos 4 hediye ederler diye umuyorum. Umut fakirin kokteyl ekmeği, ne yaparsın. Yok, hakikaten pratik bir alet yapmışlar. Üstelik her parmağa uysun diye kalem setini zenginleştirmişler. Hele Photoshop CS4 ile gelen dokümanı çevirmeden sayfayı çevirerek çalışma özelliği ile uyumu başka bir güzellik.

Sunumların vazgeçilmez siması üstad Hayati Şentürk cihaz tanıtımını bitirdikten sonra Gürcan Özkan üstad aldı kalemi eline. Daha önce kağıda çizip bilgisayara aktarmış olduğu çizimi Wacom yardımı ile nasıl boyadığını hızlı hızlı gösterdi. Bu tür canlı aktivitelerde bulunmak ayrı bir zevk olmuştur benim için her zaman. “Aha batırdı şimdi, keşke orayı boyamasaydı” diye düşündüğünüz bir anda yeni bir fırça darbesi ile “vaaay, ne güzel oldu”ya dönüşüveriyor fikriniz.

Gösteri sonunda çekilişe sıra geldi. Talihlilere sırasıyla Gürcan Özkan'ın renklendirdiği çizimin orjinali, Wacom Bamboo, Wacom Bamboo Fun ve bir adet Intuos 4 hediye edildi.

Yazınını gelişinden bana bir şey çıkmadığını tahmin etmişsinizdir tabi ki. Halbuki ne hayallerim vardı benim. Program sona erdiğinde birer Wacom t-shirt’ü edinmeyi ihmal etmedik.

Günün bence ilginç bir diğer konusu da Bilkom ve Wacom’un yeni logolarıydı. Bilkom, Apple görünümünden uzaklaşan yeni bir logoyla karşımıza çıktı kısa bir zaman önce. Logo konusunda fi krimizi soran Bilkom Genel Müdürü Cömert Bey’e; Apple logosu ardına gizlenen kurumsal bir yapıdan tüketiciye inen samimi bir teknoloji fi rması görünümüne büründüklerini söyledik Devrim Gümüş ile.

“Hah! Tam olarak böyle yapmak istemiştik zaten, demek ki başarmışız” dedi Cömert Bey. Biz de tebrik ett ik kendilerini ve aileye güzel markalar katmadaki başarılarının devamını diledik. Daha doğrusu benim ağzım sandviçlerle meşgul olduğundan çoğunu Devrim söyledi.

Wacom’un logosuna gelirsek. Logotype sade olmuş, güzel olmuş. Ama o amblem yok mu, görür görmez ilk aklıma gelen şey Shrek’in kulakları olmuştu. Aradan zaman geçince belki unuturum ve bu ilk izlenim silinir diye umuyordum ama o gün tekrar gördüğümde yine aklıma Shrek geldi. Yok
abi, resetleyemeyeceğim ben bu ilk çağrışımı. Logo yanda, siz de bakın, bakalım bir tek bana mı Shrek’in kulaklarını çağrıştırıyor. Hayır kötü değil, üstelik bana da dert değil ama t-shirt’ünü aldım abi. Nasıl gezeyim ben onla dışarda.

Mahallenin tüm veletleri peşime düşer, teneke bağlar yeminle. Giyeceğim giymesine de evden çıkar mıyım bilmem. Yine geldik bir yazının daha sonuna. Önümüzdeki magazinlerde görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın (Ah! Gene TRT usulü kapanış yaptım. Cumartesi günleri TRT2’deki Bilişim
Rüzgarı’nı kaçırmıyorsunuz değil mi?)

Günün Puanları (10 üzerinden)
Otopark: 2 puan. Çok para be abi.
Swissotel: 5 puan, 5 yıldız.
Swissotel kızları: 5 puan. Öyle ahım şahım bi numaralarını görmedim.
Sandviçler: 8 puan. Lezzetliydiler. Taze sıkılmış portakal suyu başlı başına 10 puan. Ne varsa doğalda var.
Hayati Şentürk: 10 puan. Az versem dövüyor.
Gürcan Özkan: 20 puan. Küçükten beri hayranıyım ne yapayım.

Linkler
www.bilkom.com.tr
www.wacom.com
www.swissotel.com.tr
www.gurcanozkan.com
www.photoshopmagazin.com
(laf aramızda yeni site şahane olmuş)

 

 

May 2009

 


Magazin Photoshop