set_encoding Dergi August 2007 Sayısı - Resimden Beslenen Bir Fotoğrafçı : Peter Edel | Photoshop Magazin
                                       
      
Photoshop Magazin
 


Resimden Beslenen Bir Fotoğrafçı : Peter Edel

01 August 2007 | Sayı: Aug 2007
 
1 2 3 4 5
 

           Resimden Beslenen Bir Fotoğrafçı : Peter Edel

hspace=0

¤ 1959'da Hollanda'nın başkenti olan Amsterdam'da doğdu.
¤ 1979'da Amsterdam'da Gerrit Rietveld Akademisi Güzel Sanatlar bölümüne girdi.
¤ 1984'de fotoğraf tasarımıbölümünden mezun oldu. Mezun olduğundan beri görsel sanatçı ve fotoğrafçı olarak çalışıyor. 
¤ Birçok ser gi düzenledi. Kendi sanat çalışmalarıyla bir fotoğrafçı olarak sanat organizasyonları, galeriler, müze ve bireysel sanatçılar için sıklıkla çalıştı.
¤ Son iki yıldır reklam fotoğrafçılığı ve kitap kapak tasarımı üzerinde uğraşıyor.
¤ Nişanlısı burada yaşadığından beri birkaç aydır İstanbul'da yaşıyor.
yabancı

Peter Edel, nişanlısı Müge hanım'dan dolayı bir süredir İstanbul'da yaşıyor; yani bir nevi yabancı damat adayı. Hollandalı bir fotoğrafçı olan Edel, Türkiye'nin kültürel dokusunu farklı bir gözle gözlemleyip kaydediyor. Bu ay konuğumuz Peter Edel...

hspace=0
Röportaj: Hasan Ali Nursal Hazırlayan: Serra Azerm

hspace=0

Bize biraz çalışmalarınızda kullandığınız tekniklerden bahseder misiniz?


30 yıldan daha fazladır analog fotoğrafçılıkla uğraşıyorum ancak analog fotoğrafçılığın kusurları beni her zaman yormuştur.. Bazen karanlık oda'da siyah-beyaz çalışma yapmaktan sıkıldığım, filmlerin tab olmasını endişeyle beklediğim an'lar oldu.

Dijital fotoğrafçılık özgürlük getirdi; özellikle Photoshop gibi fotoğrafçılıkla ilgili yazılımla birlikte... Bu bana ne yaptığıma dair büyük bir yaklaşım kazandırdı. Fotoğrafçılıkta çalışmanın ne kadar eğlenceli olduğunu yeniden keşfetmemi sağladı. Sonuç olarak bu beni dijital fotoğrafçılık olmadan fotoğrafçı olacağıma emin olamamaya kadar götürdü. Zaten ilk dijital kameramı satın aldığımdan beri analog resim çekmedim.

Çalışmalarınızda hangi tür teknik materyaller kullanıyorsunuz?

Her zaman benle beraber yanımda 3 Nikon dijital kamera ve küçük bir Sony Cybershot taşıyorum ve onlarla çalışıyorum. Nikonlar kameralarım için birçok lensim var. Bunlar 28 mm, 85 mm, ek olarak 18-70 ve 80-200 zoom.

Ama benim en çok sevdiğim lens 50 mm Micro Nikor. Bu eski bir lens. Yıllardır bunu kullanıyorum. Bu fosil, beni geriye analog günlerime götürüyor. Keskinliği ve kontrastı karşı konulamaz. Otomatik odaklanmaya sahip değil ve kameramın ışık ölçeği bununla çalışmıyor. Ama sadece obje (natürmort - still life) ve yakın çekim çalıştığım için bu önemli değil. Aynı zamanda onunla küçük objeler üzerinde çalışmayı seviyorum, özellikle de macro flash ile birlikte.

