Photoshop Magazin
 


Var mı Fonttan Anlayan? - Ahmet Karakurt

01 February 2009 | Sayı: Feb 2009
 
1 2 3 4 5
 

Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
92 yılından beri reklamcılık ve masaüstü yayıncılık ile uğraşıyorum. FreeHand’i Aldus döneminden bilirim mesela. Bir kaç ajansta grafikerlik, bir kaç ajansta ve firmada yöneticilik yaptım. Kendim ajans kurdum, 7 yıl yürüttüm ve kapattım. Mac kullanıcı gruplarında ve grafik tasarım listelerinde zaman geçiriyorum.



Fontlarla ilgilenmeye ne zaman başladınız?

Fontlar, eli fare tutan herkesin mutlaka kullandığı ürünlerdir.
Bilgisayarda gördüğünüz tek bir harf bile bir fontun varlığına işaret eder. Tasarımla uğraşanlar fontları daha bilinçli olarak kullanırlar. Bazen fontun çengelini bozup yeniden yapmaları gerekir. İşte ben de tasarımlarımda kullandığım yazıların orasını burasını ayarlama ihtiyacı ile 14 sene kadar önce fontların içini açmaya başladım. Sonra ajansta çok sık kullanılan logoları bir fonta toplayarak
ilk fontumu da üretmiş oldum. Derken bunu kendi el yazımdan oluşturduğum font takip etti. Fakat bu çalışmalar amatör merak olmaktan öteye gitmedi.


Bu iş için hangi programı kullanıyorsunuz?
Keyif için font kurcaladığım dönemlerde Fontographer programını kullanıyordum. O zaman henüz Unicode sistem gündemde değildi ve küçük bir arsada oynayan mutlu çocuklar gibiydik. Fontographer’da açtığımız bir font tablosunda hangi harfin nerede olması gerektiğini tespit etmek çok kolaydı. Bir tuşa bastığımızda hangi hücre seçili hale geliyorsa ilgili harfi de oraya koyuyorduk ve fontu üretiyorduk. Sonra PC-Mac arası font alışverişleri gündeme geldi. True Type ile akabinde Open Type ile tanıştık. Ve en nihayetinde önce işletim sistemleri Unicode tabanlı oldu. Onları da programlar izleyince elimizdeki eski fontlar başımıza bela olup çıktı.

 

 


Unicode, True Type, Open Type… Bunların tam açılımı nedir?
İlk kullandığımız fontlar bir ekran ve bir de yazıcı fontu olmak üzere iki parçadan oluşuyordu. Bunlar Postscript fontlardır ve Type1 olarak adlandırılırlar. Ekran fontu,yazının ekranda düzgün görünmesini sağlardı ama yazıcı fontu olmadan bastıramazdınız ya da yazıcıdan çıktı alamazdınız. Üstelik Macintosh için üretilen fontlar Macintosh’ta, PC için üretilenler de sadece PC’de çalışabilirdi. Platformlar arasında font değiş tokuşu yapamazdınız. Apple tarafından geliştirilen TrueType ile öncelikle ekran ve yazıcı fontu dağınıklığı ortadan kalktı. Bilgiler tek bir font belgesine toplandı. Unicode, Universal Code kelimelerinin birleşiminden oluşur ve Evrensel Kod Sistemi olarak tanımlanır. Pek çok insanın zannettiği gibi, TrueType, OpenType gibi font formatlarıyla hiç ilgili değildir.

