Photoshop Magazin
 


Mahir Ateş

01 April 2008 | Sayı: Apr 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

1960 yılında Adana’nın Mustafabeyli köyünde doğdum. İlkokulu doğduğum köyde okudum. Ortaokulu Ceyhan’da, Liseyi Mersin Öğretmen Lisesi’nde devlet bursu ile yatılı olarak okudum. Ankara’da mühendislik eğitimine başladim. Kimya mühendisliği bana göre değildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine girdim. Tekstil Sanatları Baskı Bölümünde okurken reklam ajansları ve matbaalarda grafiker olarak çalıştım.

1985 yılında, bir yıl rötarla mezun olduktan sonra grafikerliğe devam ettim. Tekstil tasarımı eğitimi almış olmama rağmen stajların dışında tekstil sektöründe hiç çalışmadım. Airbrush ile fotogerçekçi illüstrasyonlar çizmeye başladım. Ticari işlerden artan zamanlarımda resim yapıyordum. Bu dönemde 20’ye yakın tablo yaptım. 1992'de resim yapmayı bırakıp sadece ticari illüstrasyonlar çizmeye devam ettim. 1997'de kendi işyerimi kurdum ve ayrıca reklam fotoğrafçılığı
yapmaya başladım. 2006 yılı sonlarında hep yapmayı düşündüğüm dijital resme başladım.

Photoshop ve Corel Painter programlarını kullanarak Wacom tablet ile resim yapıyorum

Dijital resmin doğasına uygun olarak yaptığım resimleri internette sergiliyorum. Aklıma gelen konuyla ilgili önce kağıda eskiz çizerim.

Boyamaya başladığımda ortaya ne çıkacağı bellidir

Boyama esnasında bazen ufak tefek değişiklikler yaptığım olur. Çok önceden yazdığım bir hikayeyi resme dönüştürüyorum diyebiliriz. Bazen gördüğüm somut bir görüntü yapacağım resmin temelini oluşturur. 'Çölde deniz kızı' böyle bir görüntü sonucu ortaya çıktı. Ailemle balık tutmaya gittiğimiz göle, uzunca bir aradan sonra tekrar gittiğimizde kuruduğunu, bir kaç küçük balığın çırpındığı su birikintisi kaldığını gördük. Bu bizi çok etkiledi. Olayı anlatma görevide bana düştü.

Ben 18 yaşına kadar Çukurova’dan başka yer görmedim. Bu 18 yılın büyük bir kısmı doğduğum köyde geçti. Köye suyun gelişi, elektriğin gelişi, at arabalarının yerini traktörlerin alışı, telefon, televizyon, kışın sel baskınları, yazın yağmur duaları, ırgatlık, inşaat ameleliği derken üniversite için ilk defa Çukurova'dan ayrıldım.

hspace=0

hspace=0

hspace=0

hspace=0

hspace=0

30 yıldır ayrı olmama rağmen Çukurova en büyük besin kaynağım

Uçsuz bucaksız kahverengi düzlüğün, masmavi sıradağları aşıp gökyüzüyle buluştuğu ve o düzlüğe tek tük serpiştirilmiş ”hey! bir zamanlar burası ormanmış” dedirten kara kuru bodur ağaçların yaşamaya çalıştığı, kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak Çukurova, şu meşhur bereketli topraklar... Her köylü çocuğu gibi tabiat ananın kucağında büyüdüm. Ellerimizle çeşit çeşit balıklar yakaladığımız Karaçay’a tarım ilaçları karıştığı için önce balıklar öldü. Sonra söğüt ağaçları yok oldu birer birer. Bunlar benim acı duyduğum
şeyler. Teknoloji ve tabiat anayı birbirine düşürmemeliyiz. İkisini bir arada yaşatmanın yolunu bulmak zorundayız.

Yaptığım bir dijital tablonun sanki bilgisayarın yapmış olduğu bir iş gibi görülmesi bazen beni sinirlendiriyor

Zamanla bu şüphelerin kalkacağına da inanıyorum. Dijital fotoğraf yavaş yavaş kabul görmeye başladı. Aynı şekilde dijital resim de kabul görecektir diye umuyorum. Bu bir zenginlik ve yeni açılımlar getirecektir. Yazı için matbaanın keşfi ne ise, resim için de dijital teknoloji aynı şeymiş gibi geliyor bana. Yani bir resmi görmek, bakmak ve anlamaya çalışmak mı önemli, yoksa ona sahip olmak mı önemli?

hspace=0

Bir yazarın romanını okuyoruz, bir müzisyenin bestesini dinliyoruz ama bir ressamın resmine bakmak yetmiyor sahip olmak istiyoruz. Eğer bir resmin orjinali yoksa ona sahip olma duygusu da olmayacak. Dijital resmi komik bir paraya duvarınıza asabilirsiniz ve kimse size “bu reprodüksiyon”
diyemez. Çünkü o resmin orijinali yok. Orijinali olmayan bir resmi sanat eseri olarak kabul edecek bir müze var mı? Dijital resim sergisi nasıl olmalı? Taksim meydanında dev ekranda dijital resim sergisi açılabilir mi? Bir dijital resmin klibi yapılsa, bir şarkı klibi gibi televizyonlarda yayınlanır mı?

Dijital resim yapan bir ressam telif haklarını nasıl koruyacak?
Nasıl para kazanacak? Ben gerçekten bir ressam mıyım? Bu soruların yanıtını bilmiyorum
Ama dijital resim yapmaya ve bunları internette sergilemeye devam edeceğim. Yaptığım bir resme ayda ortalama 5.000 kişinin baktığını, pek çoğunun da beğendiğini bilmek güzel bir duygu. Kendimi yüzde yüz içinde hissetiğim bir akım yok. Sürrealizme yakın buluyorum. Teknik olarak fotogerçekçilik çok cazip geliyor. Herhalde illüstrasyon çizmemden kaynaklanan bir şey. Gerçek objeleri, gerçeküstü bir şekilde bir araya getirip, gerçek hikayeler anlatmaya çalışıyorum. René Magritte ve Salvador Dali etkilendiğim ressamlar

 

April 2008

 


Sanatçılarımız