Photoshop Magazin
 


Al Hirschfeld

01 January 2009 | Sayı: Jan 2009
 
1 2 3 4 5
 

Bir asırdır, kağıdın üzerinden akıyor gibi duran, tereddütsüz, küstah ve bir o kadar da zarif pozları işaret eden çizgileriyle, dünyayı ve üzerinde olup bitenleri, gözlerimize kendi gözlüğünü takarak anlatan bir adamdı Al Hirschfeld... Kendi deyimiyle çizmiyor, her karakterin kağıt üzerinde kendi rolünü seçmesine izin veriyordu.


hspace=0


Çizimleri ve karikatürleri pek çok kitapta ve yayında kullanıldı. Bugüne kadar The National Portrait Gallery, The Metropolitan Museum of Art, The Whitney Museum, The Museum of the City of New York gibi dünyaca ünlü müzelerde ve dünyanın değişik yerlerindeki pek çok müze ve enstitüde çalışmaları sergilendi.


hspace=0



Ünlülerin ve Broadway yıldızlarının siyah beyaz hicivli portrelerini çizmesiyle bilinen sanatçı, 21 Haziran 1903 yılında Amerika'nın St.Louis eyaletinde dünyaya geldi. Dedesi ABDye Almanya’dan göç etmiştir ve babası Isaac Hirschfeld seyyar satıcıdır. Babası St.Louis’ten geçerken, Ukrayna’dan mülteci olarak ABD’ye henüz yeni gelmiş Rebecca Rothberg ile karşılaşır. Rebecca sadece Rusça ve Yidişçe konuşabilmektedir. Bu sorun onlara engel olmaz ve kısa sürede evlenirler. Isaac Hirschfeld bir şekerci dükkanı açarak St. Louis’e yerleşir. Tam adıyla Albert Hirschfeld çiftin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelir.


Beş yaşında okula başlayan Al, öğretmenlerinin karikatürlerini çizerek göze çarpmaya başladı. Okul gazetesinde çizimleri yayınlandı. Dokuz yaşındayken resim öğretmeni Charles Max Al’ın yeteneğinin farkına varmıştı. Birlikte kentteki resim galerilerini gezmeye başladılar, çocuğun bu yoğun ilgisinden çok etkilenen Charles Max, Al’ın annesini New York’a taşınmaları için ikna etti. Böylece 1915 yılında Al ve annesi ceplerindeki 5 dolar parayla New York’a gittiler.


hspace=0


Art Students League of New York’a kabul edilen Al, sanat çalışmalarına bu okulda başladı. 1924 yılında Paris ve Londra’ya seyahatler yaparak, çizim, boyama ve heykel çalıştı. Amerika’ya döndüğünde bir arkadaşı çizimlerini New York Herald Tribune editörüne gösterdi ve hem burada hemde The New York Times’da görevlendirildi. New York Times’ da çalıştığı süre boyunca karikatürlerinde uzmanlaştı.


hspace=0


Hirschfeld’in sanat stili oldukça özgündü ve çağdaş karikatürdeki önemli figürleriyle dikkate alınan bir sanatçı olmuş, pek çok karikatüriste sözünü geçirebilmişti.

Karikatürlerinin çoğunu sadece çizgiler kullanarak, siyah mürekkeple beyaz kağıda çizen sanatçı gölgelendirme ya da tarama yöntemlerini kullanmıyordu. 1990'lı yılların sonlarına doğru çizimlerinden bazı yüzler şikayetçi oldu, The Comics Journal editörü Alla görüşerek Broadway’in güzel insanlarını bir grup hayvana benzettiğini açıkladı. Bu şikayetlerden dolayı işten ayrılmak zorunda kaldı.

