Photoshop Magazin
 


Ölü Ozanlar Derneği Taksim Şubesi

01 March 2008 | Sayı: Mar 2008
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

Burak Yıldırım
Burak Bulut'ta benim gibi bir Beyoğlu hayranı olmalı ki ev-ofis olarak kullandığı stüdyosu İstiklal caddesi yakınlarında. Stüdyosunda ziyaret edip çayını içtiğim Burak, fotoğrafçılık dışında gazeteci ve çok güzel şiir yazıyor. Merak edip birkaç şiirini okudum. Büyüyünce şair olmak istediğini söyledi! Bende zaten şiir gibi fotoğraflar çekmişsin dedim ve şiirden fotoğraflara geçtik. Üniversite yaşamı, nü, siyah beyazlar, konser fotoğrafları derken vakit nasıl geçti anlamadık. Öğretmen bir ailenin çocuğu olan Burak Türkiye'nin değişik yerlerinde yaşamış. Bence iyi fotoğraf çekmek için biraz farklı yerlerde yaşamak, farklı insanları görmek ve anlamak gerekli. Farklı yerlerde yaşayıp şiir ve fotoğraflarına ilham kaynağı
edinen Burak Bulut'un ilk deneyimleri 99 yılında, Ege Üniversitesi'nde Şiir Kulübü'nü kurduğunda yeşerdi. Ardından İstanbul Üniversitesi’nin Üç Nokta Dergisi’ne editör oldu. Basın Enstitüsü’nün her yıl ulusal basındaki genç gazetecilerden seçtiği bir gruba, Boğaziçi Üniversitesi'nde sektörün duayenleri tarafından verilen Gazetecilik Meslek İçi Eğitim Sertifika Programını 2005 yılında aldı. 2002'de Milliyet Sanat Dergisi'nde stajla başlayan gazetecilik hayatında kültür sanat ağırlıklı haber ve röportajları başta Cumhuriyet, Radikal olmak üzere Beyoğlu, Yeni Hukuk, Gerekli Şeyler'de yayımlandı.

hspace=0

Portre fotoğraflarını çektiğim bir modelim, fotoğrafımla kendi adına bir yarışmaya katılarak ödül almış. Bunu öğrendiğimde üzerinde durmasam da yine de kendisine sormak istedim. Fotoğrafta model kendisi olduğu için fotoğrafın da kendisinin olduğunu; benim işimin sadece deklanşöre bakmak olduğunu söyledi.

Fotoğrafçı olmasaydınız ne iş yapardınız?
Elektronik mühendisliği ve İşletme bölümlerinden geçerek gazetecilikte karar kılıp dört beş sene çeşitli gazete dergilerde muhabirlik, editörlük yaptım. Bir de gençliğimden bu yana şair olma hayalim var. Aslında hobi olarak başladığım fotoğrafçılık giderek gelişerek tutkum ve mesleğim haline geldi. O yüzden fotoğrafçı olmasaydım elektronik mühendisi; değilse de bankacı olabilir veya gazeteciliğe devam edebilirdim. Şairlik içinse sanırım biraz daha büyümeliyim.

Photoshop kullanıyor musunuz?
Siyah beyaz fotoğraflara özel ilgim var. Siyah beyaz fotoğrafların çevrimini yaparken Photoshop CS2'de Channel Mixer'i kullanıyordum. CS3 sürümü ile birlikte gelen siyah beyaz çevrim bölümü artık bu işi çok kolaylaştırdı. Renkli
fotoğrafın istediğim tonlarda siyah beyaz çevrimini yapmak için Photoshop olmazsa olmazım.

hspace=0

Onun dışında renk düzenlemeleri ve fotoğraflarımın baskıya hazırlık sürecinde de Photoshop yine çok işimi görüyor. Fakat fotoğrafı yazılımlarla objeye, konuya birtakım gizli ekleme çıkarmalar yaparak manipüle etmeyi bazı işler dışında pek doğru bulmuyorum. Bir de ekleyeyim; internet sitemin tasarımı bana ait. Fotoğraf galerisi dâhil tümünü Photoshop kullanarak yaptım.

En çok beğendiğiniz fotoğrafçılar kimler?
Ansel Adams'ın siyah beyaz ton zenginliğini, Paolo Pellegrin'nin cesaretini ve sertliğini, Serdar Akın'ın sadeliğini, Koray Birand'ın moda fotoğraflarını çok beğeniyorum.

hspace=0

CS3 sürümü ile birlikte gelen siyah beyaz çevrim bölümü artık bu işi çok kolaylaştırdı. Renkli fotoğrafın istediğim tonlarda siyah beyaz çevrimini yapmak için Photoshop olmazsa olmazım.

