Photoshop Magazin
 


Aslı Saktanber; Küçük Prenses

01 April 2008 | Sayı: Apr 2008
 
1 2 3 4 5
 

Her şey Küçük Prens’le başlamıştı. Küçük Prens yılanın yuttuğu bir fili çizmişti oysa herkes o karalamayı bir şapka zannetmişti.Günlük hayatımızda da herkes bir şeyler çizip karalıyor ve o yazılıp çizilenler herkes tarafından farklı algılanabiliyor. Grafik tasarım öyle bir iş ki emeğinizi, tecrübenizi koyacaksınız ve bir şeyler yaratacaksınız. Daha sonra insanlar gelip küçük prenste olduğu gibi şapka diyecekler. Kimi ne güzel bir şapka, kimi işte öyle sıradan bir şapka diyecek. Bu meslekte anlaşılmak, herkesin beğenisini kazanmak bazen çok zor olabilir. Ne de olsa bu bir futbol oyunu değil. Golü attım, 3 puanı aldım kadar basit de değil. Grafiker olmak gerçekten zor bir iş. Bu işin hakkını veren, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan, küçük prensin izinden giden Aslı Saktanber’i Photoshop Magazin okuyucuları ile buluşturmak istedik bu ay. Hacettepe Güzel Sanatlar mezunu Aslı. Ben İstanbul’da, Aslı Ankara’da oturduğu için tam ortada Bolu’da buluşmaya karar verdik. Bir otobüs firmasının dinlenme tesislerinde gerçekleştirdiğimiz röportajla gene bir ilke imza attık. 3, 2, 1 kayıt...




hspace=0

İllüstrasyona olan ilginiz nasıl başladı?
Annem master tezini çocuk kitapları üzerine yaptı. O yüzden Türkiye’de ve yurtdışında basılmış hemen hemen bütün önemli kitaplar 7–8 yaşımızdan beri elimizin altındaydı. Çocukken resim yapmak benim için çok eğlenceliydi ve evdeki kitaplarda içindeki resimleriyle bambaşka bir
dünyaydı benim için. Kitapları okumaktansa resimlerine bakmak her zaman daha çekici olmuştu.
Sanırım ilk resimlerim hep o kitaplarda gördüğüm sahnelerin kendimce yorumlaması oldu. Küçükken aklınıza yer eden görüntüler bence çok önemli. Hayal gücünün ve insanın iç dünyasının gelişiminde çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Belki de bu yüzden yapmak istediğim en önemli proje iyi bir çocuk kitabı tasarlayabilmek.

Uzun ve dikenli bir yoldur grafik dünyası
İllüstrasyonlarınızda size ilham veren ya da yol gösteren insanlar oldu mu?
Etrafımız milyonlarca görsel imgeyle doluyken hele de sanatla ilgileniyorsanız kayıtsız kalmak imkânsız.Öğrencilik yıllarımda eğitimimin de bir parçası olarak tabi ki önemli sanatçıları takip ettim hep. Fakat zamanla insan kendini de tanıdıkça takip ettiği ve sevdiği sanatçılar ona göre şekilleniyor. Sanırım öğrencilik yıllarımda sevgili hocam Mürşide İçmeli bana illüstrasyonla ilgili en faydalı olmuş insandır. Neye yatkın olduğumu ve nasıl bir yol izlemem
gerektiğini bana çok güzel anlatmıştı.

hspace=0

hspace=0


Grafikerlerin gelebileceği en üst seviye hangisidir? Sizin favoriniz kim?
Grafikerlerin gelebileceği ‘’en üst seviye’’ nasıl ölçülür çok da bilmiyorum aslında. Teknik olarak ölçülebilir belki ama geri kalanı için çok bariz temel tasarım hataları içermiyorsa, açıkçası bireysel zevkler devreye giriyor, herkesin ölçme mekanizması farklı çalışıyor. Maddi anlamda gelinebilecek çok yüksek yerler tabi var, fakat her meslekte olduğu gibi işinden zevk almak birinci şart. İşlerinizde beğeniliyorsa ve sizinle çalışmak isteyen insanlarda mevcutsa hele de kendinize zaman ayırıp kafanızdaki projeleri hayata geçirebiliyorsanız
bence o zaman bir grafikerin gelebileceği en şahane yerdesiniz demektir.

