Photoshop Magazin
 


Fotojenik Bir Fotoğraf Stüdyosu

01 February 2009 | Sayı: Feb 2009
 
1 2 3 4 5
 

 

Kısaca size Kaan Osmancık'ı anlatayım… 1975 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Güzel Sanatlar Sinema TV bölümünden 2000 senesinde mezun oldu. Yılsonu projesi için çektiği NÖTR adlı kısa film CINE5 Genç Yönetmenler Yarışmasında dereceye girdi. İstanbul B.B.'nin CLİCK 2002 fotoğraf yarışmasında 3.lük ödülü ve çeşitli fotoğraf yarışmalarında mansiyon dereceleri elde etti. 2 sene boyunca TV Dizilerinde set fotoğrafçılığı, 4 sene boyunca da TÜYAP fuarlarında fotoğrafçılık yaptı. Çeşitli moda ve magazin dergilerinde fotoğrafçılık yaptıktan sonra 2 sene boyunca FUJİFİLM’in showroom mağazasında çalıştı. Askerden geldikten sonra ise kız kardeşi ile beraber Beşiktaş’taki Fotoğraf Stüdyosunu açtı. 4 seneden beri Fotojenik Fotoğrafçılık olarak Beşiktaş’ta ve Seyrantepe’deki stüdyolarında hizmet veriyorlar.


Fotoğrafçılığa Nasıl Başladınız?
Fotoğrafçılığa 14 sene önce Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fotoğraf Bölümüne hazırlanırken başladım fakat güzel sanatlar sınavlarında karakalem istenildiği için bu sınavlarda başarılı olamadım. Bir sonraki sene Marmara Güzel Sanatlar Sinema–TV bölümüne girdim.

Çok Çeşitli Hizmet!
Fotojenik Nasıl Kuruldu? Ne Gibi Hizmetler Veriyorsunuz?
Fotojenik, kardeşimle artık kendi işimizi yapmaya karar vermemizle kuruldu. İkimizde başka yerlerde çalışıyorduk ve mesleklerimiz birbirini tamamlıyordu. O sanat tarihi mezunu ve ayrıca grafik eğitimi almış, bende sinema-televizyon okumuş ama fotoğrafa yoğunlaşmıştım. Deneyimlerimiz ve eğitimimiz kendi işimizi kurmak için yeterliydi

Neler yaptığımızı saymaya kalkarsam her şeyi yapmaya çalışan bir müessese gibi görünebiliriz ama müşterilerimizin
talepleri ve bizim bu talepleri karşılama çabamız bizi her işi kendi bünyesinde kotaran bir ajans haline getirdi. Fotoğraf çekimi, tasarım aşamaları, tanıtım faaliyetleri, dijital fotoğraf ve matbaa baskı işleri, tanıtım filmi, kurgu ve seslendirme. Tabi ki bizimle çalışan genç arkadaşlarımızın desteği ile...


Fotoğraf çekimlerinde başınızdan geçen ilginç bir olay var mı?
Beylikdüzü TÜYAP Fuarında fotoğrafçılık yaparken bir firmanın stant fotoğraflarını çekiyordum. Firma sahibi benden hem standın boş görüntüsünü hem de yoğunlaşan vakitlerde içi dolu kalabalık görüntüsünü istemişti. Sabah fuar açılmadan gidip standın boş görüntüsünü çektim. Öğlene doğru ise standın kalabalık görüntülerini çekmeye başlamıştım.

Çekimleri bitirdikten sonra başka bir firmanın standını çekmek için toparlanmaya başlamıştım ki arkamdan bir ses işittim; “Beyefendi bakar mısınız lütfen? Çektiğiniz fotoğraflarda bende vardım ve bana sormadan beni nasıl çekersin?” Ben de şaşırmış bir şekilde kendisini değil standın fotoğraflarını çektiğimi söyledim fakat buna daha da kızarak beni mahkemeye vereceğini söyledi.Ben ise kibarca onu özellikle çekmediğimi, genel kalabalığı çekmeye çalıştığımı vurgulasam da maalesef beyefendiye bunu izah edememiştim. 



Türk insanın fotoğrafa olan merakı be boyutta?
Bize gelen müşterilerin geneli fotoğrafla yakından ilgili ve kendini geliştirmek için bir çabanın içinde. Ama maalesef okullarda fotoğraf dersi yok ve çoğu nereden başlayacağını bilemiyor. Mesela ileri düzeyde fotoğraf eğitimi verilen Robert Kolej öğrencilerinin çoğu küçük yaşlarına rağmen üstün bir fotoğraf bilgisine ve sanatsal görüşe sahip.

Photoshop’u ne ölçüde kullanıyorsunuz?
Kanaatimizce en iyi fotoğraf Photoshop gereksinimi olmayan fotoğraftır. Photoshop’u fotoğraf çekiminin kusurlarını gidermekten ziyade ürünün kusurlarını gidermekte kullanıyoruz. Özellikle konunun insan olduğu fotoğraflarda rötuş yapılacaksa ten dokusunu kaybetmeden varla yok arasında bir Photoshop yapmayı tercih ediyoruz. Daha çok fotografik değerle oynayabileceğimiz
kontrastlık, doygunluk gibi düzenlemeleri kullanıyoruz.

