Photoshop Magazin
 


Damla Açıl Karakurt

01 August 2007 | Sayı: Aug 2007
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0hspace=0

Elimde olsa doğduğum an elime kağıt kalem alıp çizgiler çizmeye başlayacakmışım.
Kalemi ve kağıdı tanıdıktan sonra evde çekmeceleri karıştırıp bulduğum kağıtlara garanti belgeleri, kullanım kılavuzları, faturalar ve hatta özel mektuplar şekiller çizmeye başlamışım. Yani var olanı, sanatsal süzgecimden geçirip ortaya yeni ürünler çıkardım.

Kağıt ve kalemle olan haşır-neşirliğim Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım bölümüne girene kadar devam etti. Bu sanatsal bakış açısı, hala sürmekte ve bana şu anki başarımı getirdi.



hspace=0

Hayaller aslında beklenmeyendir. Belki de bu yüzden yaptığım işler farklı algılandı.
Mezun olduktan iki gün sonra girdiğim işte kendimi kısa sürede ispatladım. Orası benim için yeni bir dünyaydı, grafik tasarımcı olarak Pixel Art çalışmaları yapmaya başladım. Daha önce göremediğim ‘nokta'ları görmek beni çok heyecanlandırdı. Sonra anladım ki, şeytanı bulmakta güçlük çektiğim anlar, aslında şeytanın ayrıntıda gizlendiği anlarmış.

Mutlu olmak hayatta her şeyden çok daha değerli.
Cıvıl cıvıl, yerinde duramayan, kabına sığamayan kişiliğime uygun işler yapmak benim için hava kadar su kadar önemli. Çünkü mutlu olmak hayatta her şeyden çok daha değerli. Yaptığım flash uygulamaları ve web tasarımları benim aslında hayat ritmimin göstergeleri. Hareketi, hareketli olmayı seven biriyim; dolayısıyla hareketli işler yapmak hoşuma gidiyor. Ama daha çok yol var...


hspace=0hspace=0

Çizimler

hspace=0

hspace=0



İşim konusunda elimi atmadığım, atıp da başaramadığım bir dal yok neredeyse.
Poster, katalog, kurumsal kimlik, broşür, afiş... Grafik işleri içinde en çok tiyatro afişi tasarlamayı seviyorum. Çünkü hayaller çarpışıyor orada. Yani diyelim; yazar hayal etmiş ve oyununu yazmış; bir yönetmen üzerine hayal etmiş ve oyunu sahneye koymuş, sonunda da ben bütün hayalleri barındıran yeni bir düş kuruyorum.

Bazen kağıtların boyutu yetmedi bana. Küçük kaldılar.
Bazı düşlerimi taşıyamadılar. Bir anlamda belki de ilk defa bir duvar çıktı karşıma. Duvarları tuval yaptım kendime. Yeni düşlere açılan yeni pencereler... Ankara'da bir cafenin duvarına imza attım önce. Sonra da Alanya'da bir restaurant için kolları sıvadım. İnsanların önündeki duvarlar benim için yeni düş bahçeleri oldu.

İlk önce mekanın tarzını görüp genel renk uyumuna bakıyoruz.
Bu bahçelerde dolaşmak beni sıkmasın diye, ritmime ayak uydurabilecek bir yoldaş aldım yanıma. Bu alanda yalnız çalışmayı sevmiyorum. Kardeşim diyebileceğim en yakın arkadaşımla beraber yok ediyoruz duvarı. İlk önce mekanın tarzını görüp genel renk uyumuna bakıyoruz, daha sonra bir tarz yaratıp çizimlere başlıyoruz. Bunları dijital ortama geçirip renklendirme aşamasına geçiyoruz. Geriye kalan benim tuzum onun biberi...

Hayatımda en az zaman ayırdığım şey uyku.
Uykuda geçen zaman, yitik zamandır. Düşününce, hayat aslında çok kısa. Neden uykuyla zaman harcayalım ki... Hayallerime sınır koymadım ben. Hatta sınırlı hayalleri, sınırsızca hayata geçirdim. Hayal kurmak sonra da o hayalin ötesine geçmek...'

'Hayallerin ötesine geçmek.' İşte ben; Damla Açıl Karakurt'un sanata bakış açısı. Yaşadığımız toplumda bunun büyük bir lüks olduğunun bilincinde olarak mesleğimi çok küçük yaşlarda seçtim.

hspace=0

 

August 2007

 


Yarının Ustaları