Photoshop Magazin
 

Emre Ekinci

01 Ağustos 2008 | Sayı: Ağu 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

Gün Olur, Alır Basımı Giderim
Emre Ekinci
Güneşin batışını izlemeyeli uzun zaman olmuştu. Hatta Akdeniz'de bir adada bulunmak bir ilkti benim için. Sıcak bir Kıbrıs akşamı, kıyıya vuran dalga sesleri eşliğinde sohbet ediyoruz Emre Ekinci ile.
Grafik Tasarımcı ve Fotoğraf Sanatçısı Emre Ekinci, yaklaşık beş yıldır Kuzey Kıbrısta yaşıyor.
Birçoğumuzun hayalini kurduğ balıkçı kasabasında yaşam” onun hayatının ta kendisi. Çok sevdiği
İstanbul’dan 'Ruhumu yoran, güzel yosma!’ diye bahsediyor. Aslında, her şeyi bırakıp gitmeyi başarabilmiş bir adamın özlem dolu sözleri bunlar. Emre Ekinci ile, fotoğraftan, sanattan,
hayattan ve kendisinden konuştuk.

hspace=0hspace=0

Can Yücel’in ‘İstemek de Güzel’ şiirinde anlattığı gibi
sıkışıp kalınmış hayatlardan, ağırlaşan koşulların yükünü
atmayı başarmış gibi görünüyorsunuz…
İstanbul’da yaşamamız için dayatılan hayatı reddetmeyi başardım diyebiliriz. Adada huzurlu ve dingin bir hayat sürüyorum. Yaşamımıza aldığımız değerleri tüketip atarak ve bizlere sunulanları kolayca hazmederek yaşamayı reddettiğim için burada kendimi şanslı hissediyorum.

hspace=0hspace=0

Reklam sektörünün Türkiye kadar canlı ve hızlı olmadığı
bir yerde yaşıyorsunuz. Bunun zor olan yanlarını anlatır
mısınız?

Küçük, şirin ve hemen herkesin birbirini tanıdığı bir toplum olmasının yanında, yeni ve denenmemiş fikirler her zaman alıcı bulmuyor maalesef. Arz ve talep meselesi birazda… ama sanat için tasarım yapıyor veya fotoğraf çekiyorsanız arz umurunuzda olmaz. Ben geçinmem için yapmak zorunda
olduğum ‘zanaat’ ile ruhumu dinlendirmek için yapmaya çalıştığım ‘sanat’ı ince ve görünmez bir çizgi ile birbirinden ayırmayı başardım. Bu nedenle mesleğimi profesyonel olarak sürdürmek noktasında yaşadığım zorlukların üstesinden gelmem daha kolay oldu.

hspace=0

Emre Ekinci’nin sanatla buluşması nasıl bir evrede oldu?
Sanatın o özgün dilini, nasıl yorumladınız içinizde?

Belki klişe bir cevap gibi gelecek ama sanatı kendi içinde bağımsız düşünüyorum ki doğuştan gelen bir yetenek ve kişiler kendilerini buldukça, geliştirdikçe, büyüyen bir eylem biçimi. Benim için ‘bakmak ile görmek’ arasındaki ince farkı kavramakla başladı. Üniversite’de Güzel Sanatlar eğitimi
almış biri değilim. Eğitim gereksizdir demiyorum tabi ki ama Türkiye’de alaylı sanatçıların da sanat eseri üretebildiklerini ve sanatın birilerinin tekelinde olmadığını söylüyorum.

Hangi fotoğraf makinesini kullanıyorsun?
Aslında birden fazla makine kullanıyorum. Deneyimlerim gösterdi ki toplum olarak genel bir kamera fobimiz var. İnsanlar büyük bir fotoğraf makinesını elinizde gördüklerinde silah taşıyormuşsunuz gibi davranabiliyorlar. Onun için modelim profesyonel değilse, örneğin bir kır kahvesinde yaşlı bir  amca’yı çekeceksem öncesinde muhabbet edip güvenini kazanmayı tercih ediyorum. Bu gibi yakın plan portre çekimlerimde ufak ve modelimi ürkütmeyecek sadelikte kompakt makineler kullanmanın çok faydasını gördüm. Doğa çekimlerinde yarı profesyonel SONY F828’i seviyorum. Objektifinin hareketli olması sizi yere yatmaktan kurtarıyor ve farklı bakış açıları yakalamanıza olanak sağlıyor. Uzun bir süre Nikon’da kullandım ama en sevdiğim ve benimsediğim makine Canon EOS 1D Mark II N’dir.

hspace=0

Sevdiğin Fotoğrafçılar Kimler?
Susan Sontag'ın fotoğrafa kattığı felsefi yorumu es geçemeyeceğim. Görsel bir sanat eseri, cümlelere ancak bu kadar mükemmel dökülebilirdi. Fotoğraf deyince sayılabilecek çok isim var tabii. Adnan Polatın fotoğrafa bakış açısını, Adnan Veli Kuvanlık’ın eserlerini, Süha Derbent’in doğal yaşam karelerini, İlkay Muratoğlu’nun reklam fotoğraflarındaki sadelik seçimini, Oktay Çolak’ın çalışmalarını, değerli dostum ve bana fotoğrafı sevdiren Yavuz Meyveci’nin fotoğrafa ve bana kattıklarını seviyorum.

