Photoshop Magazin
 


Semih Kanmaz & Boğaç Dalkıran

01 December 2008 | Sayı: Dec 2008
 
1 2 3 4 5
 

Okul hayatı Ankara'da geçmiş biri olarak İstanbul'da yeni arkadaşlar edinmek yerine hep Ankara'dan arkadaşlarımla dostluğumu sürdürdüm. Bence Ankara daha muhafazakar, daha dışarıya kapalı olmasına rağmen arkadaşlık ilişkileri daha sıcak, daha güvenilirdir. İstanbul'a oranla daha az gezilecek görülecek yere sahip Ankara'da, benim ve çevremin aklında dünyaya açılma, yeni yerler keşfetme fikri vardı. Nitekim çoğu arkadaşımız daha iyi bir kariyer için ya İstanbul'a ya da yurtdışına gitti. Daha 30'lu yaşların başında olmawmıza rağmen başarıyı yakalamış ve adını duyurmuş Semih Kanmaz ve Boğaç Dalkıran gibi bir çok isim bu coğrafyadan geldi. Uluslararası platformda tanınan moda fotoğrafçısı Koray Birand, fotoğrafçı Mehmet Turgut, Sabah gazetesi yazari Yaprak Aras Şahinbaş, Hokkabaz ve Arog filmlerinin yönetmeni Ali Taner Baltaci, Digiturk üst düzey yöneticisi Koray Tuccar, manken Ece Sükan, Özge Ulusoy, casting direktörü Ceren Türedi, cast Manager Gül Istranca hatta geçenlerde Recep Ivedik filmini izlediğim Şahan Gökbakar gibi birçok başarılı isim şu an İstanbulda yaşamalarına rağmen hepsi Ankara'dan gelmiştir. Okul yıllarında Ankaradan tanıdığım Gül Istranca, Batman filminin galasında beni Ankara’dan arka- daşlarıyla özellikle de sinemaya çok meraklı olan Semih ve ortağı Boğaç’la tanıştırdı. Hem benim hem de Semih ve Boğaç'ın iş yoğunlundan kaynaklanan 3 aylık bir kedi kovalamaca oyunundan sonra sonun- da kendilerini Ortaköy’deki fotoğraf stüdyolarında ziyaret ettim. Sinemada tanıştık demişken bu arada Creative Suite’in dördüncü serisi de artık hayatımızda... Esquire dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Okan Can Yantır’da geçenlerde New York’a derginin 75. yılı için gittiğinde derginin kapağının sadece o özel sayı için elektronik olduğunu anlatmıştı. Teknoloji bu hızla giderse günlük hayata ve fotoğrafa nasıl yansıyacak çok merak ediyorum. Semih ve Boğaç’la hem bu konuyu hem de moda, röportaj ve reklam fotoğrafçılığını konuştuk.



hspace=0



Komşunun çocuğuna garip tuzaklar kuran Boğaç Dalkıran ve rakamları sevmeyen Semih Kanmaz
Semih ve Boğaç biraz kendinizden bahseder misiniz?
SK:
Aslında İşletme mezunuyum ancak rakamlarla aram hiç iyi olmadı. Uzun süre TRT’de film, belgesel, dizi film çeviri- leri yaptım. 2003 yılında hayatımda hep var olan fotoğrafla daha da yakından ilgilenmeye başladım. Zihnimdeki her hayalin fotoğraflarda gerçeğe dönüşmesi aldığım en büyük keyif oldu.
BD:
Tamamıyla bir hayal dünyasında yaşıyorum. Bir nokta- dan sonra bu hayalleri görselliğe dökmem gerekiyordu. Aksi takdirde delirecek gibi oluyordum. Bu durum ben 6 yaşın- dayken de 18 yaşındayken de aynıydı. Eskiden sayfalarca resim yapar, komşunun çocuklarına garip tuzaklar kurar, sevgilimin kardan heykelini yapardım. Şimdiki silahım fotoğraf. Sonraki silahımı da biliyorum ama açıklamak için daha çok erken.



hspace=0





Ne tür fotoğraflar çekiyorsunuz?
S&B:
Moda, röportaj ve reklam fotoğrafları.

Siz bir elmanın iki yarısı gibisiniz; birbirini tamamlayan bir ikili. Nasıl bir araya geldiniz?
S&B:
Tamamen tesadüf. Aslında birbirimizi tanımadığımız halde çok yakındık ama birbirimizden habersizdik.

Başarınız nasıl geldi, işin sırrı neydi?
SK:
Egonuzu bir kenara bırakıp takım olabilmeyi başarabi- lirseniz her zaman başarılı olursunuz. Bizim başarılı olmamızdaki en büyük etken de bu ortak ruhu yaşatmak oldu. Sürekli birbirini tamamlayan bir ikili olduk. Tabii bir diğer önemli faktör de çok çalışmak.
BD:
Fotoğrafları bakılası kılan, sözle anlatılamayan bazı şeyler vardır. Biz o bazı şeyleri keşfedip yapabiliyoruz. Her geçen gün bu keşiflerimizin sayısı artıyor. Arttıkça fotoğraflarımıza yansıtıyoruz.