Open Type’ı ise Adobe ve Microsoft birlikte geliştirdiği için OTF uzantılı bir font her iki platform arasında direkt kopyalama yöntemiyle aktarılıp kullanılabilme rahatlığını da beraberinde getirdi. Bu arada Unicode konsorsiyumu kuruldu ve tüm dünyadaki dillerin standart bir kodlama ile tanımlanması projesi hayata geçirildi. Unicode, Universal Code kelimelerinin birleşiminden oluşur ve Evrensel Kod Sistemi olarak tanımlanır. Pek çok insanın zannettiği gibi, TrueType, OpenType gibi font formatlarıyla hiç ilgili değildir. Sadece, tüm dillerdeki tüm harf ve aksanlar için birbirinden farklı birer kod ve hücre atanması sistemidir. Unicode, fontları değil klavyeyi düzenler. Bir font üretilirkenhücreler Unicode klavye düzenine göre atanırsa o font Unicode olur. Bir fontun Type 1, TrueType veya OpenType olmasına değil karakterlerin hangi hücrelerde durduğuna bakılarak fontun Unicode olup olmadığı söylenir. Yani eski tip bir Type 1 fontu Unicode olabileceği gibi OpenType bir font Unicode olmayabilir.

Yani bir fontta ğ yerine Euro çıkması Unicode düzenlemeden mi kaynaklanıyor?
Evet, tastamam fontun Unicode düzene göre üretildiğini ama kullandığımız programın, işletim sisteminin veya klavye betiğinin Unicode düzenlemeyi desteklemediğini gösterir. Eski kapalı sistemde her ülke, standart klavyede yer almayan özel aksanları ve harfler için klavyede düzenlemeye giderek yer açma yoluna gidebiliyordu. Örneğin bizimkiler Ğ, ğ, Ş, ş, İ, ı harfleri için standart klavyede kullanmadığımız aksan ve işaretleri kaldırıp yer açmışlar. Unicode öncesi dönemde, Fontographer’da fontu açtığımızda Ş’ye basınca hangi hücre seçili hale geliyorsa oraya Ş harfini koyup fontu oluşturuyor ve aslanlar gibi de kullanıyorduk. Photoshop’ta bu fontu seçtiğimizde Ş’ye basınca da karşımıza Ş geliyordu. Yani görünürde hiç bir sorun yoktu. Çünkü uluslararası ortamda dijital doküman ve iş paylaşımımız pek yoktu. Mevcut olan az miktardaki trafik de ya basılıp bitmiş yani sonlanmış ürünlerdi ya da mevcut yazıların tercümesinin aynı fontun bizdeki kopyasıyla yeniden yazılmasıyla yürütülüyordu. Yani aslında kendi köyümüzde mutluyduk.

Yani globalleştikçe sorunlar baş göstermeye başladı diyorsunuz…
Evet, böyle diyebiliriz. Telefon sisteminin geçirdiği evrim ve bize etkileri font için tekrarlanıyor. Telefonların evlere girmeye başladığı yıllarda şehir alan kodları ve uluslararası alan kodlarından bahsedilmezdi. 25’i çevirdiğinizde aradığınız kişiye ulaşırdınız. Çünkü tüm şehirde bu numaraya sahip sadece bir kişi vardı. Memleketin başka bir yerinde aynı numaraya sahip ikinci bir kişi olsa bile sizin telefonunuz sadece bulunduğunuz bölgede arama yaptığı için herhangi bir karışıklığa sebep olmuyordu. Zamanla telefonlar yaygınlaştı ve şehirlerarası aramalarda numara karışıklığını önlemek için alan kodları tayin edildi. Bunu ülke kodları takip etti. Şu anda İstanbul'daki birçok numaranın aynısı New York’ta da bir Amerikalı tarafından, üstelik 212 alan koduyla kullanılıyor olabilir. İstanbul’daki halamızı ararken Manhattan’daki başka birinin halası telefonumuzu açmıyorsa bu uluslararası kod sistemi sayesindedir.

