Photoshop Magazin
 


Bir Meslek; Düğün Fotoğrafçılığı

01 October 2007 | Sayı: Oct 2007
 
1 2 3 4 5
 

Bir Meslek; Düğün Fotoğrafçılığı


Fotoğrafçılık mesleğinin kendi içinde de bir çok farklı alanı var. Stüdyo, obje, manken, haber fotoğrafçılığı ilk akla gelenler arasında. Peki düğün fotoğrafçılığı kaçıncı sırada? Aslında çoğu bunu ayrı bir kategori olarak bile ele almaz. Ancak yurtdışında özellikle de Amerika'da bu işe oldukça önem veriliyor ve ciddiye alınıyor. Bunun sonu­cunda da başlı başına bir sektör olmuş düğün fotoğrafçılığı.


Bu ay, Amerika'da uzun süre profesyonel olarak düğün fotoğrafçılığıyla uğraşmış bir fotoğrafçıyı; Efe Babacan'ı konuk ediyoruz. İşte bir fotoğrafçının gözünden çeşitli kültürlerdeki düğün törenleri;


hspace=0


İzmir doğumlu Efe Babacan, Turizm Otelcilik okulunu bitirdikten sonra turist olup dünyayı gezdi. Bu geziler sırasında çektiği fotoğraflar beğenilince fotoğrafçı olmaya 'karar verdi.
Türkiye'de başta İlayda Sanat
Galerisi olmak üzere Berlin ve Paris'te
eserleri sergilendi. Üç sene Royal
Caribbean Cruise gemilerinde fotoğ-
raf müdür yardımcısı olarak çalışıp
Amerika'nm Las Vegas, Phoenix
İve New York şehirlerinde yaşadık-
ltan sonra İstanbul'a geri dönüş
 yaptı. _
 Efe Babacan [email protected]


 

Aşk Gemisinden Las Vegas'a

Fotoğrafçılık maceranız nasıl başladı?

Üç sene yolcu gemilerinde fotoğrafçı olarak çalışıp, Fotoğraf Müdürü pozisyonuna gelmiştim. Bu terfiyle birlikte artık binlerce gemi yolcusunun fotoğrafını çekmek yerine sadece gemide gerçeklesen çok önemli düğünleri veya kaptan ve masasında oturan misafirleri çekiyordum.
Güzel bir meslek ve güzel bir hayata sahipken arkadaşlarımın hep bir ayağın karada olmalı dediği gibi ben de evlendikten sonra gemilere veda ettim ve karaya yerleştim. En büyük amacım iyi bir fotoğrafçı olmaktı ama acaba bunun için doğru yerde miydim ? Las Vegasa'ta evlenmiş ve bu işin yapılabileceği en iyi yer olan Las Vegas'dan, eşimin dedesinin işine yardımcı olmak için, nüfusunun yüzde sekseninin Navaho Kızılderililerin oluşturduğu 10 bin kişinin yaşadığı Gallup adında bir kasabaya taşındık. Büyük ümitlerle gittiğim kasaba meydanında sadece 3 tane fotoğraf

