Photoshop Magazin
 


Yiğit Günel

01 January 2008 | Sayı: Jan 2008
 
1 2 3 4 5
 

Ankara'da dünyaya geldim. Üniversiteyi Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde okudum. Üçüncü sınıfta bölümden bir arkadaşımla beraber ilk fotoğraf sergimi Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarıyla yürüttüğümüz bir ortak çalışmanın sonunda açtım. Bitirme tezimi bir fotoğraf serisi şeklinde
hazırladım. Sosyal Belgeci tarzı takip etmeye çalştığım bu seriyle mezun oldum. Bitirme projem İzmir Fotoğraf Günleri'nde bir sergiye dönüştü. Sonrasında İstanbul'a geldim ve Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı'nda Master yaptım.

Geçtiğimiz aylarda da mezun oldum. Oradaki bitirme projem de bir görsel günlük çalışmasıydı. Ama bu sefer salt fotoğraflar yerine kitabın tasarımını da ben yaptım. 2002 yılında Graphis Matbaa'da Tasarım ve Geliştirme Şefi olarak işe başladım. İlk sürekli işim diyebilirim. Bu esnada Fotoğraf Vakfı ile Vakıf'da da aktif görev almam dolayısıyla bir çok iş yaptık. En son Vakfın kurumsal kimliğini tasarladım. Graphis'den sonra Cemil Ağacıkoğluyla tanıştım ve onun da ortağı olduğu 18 Reklam / Gen Design'da Art Direktörlük yapmaya başladım. Oradan da Republica'ya geçtim. Şu anda iki fotoğrafçıyla iki farklı uçta işler yapıyorum. Diğer yandan da freelance olarak tasarım yapıyorum.



hspace=0



İçi boş grafiklerden, hoş renklerden öte bir derdiniz de olmalı.

Çalışmaya başlamadan önceki süreçte bol bol düşünüyorum, okuyorum ve müzik dinliyorum. Görsel ifade bir sürü hissi kapsayan bir mecra olabiliyor çoğu zaman. Bu nedenle adımlarınıza dikkat etmeniz gerek. İçi boş grafiklerden, hoş renklerden öte bir derdiniz de olmalı. Bir duruş sergilemeli ve bunu sizden ayrılmaz halde kendinizle özdeşleştirmelisiniz. Ya da en azından benim böyle bir derdim var. Bu nedenle bir işe başlamadan önce kendime imgeler yaratmak için raflarımı hep karıştırırım. Okurum ve dinlerim ama bakmam. Bakmak hergün yaptığım birşey zaten özellikle
uğraştığım mecradan dolayı. Hatta bazen insanları ve yaşam akışını izlemekten kendimi alamadığım anlar olmuyor da değil.



hspace=0



hspace=0

hspace=0

Tek birşey var ki o neredeyse vazgeçilmezim; yalnızlığımı çok seviyorum.

Çalışma sürecinde dikkat ettiğim şeylere gelince; aslında bu biraz da ne yaptığıma bağlı. Bazı işlerde gerçekten yüksek ses ihtiyacı oluyor, bazen de çıt çıkmayan bir yerde monitörüme burnumu yapıştırıp saatlerce çalışıyorum. Ama tek birşey var ki o neredeyse vazgeçilmezim; yalnızlığımı çok seviyorum. Bazen bunu kalabalıkta yaratmak zor olabiliyor. Zaten bunu başaranlar gerçek ustalar. Bilgisayarın işlerimde son noktada olmasını seviyorum. Çoğu zaman iş kafamda bitmiş oluyor. Bilgisayarı sadece daktilo gibi kullanıyorum diyebiliriz. Ama tabii ki onu yadsımıyorum ve işimin kafamdakine yaklaştığını ekranda
görmek büyük bir keyif. Çoğu zaman fotoğraf çekiyorum. Makinemi not defteri gibi kullandığım zamanlar da oluyor.

hspace=0

hspace=0

Dijital fotoğraf, eğer iş’de gerçekten kalite ve derinlik arıyorsanız çok pahalı bir iş.

Fotoğraf çekiyorum (bunun dijital ya da kimyasal diye ayrılmasını çok doğru bulmamakla beraber). İki yöntemi de
kullanıyorum. Bir Sony Cybershot f828'im var. Ama dijital fotoğraf, eğer iş’de gerçekten kalite ve derinlik arıyorsanız çok pahalı bir iş. Tasarım işleri dışındaki projelerimi bir süredir kullanmadığım negatif’e büyük bir açlıkla geri dönerek yürüttüğümü saklayamam açıkcası.

Geçtiğimiz süreçte çalışan insana ve tiyatroya yöneldiğim bir dönem oldu. Sosyal belgeci tarzı kendime daha yakın bulmama rağmen zaman zaman kendimi grafik fotoğraflar çekerken deyakalıyorum. Geçtiğimiz süreçte çalışan insana ve tiyatroya yöneldiğim bir dönem oldu. Sonrasında Kırım Kilisesi'nde 6 ay kadar bir fotoğraf projesi yaptım. Son bitmiş işim ise Moskova Günlüğü ismiyle şu anda kitaplaşmış ve basılmayı bekleyen bir görsel günlük projesi.

Tabii ki her işimde en çok başvurduğum görsel işleme programlarının başında Photoshop geliyor. Aslında neredeyse tüm Adobe grubu böyle diyebilirim. Adobe'ye yaklaştıkça yani grubun diğer programlarını da kullanmaya
başlayınca aradaki iletişimin kolaylığı inanılmaz bir sanal özgürlük hissi yaratıyor. Photoshop’ta ben filtreleri çok ender kullanıyorum. Yapılmışı kullanmaktansa üretmeyi biraz daha tercih etmeli diye düşünüyorum. Tabii ki bu hepsi için geçerli değil.

hspace=0

Illustrator vektörel çizimler için neredeyse tek diyebilirim.

Piyasada çoğunlukla ve yaygınlıkla kullanılan software'lere taş çıkartır niteliklerini gözardı edemem. Her ne kadar yıllardır el alışkanlığımız diğer software’lara yönelik olsa da nokta hizzalama dışında hiçbir eksiği yok denebilir. After Effects’in de Illustrator’la uyumu; dev layerlarla büyük sahneleri hızlı bir şekilde kotarmak için en iyi yollardan birisi bence.

Basılı dergi olarak Archive, Novum, Trendsetter, Artist, Plato, İkidebir ve Geniş Açı... şimdilik masamdakiler bunlar. Sıklıkla internette dolaşıyorum, online olarak ise Newwebpick, Bak, Root, Vektorika süreli takip ettiğim dergiler.

hspace=0

 

January 2008

 


Sanatçılarımız