Photoshop Magazin
 


Karate Kamil, Amerika'da Görüldü

01 September 2007 | Sayı: Sep 2007
 
1 2 3 4 5
 


            Karate Kamil, Amerika'da Görüldü



hspace=0


Cemre Özkurt 1978 yılında İstanbul'da doğdu. Üniversitenin son yılına kadar İstanbul'da yaşadı. Çizim yapmaya küçük yaşlarda başladı. 7-8 yaşında Hürriyet gazetesinin Çarşaf karikatür okuluna hafta sonları gitti. Aynı yıllarda Commodo Amiga ile tanıştı. Ağabeysinin de bilgisayar programcısı olması ve onun yardımları ile Deluxepaint programı ile bilgisayar oyunları yapmaya başladı.


Karikatürleriyle birçok ödül aldı ve birkaç karikatür dergisinde çalıştı. 1996'da Mimar Sinan Üniversitesi Grafik bölümüne girdi. Orada okurken en başta Artnet olmak üzere birkaç farklı animasyon firması ile çalıştı, TV reklamları ve dizi filmlerde 3d karakter tasarımları ve animasyonlar yaptı.2001'de New York'ta yaşayan ağabeysinin yanına gitti ve FDG film stüdyosunda çalışmaya başladı.


hspace=0


Sonra Los Angeles'a göç edip Check six ve 3dme stüdyolarında çalıştı. 4 sene Blur studio'da karakter tasarımcısı ve animatör olarak çalıştı. Şu anda da daha önce bahsettiğimiz 7-8 yaşlarında kullanmaya başladığı, Deluxepaint programının yaratıcısı Electronic Arts'da Sims 3 oyunum da,Tecrübeli akter tasarımcısı olarak çalışıyor.

Orası bayağı büyük bir ülke ve yetenekli insan sayısı da çok.Böyle bir ortamda fark edilmeniz nasıl oldu ?

Yapılanları incelemek,teknolojiyi;yeni ve eski sanatı takip etmek ,bu işi iyi yapan insanların çalışmalrını incelemek bir şekilde aynı tarzda işler çıkarmanızı sağlıyor.Aynı fikirlerde olan insanlar birbirlerini buluyorlar.Köşeye kapanıp kimseyle konuşmadan çalışmaktansa çevrediki herşeyle etkileşimde olmak çok önemli.O zaman insanlarla aynı dili konuşaniliyorsunuz.

Bu da ortak yapılan işlerde iyi bir takım elemanı olmanızı sağlıyor. Böyle olunca da fark ediliyorsunuz. Buna fark edilmektense, kendinizi zorla insanların gözünün içine sokabiliyorsunuz da diyebilirim. Yani fark edilmeyi beklenmektense, kendinizi fark ettirmeniz gerek.Yaptığınız işlerden anlayanları bulmanız gerek.Çarkın   içerisine bir şekilde girmek şart, kötü bir işte ya da iyi bir işte ama bir şekilde mutlaka sektöre girmek gerek ki fark edilin.

Orada sinema sektörüne yoğun şekilde çalışıyorsunuz.Önümüzdeki zaman diliminde size ait hangi işleri - projeleri görebileceğiz ?

Sinema sektöründe Blur studio'da iken çalışıyordum.Son zamanlarda vizyonda olan Zodiac'da çalıştım ama şu an Electornic Arts'da oyun işindeyim.Uzun bir sürede oyun işinde olacakmışım gibi gözüküyor.Bu seçimi yapmakta bayağı zorlandım. Uzun sure düşündüm, hatta Electronic Arts bir sene önce de teklif yapmıştı.Blur Studio'nun şartlarının çok daha üstünde bir teklifti ama film sektöründe kalmayı tercih etmiştim.

Sonra zamanla yeni teknolojiler beni oyuna geçmeye ikna etti.Şu an doğru seçimi yaptığımı düşünüyorum, çünkü Blur'da aynı şeyleri tekrarlamaya başlamıştım.E.A.'da şuan da çok şey öğreniyorum. Ben bir yerde senelerce kalıp oranın kaşarlanmış elemanı olmaktansa yeni şeyler öğrenmeyi daha doğru buluyorum.