hspace=0

 stüdyosu vardı. Buradaki stüdyolara çalışmak için başvurduğumda sahibi Zulu kabilesinden olan bir adam, bana bu aralar fazla düğün olmadığını ama önümüzdeki günlerde yapılacak Rodeo festivalinde yarışacak kovboyları çekebileceğimi söyledi. Ben iyi bir düğün fotoğrafçısı olma yolunda giderken atacağım ilk adım rodeo'dakı ineklerin ve boğaların fotoğrafını çekmek olmuştu.
Neyse orada yaşadığım altı ay boyunca zaman zaman rodeo organizasyonlarını, zaman zaman da düşük bütçeli Kızılderili düğünlerini çektim. Küçükken Kızılderili kovboy filmlerinde sempati duyduğum o Kızılderililerin bana verebileceği bir şey yoktu. Artık o kasabadan sıçramak ve atılım yapmak üzere Amerikalıların şaka olsun diye söylediği Snobbsdale (Snob, burnu havalı'ların memleketi) asıl ismiyle Scottsdale'e taşındık.Scottsdale estetikli memeleri, ince uzun bacaklı kadınları, son model arabaları, milyon dolarlık evleri, lüks alışveriş merkezleri ve sosyal ortamlarıyla Arizona eyaletinin Beverly Hills'iydi. Kendimi bir anda çok değişik bir dünyada bulmuştum. Şehirde yaklaşık 200 - 300 arası düğün fotoğrafçısı vardı. Kısa sürede bu fotoğrafçıların bazılarıyla kontak kurdum ve çalışmalara başladık. Bu fotoğrafçılar , genelde 1500, 4000 dolar arası düğün paketleri satarken, kimi zaman iki, kimi zaman üç, hatta bazen dört fotoğrafçı düğün fotoğrafı çekiyorduk. Bu fiyatlar California'da 15 bin dolarlara kadar yükseliyordu.
Kaçan gelin, kızgın papaz, huysuz golfçüler
Peki farklı kültürlerin düğün ortamları, törenleri I nasıldı?
İBen damadı ve arkadaşlarının hazırlığını çekerken, [ortağım Lilet gelin ve arkadaşlarının fotoğrafını çekiyordu. Erkekler her zaman rahat bir havadayken, kimileri tören öncesi içer, kimileri bilardo oynarken gelin ve etrafında müthiş bir stres olurdu. Saatler boyunca bitmek bilmeyen makyaj, saç, elbiseler, ayakkabılar, aksesuarlar derken tam bir curcuna yaşanırdı.

 

hspace=0

Bir keresinde Afgan pilotla evlenecek Amerikalı bir gelin çekimlerin ortasında hiç bir şey söylemeden kaçıp gitmişti. Bu kaçışın nedeni de tören yerinde tam zamanında olmak ve konukları bekletmeme isteğiydi. Durumdan utanan Afgan damat bana ve asistan fotoğrafçıya gecenin sonunda çok büyük bir bahşiş vermişti.
Başka ne tür zorluklar yaşıyordunuz ?
Stresli gelinlerden başka bir sorunda kiliselerdeki papazlardı. Bazıları tören sırasında bizim resim çekmemizden hoşlanmaz hatta buna izin vermezdi. Çoğu zaman flaşsız, uzaktan zoom lensle, gizli bir şekilde tören resimlerini çeksem de bir defasında yakalanmış ve çok kötü azar yemiştim. Golf klüplerindeki düğünlerde de kimi zaman golfçüler zorluk çıkarırdı. O güzel yeşilliklerde biz damat ve gelini ölümsüzleştirmek isterken, onlarda oyunlarının bölünmesini istemezdi.


Uzolu, tekilalı, haremlik selamlık ve 16 saatlik uzun düğünler

Sinirli papazlara, çekimi bırakıp kaçan geline, anlayışsız golfçü-lere rağmen bu işten her zaman müthiş zevk almıştım. Ortalama bir düğün 7-8 saat sürerken Hint, Vietnam gibi Uzak Doğu düğünleri çoğunlukla sabah 8'de başlayıp, gece yarısı biterdi.

Evet, 16 saatlik çekim yaptığımız yorucu düğünler olmuştu ama biz her zaman klasikleşmiş Amerikan düğünlerinden farklı şeyler görmenin beklentisi içindeydik.
Uzo içilen Yunan, Tekila içilen Meksika düğünlerinde son kısımlara doğru ayık bir kişi görmek zordu. Haremlik ve selamlık Filistin düğünlerinde kadınların utangaçlığı işimi zorlaştırmış olsa da bir kaç saat sonra, artık çok daha rahat poz vermeye başlamışlardı. O düğünün güzel yanı kıvrak Arap müzikleri ve bana ikram edilen lezzetli baklavaydı.

Dört dörtlük fotoğraf yoktur; varsa da Sebastian Salgado’dur.