Müşterilerin en önemli beklentileri neler?
Bizim müşterimizin çoğu genelde çok titiz insanlardır. Detayları, baskı kalitesini fazlasıyla önemsiyorlar. O yüzden bizden kusursuz iş bekliyorlar. Mesela sergi öncesi bir fotoğraf baskısı hazırlanmadan önce fotoğraf baskılarının provalarını alıyoruz -ki müşteri renkleri ve tonları önceden görsün ve istediği değişikliklere karar versin. Çekimlerde ise hem fotoğrafçı hem grafiker bulunup ortaklaşa karar veriliyor. Çünkü fotoğrafın bir sonraki aşaması grafik ve bu aşamada da fotoğrafın nasıl çekildiği çok önemli.

Geleceğe dönük projeler var mı?
İnsan yoğun bir tempoda çalışırken işinin ne olduğunu unutabiliyor. Sanatınızla geçiniyorsunuz ama sanata vakit ayırmıyorsunuz gibi. Kardeşimle insanları teşvik edici projelere imza atmak istiyoruz. Mesela sürekli bir sergi oluşturmak için her müşterimizden bir fotoğraf istemiştik ve bu onları çok mutlu etmişti. En güzel fotoğrafı seçmek için birlikte vakit harcamıştık ve daha sıcak ilişkiler kurabilmiştik. Bunun gibi herkesin katılabileceği daha büyük kapsamlı projeler için çalışıyoruz.



Canon mu daha iyi Nikon mu?
Müşterilerin fotoğrafçılık hakkında bilmek istedikleri neler? Onlardan gelen en ilginç sorular hangileri?

Genelde her müşteri işimizin ne kadar zevkli ve heyecan verici olduğunu söylüyor. Fakat her işin kendine göre zorlukları vardır. Özellikle fotoğrafçılıkta mesai kavramı olmayabiliyor. Hafta sonu, gece gündüz, şehir içi şehir dışı her zaman aktif olmak zorundasınız. Müşterilerimiz eğer gerçekten bu işe ilgi duyuyorlarsa pek tabiî ki amatör fotoğrafçılıktan başlayarak ilgilenebilirler.

Ağırlıklı olarak ne tür bir makine almalıyız gibi soruları oluyor. Bu konuyu halletmiş olanlar ise fotoğraf makinesi
ile ilgili detaylar soruyor. Enstantane ayarları, flaş ayarları vs. sonuç olarak herkesin sorulacak bir sorusu var. En çok makinemizin kaç megapiksel olduğu sorusu ile karşılaşıyoruz. Bugüne kadar karşılaştığım en ilginç soru “En iyi makine hangisi?” ve “Canon mu daha iyi yoksa Nikon mu?” soruları oldu. Tahmin edebileceğiniz gibi bunun net bir cevabı yok ama soruyu soran genelde
“Net” bir cevap beklentisi içine giriyor. Tabi ister istemez olayın mantığını baştan anlatmak gerekiyor…

Balat Fotoğraf Atölyesi

Bugüne kadar en heyecan duyduğunuz fotoğraf projesi hangisiydi?

Bugüne kadar kendime ait iki fotoğraf sergisi projem oldu. İlki Yedek Subay olarak Kırıkkale’de görev yaparken Valilik ve Genelkurmay himayesinde açtığım Siyah Beyaz fotoğraf sergisi ki bu sergi yerel gazetelerin tümünde tam sayfa haber olarak çıkmıştı. 12 aylık görev sürem boyunca hafta sonları gittiğim civar iller ve Kırıkkale’den yaşamın içinden insansız insan fotoğrafları ve portreler. Sergi o kadar beğenilmişti ki terhis olduktan sonra Emniyet Md.’lüğü beni aramış, serginin devamının müdürlük binasında sergilenmesini istemişti.


İkinci projem ise Eyüp semti ile alakalıydı. Eyüp’ün gizemini ve ruhaniyetini yansıtan fotoğraflardan oluşuyordu.
Ulusal Eyüp Sempozyumları çerçevesinde açmıştım bu sergiyi de. Bu fotoğrafların çoğu da daha sonra Belediye tarafından kartpostal olarak basıldı ve bu semtin tanıtımına katkı sağlandı. Fakat ne ilginçtir ki beni en çok heyecanlandıran sergi projesi başkasına ait bir projeydi.

Stüdyomuza siyah beyaz fotoğraf baskısı için gelen Roman Ramshorn adında Fransız bir fotoğrafçının Türkiye fotoğraflarını gördükten sonra; “İşte bu!” demiştim. Çok ama çok başarılı bulduğum bu kareleri görünce ona niçin Türkiye’de bir sergi açmak istemediğini sormuştum.

O da bana gerek ekonomik olarak gerekse çevre olarak böyle bir imkanı olmadığını söylemişti. Sonunda Fotojenik Fotoğrafçılık olarak sonradan da iyi dost olduğumuz Roman’a sponsor olmaya karar verdik. Ve 3 sene önce çok yakın bir arkadaşımın proje yeri olan Balat Fotoğraf Atölyesi’nde Roman’ın sergisini açtık. Tüm fotoğraflardan 1000’er adet Kartpostal basıldı. Ayrıca tüm fotoğraflar sergi için büyük ebatlarda basıldı. Satılan kartpostalların gelirleri de yine Balat Fotoğraf Atölyesindeki yeni projeleri için kullanıldı

 

February 2009

 


Sektörel Photoshop