Türk insanı 90'lann ikinci yarısında Karate Kamille tanıştı. Bu, Cemre Özkurt isminin geniş kitlelerce ilk kez duyulduğu zamandı. Karate Kamil uzak doğu felsefesine ve dövüş sanatlarına kendini adamış bir Türk evladı'dır. Recep usta'ya yaptırdığı Ninja kılıcı dövüşün ortasında kırılsa da küfreden ama soğukkanlılığını yitirmeyen, ayağındaki hamam takunyalarına rağmen kelebek gibi uçan, arı gibi sokan bir yiğit'dir.

Bu macera şimdilik 4 bölümle sınırlı kaldı. Ancak Cemre öyle mi ? Hayır. O sınırları aşıp animasyon kariyerine Amerika'da devam etme kararı aldı. Bugün özellikle oyun sektöründe yerini sağlamlaş-tırmaya devam eden sanatçıyla, Ali Kaya vasıtasıyla güzel bir röportaj yaptık. Röportajın bir kısmını da Ali Kaya'nm Flash bölümünde bulabilirsiniz.

Bu teklif olayı nasıl oluyor? Size mail atıp Şu şartlar ve şu kadar para öneriyoruz, ne dersiniz ? şeklinde mi yoksa telefonda ya da davet edip yüz yüze mi konuşuyorlar ?

Önce telefonda ya da e-mail ile açık olan pozisyonu söyleyip ilgilenip ilgilenmediğimi soruyorlar. Telefonda bu pozisyon için ne kadar bütçe ayrıldığı da söyleniyor. Daha sonra iki taraf içinde her şey yolunda ise yüz yüze görüşme oluyor. E.A.'n yüz yüze görüşmesi sabah 9'dan akşam 6'ya sürmüştü. 9-10 ayrı kişi ile görüşmüştüm ama Blur Studio ile olan görüşmem 15 dakika sürmüştü. Şirketin çalışma şekline göre değişiyor diyebilirim.

Animasyona yönelmeniz nasıl oldu; birilerinin katkısı, etkisi var mıydı ?

Çok insanın katkısı oldu, en başta müthiş ileri görüşlü ve sanata ilgili olan ailem; Annem babam ve ağabeylerim. Daha sonra ağabeyimin Artnet animasyon Studio'sunda çalışmasıyla birlikte tanıştığım Ali Murat Erkorkmaz, Mehmet Naci Dedeal,Aydan Çelik. Bu insanların animasyona yönelmemde çok katkıları oldu. Animasyondan öncede beni karikatüre sevdiren kişi de Raşit Yakalı'dır. Çok küçük yaştayken bana karikatürü öğretti. Küçük bir çocuk için en önemli şey ailesinin ve çevresinin desteği. Şimdide editör ve yazar olan eşimin çalışmalarımda çok katkısı oluyor.

hspace=0

Türk insanı sizi Karate Kamil serisi ile tanıdı. Serinin sanırım 4 bölümü var. Bunların devamını düşünüyor musunuz ?

Sürekli düşünüyorum ama bir türlü yapamıyorum. Electronic Arts'da 8-9 saatlik çalışmadan sonra vaktim hiç kalmıyor ama ilk fırsatta yeni bir Karate Kamil dizisi yapmak istiyorum. Karate Kamil'i yapmak benim için çok eğlenceli bir iş.

İş dışı zamanlarda yaşamınız nasıl geçiyor ? Ne tür dergi, kitap okur, neler izlersiniz ? Dinlenme zamanlarınızda ritüel haline getirdiğiniz alışkanlıklarınız var mı ?

E.A. yüzünden değil ama Fifa Soccer çok oynuyorum. E.A.'da öğle aralarında futbol oynuyorum,hafta sonları Türk uydusu ile maçları izliyorum. Eşim ile beraber eski yeni çok film izliyoruz. Müzik dinliyorum, gitar çalmaya çalışıyorum. Motosikleti, radyo kontrol araçlarını, fotoğraf çekmeyi seviyorum. Bir dönem çok çizgi roman okurdum ama artık biraz daha aktif eğlenceler arıyorum kendime, çünkü bütün gün bilgisayar başında oturduğumdan oturarak yapılan eğlenceleri azaltmaya çalışıyorum.

hspace=0

Türkiye dışarıdan nasıl görünüyor ? Malum, son birkaç yıldır hemen her konuda büyük değişimler yaşanıyor burada ?