Beni analog fotoğrafçılık günlerime götüren bir diğer ekipman Bowens stüdyo flash'larım. Aynı zamanda epey eski ama çok dayanıklı. Fotoğraflarımı Photoshop CS3 ve birçok plug-in ile manipüle ediyor ve düzenliyorum. Birçok fotoğrafçının tersine fotoğraflarım üzerinde Photoshop ile çalışmayı seviyorum.Bazen bir fotoğraf üzerinde günlerce çalıştığım oluyor. Güzel bir müzik koyup ve 14 saat bilgisayarın arkasında çalışabiliyorum. 'Mükemmel gün' düşüncesi benim için budur.

Bir fotoğrafçı olarak sanatınızla ilgili beslenme kaynaklarınız, ilham kaynaklarınız nelerdir ?

İlham kaynağımı fotoğraf dışındaki şeylerden alıyorum, aslında sanat dışındaki şeylerden. Öncelikle bilimden esinleniyorum. Gerçekliği kavrayışım kuantum tekniklerinden geliyor veya Jean Baudrillard'ın post modern felsefesinden. Sanattan ilham kaynağıma gelince; bir çok ressam benim için önemli... Belki de ben bir çeşit tuvalet sanatçısıyım. Demek istediğim, için için ressam olmak isteyen ama bu yeteneği olmayan bir fotoğrafçı... Hala, fotoğrafçılık tekniklerini kullanarak resim yapmayı seviyorum. Özellikle görünenin ötesindeki gerçekliği hayal etme imkanı, bir diğer deyişle modern sanatın ana noktası beni resimde etkileyen şeydir. Bu anlamda, bu konsepti fotoğrafçılıkta da uygulama isteğim var.

hspace=0

hspace=0

Güzel bir müzik koyup ve 14 saat bilgisayarın arkasında çalışabiliyorum. Mükemmel gün fikrim budur.

Aslında bu bir paradoks çünkü gördüğümüz gerçekle fotoğraf arasında güçlü bir ilişki var. Ama dijital fotoğrafçılığın ve Photoshop'n birleşimi benim bunu yapabilmemi sağlıyor. Gerçekten bu teknolojik armağana teşekkür borçluyum, beni hem görsel gerçekliğin yükünden kurtardığı için hem de aynı zamanda fotoğrafçı olarak kalmaya devam ettiğim için. Benim resme olan hayranlığım fotoğraflarımdan kolaylıkla anlaşılır. Bunu çok sıklıkla duyuyorum.

hspace=0Çalışma ortamınızdan söz eder misiniz; belli bir ortamınız var mı ya da özellikle sevdiğiniz bir çalışma ortamı ?

Esasen, ihtiyacım olan yeterince alan ve ekipman olduğu sürece her yerde çalışabilirim. Çalışmak için yalnız olmaya ihtiyaç duymuyorum çünkü çalışırken tamamıyla işime konsantre oluyorum. Bazen çalışırken belli bir müzik dinlemek benim için önemli bir durum olabiliyor. Müzik seçimim Baba Zula'dan Frank Sinatra'ya kadar birçok şarkıcının parçalarını içeriyor.

Fotoğrafta tarz farklılığı oldukça önemli. Fotoğrafa yeni başlayan bir fotoğrafçının kendi tarzını oturtabilmesi adına sizce neler yapması gerek ?

Tabi ki de her gün tekerleği icat etmek gerekli değil ama diğerlerinin iyi niyetli fikirlerini çok dinlememek gerekir derim ben. Benim için kişisel stilin gelişmesinde kendi kendini yetistirmenin çok büyük önemi var. Dijital teknikler harika ve çok şey sunuyor ama bu özelliğinden dolayı da aynı zamanda kişisel stil gelişimine engel.


hspace=0

Gerçekliği kavrayışım kuantum tekniklerinden geliyor veya Jean Baudrillard'ın post modern felsefesinden. Bu, sanata ilham kaynağım olarak dönüşünce, birçok ressam benim için önemliydi.


Örnegin Photoshop'taki standart efektler ve filtreler konusunda çok dikkat ediyorum.   Bir sergiye gittiğim ya da bir sanat dergisine baktığım zaman, bir çalışmadaki Photoshop filtresini gördüğümde bundan çoğunlukla rahatsız oluyorum. Bunun yerine kendi efektlerimin paletini yaratmak için internet üzerinden plug-in bulmaya çalışıyorum. Ve daha gizli olan plug-in'leri sık olarak dikkate alıyorum.

