Photoshop Magazin
 


Harikalar Diyarı

01 September 2007 | Sayı: Sep 2007
 
1 2 3 4 5
 


                         Harikalar Diyarı...


Geçtiğimiz Temmuz ayında çevreci, gezgin, sanat tarihçisi, fotoğrafçı, gazeteci ve sanatçılardan oluşan geniş tabanlı bir jüri heyeti Türkiye'nin 10 harikasını seçti.


Harikalar diyarında yaşam sıcakları, kuraklığı, seçimler, polemikleriyle sürüp gidiyor. Bir de bunlardan fırsat bulup gündem yaratan ve internet üzerinden oylarla belirlenen dünyanın 7 harikasının çekişmesine sahne oldu. Ayasofya ile aday olan ülkemiz ne yazık ki sıralamaya giremedi. Ama şimdi bir ümit daha çıktı, dünyanın 7 doğal harikasının seçimi. Tüm kulisler bunun için yapılıyor. Bu kez Kapadokya ile adayız. Belki yeni seçilen 7 harika listesine giremedik ama ülkemiz cidden değerli birçok doğal ve kültürel eserlerle dolu, gerçi pek sahip çıkamasak da, tanıtımını yapamasak da, bu değerler belki de göz göre göre satılıp gider elimizden avucumuzdan İşte uzman jürinin büyük çalışmalar sonucu seçtiği Türkiye'nin 10 harikası...


Kapadokya / Nevşehir; Bir çok yabancı uzmanın gözüyle Kapadokya bu dünyaya ait değil. Adeta usta bir heykeltıraşın elinden çıkma bir fantastik dünya. Aynı zamanda Persçe'de ise güzel atlar ülkesi anlamına geliyor. Bir başka uzman görüşü ise gizemli bir gezegen diye söz ediyor. İlk Hıristiyanların sığınağı olan yörede işlenmesi çok kolay olan kayaların içine kazılan mağara kiliselerinde birçok freske rastlamak mümkün.


Hasankeyf / Batman; Bölgenin bilim ve kültür merkezi olan Batman-Hasankeyf barındırdığı zengin tarihsel yapılarla1981'de sit alanı ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır.


Ayasofya / İstanbul; Dünyanın 8. harikası olduğu söylenen 532 yılında inşa edilen Bizans İmparatorluğu'nun İstanbul'daki şaheser eseri. Ayasofya'yı 16.yüzyılda Mimar Sinan ve 19.yüzyılda Fossati kardeşler restore etti. Bu tarihi süreçte 916 yıl baş kilise, 477 yıl cami olan eser Atatürk'ün emri ile müze yapıldı.


Nemrut Dağı / Adıyaman; UNESCO'nun dünya kültür mirası olarak ilan ettiği Nemrut dağı Helenistik Çağ'ın günümüze ulaşan en değerli anıtlarındandır. Dev heykelleri ile ülkemizin en önemli milli parklarından biri.


Ulu Cami / Sivas; 1985'te UNESCO'nun Dünya mimari mirasına dahil ettiği Ulu Cami 1228'de Mengücekoğulları hükümdarı Süleyman Şah'ın anısına Ahmet Şah tarafından yaptırıldı. Baş mimarı Ahlatlı Hürremşah. Uzmanların bir heykelden farksız, müzeye kaldırılması gerekir ama sığmaz dediği bu şaheser Topkapı Sarayındaki Mukaddes Emanetler gibi saklanmalı.


Pokut Yaylası / Rize; Doğu Karadeniz'in en güzel yaylası ve bozulmamış olanıdır. Bitki örtüsü çok çeşitlik gösteren bölgede doğal yürüme yolu, tipik yayla evleri ana evi halini halen korumaktadır.


Mimar Sinan Evi / Kayseri; Mimar Sinan 1489'da Kayseri'nin Melik Gazi ilçesine bağlı Ağırnas beldesinde doğdu. Ev Ağırnas Belediyesi ve Çekül Vakfı'nın ortaklaşa çalışması ile restore edildi ve Nisan 2007'de halka açıldı. İki katlı evin altında yedi kat aşağı inen bir yeraltı şehri bulunmakta. Evin orta katı 1939'da, üst katı ise 1951'de tamamlanmıştır. Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı döneminin izleri bulunmakta.


Aspendos Antik Tiyatro / Antalya;M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan bir Antik Çağ kenti. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olmasından her çağda ele geçirilmek istenmiş. Kentteki açık hava tiyatrosu Roma İmparatoru Marcus Aurelius zamanında 2. yüzyılda Mimar Zeno tarafından yapılmış. Yirmi bin kişilik tiyatronun mimari özelliğiyle sağladığı akustik ise hâlâ sırrını korumakta.


Boğazlar - Çanakkale / İstanbul; Stratejik ve coğrafi olarak cezbedici olmalarının yanında arka arkaya olmaları dünyada tek örnek. Asya ile Avrupa kıtası boğazlarda birleşir, iki iç deniz Akdeniz ve Karadeniz boğazlarla birbirine bağlanır. Tarih boyunca Afrika ve Asya'dan gelenlerin Avrupa'ya geçme yoludur. İstanbul boğazı 30 km olup en derin noktası 120 m'dir. Çanakkale Boğazı ise Birinci Dünya Savaşı'nda büyük savaşın mekanı olarak anılır. Uzunluğu 65 km olan boğazın en derin noktası 167 m'dir.


Süleymaniye Camii / İstanbul; Kanuni Sultan Süleyman'nın Mimar Sinan'a ısmarladığı (1550-1557) yılları arasında yedi yılda tamamladığı şaheser. Dört minaresi ve bir kubbesi olan caminin avluyu çevreleyen kısmında okullar, kütüphane, hamam aşevi, kervansaray, hastane ve dükkanlar yapılmış. Caminin dış güzelliğini en iyi görmek için Halic'in Galata kısmından bakmak gerek. Arka avluda ise Sultan Süleyman ve Hürrem sultan türbeleri diğer bir uçta ise Mimar Sinan'ın mezarı bulunur.


Tüm bu harikaları bağrında yaşatan ülkemizi yabancılaştırmayalım. Bu doğal ve kültürel zenginliklerimiz gelecek neslin en önemli tarih mirasları olacaktır. Onun için de bir kat daha duyarlı olmalıyız. Elimizdeki değerlerin kıymetini bizler bilemezsek yukarıda dediğim gibi ne elimizde ne de avucumuzda kalır bu harikalar.PM

 

September 2007

 


Periskop Bakışı