Her ortam farklı. Ortama göre teknik anlamda aksaklıkları nasıl çözüyordunuz ?
Fotoğrafçılar genelde fotoğraf çekerken büyük bir yoğunlaşma içindedir çünkü her şey anı yakalamak üzerine kurulmuştur. Bazen an yakalanırken ışık yetersiz, bazen an ve ışık mükemmelken bu sefer kadrajda zorlanabilirsiniz. Anı yakaladınız, ışık, kadraj her şey mükemmel, bu seferde bu resimde gerçekten duygular var mı diye sorarsınız? Bence 4 4Tük resim yoktur; her zaman bir şeyler eksik olacak ve fotoğrafçı her zaman bu sanatsal

hspace=0hspace=0

 kaygıları yaşacaktır. Dünyanın en iyi fotoğrafçıları olan Magnum fotoğrafçıları, Sebastiao Salgado ve Ara Güler en favori fotoğrafçı-larımdır. Hazır 4'te 4'lük demişken, bunlar bırakın 4!te 4'ü, 4'te 5 bile çekerler.
Fotoğraf çekmekteki en büyük kaygı da aynı mizahçılarda olduğu gibi daha önce yapılmamış bir espriyi bulmaktır. Yeri gelince bir duvarın üstüne çıkar, yeri gelince bir duvar deliğinin arkasından veya arabanın penceresinden, sağdan soldan, yukarıdan aşağıdan çekip değişik açıları yakalamaya çalışırsınız. Bir gün, gene bir Amerikan düğününde, sıcak bir günde yere yatıp değişik bir açıdan fotoğraf çektim. Sonuç başarılıydı ama ben yere yatınca gelinin babası sıcaktan bayıldığımı düşünmüş ve bana su getirmişti. Hepimiz bu olaya çok gülmüştük.

Fotoğrafçının düğün ahalisiyle, damatla özellikle de gelinle diyalogu önemli sanırım...

Gelin ve damat o günün en önemli kişisidir. Özellikle de gelin. Gelin ve fotoğrafçının diyalogu çok önemlidir çünkü ben rejisörken gelin başrol oyuncusudur. Bu fotoğraf çekimlerini bazen film çekimi gibi düşünürüm. Mesela gelinin mutluluğunu kıskanan gelinin bazı arkadaşları kötü karakterler gibidir. Bu karakterler

dışında etrafta birçok figüran vardır. Bunların hepsini aynı anda gözlemlersiniz çünkü hiç beklemediğiniz bir anda size samimi bir gülüş, kadeh kaldırma, başka bir figüranla el şakalaşması gibi malzemeler verebilirler. Bir inşaatın malzemesi demir, çimento ise bu işteki malzemeler küçük bir detay, ağlayan bir kadın, iki kişinin birbirine sarılması, tango yapan bir çiftin hareketlerindeki kıvraklık gibi pek de elle tutulmayan şeylerdir.
Çeşitli düğün ortamlarında gördüğünüz ve aklınızda kalan belirgin farklılıklar nelerdi ?
Bence düğünler dünyanın her yerinde aynıdır. Tıpkı tüm kadınların aynı olduğu ama hepsinin de özel olduğu gibi. Amerikan düğünleri sanki 5 yıldızlı bir otelin animasyon takımının yarattığı atraksiyonlar, sanki Hisseli Harikalar Kumpanyası gibiyken, bizim düğünler biraz daha sadedir.

Düğün değil hisseli harikalar kumpanyası

Amerikan düğünlerinde ortasında gelin ve damadın oturduğu uzunca bir masa vardır. Bu masanın diğer üyeleri gelin ve damadın en yakın arkadaşları olup hepsi aynı tarz, aynı renk kıyafet

hspace=0hspace=0

giyer ve bu masa diğer tüm davetlileri görecek bir şekilde onlara dönüktür. Akşam yemeği başlamadan önce damat ve gelinin arkadaşları şampanya kadehi kaldırıp, çocukluk veya akademik hayatlarıyla ilgili anılar anlatıp, evlenen çiftlere mutluluklar dileyerek, konuşma yaparlar. Yemek bittikten sonra gelin ve damat ilk dans, daha sonra gelin ve babası, damat ve annesi dansları yapılır.
Bu danslar bitince tüm davetliler dans
eder ve gecenin DJ'i veya sunucusu 10
seneden fazla evli olanların dansa devam
edeceğini diğerlerinin dans pisti dışına
çıkmasını rica eder. Bu 15, 20, 30 ve 40
seneden fazla evli olanların elenmesine
kadar devam eder. Salonda en uzun
süreli evli çift seçilir ve onlar dans eder.
Okullarda örnek öğrenci seçilmesi gibi
bir şey herhalde. Bakın yani 48 sene evli kalmışsınız ve bunun
ödülü salondaki herkes size imrenerek bakıyor.