Hirschfeld kariyeri boyunca, The New York Times'da çalışıyor olmasının yanında çeşitli Broadway oyunlarını ve ekiplerinide illüstre ederek kazanç ve ün sağlamıştı. Politikacıları, televizyon yıldızlarını, Star Trek: The Next Generation serisinin ekibini çizen sanatçı ayrıca 1977’de Aerosmith’in Draw the Line adlı albümü içinde grubun karikatürünü çizdi.

hspace=0

Genç yaşında başlayıp hayatının sonuna dek aralıksız çizen sanatçı, 20. yüzyılın eğlence dünyasındaki hemen hemen tüm simaları çizdi. Ayrıca Charlie Chaplin filmlerine ve The Wizard of Oz filmine afiş tasarladı.

hspace=0

Disney yapımı Fantasia 2000 filminin bir bölümü olan Rhapsody in Blue’da Hirschfeld’in tasarımlarından esinlenildi ve bu bölümün artistik danışmanı oldu. Bölüm yönetmeni Eric Goldberg uzun süre çalışmalarının hayranı oldu. Goldberg’in bu hayranlığının bir kanıtı da, yine Goldberg’e ait karakter tasarımı ve the Genie in Aladdin ani masyon fi lminin temellerini Hirschfeld’in atmış olmasıdır. Ayrıca 1996’da Hirschfeld’in hayatını konu ett iği The Line King adlı belgeseli Oscar’a aday gösterilmiştir. 1945 yılında kızı Nina’nın doğmasıyla Hirschfeld çizimle- rinin çoğuna kızının ismini gizlemeye başladı ve bu onun en bilinen özelliklerinden biri oldu. Nina” bir giysi kolun- da, bir saç modelinde veya arka planda bir yerde gizlenmiş olabilirdi. Bazen Nina birden fazla yerde gizlenmiş olu- yordu ve bu durumda Hirschfeld insanların gizli isimleri bulmasına yardım etmek amacıyla imzasının yanına bir sayı ekliyordu. Hirschfeld bu Nina esprisini bir kerelik yapmıştı fakat kısa süre sonra kontrolünden çıkmaya başladı. Resimlerine po- pülerlik kazandırmasına rağmen, bu oyunun, sanatını göl- gelemiş olmasından dolayı üzüntü duydu. İlk fırsatt a oyu- nu bitirmeyi denedi ama ilk andan itibaren sert eleştirilere maruz kaldı. Bir Pentagon yetkilisi ise, çizimlerde Nina’yı bulmaya çalışırken kamufl aj tekniği konusunda pek çok şey öğrendiklerini söylemiştir. Mizah ustası S.J Perelman’la da Westward Ha!, Around the World in 80 Clichés gibi projelerde işbirliği yaptı. Holiday Magazin için yapılan bu projeler ikilinin hicivli bakış açıla- rıyla oluşturulmuştu. 1991 yılında Birleşik Devletler Posta Servisi tarafından ünlü Amerikan komedyenlerin anısına yapılacak posta pullarını tasarlamakla görevlendirildi. Devlet, pul tasarım- larında gizli mesajları yasakladığı halde bu kuralından feragat ederek, Hirschfeld’e “Nina”yı saklaması için izin ver- di. Koleksiyonda Stan Laurel, Oliver Hardy, Edgar Bergen (Charlie McCarthy ile birlikte), Jack Benny, Fanny Brice, Bud Abbott ve Lou Costello bulunuyordu. 1924 yılında kurulmuş olan The Martin Beck Tiyatrosu, 2003’de Al Hirschfeld adını alarak Wonderful Town müzika- liyle yeniden canlandırıldı. Ayrıca St. Louis Walk of Fame’de bir yıldızla şerefl endirildi.

hspace=0


20 Ocak 2003 tarihinde ise 100. yaşını kutlamasına beş ay kala doğal nedenlerden dolayı Manhatt an’daki evinde ha- yata gözlerini yumdu. Hirschfeld’in tüm bu yeteneklerine ek olarak, sanat hayatını ömrünün sonuna dek sürdürmesi dikkate değerdir. Hirschfeld’ın çalışmaları, kalıcı koleksiyon olarak Metro- politan Museum of Art, ve New York’daki Museum of Mo- dern Art’da sergilenmektedir.

 

January 2009

 


İnceleme