Photoshop Magazin
 


Bilişim Suçu Nedir?

01 March 2009 | Sayı: Mar 2009
 
1 2 3 4 5
 

Bilişim tabiri 1970’li yıllardan itibaren literatürümüze girmeye başlamıştır. Bilgi-iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, sanayi devriminden sonra oluşan yeniçağa önceleri Bilgi Çağı adı verilmiştir. Fakat aslında 200 yıl öncesinin sanayi devrimi de, binlerce yıl öncesinin tarım devrimi de bilgiye dayanmaktaydı.

İçgüdüsel hareketlerden oluşan yaşam biçiminden, bilgi ve tecrübeye dayanan yaşam biçimine geçiş ancak ve ancak bilgi ile mümkün olabilirdi. O nedenle son yüzyıla bilgi çağı denilmesi pek de isabetli değildi. Son yüzyılın karakteristik özelliği teknolojinin de artık bilgi iletişim teknolojileri sayesinde çok hızlı bir değişim göstermesi ve ivmenin katlanarak artması olmuştur. Bu nedenle son yüzyılda artık “Aaa! Şu da icat olmuş” gibi hayret ifadelerini duyabilmek pek mümkün değildir.

Bilişim tabiri ile ilgili satırlarca süren uzun tanımlamalar yapıldığını görmekteyiz. Bu tanımlamalardan bazısı “Sosyal bilimsel”, bazısı “Teknik bilimsel”, bazısı “Matematiksel” yaklaşım göstermektedir. Biz bütün bu kavram kargaşasının dışına çıkarak bilişim terimini; “Bilgi-iletişim teknolojileri” olarak tarif etmeyi uygun görüyoruz.

Bilişimin gelişmesi ile birlikte rastlanılan suç tipleri de farklılık göstermeye başlamıştır. En çok rastlanılan bilişim suçu türleri olan “bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık”, “bilişim sistemini çökertme” gibi suçlar klasik Ceza Hukuku literatüründe olmayıp, ancak son yıllarda ceza hukuku literatürüne ve ceza kanunlarına girmiştir.

Belki bilişimin günlük hayatla iç içe hale gelmesinden, belki de tüm hukuki öğrenimini ve tecrübesini klasik ceza hukuku üzerine almış olan hâkim ve savcıların bilişim suçu tabirini tam olarak anlayamamasından olsa gerek; bilişim suçları adı altında çok enteresan yorumlara rastlıyoruz.
Burada bir örnek vermek istiyorum; Yaklaşık bir yıl önce bir müvekkilimize borçlusu tarafından verilen bir çek, müvekkil tarafından bankaya tahsil edilmek için götürüldüğünde çekin sahte (taklit) çek olduğu banka görevlileri tarafından anlaşılmıştı. Müvekkil gözaltına alındı. Bu aşamada biz müdahale ettik ve çeki müvekkile veren borçlusunu emniyete getirttik. Borçlu çeki kendisinin verdiğini kabul edince müvekkil, kendi iyi niyetiyle olayı kabul ettiği için de borçlu serbest bırakıldı. Biz olaydan şikâyetçi olduk. Geçtiğimiz günlerde şikâyetçi sıfatıyla müvekkile tebligat (Duruşma davetiyesi) geldi. Davetiyenin üzerinde ve iddianamede yazdığı şekliyle suçun niteliği aynen; “Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık”.

Hukuken bilişim suçunun ne olduğunu Türk Ceza Kanunu Madde 243: “Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.”, Madde 244 ise; “Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır./ Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” İfadeleriyle tarif etmiştir.

Görüldüğü gibi sahte yahut çalıntı çek bilişim suçu oluşturmamaktadır. Zira çek bir bilişim sistemi değildir. Bunlar ancak ekonomik suçlar grubunda değerlendirilebilir. Bilişim suçları konusunda çokça rastlanan bir yanılgı da e-maillerle yapılan hakaretlerin bilişim suçu zannedilmesidir.
Burada da bilişim suçu oluşmamaktadır. Burada sadece hakaret suçu vardır. Hakaret suçunda kullanılan araç ise e-maillerdir. Hatta hakaret suçunun en basit hali vardır.

Bilişimin toplum hayatından yeterince hakim olması halinde bu yanılgıların ortadan kalkacağı da şüphesizdir. Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.

 

March 2009

 


Tasarım Hukuku