Daha sonra para dansı başlar, damadın önünde bayanlar, gelinin önünde baylar sıra yapar ve aşağı yukarı yarım dakika dans edip, damada bayanlar, geline de baylar para verir. Bu para genelde 1 dolar gibi sembolik bir şeyken, bazen 5,10 veya 20 dolar verenlerde olur. Tüm davetliler gelin ve damatla dans etme şerefine erdikten sonra en heyecanlı kısma gelinir. Davetteki tüm bekâr bayanlar çağırılır ve gelin arkasını dönerek onlara çiçeğini atar, kimi düğünlerde kıyasıya, saç saça baş başa mücadele olurken, kimi düğünlerde bu eğlence sakin geçer. Bu tip atraksiyonlar artik bizim düğünlerde de yapılmaya başlandı. Bence, artık gelinin damadın ayağının üstüne basması dışında da renk getirecek şeyler yapılmalı. Gene bir Amerikan düğününde aşırı alkol alan damat ve arkadaşları piramit yapmaya çalışmış ve herkese çok eğlenceli dakikalar yaşatmışlardı. Sanki 19 Mayıs gösterileri...

Nikâh şahidim foklar, nikâh memurum Elvis Presley.

Yani her düğün ayrı bi hikaye...
Her düğün ayrı bir hikâye, her düğün ayrı bir mutluluktu. Alaska'da helikoptere binerek sadece helikopter pilotu, damat gelin ve nikâh memurundan oluşan buzulun üstünde çektiğim bu çok soğuk ama çok orijinal, davetlilerin sadece foklardan oluştuğu buzullar üstündeki düğünden, Las Vegas'da nikâhı kıyan Elvis Presley kostümlü nikâh memurunun kıydığı düğüne kadar birçok düğünde fotoğraf makinesinin arkasında bulundum.

Gördüğüm tüm düğünler çok duygusal ve anlamlıydı. Zaman zaman fotoğraf çekmekte zorlandığım anlar oldu.Fotoğraf çekmeyi bırakıp, ağlaya-mazsınız veya halay çeken gruba dâhil olup dans edemezsiniz çünkü göreviniz bu anları yakalayıp, deklanşöre basmaktır. İyi bir düğün fotoğrafçısı çok duygusal olan ama duygularını kontrol edebilen fotoğrafçıdır.

Peki bir düğün fotoğrafçısı nasıl olmalı, ne tür özellikler taşımalı, nelere hazırlıklı olmalıdır ?

İyi bir düğün fotoğrafçısı en az damat kadar şık ve prezentable olmalı, davetlilerle iyi iletişim kurmalı, gerekirse saatlerce yemek yemeden su içmeden gelin ve damadın peşinden ayrılmayarak onların gölgesi olmalı, yeri gelince oteldeki temizlikçilerden birini ikna edip, otelin 12. katındaki bir odaya çıkıp tören alanını yukardan çekmeli, çekilen karelerin arkasındaki backgroundları iyi kullanmalı, güneşin batışını, ışığın nasıl düştüğünü veya düşeceğini hesaplarken, fotoğrafı çekilen kişi veya kişilerin hangi psikolojide olduğunu bilmelidir.

İyi bir fotoğrafçı olup olmadığınız grup çekimlerine de bağlıdır. 45 kişilik bir grubun fotoğrafını çekerken, eğer 45 kişide kamera-
 

hspace=0hspace=0

ya bakıyorsa, bu 45 kişiden 45'ininde yüzünü net bir şekilde göre-biliyorsanız, iri kişileri arka plana atmış, kısa boyluları öne çıkartmış ama bunu yaparken kimseyi kırmadan yapmış, bu grupta gözlük takanların hepsinin gözlüğünün parlayıp parlamadığını kontrol etmiş, elinde gereksiz aksesuar olan kişilerin aksesuarlarını almış ve saklamış, esprilerinizi arka arkaya patlatarak, insanların rahatlamasını sağlayarak bu işi üç dakika gibi bir sürede yapmışsanız o zaman doğru yoldasınız demektir.

