Photoshop Magazin
 


Türküm, Doğruyum, Art Direktörüm!

01 February 2008 | Sayı: Feb 2008
 
1 2 3 4 5
 

Adı bile çok havalı; İngilizce ve Fransızca kelimelerden türemiş. Tam olarak Türkçe’ye çevirdiğimizde Sanat Yönetmeni diyebiliriz. Art Direktörlüğü bir Art Direktör; Esra Türkmen’le görüştük. Önce Esra Hanım’dan bahsedelim sizlere; o da bize art direktörlükten bahsetsin. Esra Türkmen, Düsseldorf-Almanya’da büyümüş, daha sonra İstanbul’a gelip Alman Lisesi’ni bitirmiş. Esra Türkmen Alman ve Türk ekolleri içerisinde yetişmiş, böylece Fatih Akın gibi bir değil, iki vizyona sahip. Eğitim hikayesi ve reklam dünyasına geçişi ise herkesin hayatını etkileyen bir olayla gerçekleşmiş. Boston Üniversitesi’ne gidecekken �� Depremi' gerçekleşmiş.



hspace=0



Bu önemli olaydan sonra Esra Türkmen kararını değiştirmiş; hiç Türkçe okumadığı için Türkçe okuyabileceği bir üniversiteye gitmeye karar vermiş. İletişim Sanatları’nda reklâm okumuş ve art direktör olma yolundaki merdivenleri teker teker çıkmış. Staj sonrası reklâm ajansında direk çalışmaktansa reklâmla ilgili farklı işler de öğrenmeyi ve tecrübeler edinmeyi tercih etmiş. Medyapım (Serdar Ortaç’ın programında Yönetmen Asistanlığı), Pr Ajansı (Fransız Enstitüsü ile Türkiye’deki ilk “İlköğretim Okulları Tanıtım Fuar”ını düzenledi), Merkez Grubu’nun Süper Alışveriş Dergisi’nde Moda Editörü olarak çalışmış. Bir kaç sene sonra Red/Bbx’ Reklam Ajansına girerek Türkiye’de ki en kreatif insanlardan biri olan Salih Güngör ile çalışmaya başlamış. Kendini daha çok geliştirdikten sonra freelance grafik tasarım işleri yapmaya başlamış ve Türkiye’de gittikçe popüler olan art direktörlük mesleğinin önde gelen isimlerinden biri olmuş.

hspace=0
Nopar Logotype

hspace=0

Dolphin Alışveriş Merkezi

 

Photoshop'u tek geçerim
Hangi programları kullanıyorsunuz?
Photoshop en başta kullandığım program. Tabii Freehand, Illustrator ve Corel gibi programlarda kullanıyorum. Art Direktör olmak için ne yapmak gerekir? Atılacak ilk adım nedir? Art Direktör olmak için önce bence matbaada çalışmak, kâğıt, bıçak, kırım, renk gibi konuları ve farklı baskı özelliklerini öğrenmek, programları hızlı ve etkili kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Ardından yaratıcılığı geliştirmek için etkin reklâm
ajanslarında çalışmak gerekiyor. Tabii ki işimiz yaratıcılık olduğu için beslendiğimiz bir sürü şey oluyor. Sanat
tarihi olsun, film, müzik, değişik coğrafyalar ve bunun gibi her şey olabilir. Bence yaratıcı insanların algısı ve dikkati yüksek olmalı.

hspace=0



New York Parsons mı, Miami Adschool mu?
Peki bu işin eğitimi, okulu var mı?
Bu işin tabii ki okulları var. New York’ta Parsons, Miami’de Adschool, Boston’da Boston University gibi ayrıca Avrupa’da da bu işin eğitimini veren birçok kaliteli okul var. Son birkaç sene içerisinde Almanya, özellikle Berlin grafik konusunda çok öne çıkmaya başladı. Ben Okan Turhan’ın İletişim Sanatlar Akademisi’ni tercih ettim. Okul içerisinde oluşturulmuş gerçek bir reklâm ajansı ile yapılandırmadan sorumluluğa, işleyişe kadar her şeyi öğrenerek yaşadık. Okurken yaratıcılığımızın olup olmadığını, nasıl geliştirebileceğimizi, vizyonumuzu nasıl değiştireceğimizi, bakış açımızı ne kadar açabileceğimizi programlar ve teorik bilgiler dışında  öğrenebiliyoruz.

“Türkiye tasarıma para vermeyi yeni keşfediyor. Bir logoya bakıp “Aman, iki yuvarlak, bir de kare var, bunun neyine para ödenir.” diyor. Oysa o iki yuvarlak, bir kare onun hayatı!”

hspace=0

berraA markasınnn 'first love' koleksiyonunun imaj çekiminden

Art direktör olmasaydınız ne yapmak isterdiniz?
Art direktörlükten önce her zaman tutkum olan modayı denedim. Süper Alışveriş dergisinde moda editörlüğü yaptım. Art direktör olmasaydım gene yaratıcılığımı kullanabileceğim moda, grafik ve organizasyon kavramlarınıbirleştirebileceğim bir şeyler yapmak isterdim.