hspace=0

Türkiyede sevdiğim ve ilk aklıma gelen genç tasarımcılar Özlem Ölçer, Volkan Ekşi, Erkut Terliksiz, Yasemin Savgı, Umut Karaman Çelikel, Meriç Kara. Sanırım favorim Erkut Terliksiz.

hspace=0

Kötü fotoğrafçı yeri güzel Balat!
Fotoğraf çekerken başınızdan geçen ilginç olaylar?
Geçen yaz fotoğrafçı arkadaşlarım bir dergi çekimi için gittikleri Balat’a beni de davet ettiler. Yanıma fotoğraf makinemi de almıştım. Çekim sırasında mahallenin meraklı çocukları sardı etrafımızı. Bana da çekim aksamasın diye çocukları oyalama işi düştü. Dikkatlerini başka yöne çekmek
için fotoğraflarını çekmeye başladım. Planlı olarak başlamadığım fotoğraf çekme işi çok sevdiğim karelere dönüştü. Zaten Balat’ı “kötü fotoğrafçı yeri” diye biliriz çünkü çekilebilecek o kadar çok malzeme var ki her daim ilginç bir kare yakalanabilir

hspace=0

hspace=0

hspace=0

İleriye dönük projeleriniz var mı?
Çok var ama ilk aklıma gelen ikiz kız kardeşim Binnaz’la olan projemiz. Küçük hikayelerden oluşan bir çocuk kitabı yapmayı istiyoruz ilk fırsatta. Maalesef ülkemizde çok yetenekli insanlar olmasına rağmen hala kaliteli içeriği ve görseli olan çocuk kitabı çok az. Ayrıca yakın bir zamanda yaptığım illüstrasyonları Maya’da modelleyip küçük animasyonlara çevirmek istiyorum. Çok başarılı müzisyen arkadaşlarım var, onlarla da çalıştıktan sonra çok güzel animasyonların ortaya çıkacağına hiç şüphem yok.

hspace=0

Bulunmaz nimet, hayat kurtarıcı Photoshop
Photoshop’un gücü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir fotoğraf karesi post prodüksiyon’dan sonra ne kadar değişebilir? Ne gibi manipülasyonlar yapılabilir?
Photoshop’u uzun senelerdir kullanıyorum. Hemen hemen her işimde var diyebilirim. Programa hâkimseniz ve programın yeniliklerini de takip ediyorsanız istediğiniz her türlü manipülasyonu yapabilirsiniz. PS çok hayat kurtarıcı bir araç bizim için. Başta grafikerler olmak üzere tasarımla uğraşan insanlar için bulunmaz bir nimet diyebilirim. Fotoğraf konusunda biliyorsunuz tartışmalara yol açan etkileri var çünkü ortaya çıkan işler, çekilen karelerle gerçekten büyük farklılıklar içeriyor. Bir yandan PS’un gücünü ve etkinliğini izlerken diğer yandan da fotoğrafçılar için çok önemli bir gelişim alanı sunuyor

hspace=0

İşte kareas; Macromedia Flash, Freehand, After Effects, Maya
Sizin çalışmalarınızda Photoshop’un yeri nedir?
Yukarıda da söylediğim gibi PS benim için çok hayati bir program; olmazsa olmazlarımdan. PS dışında Macromedia Flash, Freehand, After Effects, Maya en çok kullandığım programlar. Hemen hepsi işlerimde mevcut.Tabi asıl olan hangi programı kullandığınız değil, o programı nasıl kullandığınız bence. Diğer programlar sadece ara yüzlerinde bir iki değişiklikle yetinirken PS her zaman içerik olarak kolaylıklar sağladı. Kullanıcının ihtiyaçlarını doğru bir biçimde karşılayabildi.

hspace=0

 

April 2008

 


Röportaj