Photoshop Magazin
 


Pınar Çamlıbel

01 November 2008 | Sayı: Nov 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0



hspace=0



Biraz işimiz gereği, birazda meraktan yazılı ve görsel medyada ne oluyor, ne bitiyor araştırıyoruz. Yakın arkadaşım Colorfool dergisinin sahibi Sılay Sıldır ve CNN Türk haber spikeri İpek Kaplan’la buluştum. Buluşmanın sebebi hem uzun zamandır görmediğim bu arkadaşlarla görüşmek hem de siz PM okurlarına neler anlatabiliriz, hangi meslekleri, kimleri gündeme getirebiliriz yörüngesinde bir fikir alışverişinde bulunmaktı. Bebek’in popüler mekanı Lucca’da buluştuk, Sılay ve İpek yanlarında Pınar Çamlıbel’i getir- miş. İyi ki de getirmişler, böylece Türkiye’de doğumları videoya kaydeden ve o özel anları animasyonlarla süsleyen ve bu işi yapan tek kişi olan JineVizyon şirketinin sahibi Pınar Çamlıbel’le tanıştım. Pınar beni Teşvikiye’deki sahibi olduğu Jinemed hastanesine davet etti. Önce Avrupa standartlarındaki Jinemed has- tanesini ve JineVizyon’u gezdirdi ve bana birkaç tane doğum videosu izlet- tirdi. Ben ki hayatında toplasan iki defa ağlamış biri olarak (biri Çağan Irmak’ın filmi Babam ve Oğlum’u izlerken, diğeri Amerika’da 2. ligde futbol oynadığım Sirocco adlı takımımız yarı finalde kaybettiğindeydi), gözyaşlarımı tutamadım. Pınara biraz daha kağıt mendil vermesini ya da videoları daha fazla izletmemesini söyleyip gözyaşlarımı kuruttum. Her gün farklı şehirlerde binlerce bebek doğuyor ve bu özel anları ölümsüz kılan isimde Pınar Çamlıbel…



hspace=0




Pınar, bize biraz kendinizden bah- seder misiniz? JineVizyon’a gelene kadar nerelerden geçtiniz, neler yaptınız?
Beni JineVizyon’a getiren bir sürü etken var. Başta doğum ve ölüm gibi üstünde ne kadar düşünsek de algılayamadığımız kavramlara karşı doyumsuz merakım ile başladı sanı- rım her şey. Bu konularda yazılmış kitaplar, şiirler, yapılmış filmler hep ilgimi çekerdi. Örneğin idollerimden biri olan Oruç Aruoba’nın yaşam ve ölüme bakış açısı ve ifadesi beni o kadar çok etkilemiştir ki lisans ve yüksek lisansımı Amerika’da görsel medya, dijital video ve animasyon üstüne yaptıktan sonra, onun filozofik yazılarını, şiirlerini seslendirip arka fon yapıp bu konuda kendi çapımda mini şiirsel videolar yapardım. Her zaman normların biraz dışına çıkıp, marjinal konularla ve görüntülerle uğraşmayı sevdim. İnsanları biraz düşündürecek olan, onlara yeni kapılar açacak olan, belki de içlerinde olup bilmedikleri, zamanın hızlı akışı yüzünden es geçip düşünmeye zaman bulama- dıkları konular… Lisans ve yüksek lisans eğitimimden sonra Türkiye’ye döndüm. Orada okul hayatını o kadar çok sevmiştim ki burada akademik kariyer yapmaya karar verdim. 2004’te Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak başladım.

hspace=0



JineVizyon’u kurana kadar, burada çalıştığım 2 senelik bir çalışma geçmişim var

JineVizyon gerçekten çok enteresan bir iş yapıyor. Böyle bir çalışma yapma fikri nereden aklınıza geldi?
Yeditepe Üniversitesi’nde çalışırken, babamın da kadın doğum profesörü olmasından dolayı bir gün aklıma doğumun eşsiz bir sanat platformu olabileceği geldi. En kısa sürede gidip babamın bir doğumuna girerek ve hastadan da izin alarak bu olayı görüntüledim. Daha sonra edebi metinler ve müzikler ekleyerek, bebeğin ve annenin ilkleri etrafında dönen şiirsel bir kısa film haline getirdim. Bu yine kendim için yaptığım bir çalışmaydı; iş olarak düşünmüyordum. Fakat etraftaki herkesin duygulanıp ağladığını görünce bundan herkesin yararlanmasını istedim. İleride bebekler için çok güzel bir anı olacağını düşündüm; doğum olayının hak edildiği gibi belgesellenemediğini de görünce bu kendiliğinden bir iş haline dönüştü. Bir ay içinde JineVizyon adı altına bu işi fulltime yapmaya başladım. Fakat herhalde en büyük neden, yaptığım işte bir maneviyat aramamdı. Şimdi bir ekip olduk ve mümkün olduğu kadar fazla doğuma yetişmeye çalışıyoruz

hspace=0

Photoshop; bütün bu işlere başlama sebebim

Photoshop kullanıyor musunuz?
Photoshop benim bütün bu işlere başlama sebebimdir. Photoshop’la üniversitede görsel medya lisansı yaparken tanıştım ve o günden beri aklımdaki hayalleri, korkuları, sevinçleri, sitemleri. Her şeyi bana resmetme olanağını buldum ve bir daha da bırakamadım. Photoshop’u başta sadece dijital painting ve kolajlama için kullanıyordum. Bu tekniklerle yukarıda bahsettiğim gibi büyük bir ilgi alanım olan birçok yaşam, doğum ve ölüm temalı çalışmalar yaptım. Photoshop’u daha sonra dijital video projelerimde kullandım. Layer'lı dijital painting yapıp bunları video ortamında anime ederek aynı temadan birçok video art projesi ile uğraştım. Şimdiki doğum klipleri işimde ise çeşitli sanatsal öğeleri halen bu uçsuz bucaksız programla yapıyorum. Photoshop bir aşk gibi, içine girince kaybolduğun bir dünya gibi…