Şiirle anlatamadım, bir de fotoğrafla deneyeyim

İlk nasıl başladınız?
1999 yılında fotoğraf tekniklerini hiç bilmiyorken, şiir yazarak sabahladığım bir gecenin son saatlerinde, kompakt makinemle kaldığım üniversite yurdunun bahçesinde  denemeler yapmıştım. Bas çek makinemle kendimi ifade etmenin şiir dışında bir yolu olabileceğini fark ettim o gece. En azından bunu denemek istedim. Hatırlamıyorum ama belki o gün yazdığım şiirlerden hiç memnun kalmadığım
için... Fotoğrafları bastırınca çıkan sonuç beni etkilemişti. Ardından 2004'te kendime dijital bir fotoğraf makinesi aldım. Alır almaz durmaksızın fotoğraf çekmeye başladım. Ardından kurslara gittim, fotoğraf sitelerine üye oldum. Birkaç ay sonra, bir tesadüf eseri ilk fotoğraf işimi aldım. İş olarak da çok keyifli olduğunu gördüm fotoğrafçılığın. Beni o dönem çok zorlayan bir çekim olmasına rağmen hem ben hem de müşteri sonuçtan memnun olmuştu. Sonra yavaş yavaş muhabir olarak hazırladığım haberlerin, yaptığım röportajların fotoğraflarını da çekmeye başladım. Fotoğraflarımın ulusal yayınlarda yayınlanması da ayrı bir motivasyon oluşturdu bu anlamda. Bir yandan okuyarak, kurslara giderek, bir yandan çok fotoğraf çekerek geçen zamanımda meslek olarak gazetecilikten fotoğrafçılığa yoğunlaşmam 2006'da ilk dijital SLR makinemi almamla başladı. Çeşitli ajanslara fotoğraf desteği verdim.

hspace=0

Bir yayın grubunda fotoğraf editörlüğü yaptım bir süre. Ardından 2007 yazında kendi fotoğraf atölyemi açtım. Halen atölyemde freelance olarak ajanslara ve firmalara tanıtım fotoğrafları çekmeye devam ediyorum.

Üniversite hayatı, nü ve ruh halleri

Projeleriniz neler?
Fotoğraf atölyemde ticari işlerden arta kalan vakitlerde belgesel, kurgusal fotoğraf projeleri üretmeye çalışıyorum. Bunlardan ilki iki senedir çekmeye devam ettiğim, üniversite yaşamı üzerine belgesel fotoğraflardan oluşan projem. Büyük oranda bitti aslında ama onu bekletiyorum. Üzerinde biraz daha çalışmam gerektiğini düşünüyorum. Bir diğeri, yaklaşık bir senelik çalışmam olan detay, artistik, nü fotoğraflardan oluşan fotoğraf projemse bitti; sponsorluk ve sergi salonu arayışı aşamasındayım. Umarım en kısa sürede
sergileme fırsatı bulacağım. Bir de çekimlerine yeni başladığım enstantane üzerinden insanın ruh hallerini anlatmak istediğim bir projem var. Onda ise daha yolun çok başındayım.

hspace=0

Fotoğraf çeken mi çektiren mi?
Fotoğraf çekerken başınızdan geçmiş ilginç olaylar var mı?
İki sene muhabir olarak çalıştığım Radikal Kitap Eki'nden ayrıldıktan kısa bir süre sonra telefon geldi. Bir modelim sadece ayaklarının olduğu fotoğrafını Radikal Kitapta yayımladığım için hem teşekkür ediyor hem de Neden önceden haber vermedin, hiçbir yerde Radikal Kitap kalmamış. diyerek de sitem ediyordu. Çok şaşırdım çünkü hangi fotoğrafın, niçin yayımlandığından haberim yoktu benimde! Ben ayrıldıktan sonra mesai arkadaşlarım bana sürpriz yaparak bir yazıya görsel olarak internetten aldıkları bir fotoğrafımı yarım sayfa imzalı olarak koymuşlar. Bir de geçen yıl, portre fotoğraflarını çektiğim bir modelim, fotoğrafımla kendi adına bir yarışmaya katılarak ödül almış. Bunu öğrendiğimde üzerinde durmasam da yine de kendisine sormak istedim. Fotoğrafta model kendisi olduğu için fotoğrafın da kendisinin olduğunu; benim işimin sadece deklanşöre bakmak olduğunu söyledi. Bu ilginç hatta komik bir savunma olarak hep aklımda kalacak.

 

March 2008

 


Sektörel Photoshop