Photoshop Magazin
 


Ertaç Altınöz

01 August 2008 | Sayı: Aug 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0




1981 Balıkesir doğumluyum. Fakat İzmir'de büyüdüm ve tüm ilhamından beslendim. Herkesin sanata olan ilgisi veya yatkınlığı çocukluğunda belirmeye başlar. Benimki de öyle oldu. İki-üç yaşındaydım ve ilk üretim maceram renkli kahramanları makasla kağıttan ayırmaktan ibaretti. Çok keyifli
ve hareketliydi çocukluğum. Çok fazla arkadaş edindim ve birçoğuna da hala sahibim. Ailem açısındansa olabilecek en anlayışlı anne babaya sahip olduğumu düşünüyorum. Hayatımda her zaman istediklerimi önüme sundular ve kendi yolumu çizmemde hep destekleyiciydiler.

Zevklerim ve yeteneklerim konusunda itinalı ve anlayışlıydılar. Bu işlerle uğraşan insanların eğitimi açısından en önemli şey bu diye düşünüyorum; ailesinden Arkandayız cümlesini duyabilmek. Sonraları ortaokul resim öğretmenim Sayın Müjgan Ateş bende bir ışık gördü ve beni İzmir
Güzel Sanatlar Lisesine hazırladı. Yüzlerce insanı sanatla buluşturan öğretmenim bugün bu işi yapabiliyor olmamda en büyük paya sahiptir. Beni sanata doğurduğu için kendisine ikinci annem diyebilirim. Ardından İzmir Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi sıraları ve mezuniyetteki okul
birinciliğim. Hayatımda daha güzel bir dönem daha yok, eminim verdiğim en iyi kararlardan birisiydi. Bu liselerin, yavrularında bir yetenek sezen herkesin bu gençlerimizi mutlaka yönlendirmesi gereken okullar olduğunu düşünüyorum ve ülkemizde fazla bilinmiyor olmasından da büyük üzüntü duyuyorum.

Ve sonrasında biraz da sinema okumalıyım diyerek Marmara Üniversitesi G.S.F. Sinema – TV Bölümü salonlarını soluyuşum. Yine keyifle geçen seneler, çektiğim kısa filmler ve canlandırma filmlerim… O da ne, bir birincilik daha! Bölüm birinciliğimin ardından aynı bölümde yüksek lisans
programını tamamlamazsam ayıp olur. Sene 2006 ve muhtemelen yine birinci olarak 3D bir canlandırma filmiyle yüksek lisans programımı da tamamladım. Ardından İzmir’e döndüm, daha çok grafik mezunlarını ilgilendiren işlerde freelance olarak çalışmaya başladım. Geçen sene vatani görevimi yerine getirdim ve şimdi buradayım.

hspace=0


Öncelikle belirtmek isterim ki burada gördükleriniz benim kişisel çalışmalarım ve herhangi bir maddi kazanç kaygısı gütmeden gerçekleştirdiğim işlerim. Benim açımdan bir illüstrasyona başlamadan önce bol bol örnek çalışmaları izlemek ve çalışılacak şeyin –eğer varsa- daha önceden ne şekilde çalışılmış olduğunu görmek gerekiyor. Bu sizi istemeden tekrara düşmekten alıkoyduğu gibi var olan yoruma bir yeni yorum katmanıza da imkan sağlıyor. Malzemem ne ise (bilgisayar, kalem, kağıt, tablet vs.) temin ederek, rahat bir pozisyon alarak geçiyorum karşısına. Daha başka bir ön hazırlık sürecim var dersem yalan söylemiş olurum. Kitap okumak son derece önemli. Zira hayalinizde bir şeyleri doğru görmeniz için sizi zorlayan, yapamasanız bile sonunda illa ki yaptıran bir şey okumak. Çalışmanın özünün düşünmek olduğuna inanıyorum. Ve düşünebildiğim, ellerimi serbestçe kullanabildiğim her ortamda bir şeyler üretebileceğime. Fakat özel bir seçimim var mı sorusuna cevap vermem gerekirse, o an keyfimi yerine getirecek, yani bana enerji verecek –yavaş veya hızlı fark etmez- parçalar dinleyerek ve gecenin sessizliğinde çalışmalarımla oynamaktan çok daha fazla haz duyuyorum.

hspace=0

Şaşırtıcı olacaktır ama Türk Sanat Müziği ile oluşturduğum çok işim oldu. Zira arkadaşlarımın arasında Müzeyyen Senar’la Zeki Müren eşliğinde ejderhalar çizen çizer olarak anılmaya başlandım. Tabi ki birçok şey dinliyorum fakat özellikle soundtrackler ve çizgi film müziklerinin başköşede olduğunu söyleyebilirim. İnsan algısının çeşitli kodları çözümlenmiş ve özellikle Hollywood filmleri bizde bedensel bir haz bırakacak şekilde bu çözümlemeye uygun olarak kurgulanmışlardır. Çoğu insan bu filmleri izlediğinde kendini mutlu hisseder. Ben de bir ejderha çizerken, Indiana Jones’la veya Superman’le maceralara katılmaktan, bir yandan da çocukluğumu tekrar yaşamaktan son derece keyif alıyorum.