Kariyer.net’in kariyerime katkısı
Şu ana kadar yaptığınız en güzel iş hangisiydi? Geleceğe ait projeler neler?
Şu ana kadar en çok gurur duyduğum iş sanırım kariyer.net’in tüm kurumsal kimliğini değiştirip, tüm yapılmış konseptleri de değiştirmiş yani her şeyiyle yenilemiş olmak. Proje demişken ilk etapta Şubat ayında İtalya’ya gideceğim. Avrupa kültüründe yetişmiş bir insan olarak İtalyan vizyonu ve yaratıcılığını görmek ve öğrenmek istiyorum. Her şehrin birbirinden farklı tarihi, sanat değeri olan İtalya'da bulunduğum sürede hafta sonları Prag, Berlin ve Londra gibi farklı şehirlere giderek ufkumu genişletmek ve ileride
farklı yapıda bir ajans kurmak istiyorum.

hspace=0

Bildiğimiz reklâm ajansı yapısından farklı olarak müşteri-marka, müşteri memnuniyetindense yaratıcılığın reklam ile birleşeceği ama birçok dala ayrılan, kişiye özele yönelik de çalışan bir yapılandırması olan bir ajans kurmak istiyorum.

Aynı anda dört iş... tek başına ordu Ajanslarda yıllardır çalışıyorsunuz. Sizi rahatsız eden, aslında şu şöyle olmalıydı dediğiniz şeyler var mı?
Bence Türkiye’deki ajanslarda ve birçok kurumda çalışanların ünvanı dışında da birçok iş yapmak zorunda kalması. Örneğin ben en son çalıştığım ajansta art direktörlük, grafikerlik, operatörlük ve müşteri temsilciliği yapmak durumunda kaldığım zamanlar oluyordu. Oysa ünvanınıza göre sadece iş yapsanız çok daha yüksek performans sergileyebilir, konsantrasyonunuz bozulmadan verimli olabilirsiniz.

hspace=0

'Onaylar alındığında saat 21.30 civarıydı, işi provaya hazırlamamız son haline getirmemiz 24.00’ü bulmuştu ve provada gördüğümüz hatalar olsun, farklı sebeplerden olsun, o gün sabah 9’da gittiğim iş yerinden ertesi günü sabah 8.00’de çıkıp eve gidip birkaç saat sonra tekrar iş yerine dönmüştüm.'

hspace=0

Onun dışında bence ajanslar müşteriyi tabii ki memnun etmeli ama kendi beğenmediği, müşterinin beğeneceği işler sunmamalı, baskıya gitmemeli. Freelance işlerimde bu yüzden çok tatmin oluyorum. Müşteri ile kendi aramda oluşan enerjiye göre işler çıkıyor. Beğenmediğim tasarımlarımı sunmuyor, gelen eleştiri veya yorumlara esnek baksam da gelen her revizeyi kabul etmiyorum, mümkün oldukça müşteriyi doğru bulduğum şeye ikna etmeye çalışıyorum.

Ne yapar Art Direktör?
Bir Art Direktör logo tasarımı, kurumsal kimlik tasarımları (kartvizit, antetli, zarf, dosya, vb.), kurumsal kimlik kitabı, above–belove the line kampanyalar yaratır, konseptler oluşturur, broşür, katalog, afiş, billboard, indoor-outdoor, gazete-dergi ilanları, mailing, arayüz, davetiye, promosyon maddeleri gibi, gerilla marketing fikirleri ve tasarımları gibi aslında kısacası basılabilecek herşeyin tasarımını yapar diyebiliriz...

Art direktör ne kazanır ne yer ne içer
Art direktörler ne kadar para kazanır? Ne yer, ne içerler? Meslekleri günlük yaşama yansır mı?
Her Art Direktör aynı parayı alacak diye bir kaide yok, yanlız şunu söyleyebilirim hakkını alamaz. Art
Direktörlerin kazancı çok değişiyor yani 2000 YTL alan da var 15.000 YTL alan da... Tabii her işini iyi yapan da var kötü yapan da var... Yurt dışına baktığımızda çok iyi kazanıyor Art Direktörler ama Türkiye’de
hakkımızı alamıyoruz. Çünkü Türkiye tasarıma para vermeyi yeni keşfediyor.
Bir logoya bakıp “Aman, iki yuvarlak, bir de kare var,bunun neyine para ödenir.” diyor. Oysa o iki yuvarlak, bir
kare onun hayatı! Bunların anlaşılması zaman alacak farkındayım. Kurumsal çalışan firmalar da var tabii onları es geçmeyelim. Ne yer, ne içere gelince genelde tasarımı olan mekânları tercih ediyorum.Tabakta gelen yemeğin renk uyumu, koltukların, masaların nasıl durduğu beni çok ilgilendiriyor. En ufak bir
uyumsuzluk rahatsız etmeye başlıyor. Bu da işimizin birgereği; ister istemez bu şekilde yaşamaya başlıyorsunuz.