hspace=0

Narkoz
JineVizyon’u ciddi bir iş haline getirmeden önce bir doğuma şahit olmuş muydunuz?
Annem ve babamın doktor olmaları sebebiyle küçüklüğümden beri birçok doğum ve çeşitli ameliyatı izledim. Dediğim gibi marjinal görüntülere özel bir ilgim vardı. Narkozun etkisiyle bayılıp vücudun kesilmesi mesela… Çok ilgimi çeken bir konsept olmuştur. O anda ne oluyor, nereye kaybo- luyoruz diye düşünürdüm hep.

hspace=0

Anneleri, muhabirleri nerdeyse herkesi ağlattım
Anne, baba adayları tarafından oldukça ilgi gören bir işi- niz var. Doğum filmlerini teslim ettikten sonra aldığınız geri dönüşler ne yönde oluyor?
Bu iş henüz bir fikir aşamasındayken bile çevreden ve özel- liklede medyadan gelen ciddi ilgiye çok şaşırdığımı söyle- yebilirim. Doğum klibi fikrini kim duysa önce büyük bir şaşkınlık sonra da merak sergiliyor. Sunum sırasında demo filmleri izleyen tüm anneler (bunu istisnasız olarak söyleye- bilirim) ağlamaya başlıyor. Hatta bir gün hiç unutmam, bir dergi ile röportajım sırasında muhabir ağlamaya başlamıştı. Sanırım filmler biraz damar oluyor… Filmleri teslim ettikten sonra anneler mutlaka arayıp defalarca izlediklerini ve her seferinde ağladıklarını söylüyorlar. Bir anne, anne olduğunu doğum filmini izledikten sonra anladığını, bir diğeri filmi kasalarına saklayıp çocuklarına 18 yaşına kadar göstermeyeceğini söylemişti. Bu tür çok hoşuma giden değişik tepkiler alıyorum. Onların bu kadar önem verdiğini görünce işime daha bir hırsla sarılmama sebep oluyor. Çünkü bu noktada kendimi onlara gerçekten ifade edebildiğimi görüyorum. Böyle mucizeyi bir günü onlar için bir belgesel klipe çevir- mek insanların kalplerine dokunuyor ve torunlarına bıraka- bilecekleri bir miras haline geliyor.

Aileyle kurulan özel bağlar
Anne, babaların sizden ne gibi beklentileri oluyor? Size daha farklı isteklerle gelen çiftler oluyor mu?
Doğum çekiminde çok özel anları aileler ile paylaştığım için aile ile aramda özel bir samimiyet gelişiyor; bu yüzden diğer özel günlerini de bu tür şiirsel kliplere döndürmem için ara- yanlar çok oluyor. Örnek vermek gerekirse, sünnet düğünü, 1.yaş günü, babyshower partileri. Ara sırada şirketlerine tanıtım filmi için de arayanlar oluyor. Bu çok heyecanlı bir şey; doğumhanede olmak, insanların sevinçlerini paylaşmak...

hspace=0

hspace=0

Bu konuda sizin hissettiklerinizi merak ediyorum. Siz de onlarla birlikte heyecanlanıyor musunuz, yoksa profesyonellik daha mı ağır basıyor?
İnsanların çok özel ve mutlu bir gününde yanında olmak, onlarla bu anları paylaşmak tabi ki çok güzel bir durum; fakat orada heyecan yaparsam, işime odaklanmak zor olur. Kamera sallanır, vizöre odaklanmak yerine doğumu izleme- ye koyulurum... Bunlar babaların elinde kamerayla eşlerinin doğumunu çekmeye çalışırken yaşadığı sıkıntılar. Bizim işimizin en büyük özelliklerinden biri bu heyecanı dizginlemiş olmamız.

hspace=0



Her ülkenin her yörenin ninnileri
Çekimlerin bitmesiyle filmi teslim etmeniz arasında geçen sürede ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Film montaj aşamasından geçerken bebeğin ultrason görüntüleri, kronolojik sıraya göre filmin başına ekleniyor. Anneden bebeğe yazmasını istediğimiz mektup stüdyo ortamında seslendiriliyor ve arka fona koyuluyor (eğer anne mektup yazmazsa bu bizim bebeğe özel yazdığımız bir şiir ile değiştiriliyor). Bu, filme çok hoş bir giriş oluyor. Filme ekstra bir giriş olarak, bebeğin isim anlamına göre jenerik yapıyoruz. Örneğin bebeğin ismi Derinsu ise, film derin sularda başlıyor ve yükselen köpükler içerisinde anne, baba ve bebeğin flu bir yansıması oluyor… Bir doğum filmi, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası olarak 3 bölümden oluşuyor. Ham görüntülerden en güzel görüntüler seçilip bebeğin ilkleri fark edilip dondurulu- yor ve şiirsel metinler ile kaleme alınıyor. Bunun üstüne anne babanın tanışma hikayesi yapılıyor (onların vereceği resimler, bilgiler ve özel müzikleri ile). Son aşama olarak da bazen dramatik ve sinematik müzikler ile bazen de ninni- lerle bu görüntülere hak ettiği coşkuyu, edebiyatı katıyoruz. Ninnilerimiz içinde 1800’lü yıllardan günümüze her dilden her ülkenin, her yörenin ninnileri bulunuyor.

hspace=0

 

November 2008

 


Sektörel Photoshop