Benim fikrime göre kişisel stilin gelişmesindeki bir başka önemli öğe ise üretici tarafından ne amaçla kullanılacağı belli olmayan yolların kullanılmasıdır. 4 sene önce dijital teknikleri kullanmaya başladığımdan beri bu ilk fark ettiğim şeylerden bir tanesiydi. Örnek olarak, panaromik fotoğraf için tasarlanan bir programı öyle bir şekilde kullandım ki, bu muhtemelen program tasarımcısında kabuslara sebep olurdu.


İletişim teknolojilerinin gelişimiyle ülkeler, kültürler arasındaki sınır gittikçe inceliyor. Bu, farklı kültürlerden insanların etkileşimi açısından önemli. Bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Dünya dijital devrimden sonra daha küçük bir hale geldi. Netice itibariyle tüm dünyadaki sanatçılar ve tasarımcılar öncesine göre birbirlerinin çalışmalarıyla daha sık karşılaşmaya başladı. Söylemeye gerek yok ki, bu karşılıklı büyük bir etkileşim sağladı.

Er ya da geç, kültürel farklılıkların öncesinden daha az göze çarpacağı sanat ve tasarım çalışmaları bu gelişmeyi takip edecek. Bu tabi, yaşadığımız post modern çağın işaretinden başka bir şey değil.

Ticari bir tarzınız olduğunu düşünüyor musunuz ?

Bir reklam fotografcisi olarak öyle olduğunu umuyorum. Ancak benim sanatçı kimliğimle düşünürsem, ticari taraf benim için daha az önemli. Sanatta benim için para kazanmaktan daha önemli şeyler var. Bu sebeple, bağımsız sanatı reklam fotoğrafçılığıyla birleştiriyorum.

hspace=0

Kişisel stilin gelişmesindeki bir başka önemli öğe ise üretici tarafından ne amaçla kullanılacağı belli olmayan yolların kullanılmasıdır.

Sizin beğendiğiniz fotoğrafçılar kimler ?

Komik, bu soru aklıma benzer bir soruyu getiriyor; yıllar öncesinde sanat okuluna kabul edilmemden önceki görüşmemde de bu soru sorulmuştu. Zaman içinde birçok şey değişti ama hala bu soruya hemen cevap vermekte zorlanıyorum; bugün farklı nedenlerden dolayı olsa da... Dediğim gibi, sanatta birçok ressamdan etkilendim. Saygıyla klasik öncüden bahsetmek istiyorum; Dadaism, Sürrealizm ve İtalyan Fütürizm gibi. İsimler istiyorsanız, Marcel Duchamp, Salvdor Dali, Giorgio de Chiricio ve Rene Margritte.

Tabi ki de bu insanlar artık günümüzde yaşamıyorlar. Bu anlamda klasik Avangart'dan bahsetmek istiyorum. İlk aklıma gelen Hollandalı ressam Rob Scholte. Arabasına koyulan patlayıcı yüzünden 90'ların ortasında her iki bacağını da kaybetmesinden önce yaptığı çalışmalarını kastediyorum. Bu olaydan sonra çalışmaları o kadar etkileyici olamadı malesef. Etkilendiğim, onun sadece eski görsel çalışmaları değil, aynı zamanda o günlerdeki sanatçı kimliği üzerine düşünceleridir. Scholte'ye göre bir sanatçının, toplumun sanata verdiği kimlikle yaşaması şart değildir. Sanat her şey olabilir; sanatçı her şey olabilir.

Peki kimler için çalıştınız ve ne tüür işlere imza attınız ?

Görüşmenin başında söylediğim gibi sıklıkla görsel sanatçılar ve sanat organizasyonları için çalıştım ve hala da çalışıyorum. Aslında gelecek ay bir grup Hollandalı sanatçı için hazırlanan bir kitap projesinde çalışacağım. Ama bugünlerde grafik tasarımcıları için daha çok işler yapıyorum; bu da ticari fotoğrafçılık anlamına geliyor. Görsel sanatçı kimliğime gelince, yaptığım çalışmaları ticari bir iş olarak düşünmüyorum.