Aşk’tan kaçış Fotoğraf tutkunuz nereden geliyor?

SK:
Kendimi bildiğimden beri sinemanın içindeyim. Çoğu zaman izleyici ve çevirmen olarak. Sinemada bana bin bir fotoğraf karesinin birleşimi gibi geliyor. Sanırım ilk fotoğraflarımı farkında olmadan gözlerimle çekip beynime kaydettim. Şimdi de onları serbest bırakıyorum.
BD:
Aşk’tan geliyor. Canınız çok yanar ve bunu hissetmemek, iyiye çevirmek için bir şeyle meşgul olursunuz. Ben fotoğraf çekmeye başladım.

hspace=0


Beni fotoğrafa başlatan kız, Atatürk ve Jim Morrison
En çok kimi çekmek isterdiniz?
SK:
Aslında bu soruya hep aynı cevabı veriyorum. Evet, işte bu kişiyi gerçekten çok çekmek isterdim dediğim hiç olmadı. Sadece çekeceğim kişiyi ya da modeli gerçekten hiç çekilmediği gibi çekeceğimi hayal etmek beni daha çok heyecanlandırıyor.
BD:
Fotoğrafa başlamama sebep olan kızı. Bir de Atatürk ve Jim Morrison.

Arabaya binmek varken neden deveye binelim?
Fotoğraftaki dijitale geçiş sürecini nasıl yorumluyorsunuz?
SK:
Ben bu süreci dijital sanat olarak tanımlıyorum. Eskiden karanlık odalar vardı, şimdi ise karanlık odanın yerini Photoshop aldı. Karanlık oda öncesi ve son- rasında yapabildiklerinizin çok daha fazlasını Photoshop’ta yapabiliyorsunuz. Yani artık sıra dışı hayallerinize çok daha yakınsınız.
 
BD:
Dijitalde yapılan her şey eskiden de yapılıyordu ya da yapılmak isteniyordu. Rötuş eskiden de vardı. Teknoloji her alanda kullanılıyor. Neden fotoğrafta kullanılmasın. Araba varken deveye binmek mantıksız.

Photoshop Magazin okurlarına fotoğrafçılık hakkında ne gibi tavsiyeleriniz var?
S&B:
Deklanşöre basarken bir sebebiniz olsun. Sıkıcı değil farklı kareler çekin. Yapılmamışı yapın.

hspace=0


Fotoğrafçı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?
SK:
Yönetmen… Hala olmak istiyorum.
BD:
Ressam… Hala olmak istiyorum.

Talihsiz günden en iyi fotoğraflar
Fotoğraf çekerken başınızdan geçen en ilginç hikâyeyi anlatır mısınız?
S&B:
Mehmet Kurtuluş çekimi için çok kısa sürede istediğimiz gibi bir mekan bulmak zorundaydık ve son dakikaya kadar istediğimiz yeri bulamadık. Ne yapacağız diye kara kara düşünürken son anda ertesi gün devretmek zorunda oldukları bir kafe ile anlaştık. Çekim için sadece 3 saatimiz vardı. Işıklarımızı fişe takar takmaz flaşlarımızdan birini dumanlar içinde yanarken gördük. Hemen elimizde kalan tek ışıkla seti tekrar kurduk. Aradan yarım saat geçmeden elektrik idaresinden gelen görevli ödenmeyen fatu- ralardan dolayı kafe’nin elektriğini kesmek zorunda olduğunu söyledi. Uzun süren müca- delenin ardından görevliyi çekim sonuna kadar beklemesi için ikna edebilmiştik. Bütün aksilikler üst üste gelmişti ama her türlü zor şarta rağmen en sevdiğimiz çekimlerden birini gerçekleştirmeyi başarmıştık.

hspace=0


S&B:
Aslında her çekimde farklı sıkıntılar yaşanıyor. Sorunsuz bir çekim neredeyse yok gibi. İşte bu noktada Photoshop’un olduğunu bilmek sizi biraz da olsa rahatlatıyor. Ama yaşanan olumsuzluklar kimi zaman çok daha farklı noktalara da götürebiliyor fotoğrafı.

Photoshop diyince aklınıza ne geliyor?
S&B:
Deklanşöre basarken her şeye yüzde yüz hâkim olamazsınız. Fotoğrafınız mükemmel olamaz. Sadece mükemmele yakınlaşabilirsiniz. Bir modelin alnındaki tek bir ter damlası, ayakkabısının bağcığı, elbisesinin bütün kıvrımları, saçı vb. şeyleri düşünürken bir de ışığı, objektifinizin üstündeki toz zerreciğini, kadrajınızı vb. şeyleri düşünmeniz gerekiyor. Tabii ki bütün bu saydıklarımı kusursuz yapamıyorsunuz çünkü bir de zamanla yarışıyorsunuz. Bu devrede Photoshop kurtarıcınız oluyor. Moda çekimleriyle ünlü kişi çekimleri farklı Photoshop düzeltmeleri gerektiriyor. Ünlü kişinin yüzünde çok daha az düzeltme yapılmasından yanayız. Ama konu moda olunca en güzel kadını ya da erkeği yaratmak durumundasınız.

hspace=0

 

December 2008

 


Röportaj