Bu mutluluk işe de yansıyor tabi, çalışma için içinizdeki yakıtı yakıyorsunuz diyebilirim. Son elde insanoğlunun tüm buluşları çalışmanız için tek bir mutlak noktada birleşiyor. Aynı felsefe gibi; her şeye soru işareti ile bakmalı, her şeyi bilmeli ve bilinen her şeyi de unutmalı. Aynı iyi bir film müziği gibi; film izlenirken ne baskın şekilde sesini duyurmalı ne de varlığından bihaber kalınmasına izin vermeli... Aynı resim gibi; çalışırken hem size hayattaki her şeyi unutturmalı hem de hayatın tamamı içine akmalı. Öte yandan eğlence çok önemli. Bu tür işlerde çalışan insanların enerjik, esprili, pozitif ve dinamik kişiler olmasının işe getirisi oldukça fazla olur. Çok ciddi bir karaktere sahip bile olsa sanatçının içinde bir yerlerde çocuk ruhunu kaybetmediğini biliyorum. Birçok değişik tekniğin tezgahına yüz sürmüş; zaman zaman fotoğraf çekmiş, heykel yapmış, öyküler yazıp kısa filmlerini yönetmiş birisi olarak neyi daha çok sevdiğimi söylemem oldukça zor.

hspace=0

Tek keşfettiğim resim sanatının tüm sanatlara azami ölçüde etki ettiği ve bütünleştirici etkisinin muazzam olduğu
Bu noktada resim çalışmalarımda her zaman favorim geleneksel olandır diyebilirim. Çizerek, boyayarak, kendi hislerinizin aktarıldığı çalışmalardan bahsediyorum. Yoksa gelenekselle üzerinde durmak istediğim, dijital resim mi kuru boyayla resim mi gibi bir ayrım asla değil. Bana göre bir çalışma geleneksel ise gelenekseldir, kullanılan malzemenin ne olduğunun bunda belirleyici rol oynadığına katılmıyorum.
Zira hayvan derisine veya duvara resim yapılıyorken zamanı geldiğinde tuale geçilmiştir. Fakat bilgisayarda renklendirmeden önce çalışmayı kağıt üzerine çizmenin daha duygusal ve sanatçının malzemesiyle girdiği iletişimde çok daha özel bir yeri olduğunda da hemfikirim. Zira kalem ve kağıt gönlümde her zaman bir numara.

 Fotoğrafla da ilgilendiğimi söylemiştim. Maalesef daha çok kompozisyon açısından alıştırma teşkil etmesi için fotoğraf çekiyorum. Fotoğrafa karşı, karşı konulmaz bir tutkum hiç olmadı, zira bir iddiam da. Yine de makul miktarda yaratıcı bir fotoğrafçı olduğumu söyleyebilirim. Dijital bir makinem yok, manuel bir emektar Canon A-1'im var ve kendisiyle çok da mutluyum. Photoshop aniden girdi hayatıma. Zira üç boyutlu
animasyonlar yapacağım derken ve herkesin bildiği 3D programlara merak salmışken birden çantadan Photoshop çıktı. Başta Photoshop benim için de fotoğraflarım üzerinde kes biç çevir döndür gibi minik cambazlıklar sağlayıcısıydı. Arkadaşlarıma hazırladığım komik videolar için görsel malzeme oluşturduğum bu programın daha fazlasını hak ettiğini fark etmemse çok geç olmadı. Kendi kendime kurcaladım, tıkladım sonucu gördüm. Şimdiyse kullanabiliyorum sanırım.

hspace=0



Tüm illüstrasyonlarımı Photoshop’ta hazırlıyorum ve birlikte her gün birçok saat harcadığımızı söyleyebilirim
Photoshop dışında Adobe’un After Effects yazılımıyla bir süre haşır neşir olmuştum. Bu programla endüstri standardında grafik canlandırmalar ve görsel efektler oluşturabilirsiniz. Ayrıca yine çok fazla zaman harcadığım bir Adobe Premier'i sayabilirim.

Biz öğrenciyken tanışmıştım ve sanırım Adobe Premiere 4 vardı piyasada. Bu program da gelişmiş
bir video editörüdür ve videolarınızı kurgulamanız için anlaşılır arayüzüyle kullanışlıdır. Photoshop'la 1999 senesinde liseyi bitirirken tanıştım. O zamanki sürümü neydi emin değilim.

Photoshop'un imkanları arasında Warp'ı çok yetenekli olamasa da oldukça kullanışlı buluyorum. Fazla çekiştirdiğinizde nesnelerde pixel enformasyonunun eksikliğine dayalı görüntü kayıpları oluşuyor. Ama çizdiğim bir nesne için acaba şöyle olsaydı dediğimde nesnemi istediğim forma yakın hale getirebiliyor. Bazen tekrar çiziyorum. Bazen de yeni halinin üzerinden işlemeye görüntü kaybını yok ederek devam ediyorum. Photoshop'ta değişik brushlar hazırlayabiliyor olmak mükemmel bir özellik.