Yüzde 51'i yanlış yolda ama yüzde 49'undan çok umutluyum. Güzel şeyler yapılıyor. Çok daha güzelleri yapılacak bence. Türk dizileri mesela her ne kadar çoğunun kalitesi Brezilya dizilerinden farksızda olsa zamanla bir sektör oluşuyor. İyiler kötülerden ayrılıyor. Bu sektörün gelişmesi animasyon sektörüne de faydalı olacaktır.

Türkiye'de görsel iletişim sanatlarına yönelimde de müthiş bir artış var. Tecrübeli biri olarak bu konuda kariyer edinmek isteyen insanlara neleri öneririsiniz ve de neleri önermezsiniz?

İnterneti öneririm. İnternet şu an görsel iletişim sanatlarının kullanabileceği en müthiş kaynak. Gençler sanat forumlarına girsinler. Çalışmalarını herkese göstersinler. İngilizceyi ilerletip sanatçılarla sohbet etsinler ve bu konudaki teknolojiyi takip etsinler. Ama tabi ki boş işlerle değil, sağlam işlerle girsinler forumlara. Özellikle dijital sanatların kalbi forumlarda atıyor. Şu anda Koreli sanatçılar dijital sanatlarda müthiş işler çıkarıyorlar, Türk sanatçıları da yapabilir bunu.

Türkiye'deki firma / kişilerle iş yapıyor musunuz ? İlerisi için planlarınızda Türkiye'nin yeri nedir ?

Şu an da Keloğlan'ın 3d filmini yapan bir firma ile uzaktan çalışıyorum. Model yapmıyorum ama yapılan modeller hakkında tavsiyelerde bulunuyorum. Keloğlan'ı hiç sevmem; Sinbad bozması bir şey ama bir şekilde sürekli bana Keloğlan işleri geliyor.İki Keloğlanlı ambalaj tasarladım. Bir de çizgi roman çizdim, şimdi de filmi geldi, tesadüf... İleride Türkiye'de ya da Türkiye ile kesinlikle bir şeyler yapacağım. Çünkü kendi kültürümden konular bana daha ilginç geliyor. Hayalim bir film ya da oyun yapan bir stüdyo oluşturmak. Kendi istediğim ve beğendiğim tarzda işler yapmak. Biraz daha tecrübe edindikten sonra böyle bir şeyi mutlaka deneyeceğim.

Bir proje öncesi fikir alışverişinde bulunduğunuz, beyin fırtınası yaptığınız özel bir arkadaş grubunuz var mı ?

Projeler şu anda sürekli işle ilgili olduğundan, çalışma ortamındaki arkadaşlarla sürekli beyin fırtınası halindeyiz. Orada demokratik bir ortam olduğundan herkesin fikrine saygı duymak gerekiyor. Ama kendi projelerimde biraz yalnızım, yalnız düşünmeyi de seviyorum. Fikirlerim olgunlaşınca ailem ile ve birkaç arkadaşımla paylaşıyorum. Ama genelde onay alırsam söylediklerini dinliyorum, fikirlerimi beğenmezlerse pek dedikleri ile ilgilenmiyorum. Kendi fikirlerimde demokratik değilim, ne istersem onu yapıyorum. Sanırım bütün sanatçılarda böyle bir şey var. Doğrumu yapıyorum bilmiyorum, belki de kendi fikirlerime gereğinden çok güveniyorum.

hspace=0

hspace=0

Özellikle filmlerde çalışan olağanüstü enerji harcayan, efekt sanatçılarına yazık oluyor. Onlar işlerini heyecanla yapıyorlar ama filmleri yapan beyin takım bence yeteri kadar heyecan duymuyor.  

Çalışma tarzınızdan biraz bahseder misiniz ? Önce kağıt üzerinde eskiz tarzında mı yoksa doğrudan bilgisayar ortamında örneğin tabletle mi çalışıyorsunuz ?

Çoğunlukla kağıt üzerinde hızlı taslaklar hazırlayıp içlerinden en beğendiğimi daha detaylı çiziyorum. Üniversitedeyken hocalarımın nefret ettiği 05 otomatik kalem ile çizmeyi hala çok seviyorum.Çizdiklerimi daha sonra 3d program ile modelliyorum ama bazen Photoshop'da Wacom ile de taslak çizdiğim oluyor. Bence herkes çizim konusunda istediğini kullanabilir, belli bir aleti özellikle tavsiye etmiyorum..Mavi tükenmez kalem ya da kömür ile müthiş çizimler yapan çizerlere de rastladım. Ne ile çizdiğinin çok önemi yok bence; çizmek önemli.

