Photoshop Magazin
 


Eric Skillman

01 January 2009 | Sayı: Jan 2009
 
1 2 3 4 5
 

Eric Skillman DVD kapakları tasarlıyor. Amerika'da yaşayan tasarımcı, retro tarzı renk, tipografi kullanımıyla büyük beğeni toplayan genç bir sanatçı. Benim gibi sinemaya ve çizgi romanlara düşkün olan Eric'le internette tesadüfen tanışmıştık. PM'de kendisiyle röportaj yapmak istediğimi söylediğimde buna çok memnun oldu. Türkiye'yi, buraya düğüne gelen arkadaşlarından bayağı tanıyor. Arkadaşları buranın ne kadar güzel bir ülke olduğunu histerik bir şekilde o kadar anlatmışlar ki ilk fırsatta gelmek istiyor. Bakarsınız yakında dergide ağırlarız. Eric'le sizler için işlerini ve mesleğine bakışını konuştuk.


hspace=0


Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Brooklyn NewYork yaşıyorum. 28 yaşındayım. Grafik tasarımcıyım. Gündelik işim, The Criterion Collection adlı bir firma için DVD kapakları ve menüleri tasarlamak.


Çalışmalarınızda kullandığınız tekniklerden söz eder misiniz?
Tasarım söz konusu olduğunda her proje birbirinden farklı. Ancak genel olarak işe Photoshop’ta örnek çalışmalarla başlıyorum. Uygun bulduklarımı daha sonra InDesign’da yeniden baştan hazırlıyorum. İllüstrasyon için pek çok referans fotoğraf kullanırım. Bunları Photoshop’ta değiştirip başka biçime sokuyorum.


hspace=0


Ardından çıktısını alıp marker kalemlerle üzerinde boyama yapıyorum. Sonra bu boyamaları tarıyorum ve dijital ortama aktarıyorum. Temizlik işlemlerini yapıyorum. Dilediğim gibi renklendiriyorum. Renklere boyanmış görünümlü dokular ekliyorum ki bu da imaja bir miktar derinlik katıyor.


neler?Birincil olarak Photoshop ve InDesign kullanıyorum. Bu arada son işlerimde mümkün olduğunca el işi şeyler kullanmayı da deniyorum. Suluboya, taranmış çeşitli dokular, ipek baskı, marker çizimler…


hspace=0


Bir sanatçı olarak nelerden besleniyorsunuz?


Çizgi romanlarda pek çok ilham kaynağı buluyorum ve çalışırken her zaman çalan bir müzik vardır. Ve tabiî ki DVD tasarımıyla çok fazla uğraşan biri olarak çoğu projem için filmler de ilham kaynaklarım arasında yer aldı.


Nasıl bir çalışma atmosferiniz var. Bize ortamınızı anlatır mısınız?


Öncelikli olarak Criterion Collection ofisinde çalışıyorum. Burada Criterion sanat departmanının diğer 4 çalışanıyla aynı alanı paylaşıyoruz. Buraya gün boyunca birçok insan gelip gidiyor. Ortamda daima çalan bir müzik var ve güzel fikirleri olan insanlarla olmak harika. Bazen de geç saatte ofiste tek başına çalışmak güzel oluyor. O zaman müziği biraz daha açıyorum. Bu, her ne üzerinde çalışıyorsam ona daha iyi adapte olmamı sağlıyor.


hspace=0


Tarz konusunda pek çok şey yazılıp çiziliyor. İllüstrasyon konusunda da sanatçıların ayrıştığı nokta kişisel tarzlar. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Aslına bakarsanız bana göre birçok insan bir tarza sahip olabilmek için yoğun uğraşlar veriyor. Bazen zorlama bir şeyi ya da yapaylığı hissedebiliyorsunuz. Bence en iyisi mümkün olduğunca deneyim yaşamaya çalışmak. Mümkün olduğunca çok yönlü olmaya çalışmak… Yakaladığınız ufak fikirleri, ipuçlarını kaybetmeyip mümkün olduğunca öne çıkarmaya çalışmalısınız. İşte sizin stiliniz… (Tabi ben de her zaman kendi önerilerimi takip etmiyorum)

Günümüzde dünyanın farklı yerlerinden tasarımcıların ya da görsel iletişim çalışanlarının birbiriyle etkileşimi oldukça arttı. İletişim teknolojisindeki gelişmeler sayesinde neler olup bittiğini takip etmek çok kolaylaştı. Bu süreç hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Bence bu harika bir şey. Bu şeklide birçok farklı ülkeden; İngiltere, Filipinler, Japonya, Fransa, Hırvatistan vs. ve buralardaki illüstratörlerden ve tasarımcılardan farklı bir şeyler öğrenme ya da onlarla birlikte çalışma şansına sahip oluyorum.

hspace=0


Mesleğinizle ilgili öngörüleriniz var mı? Gelecekte neler göreceğiz sizce?
Bunu kim söyleyebilir ki?