Kullanıcılar internet üzerinden bu farklı brushları indirebilir veya kendi özel brushlarını yapabilirler. İllüstrasyona ilgili arkadaşlarım için Burn ve Dodge Tool'larını bile etkili kullanabileceklerini
ve pratik yapmalarını tavsiye edebilirim. Ayrıca Layer Properties kısmının ve yapabildiklerinin anlaşılabilmesi
için çalışmalarında sık sık farklı doygunlukta veya renkte layerlara değişik modlar uygulamalarını (Multiply,
Overlay, Soft Light v.b.) ve sonucu irdelemelerini tavsiye ederim.

Ben de çizimlerimi tablet kullanarak gerçekleştiriyorum ve aynı bir kağıda çizer gibi davranmayı çok istiyorum
Zira bazı çizgiler atmak çalışmanızı çevirmeden çok zor oluyor. Burada workspace'inizi, bir kağıdın hareket serbestisiyle çevirememeniz bence Photoshop’un en büyük eksikliği. Ki bunu yapabilen başka programlar olduğunu da biliyorum.

Photoshop'un kullanılabilirliğini artırması için yapılması gerekenler basit. İnternet icat olunduğundan beri eskisi kadar dergi kitap aldığımı söyleyemem. Güzel bir oyun dergisi arşivim var. Oyun oynamanın kendisinin bile bu tür işlerde iyi bir kaynak olduğunu söyleyebilirim. Digital Arts dergisini de yine Photoshop Magazin gibi yakından takip ederim. Level, Womag, 7. Sanat, PC Magazine, National Geographic yine karşılaştığımda aldığım dergiler. Bunun dışında irili ufaklı her türlü sanat dergisini incelemeyi severim.

Kerem Beyit ve Emrah Elmaslı’nın işlerini yakından takip ediyorum. Uzun uzun inceliyorum, anlamaya çalışıyorum neyi nasıl yapabildiklerini. Ayrıca Cemre Özkurt yine çalışmalarını beğendiğim bir isim. Kanımca izleyenleri bir işe yönlendirmek ve içlerinde o işi yapmak için istek uyandırmak sanatçı ünvanını hak etmek için çok önemli bir misyon. Bu öncü isimler bunu hakkıyla yerine getirmiş isimlerdir.

Rembrandt'ın resimleri beni daima alıp başka yerlere götürür; Alain Resnais’in ise filmleri. Usta isimlerin çalışmalarını takip etmenin yanında her zaman ama her zaman olabildiğince çok şeyi izleyip (sanatsal çalışmalar, filmler, çizgi filmler, bilgisayar oyunları, çay bardağı, kesimhane, felaketler,savaşlar, tarih, önemli insanlar, hareket edenler, durağanlar, kısaca insana dair her şey) bunu yemek içmek kadar hayatın
vazgeçilmez bir amacı olarak benimsemek gerek.

hspace=0



Hiçbir çalışma tesadüfi değildir ve uzun bir yolculuğun ürünüdür
Yolda gördüğünüz ve maalesef ölmek üzere olan bir çekirgeyi elinize alıp, bacağı hangi yöne kıvrılıyor veya bacağının hangi noktasına basınç uygulayarak ona tekme attırabileceğinizi araştırmak gibi küçük görünen ama son derece önemli şeylerden bahsediyorum. Biraz meraklı olmak gerek bu işler için. Son elde tecrübelerle besleniyor sanat, aynı hayat gibi.

Umarım bu işlere merak salan arkadaşlara hikayemin küçük bir katkısı olmuştur. Sanatçı olmak ülkemizde maalesef çok hafife alınan bir konu. Sanat için çabalıyorum ve böyle devam edeceğimi de biliyorum; öğrenmek hiç bitmedi hiçbir zaman da bitmeyecek. Çocukluğum gibi amatör ruhumu da
korumak benim için önemli. Ve çok daha eğlenceli.

Bana çok fazla yöneltilen bir soru şu; Nasıl renklendirebilirim? Her şeyin anahtarı sağlam bir desene sahip olmakta gizli. Kara kalemi çözmeden renkte başarılı olmak maalesef çok zor. Uğraşı içindeki değerli okurlarınıza iyi bir desen eğitimi almalarını ve leke değerlerini önce siyah beyazda çözmelerini;
kağıda yerleştirme, kompozisyon, duruş, oran orantı gibi birçok şeyi temelinden kavramalarını tavsiye ederim. Doğru bildikleri yolda adımlar atmaktan çekinmesinler, güzel çalışmalar yapmanın yanında ahlak sahibi bir üslup benimsesinler.

Ne bir yorumla demoralize olsunlar ne de göklerde yaşasınlar. Zira çalışmanın hiçbir zaman sonu yok ve iyinin iyisi de her zaman var. Kendimize ne zaman ben çok iyiyim diyebiliriz? Bunu dediğimiz gün o defteri kapatalım, kalemi kıralım ve sakin bir tatil beldesine giderek yerleşelim.

 

August 2008

 


Sanatçılarımız