Kullandığınız programlar nelerdir ?

Kendi çalışmalarımda yaptığım işe göre Photoshop, Flash, 3dsmax, Fusion, Premiere kullanıyorum. Electronic Arts'da Maya ve Electronic Arts'ın kendi yaptığı programları kullanıyoruz.

Mesleğinizle ilgili başarılı bulduğunuz, tarzını beğendiğiniz zirve isimler kimlerdir ?

Sürekli yeni çizerleri takip ediyorum, biri diğerinden daha iyi oluyor. Belirli bir çizere takıntılı değilim ama herkes gibi bende Brom Gerald ya da Joe Sorren tarzı çizerleri beğeniyorum. Rönesans ressamlarını da çok seviyorum. Ama hiç bir Rönesans resmini alıpta evimin duvarına asmayı istemem.

Son yıllarda Holywood, çizgiroman kaynağını keşfedip iyiden iyiye bu alana yöneldi. Teknolojinin gelişimiyle bu tür filmlerin kalite ve yetkinliği de arttı. Yani 80'lerde çevrilen Spiderman'le 2002'deki arasındaki fark çok açık. Aynı ilgi artışı animasyona da var. Sektörün içinden bir sanatçı olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Çizgi romanların filme dönüşmesi fikri bence çok güzel ama efektler ve görüntü kalitesi ile bu iş bitmiyor. Berbat diyaloglarla ve yeteneksiz, hımbıl yönetmenlerin elinde bence birçok çizgi roman filmini berbat ediyorlar. Özellikle filmlerde çalışan olağanüstü enerji harcayan, efekt sanatçılarına yazık oluyor. Onlar işlerini heyecanla yapıyorlar ama filmleri yapan beyin takım bence yeteri kadar heyecan duymuyor. Aslında bu aralar bilgisayar oyunlarının filmleri çıkmaya başladı ki o çok güzel bir gelişme.hspace=0

George Lucas ve ekibi bu konuda nadir iyi örneklerden biri sanırım...
Kesinlikle doğru ama bence şu ana kadar gördüğüm en müthiş dijital karakterler Pirates of the Caribbean'daydı. Ahtapot korsan mükemmel.
Sincity, 300 gibi çizgi roman kökenli ve çizgi romanın havasını bire bir yansıtan filmler çok beğeni topladı. Bunda çizgi roman estetiğini teknik açından birebir sinemaya yansıtabilme başarısının yeri büyük. Çizerler, sinema dünyasında daha saygın bir yer edinmeye başladı diyebilir miyiz ?

Fantastic 4 ve Punisher'ın çizeri için sanırım aynı şeyi söyleyemeyiz. Filmlerinden sonra belki biraz saygınlıklarını kaybetmiş olabilirler. Dediğim gibi filmin iyi olması gerekiyor. Kötü film güzel çizgi romanın etkisini azaltıyor.

Peki sizin en çok beğendiğiniz çizgi roman uyarlaması film hangisiydi ?

Sin City, Constantine ve V for Vendetta diyebilirim. Bir de eski Jim Hanson'ın Ninja Turtles'ı çok güzeldi. Çizgi romana hem görüntü hem de hikaye olarak sadık kalıpta iyi denilebilecek durumda olan çizgi roman uyarlaması filmler bunlar bence.

Tarantino, Rodriguez, teknolojik atraksiyonlarla eskitilmiş ve grindhouse tarzında çektikleri filmle yine gündemdeler. Bu tarz yeniden moda olabilir mi sizce ?

Grindhouse'u daha izlemedim. Ama Tarantino ne yaparsa moda olur diye düşünüyorum. Ben Tarantino'nun yaptığı her filmi çok seviyorum, müthiş bir yönetmen.

hspace=0

Son olarak Photoshop Magazin okurlarına mesajınız var mı ?

Sevgili Photoshop Magazin okuru, Photoshop Magazin'i alıp, benim röportajımı buraya kadar okuduğunuz için sizi kutluyorum. Bu yaptığınızı herkes yapmıyor. Ben olsam böyle bir röportajı sıkılıp yarısında bırakırdım; tebrikler. Teknolojiye, sanata ve yeniliklere olan ilginiz hiçbir zaman azalmasın. Saygılar, sevgiler.

 

September 2007

 


Röportaj