hspace=0

 

Bermuda şeytan üçgeni’nde zamana karşı yarış
Ana hatlarıyla art direktörlük ne üzerine kuruludur? Bu mesleği bir şekilde zamana karşı yarış, müşteri, müşteri temsilcisi ve matbaa şeytan üçgeni arasında bir fırtına olarak değerlendirebilir miyiz?

Art Direktörlük tamamiyle yaratıcılık üzerine kurulu bir meslek. Tabii ki ekip çalışmasında verimli olmak gerekiyor çünkü gelen brief’e göre reklâm yazarı ile birlikte çalışılıyor. Brief geldikten sonra ben genellikle genel bir araştırmaya yapıyor, ikinci aşamada üye olunan image sitelerinde konuyla ilgili olabilecek görseller araştırıyor ve üçünce aşamada reklam yazarı ile konsept oluşturmak için kafa kafaya verip yaratıcı çalışmaya başlıyorum. Tabii ki her işte olduğu gibi bizim de işimizde artılar gibi eksikler var. Örneğin biz sabah 9’da işte oluruz ama işten çıkış saatimiz hiç belli olmuyor. Ben “Biyer” reklâm ajansında çalıştığım dönemde yoğunluktan normal 19.30civarı işten çıktığım günler sayılıdır. Panasonic’in ‘E-cam’ kampanyasının hemen ardından Bateks adlı markanın iki kataloğunu yapmamız gerekiyordu ve fuara yetişmesi gerektiğinden dolayı zaman ile yarışmaktaydık. Onayla alındığında saat 21.30 civarıydı, işi provaya hazırlamamız son haline getirmemiz 24.00’ü bulmuştu ve provada gördüğümüz hatalar olsun, farklı sebeplerden olsun, o gün sabah 9’da gittiğim iş yerinden ertesi günü sabah 8.00’de çıkıp eve gidip birkaç saat sonra tekrar iş yerine dönmüştüm. Bizim işte sürekli zaman ile yarış halinde olunuyor, çünkü  gelen her iş acil; bir tarafta müşteri müşteri temsilcisini, o da sizi sıkıştırır, siz matbaayı ayarlarsınız ondan sonrada matbaa sizi sıkıştırır...

hspace=0

Bermuda şeytan üçgeni’nde zamana karşı yarış
Ana hatlarıyla art direktörlük ne üzerine kuruludur? Bu mesleği bir şekilde zamana karşı yarış, müşteri, müşteritemsilcisi ve matbaa şeytan üçgeni arasında bir fırtına olarak değerlendirebilir miyiz?

Art Direktörlük tamamiyle yaratıcılık üzerine kurulu bir meslek. Tabii ki ekip çalışmasında verimli olmak gerekiyor çünkü gelen brief’e göre reklâm yazarı ile birlikte çalışılıyor. Brief geldikten sonra ben genellikle genel bir araştırmaya yapıyor, ikinci aşamada üye olunan image sitelerinde konuyla ilgili olabilecek görseller araştırıyor ve üçünce aşamada reklam yazarı ile konsept oluşturmak için kafa kafaya verip yaratıcı çalışmaya başlıyorum. Tabii ki her işte olduğu gibi bizim de işimizde artılar gibi eksikler var. Örneğin biz sabah 9’da işte oluruz ama işten çıkış saatimiz hiç belli olmuyor. Ben “Biyer” reklâm ajansında çalıştığım dönemde yoğunluktan normal 19.30 civarı işten çıktığım günler sayılıdır. Panasonic’in ‘E-cam’ kampanyasının hemen ardından Bateks adlı markanın iki kataloğunu yapmamız gerekiyordu ve fuara yetişmesi gerektiğinden dolayı zaman ile yarışmaktaydık. Onaylar alındığında saat 21.30 civarıydı, işi provaya hazırlamamız son haline getirmemiz 24.00’ü bulmuştu ve provada gördüğümüz hatalar olsun, farklı sebeplerden olsun, o gün sabah 9’da gittiğim iş yerinden ertesi günü sabah 8.00’de çıkıp eve gidip birkaç saat sonra tekrar iş yerine dönmüştüm.
Bizim işte sürekli zaman ile yarış halinde olunuyor, çünkü gelen her iş acil; bir tarafta müşteri müşteri temsilcisini, o
da sizi sıkıştırır, siz matbaayı ayarlarsınız ondan sonrada matbaa sizi sıkıştırır...

 

February 2008

 


Röportaj