Photoshop Magazin
 


Ahırda Okuduk,Cezaevinde Kutladık

01 September 2007 | Sayı: Sep 2007
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0Ahırda Okuduk, Cezaevinde Kutladık!



1959 İstanbul doğumluyum.1980 yılında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Bölümü'nden mezun oldum. O yıllarda özellikle grafik dalında mezunları kapışılan bir kurum olan Tatbiki, günümüzdeki Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin annesi olur. Bu durumda babası da 80 sonrası kurulan YÖK oluyor herhalde.



Neyse...Sevgili okulumuz,Akaretler'de,bir zamanlar Dolmabahçe Sarayı'nın ahırı olan, bugün konservatuarın bulunduğu yapıdaydı. Bahçeye sonradan yapılmış binaların birinden ötekine gitmek için, ahırdan kalma taş kemerlerin altından geçerdik. İnanın, estetiği kavrama ve sanat esini alma açısından,betonların arasında sıkışıp kalan günümüz öğrencilerinden daha şanslıydık. Beyinlerimiz de beton cenderesinde olmadığından, yurdumuzun ve içinde yaşayan insanların geleceğiyle ilgilenebiliyorduk.



Bu yıl, ahırda okumuş biz eski mezunları, Toptaşı Cezaevi'ne çağırdılar!Korkulacak bir şey yokmuş,artık o binayı okulumuz kullanacakmış. Hayır,kural tanımaz öğrenciler için değil,sergileme mekanı olarak... Muhteşem avluyu hayranlıkla izleyip bademli pilavımızı kaşıklayarak 50. yılımızı kutladık. Ne münasebet! Ben sadece 27.yılımı kutladım efendim!
Tenis Topu Modeli: Biraz Reklam, Biraz Yayın...Sonunda Çizim
Yıllarca reklam ajanslarında önceleri grafik tasarımcı,sonra sanat yönetmeni olarak çalıştım.Ne zaman bir ajans yönetimi iki yaratıcı arasında horoz dövüştürüp rekabet yaratmaya çalıştıysa, oradan usulca çekilip dergi gruplarında şansımı denedim. Reklamcılığın zaten rekabet demek olduğunu biz 80 öncesi kuşağın kafasına çakmaları biraz zaman aldı anlayacağınız.
Benim için dergicilik, önceleri yeni bir yaratıcılık alanıydı ama zaman geçtikçe sayfalarda yapılacak yaratıcılığın bir sınırının olduğu, oysa reklamcılıkta pek çok farklı ürün,farklı yayın alanı,vb.bulunduğu düşüncesiyle reklamcılığa dönüş yolları aradım.




hspace=0

hspace=0

Gazetelerin eleman ilanı sayfalarıyla kurduğum, tiryakilik benzeri yakın ilişki ve farklı özgeçmişler yazma serüvenim böyle başladı. 1980'den 1997'ye kadar bu iki sektör arasında gezindim. Yayıncılıkta tüm dergi grubunun görsel yönetmenliğini üstlendiğim, acemi gençlere bilgisayar programları ve sayfa tasarımı öğrettiğim dönemler de oldu. Sonra yine reklamcılık... Benim için en keyifli olan, ana düşüncenin yaratılış aşamasıydı. Oysa çoğu reklam şirketi yönetimi, bu iş için yaratıcı yönetmen ve reklam yazarı ile kapalı kapılar ardında kafa patlatıp bize sonucu bildirir ve grafik tasarım eğitimi almış yaratıcı insanları 'yalnız biçimden sorumlu' durumuna düşülürlerdi. Ne? Hâlâ mı böyle? Ne diyeyim, asla teslim olmayınız meslektaşlarım! Uçarken kanadınıza sprey sıkmalarına da izin vermeyiniz!


hspace=0

Tüketicilerin, sıfırın altına inen kültür ve nakit seviyeleri nedeniyle ülkede 'promosyon' dışında bir reklam yöntemi kalmamış olmasıyla nasıl mücadele edileceğini ise inanın, ben de bilmiyorum. Zaten bilseydim, bugün, kenarından izleyip storyboard ve illüstrasyon yapmak yerine, sektörün tam göbeğinde duruyor olurdum. Demek ki neymiş, eski sanat yönetmenlerini kırpıp kırpıp illüstratör yapıyorlarmış... Elinizi şimdiden alıştırsanız iyi olur.

Bulut Bebek / Kendisi ve Çizgisi
1986'da oğlum Bulut doğduktan ve tatlı gülücüğüyle bize dünyaları verdikten sonra, biraz da karikatürcü eşim Köksal'a özenmiş olsam gerek, Bulut Bebek adlı bir bant karikatür tiplemesi oluşturdum. 1989'da Güneş Gazetesi'nde, 1994'ten itibaren Cumhuriyet'te yayınlanmaya başlandı. Gündüzleri (reklamcılıkta ve yayıncılıkta 'gündüz'ün saat kaçta bittiğini bilenler bilmeyenlere anlatsın) işte çalışıp geceleri de evde esneyerek espri bulmaya çalışıyordum. Deli miydin? diye soruyor olabilirsiniz; bir şey yapmak isteyince asla vazgeçmeyen inatçı ruhum şu an sizi duymak istemiyor. Bulut Bebek 1 ve Bulut Bebek 2 adlı kitaplar 1994'te Cartoon ayıncılık tarafından yayınlandı. Seyrek de olsa, çizmeye devam ettiğim Bulut Bebek, bu yıl 17 yaşında.Rakip okul olan Mimar Sinan Üniversitesi'ne gittiği için biraz bozulduğum oğlum Bulut ise 2yaşında ve fotoğraf öğrencisi.

Çizer Milletinin Aklı Hep Yazmadadır

2002'de, Kadınca dergisine 5 yıl boyunca yazıp çizmiş olduğum Binbir Kadın Masalları adlı çizgili anlatıları kitaplaş-tırdık, Sel Yayınları'nca basıldı. Bundan aldığım cesaretle öykü dergilerine 'kenarı çizgili hikayeler' vermeye başladım. Adam Öykü ile Güzel Yazılar dergileri, benim hikayeleri ve anlatıları bastıktan bir-iki yıl sonra sırayla kapandılar. Eşik Cini öykü dergisi ise bu tarihçenin henüz farkında olmadığından, hikayelerimi hspace=0yayınlamaya devam ediyor hâlâ...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Teknik

kedi - Exlibris
Çoğunlukla 'Elde çizim+Tarama+Photoshop'ta boyama' tekniğiyle çalışıyorum ama doğrudan Photoshop fırçalarıyla (tabletsiz) boyayarak çalışma ve vektörel çizim de kullandığım yöntemler arasında. Neden mi? Rek-lamverenlerin ve ajans müşteri temsilcilerinin sözlüğündeki 'illüstrasyon' maddesinde şöyle yazar çünkü: İyi bir çizer, her araçla her şeyi çizer!
www.nurayciftci.net
[email protected]

hspace=0

hspace=0
[email protected]

 

September 2007

 


Sanatçılarımız