Diğer fotoğrafçılarla ortak çalışmalarınız var mı ya da bu doğrultu da bir planınız ?

Şu anda yalnız çalışıyorum. Zaman içinde İstanbul'da reklam fotoğrafçılarıyla işbirliği yapabilirim. Belki bir grup ticari fotoğrafçıyla İstanbul'
da belli bir zamanda iş birliği yapabilirim. Şimdilik gelecek için olan bu ama ileriye yönelik iş deneyimlerine bakıyorum.

Günümüz fotoğrafçılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dijital teknoloji, daha ucuz kameralar, daha çok özellik ve de fotoğrafla ilgilenen daha çok sayıda insan... Artık fotoğrafçılık sadece deneyimli fotoğrafçıların rezervinde değil; pahalı ekipmanların ve stüdyoların rezervinde olmadığı gibi.

hspace=0

Dediğim gibi, sanatta ressamlar tarafından güçlü bir şekilde etkilendim. Saygıyla klasik öncüden bahsetmek istiyorum; Dadaism, Sürrealizm ve İtalyan Fütürizm gibi.

Bugün en etkileyici efektlerin birçoğu bilgisayar tarafından yapılabilmekte. Benzer olay 80'lerde elektronik müziğin başlamasıyla da görüldü. Analog enstrümanlarından en ideal sesi yakalamak için senelerdir uğraşan müzisyenler birdenbire bu ideal ses ve başka daha 2000 ideal sesin yer aldığı bir aletin Japonya’da marketlerde satılmaya başladığını gördüler. Tabi açıklanabilir ve anlaşılabilir bir sey ki, eski günlerin tüm müzisyenleri bu teknolojik gelişmeden memnun kalmadılar. O günden sonra deneyim sahibi olmayan müzisyenler mükemmel sesler üretebildiler. Hem de çok pahalı bir stüdyoda değil; eğer gerekirse tavan arasında… Eski günlerdeki tüm müzisyenler olmasa da bu teknolojik gelişimden herkes memnun oldu. Benzer bir demokratlaş-tırma şimdi fotoğrafçılıkta ortaya çıkıyor.

İdeolojik yönlü bir sanatçı olmam dolayısıyla ben bu gelişmeden ancak mutlu olabilirim. Dijital fotoğrafçılık ve Photoshop'ın birlikteliğinin hayal gücünde demokratikleşmeye yol açacağını düşünmek imkansız değil. Bu hayal gücü, insanlığın tamamıyle başka şekillerde bir araya geleceği yeni bir evrensel dile dönüşecek.

Çünkü bu her halükarda yaklasmakta olan gerçeğe ilişkin yeni yaklaşımla bir bağ kuruyor. Çok güzel, ama öte yanda reklam fotoğrafçısı kimliğim var ve bu alanda şüphelerim var. Çünkü, işin görünmeyen tarafı, yakın zamanda bir fotoğrafçının fotoğrafçılık ile geçinmesini zorlaştıracağıdır.

Sanat ve fotoğraf dışında diğer yönlerinizden de bahseder misiniz?

Sanatçı ve fotoğrafçılığımın yanısıra tamamen farklı bir yönüm de var; aynı zamanda birçok politik ve tarihi konuyla ilgileniyorum. Son 12 yılda bu konuda çok yazı yazdım. Hollanda'da yaklaşık 100 makalem yayınlandı. 2002 ve 2003 yıllarında İsrail ve Siyonizm tarihi hakkında 2 kitabım yayınlandı. Şimdilerde bu kitaplardan ilki Türkçeye çevrilmekte. Umarım bu yılın sonunda Türkiye'deki kitapçılarda yerini alacak.

Photoshop Magazin okurlarına mesajınız ?

Bugünler, analog fotoğrafçılığının son günleri diyebilirim.

hspace=0

 

August 2007

 


Röportaj