Ülkenizin kültürünün kişiliğinize, dolayısıyla hayal gücünüze, çalışmalarınıza nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Öncelikle Amerika'nın ve daha net bir şekilde NewYorkun potası hakkında bir şeyler söylemem lazım ama gerçekte ülke kültürümün tasarımlarıma etkisi şu; Amerika dünyaya çizgi romanlar ve rock n' roll veren bir ülke. Ve bu iki şey olmadan benim çalışmalarım aynı olmazdı.

hspace=0


Favori sanatçılarınız kimler?
Daha çok hikaye anlatabilen sanatçıları seviyorum. Sevdiğim birçok çizgiroman sanatçısı var; Mike Mignola gibi… Paul Pope, David Mazzucchelli, Jaime Hernandez, Danijel Zezelj, Chris Ware… Birde Sam Weber gibi isimler… Josh Cochran, Tara McPhearson ve şimdi hatırlayamadığım daha birçok isim.

Kimler için çalışmalar ürettiniz?
Pollen Designda Stewart Cauley için çalışmaya başladım. Ardından şu anki işime The Criterion Collection’a geçtim. Altı yıldır buradayım. Bunun yanında birçok müşteri için freelance işler yaptım; The New Press, Peguin Boks ve birçok müzik grubu, müzisyen için.

hspace=0


İş dışında nelerle uğraşıyorsunuz?
Çizgi roman yazmaya başladım. Yayınlanan ilk kısa hikayem müthiş bir sanatçı olan Connor Willumsen tarafından çizildi. POPGUN antolojisinin üçüncü sayısında yer alıyor ve yakında Image Comics tarafından yayınlanacak.

Posterlerinizde bir retro havası da var. Biraz Sovyet dönemi propaganda afişlerini ya da 60/70’li yılların işlerini andırıyor. Sepia tonlar, renk, tipografi kullanımı… Bu bilinçli bir tercih mi?
Aslında bilinçli bir tercih. Çünkü Criterion’la yaptığım işler genel olarak dönem filmleriyle ve dönem kültürleriyle ilgili. Genel olarak o dönemlere ait belli şeyleri referans alıyorum. Diğer işlerime bakarsanız onlarda bu etkiyi pek göremezsiniz.

Sanırım tipografiden oldukça hoşlanıyorsunuz. İşlerinizde bu konuda bayağı bir çeşitlilik var. Çalışmalarınızda font seçimi konusunda nasıl karar veriyorsunuz? Size göre doğru fontu nasıl seçiyorsunuz?
Genelde deniyorum ve hata yapıyorum. Bazen kendimi tipografik süreçte patinaj yaparken buluyorum. Sonraları neredeyse her projede en azından bir iki konuda ortak şey mesela YoterCondensed kullanır oldum. Artık bir sonraki projede işlerin sürekli yeni, taze olması için mutlaka farklı bir şey denemeye çalışıyorum.

Çalışmalarınızda genellikle çizgi ve konturlar da kullanıyorsunuz. Özellikle de portre çalışmalarında. Bunun özel bir nedeni var mı?
Özellikle filozofik bir nedenim yok. Muhtemelen çizgi romanlara büyümüş olmaktan geliyor. O yüzden bir imaj yaratırken kontur kullanmak, düz renkler kullanmak bana çok doğal geliyor. Aslında yaptığım illüstrasyonlar benzer kalitede renk, çizgi yapılarından oluşmuyor. Her birinden güçlü ve farklı bir yapı var ki bu sistem her şeyin çok net görünür olmasını sağlıyor.

hspace=0

Türkiye, Türk sanatı hakkında bir bilginiz var mı? Hiç burada bulundunuz mu?
Ne yazık ki hayır! Ancak Criterion ofislerinden büyük bir grup İstanbul’daki bir düğünden dönmüştü ve hezeyan şeklinde ne kadar muhteşem bir şehir olduğunu durmadan anlatıp duruyorlardı. Yakında kesinlikle gitmem gerekiyor.

Photoshop Magazin okurlarına bir mesajınız var mı?
Bu söyleşi için ve sizlerle tanışma fırsatı bulduğum için teşekkür ederim.

 

January 2009

 


Sektörel Photoshop