hspace=0

Nasıl bir çalışma sistematiği içine giriyorsun?
Ani ve bir anda ortaya çıkmış bir proje yoksa, çalışmalarıma başlamadan önce kafamı kurcalayan hiç birsey yapmamaya özen gösteriyorum. Hatta zaman zaman bir-iki hafta boyunca işim ile ilgili hiç birsey yapmadan çevreyi ve olanı biteni izlediğim oluyor. Hayatım boyunca sosyal ile anti-sosyal çizgisinde gidip gelen bir oldum. Zaman zaman çevreden kendimi soyutlayıp konsantre olmayı başarıyorum. Beslendiğim ve beni üretken yapan şey yanlızlığım sanırım.

Photoshop’u fotoğraflarında nasıl kullanıyorsun?
Dediğim gibi fotoğraflarıma sonradan müdahaleyi pek tercih etmiyorum. Tabii bazen renklerin daha canlı olması ile Polarize Lens’in fotoğrafların kenarlarında bıraktığı siyah lekeleri temizlemek için Photoshop’u kullanmışımdır. Bir de renkli çektiğim fotoğrafları, sonradan siyah beyaza çevirdiğim olmuştur. Fotoğrafçılıkta değil ama tasarımlarımda Photoshop’un tüm nimetlerinden yararlanıyorum desem yanlış olmaz.

hspace=0

Yurt dışında kişisel olarak veya diğer sanatçılarımızla
ortak girişimleriniz veya temaslarınız var mı?

Türkiye ve İngiltere’de bazı ajanslarla çalışmalarım sürüyor. Sonuçta teknoloji çağında yaşıyoruz, mesafelerin veya sınırların benim için bir anlamı yok. Bu da birçok işi kolayca yapmamı sağlıyor.

Gelecek projeleriniz arasında, yaptığınız işlerle yurtdışına
açılmayı ve sergi açmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye-Kuzey Kıbrıs / Yunanistan-Kıbrıs Rum yönetimini içine alan bir sergi projemiz vardı. Barışa katkıda bulunmak  ekseninde ilerliyordu bu proje. Sanat, sınırları ve politik söylemleri aşacak kadar güçlü bir ifade biçimi olsa da karşınızdaki muhataplarınız dar kalıplar içerisindeyse o kaleleri aşmak her zaman kolay olmuyor. Bizim de takıldığımız bir kaç politik engel oldu. Kişisel fotoğraf sergisi açacağım yakında. Bunun için hummalı bir çalışma içindeyim. Önyargıları kırmak adına üzerinde çalıştığım bir kişisel sergi olacak bu. Pozitif ayrımcılığı ve önyargılarla çevrili yaşamları kabul etmeyenler için bir çalışma içindeyim. İlgili kişiler www.emreekinci.com adresinden takip edebilirler.

hspace=0hspace=0
Alaylı bir sanatçı olmanın zorlukları nelerdir? Sanatta tekelleşmeden bahsettiniz biraz açabilir misiniz?
Akademik çevrelerin bir önyargısı olsa da ürettiğiniz sanatsal ürünün değeri er ya da geç anlaşılıyor, takdir ediliyor ve ödüllendiriliyor. Bu noktada ben çok önemsemiyorum birilerinin onayını almayı. Evet maalesef günümüzde sanat, birilerinin tekelinde ve sanatsal ürünler yapmanın eşdeğeri ne kadar medyatik olduğunuz ile alakalı. İki sene önce program sunucusu olan biri medyatik kimliğini kullanarak peş peşe sergiler açmaya, sanat hakkında nutuklar çekmeye başlıyorsa önce şaşırır, sonra sorgularım; hepsi bu.

hspace=0hspace=0

Fotoğrafçılığın dışında grafik tasarım konusunda da çalışmalarınız ilgi çekiyor. Tasarımlarınızı hangi programlarda yapıyorsunuz? Gerek tasarımlarınızda, gerekse fotoğraflarınızda Photoshop kullanıyor musunuz?
Grafik tasarım uzun yıllardır hayatımın içinde ve gerçekten önemli bir yere sahip. Ağırlıklı olarak reklam ve masaüstü yayıncılık konularında çalışmalarım var. Sıkı bir Apple hayranıyım ve tasarımlarımı Freehand, Photoshop programlarında yapıyorum. İki programa da son derece hakimim ancak fotoğraflarımda doğallıktan yanayım. Birkaç fotoğrafım hariç çalışmalarımda Photoshop ile müdahaleyi göremezsiniz ama reklamcılık konusunda Photoshop'ta sınır tanımam o ayrı.

 

Ağustos 2008

 


Röportaj