Font ve klavye düzenlemesi de buna benzer bir gelişim süreci izledi. Bizimkiler klavyede Ş harfini örneğin 25 numaralı hücreye koyduklarında diğer dilleri dikkate alma gereği görmediler. Aynı hücreye bir başka ülke kendi aksanını atadı. Kapalı sistemlerde, fontların ve dokümanların alışverişi pek olmadığı için sorun da çıkmıyordu. Fakat etkileşim ve alışveriş arttıkça standardizasyon
ihtiyacı da kaçınılmaz hale geldi. Apple, Microsoft, Adobe, Google, Yahoo, HP, IBM, Sun, Oracle, Sony Ericsson gibi devlerin desteklediği Unicode konsorsiyumu işte bu ihtiyaç sebebiyle kuruldu. Kurul dedi ki; "Bundan böyle 25 numaralı hücreye ‘fl’ karakteri konulacak. Ş karakteri için 015E hücresi atanmıştır. Bundan sonra üretilen fontlarda bir karakter kendi hücresinden dışarıya çıkarsa o font artık Unicode değildir. Biz tanımayız. Biz tanımazsak Unicode sisteme göre üretilen programlar da tanımaz. Ona göre." İşte o günden sonra, Unicode sistemi destekleyen işletim sistemlerinde ve programlarında, klavyeden Ş’ye bastığımızda Unicode fontlar Ş, eski fontlar ise fl gösteriyor.



Şu anda dünyadaki tüm dillerdeki karakterler için birer kod tanımlanmış durumda mı?
Henüz hepsi tamamlanmış değil. Unicode.org sitesinde en son kodlanmış karakter sayısının 65.000'i geçtiği açıklandı. Eklenen her aksan ile bu sayı daha da artacak. Unicode 5.1.0 versiyonu 100.000 karakteri destekliyor. Tabi kodlanacak
karakter sayısı arttıkça UTF-8 kodlama sistemi de yetmez olmuş. Artık UTF-16 ve hatta UTF-32 sistemine göre kodlanmış fontların gelmesi yakındır.

OpenType ile Unicode arasındaki etkileşimden bahsedebilir misiniz biraz?
Unicode ile kodlanan 65.000 karakterden bahsettik. OpenType ile bir font içerisine tüm bu karakterleri
yerleştirmek mümkün. Yani bir tane Arial fontu alıyorsunuz ve o font ile Latin dillerini, Türkçe karakterleri,
Kril alfabesini, Arapça, Japonca, Korece gibi dilleri kullanabiliyorsunuz. Örneğin Türkçe, İngilizce, Rusça, Arapça, Korece dillerini içeren bir broşürü sadece Arial fontu kullanarak hazırlayabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, hangi dilde yazacaksanız sistem klavye betiği olarak o dili seçmek. Yeter ki font üretilirken tüm bu karakterler Unicode sisteme uygun olarak yerlerine yerleştirilmiş ve OpenType olarak kaydedilmiş olsun. Bakın bir örnek daha vereyim; 32 dilde içeriği olan bir web sitesi hazırladınız ve yayına sundunuz. Bunun için 32 ayrı font kullanmanıza gerek yok. Tek bir font kullanarak tüm dilleri gösterebilirsiniz. Sitenize gelen herkes de tüm içerikleri sorunsuzca görüntüleyebilir.

Peki eski fontlarımızı çöpe mi atıp Unicode’a göre kodlanmış yeni fontları mı almamız gerekiyor?

Hem evet hem de hayır. Fontlar da işletim sistemleri ve programlar gibi güncellenip zamana ayak uyduruyorlar. Eğer fontunuzu en temel haliyle kullanacaksanız eski fontlarınızı açıp harf yerleşiminizi Unicode’a göre yaparak yolunuza sorunsuzca devam edebilir, eski dokümanlarınızı aynı fontla açıp yenileyebilirsiniz. Ama Open Type’ın getirdiği çoklu dil desteğini, alternatif karakter
zenginliğini kullanmak isterseniz fontun yeni versiyonunu edinmeniz gerekir. Güncellenen fontlar Pro, Com gibi ek isimlerle tanımlanırlar. Örneğin Myrad fontunun ardında ‘Pro’ uzantısını gördüğümde içinde tüm Orta ve Doğu Avrupa aksanları ile birlikte Türkçe karakterlerin de bulunduğunu anlarım.

 

February 2009

 


Röportaj