Photoshop Magazin
 


Gizem Vural Grafik Tasarımcı

01 April 2008 | Sayı: Apr 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

11 Temmuz 1988 tarihinde İstanbul'da doğdum. 3 yaşında piyano çalmaya başladım. 5 yaşından beri de çizim yaptığımı hatırlıyorum. 8 yaşında ailem beni insanların hobi olarak gidebileceği bir çizim kursuna gönderdi. Çok yönlüydüm. Daha sonra baleye başladım. Ona da birkaç sene devam edebildim. Çok başarılıydım fakat vücut gelişimim baleye uygun olmadığı için bırakmak zorunda kaldım. Yeniden piyanoya döndüm. Ortaokuldan sonra güzel sanatlar liselerine hazırlanmak için geç kaldım. Gelecekte yabancı dil okumak istediğime karar verdiğim için yakınımızda bulunan Erenköy Kız Lisesine girdim. O zamanlar Süper Lise kısmı da vardı. Piyanoya bir yandan devam ederken bir yandan okuyordum. Fakat bunun yanında çizime ilgi duyuyordum. Orada bulunan resim öğretmenlerim bu konu üzerine gidersem ileride başarılı olabileceğimi söyledi. Diğer yandan müzik öğretmenim de aynı şeyi piyano için söylüyordu. Bunların yanında lise 2'de ÖSS ve YDSye hazırlanmak için yabancı dil kursuna başlamıştım. Lise 2 yazında, internette, Güzel Sanatlar Üniversiteleri ve çizim kursları üzerine bilgi alabileceğim birilerini aramaya başladım.

hspace=0

Çizim üzerine önüme hangi isim çıkıyorsa e-mail atıyordum.
Bu kişilerden sadece biri cevap yazdı. O zamanlar yeniden dil kursuna da başlamıştım. Gelen maildeki bilgiyle annemle bir çizim kursuna başvurduk. Oradaki hocalarla Güzel Sanatlar Üniversiteleri ve çizim üzerine konuştuk.

Çizmeyi bilmiyordum, herkes gibi kendi kafamdan çiziyordum
Gölge, ışık gibi kavramlar hakkında bilgim bile yoktu. O gün kursta hocalarla konuştuktan sonra annem son defa neye karar verdiğimi sormuştu. Ben de bundan sonra çizim ve grafikle ilgilenmeye karar verdiğimi söyledim. İşte son bir yıl bir yandan kursa çizim yapmayı öğrenmeye gidiyordum, bir yandan okulda derslerle uğraşıyordum. Bir yıl gece gündüz demeden çizim yaptım. Aklımda sadece tek hedef vardı o da birçok kişinin istediği gibi Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi'ydi. Sınav günü geldiğinde sadece MSGSÜdeki sınavlara girdim çünkü inatla başka okula kayıt yaptırmamıştım. Her iki sınavdan da başarılı puanlarla geçtim. Üç bölüm seçmiştim, üçünü de dereceyle kazandım. Bunların arasından da Grafik Tasarım bölümünü tercih ettim.

hspace=0

Şu an okulda 2. yılımdayım. Bu bölümde daha çok ilgi duyduğum alan illüstrasyon oldu
Günlük hayatta gördüğüm hemen hemen herşey çizimlerime ilham kaynağıdır. Bunlar bazen etrafta sevmediğim şeyler, bazen hoşuma giden şeyler oluyor. Ya da hayalimde uçuşan düşüncelerimin bir yansıması... Bunların yanında dinlediğim şarkıcıların parçalarında geçen imgelerden de etkilenip çiziyorum. Özellikle Miki Furukawa, Yanokami, Olivia ve Caroline Lufkin'in parçaları beni çizmeye zorluyor. Daha henüz bir yerde çalışmadım fakat bu yarıyıl tatilinde profesyonelce olmasa da Gölge adlı e-dergide yer alacak bir hikaye için illüstrasyonlar çizdim. Bu benim için ilk adım oldu. Bundan daha önceleri de bir çizimim myspacede amatör bir piyanistin albümünün kapağı olarak kullanıldı.

hspace=0

Profesyonelce çalışmak için henüz kendimi yeterli bulmuyorum
Fakat kendi tarzımda çizdiğim illüstrasyonlar için bir iş imkanı olsa hemen başlardım çalışmaya. Sevdiğim tür de yerli çizer ne yazık ki tanımıyorum. Yabancılardan özellikle Kaori Wakamatsu, Yoko Furusho, Tara Hardy, Yoanne Lemoine, Julien Pacaud ve Hiroshi Tanabe’nin çalışmalarını çok beğenerek izliyorum. Hepsi bence harikalar. Çizerken özel bir planlama yapmıyorum. Daha çok aklımda bir fikir oluşuyor ve o oturana kadar çizmiyorum. Ne zaman zihnimde o çizim tamamlanıyor o zaman kağıda döküyorum.

hspace=0

Benim için fikir bulmak yeterli, onu kendi tarzımla çizime dökmekse kolay
Ekoline bayılıyorum. Ekolinin canlı renkleri beni hasta ediyor. Çizimlerimde çizgi olarak kalacak yerler için her zaman ince uçlu grafik kalemlerini kullanıyorum. Kağıt olarakta genelde saman kağıdını tercih ediyorum çünkü saman kağıdının dokusu ve rengi hoşuma gidiyor. Yaptığım çizimlerimin ülkemizde pek bir yeri olduğunu sanmıyorum. Bu tür illüstrasyonların daha çok yabancı ülkelerde yaygın olduğunu düşünüyorum.

Grafik denince sadece reklamcılığın anlaşılmasından rahatsızlık duyuyorum
Grafiğin bir yan dalının da illüstrasyon olduğunu pek çok kimse yeni öğreniyor. İllüstrasyonun sadece broşürlerde, şematik çizimlerden oluşmadığını, aslında resim gibi kartpostal gibi ele alıp yorum yapılabilecek şeyler olarak görülmesi gerekiyor. Ülkemizde kitap illüstrasyonlarına bile az ilgi var. Koca insanların kitap aldığında illüstrasyon gördüğünde bunu bir çocuk kitabı sanması beni sinir ediyor. Bunun anlamı daha anlaşılmamış ülkemizde. Bence gelecekte illüstrasyon ülkemizde hak ettiği değeri bulacak. Biraz gecikmiş de olsak...

hspace=0
Benim tek söyleyebileceğim çizim sadece bilgisayar programıyla olmuyor
Herşeyin en iyisi elle çizmek elle boyamak daha sonra bilgisayara aktarıp üstüne bazı efektler ekleyip bitirmek. Öncelikle PM dergisine bana yer ayırdıkları için teşekkür ediyorum. Meslektaşlarıma diyebileceğim; çizmek için düşüncelerinizi sınırlamayın. Çok etkileyici bir şey çizmek için çok düşünüp çok özel şeyler aramak gerekmiyor, etrafınıza bakmanız, dinlediğiniz müziğe kulak vermeniz yeterli.

 

April 2008

 


Yarının Ustaları