Renkli insanlarımız ve renkli düğünlerimiz
Peki bizim düğünlerimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyanın dört bir tarafında düğün çekmiş biri olarak Türk düğünlerinin her zaman çok daha özel olduğuna inanırım. Türk düğünlerinde eğer davette iki yüz kişi varsa, yüz elli kişisinin halay çektiği anlar yaşanır. Halaya katılmayan elli kişide ya yaşlılardır ya da küçük çocuklardır. Altı hanımın aynı anda tuvalete gidip davetteki kişiler hakkında fikir alışverişi yaptığı yegâne düğünler Türk düğünleridir. Bizim düğünlerimizde belki bir Amerikan düğünü kadar toplu halde yapılan atraksiyon yoktur ama düğündeki her karakter, zaten aslan sütüyle alınmış bir enerjiyle tek başına bir şovdur. Yani renkli insanlarımızla, en renkli düğünler Türk düğünleridir.

Türkiye'ye dönüş yaptınız. Aynı mesleği burada da devam ettirecek misiniz ? Çünkü burada da düğünlerin olmazsa olmazı düğün fotoğraflarıdır. Ve siz bu alanda tecrübelerinizle sektöre bir fark, bir yenilik getirebilirsiniz.

12 sene boyunca yurtdışındaydım ama Türkiye'yle bağlarımı hiç koparmadım. Yurtdışında edindiğim tecrübelerimi Türkiye'de kullanmak üzere temelli geri döndüm. Tanıdık tanımadık herkes neden geri döndün dediğinde cevabım; Rakı, balık ve peyaz peynir oldu. Bence Türkiye kadar güzel bir ülke yok dünyanın

hiç bir yerinde. Ayrıca fotoğraf sektöründe doldurulması gereken boşluklar var. Benim gözlemlerime göre düğün, organizasyon fotoğrafçısı olarak çok iyi bir kaç isim var ama talebi karşılayacak bir kadro yok.
Konferans, kurumsal davet fotoğrafçılığında sistem oturmamış. Moda fotoğrafçısı olarak sadece bir kaç sayılı isim yeni fotoğrafçılar yetiştirmek yerine pazarı tekeli altına almış durumda. Profesyonel fotoğrafçıları bir köşeye bırakıp, sokaktaki insana bakarsak, fotoğrafa büyük bir düşkünlük var. Keşke daha fazla fotoğraf sergileri açılsa, Türk insanının fotoğrafa ilgisi daha fazla sanatsal platformlara taşınsa... Kişisel görüşüm, yaklaşık 40 ülke gezmiş biri olarak fotoğraf çekmek için en fazla malzeme Meksika, Amerika, Balkan ülkeleri ve Türkiye'de var.

Fotoğraflarınızda Photoshop'tan da faydalanıyor musunuz ?

Photoshop kullanıyorum. Postproduction işlemlerini zaman zaman kendim veya asistanım yapıyor. Nikon D200'ün öyle müthiş özellikleri var ki bazen bir resmi siyah beyaz çekerek veya renk ayarlarını ve filtreleri değiştirerek Photoshop kullanmaksızın elde ettiğim güzel sonuçlar oluyor. Bence fotoğraf bir kadınsa, Photoshop onun makyajıdır. Çoğu zaman kadın makyajla daha da güzeldir. Bu tabi nasıl makyaj yaptığınıza da bağlıdır.

Son olarak Photoshop Magazin okurlarına mesajınız var mı ?

Photoshop Magazin okurlarına çok felsefi mesajlarım olacak :) Başta Photoshop Magazin dergisi olarak tüm fotoğraf dergilerini takip edip, yenilikleri izlemeye devam etsinler. Kötü fotoğrafçı veya grafiker yoktur; sadece keşfedilmemiş fotoğrafçı veya gra-fiker vardır sözünden ayrılmayıp, kendilerini geliştirmeye çalışsınlar. İyinin her zaman daha iyisi vardır ve yeterli hiç bir zaman yeterli değildir. Herkese iyi çalışmalar ve iyi eğlenceler.

Röportaj: Murat Akçiçek

Fotoğraflar: Efe Babacan

 Hazırlayan: Yasin Dama

[email protected]

 

October 2007

 


Sektörel Photoshop